m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Zekat

 

Zekatın Önemi - Zekat Vermeyen

 

Zekatın Önemi

 

9895. Cerir der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize bir hutbe verip sadaka vermeye teşvik etti. Ancak Müslümanlar sadaka vermede yavaş davranınca Allah Resulünün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öfkesi yüzüne vurdu. Sonrasında Ensar'dan bir adam getirdiği bir keseyi teslim etti. Ardından diğer Müslümanlar da bir bir sadaka olarak bir şeyler getirip vermeye başladılar. Bunu gören Allah Resulünün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüzünde bir neşe belirdi ve şöyle buyurdu: "Kim güzel bir yol (çığır) açarsa hem bunu yapmanın sevabını, hem de ondan sonra bu yolu takip eden kişilerin alacağı sevabın benzerini alır. Bunların sevaplarında da bir eksilme olmaz. Her kim de kötü bir yol (çığır) açarsa, hem bunu yapmanın günahını, hem de ondan sonra bu yolu takip eden kişilerin günahının benzerini yüklenir. Bunların günahlarında da bir eksilme olmaz."

 

Tahric: Ahmed (4/361-362), Darimi (514), MÜslim (4/2060:15), Taberani (2/2447) ve İbn Huzeyme (2477).

 

 

 

9896. Münzir b. Cerir, babasından bildiriyor: Günün ortalarında Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındaydık. O esnada yanına yalın ayaklı, kaba giysili, kılıçlarını kuşanmış, sarıklarını takmış, çoğu hatta hepsi Mudar kabilesinden olan bir topluluk geldi. Onların bu perişan halini gören Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüz ifadesinin değiştiğini gördüm.

Sonra kalkıp Mescid'e girdi. Ardından emir verde ve Bilal ezanı okudu. Kamet de getirilince namazı kıldırdı. Namazın ardından şu ayetleri okudu: "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözetleyicidir." (Nisa Sur. 1) "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır." (Haşr Sur. 18)

Cemaat bunları duyunca sadaka olarak kimi dinar (altın), kimi dirhem (gümüş), kimi giysi, kimi buğday, kimi de hurma vermeye başladı. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yarım hurma dahi olsa sadaka veriniz" buyurunca Ensar'dan bir adam hurma dolu bir çuvalla geldi. Kolları çuvalı taşımakta zorlanıyor, hatta taşıyamıyordu. Bu şekilde cemaat birbiri ardına sadaka vermeye devam etti. Sonunda yiyecek ve giysilerden iki büyük yığın oluştu. Bundan dolayı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüzünün neşelendiğini ve altın gibi parıldadığını gördüm. Ardından şöyle buyurdu: "Kim İslam'da güzel bir yol (çığır) açarsa hem bunu yapmanın sevabını, hem de ondan sonra bu yolu takip eden kişilerin alacağı sevabın benzerini alır. Bunların sevaplarında da bir eksilme olmaz. Her kim de İslam'da kötü bir yol (çığır) açarsa, hem bunu yapmanın günahını, hem de ondan sonra bu yolu takip eden kişilerin günahının benzerini yüklenir. Bunların günahlarında da bir eksilme olmaz."

 

Tahric: Müslim (2/704, 706; 4/2060), Ahmed (4/358) ve İbn Mace (203).

 

 

 

9897. Eyyub'un bildirdiğine göre İbn Abbas şöyle demiştir: Şehadet ederim ki bir defasında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbeden önce namazı kıldırdı. Namazın ardından da hutbe verdi. Ancak hutbesini kadınların işitmediğini düşününce yanlarına gitti. Onlara bir takım uyarılarda bulundu, nasihatler etti ve sadaka vermelerini söyledi. Bilal da yanında giysisini (sadakaları içine atmaları için) açmış duruyordu. Bunun üzerine Bilal'in açmış olduğu giysiye kadınlardan kimisi yüzüğünü, kimisi küpesini, kimisi de başka bir takısını atmaya başladı.

 

9898. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey kadınlar topluluğu! Sadaka verin! Zira Cehennem ahalisinin çoğunluğunu siz kadınlar oluşturuyorsunuz" buyurunca, tanınmamış kadınlardan biri: "Ey Allah'ın Resulü! Hangi sebepten dolayı?" diye sordu. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çünkü siz çokça lanet okur ve kocanıza nankörlük edersiniz" karşılığını verdi.

 

Tahric: Tayalisi: (384), İbn Ebi: Şeybe, Müsned (183, 249), Darimi: (1007), Ahmed (1/323, 376, 426, 433,436), Nesai: (9256, 9257), Ebu Ya'la (5090=5112, 5122=5144, 5262=5284), İbn Hibban (3323) ve Hakim (2/190,4/203-206),

 

 

 

9899. Adiy b. Hatim der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cehennem ateşinden bahsetti. Bahsederken de yüzünü ekşitip bir kenara çevirdi. Bunu yapınca biz Cehennem ateşine baktığını düşünmeye başladık. Ardından şöyle buyurdu: "Yarım hurma olsa dahi sadaka verip Cehennem ateşinden kendinizi koruyun. Onu da bulamazsanız birine tatlı bir söz söyleyin."

 

Tahric: Ahmed (4/256, 377), Darimi (1657), Buhari (6540), Müslim (2/704:68), İbn Hibban (666, 2804), Nesai (2334) ve İbn Huzeyme (2428).

 

 

 

9900. Adiy b. Hatim'in bildirdiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yarım hurma olsa dahi sadaka olarak verip kendinizi Cehennem ateşinden koruyun" buyurdu.

 

Tahric: Ahmed (4/256, 258, 259), Buhari (1417), Müslim (2/703:66) ve Taberani (17/212),

 

 

 

9901. Ebu Said el-Hudri der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ramazan bayramının ilk gününde (musallaya) çıkıp o iki rekat namazı kıldırırdı. Selam verip namazı bitirdikten sonra da oturan cemaate doğru dönerek: "Sadaka verin! Sadaka verin!" buyururdu. Cemaat içinde en çok tasaddukta bulunanlar da küpe, yüzük ve diğer takılarından vermek suretiyle kadınlar olurdu.

 

Tahric: Ahmed (3/36, 42, 54), Buhari (1462), Müslim (2/605:9), Nesai (1785), İbn Mace (1288) ve Hakim, Müstedrek (1/297).

 

 

 

9902. Abdullah (b. Mes’ud)'un hanımı Zeyneb der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey kadınlar topluluğu! Tasaddukta bulunun!" buyurarak bizlere, sadaka vermemizi emretti.

 

Tahric: Ahmed (3/502), Buhari (1466), Müslim (2/694:45), Tirmizi (635, 636), Nesai (2364, 9200, 9201, 9202), İbn Mace (1834), Taberani (24/727), İbn Huzeyme (2463), Beyhaki (4/178), İbn Ebi Asım, el-Ahad ve'l-Mesani (3211) ve Taberani, M. el-Kebir (24/726).

 

 

 

9903. İbn Bicad, ninesinden bildiriyor: "Ya Resulallah! Bazen bana dilenci geliyor, ancak yanımda ona verecek bir şeyler bulunmuyor. (Böylesi bir durumda ne yapayım?)" diye sorduğumda, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir hayvan paçası verecek olsan dahi sana gelen dilenciyi boş çevirme" buyurdu.

 

Tahric: Malik (2/923:8, 931, 996:25, 4), Ahmed (4/70, 5/381, 6/382, 383, 434, 435), Buhari, Tarıh (5/845), Ebu Davud (1664), Tirmizi (665), Nesai (2346, 2355), İbn Ebi Asım, el-Ahad ve'lMesani (3388), Taberani, el-Kebir (24/561), İbn Huzeyme (2473), İbn Hibban (3373) ve Hakim (1/417).

 

 

 

9904. Harise b. Vehb el-Huza, der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Tasaddukta bulunun! Zira kişinin sadakasını vermek için çıkıp da onu almayı kabul edecek birisini bulamayacağı zamanlar pek yakın olabilir" buyurdu.

 

Tahric: Tayalisi (1239), Ahmed (4/306), Abd b. Humeyd (479), Buhari (1411, 1424, 7120), Müslim (2/700:58), Nesai (2336) ve Ebu Ya'la (1471=1475),

 

 

 

9905. Ebu Zer der ki: "Yeryüzünde verilen her bir sadakayla, verilmesini engellemeye çalışan yetmiş tane şeytanın bu yöndeki vesveseleri de kesilir.''

 

Tahric: Ahmed (5/350), Buhari, Tarihu'l-Kebir (4/1761), İbn Huzeyme (2457), Bezzar, Zevaid (943), Taberani, M. el-Evsat (1037), Hakim (1/417), Beyhaki, Sünen (4/187) ve Şuab (3474=3199),

 

 

 

9906. Abdullah (b. Mes’ud) anlatıyor: Bir rahip manastırda Yüce Allah'a altmış sene boyunca ibadet etti. Bir gün kadının biri manastıra gelip yakınında kendine bir mekan edindi. Rahip kadının yanına gitti ve altı gün boyunca onunla ilişkiye girdi. Sonra hata ettiğini anladı, oradan kaçıp gitti. Uğradığı bir mescide sığındı. Mescitte hiçbir şey yemeden üç gün boyunca kaldı. Üç gün sonrasında kendisine bir ekmek verilince ikiye böldü ve yarısını sağındaki bir adama, diğer yarısını da solundaki bir adama verdi. Sonrasında kendisine bir melek gönderildi ve ruhunu teslim etti. Hesapta altmış senenin ameli terazinin bir kefesine, işlediği o günah da diğer kefeye konulunca günahın bulunduğu kefe ağır bastı. Dağıttığı o ekmek getirilip bir kefeye, günahı da diğer kefeye konulduğunda ise ekmeğin bulunduğu kefe daha ağır bastı.

 

Tahric: Beyhaki, Şuab (3488=3213).

 

 

 

9907. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Yüce Allah, kulun verdiği sadakayı kabul edip sağ eliyle teslim alır. Sonra onu, birinizin atının yavrusunu veya devesinin sütten kesilmiş yavrusunu besleyip büyüttüğü gibi büyütüp çoğaltıro Öyle ki verilen bir lokmalık sadaka, Uhud dağı kadar büyür. Bunun tasdiki de Yüce Allah'ın kitabındaki şu ayetlerdir: "Allahlın, kullarının tövbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu bilmiyorlar mı?" (Tevbe Sur. 104) "Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah pek nankör olan hiçbir günahkarı sevmez." (Bakara Sur. 276) 

 

Tahric: Abdurrezzak (20050), Ahmed (2/268, 471), Tirmizi (662), İbn Huzeyme (2427), Taberi (3/105), İbn Huzeyme (2426) ve Hakim (2/333).

 

 

 

9908. Ebu Seleme, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Verilen sadaka, maldan hiçbir şeyi eksiltmez. Onun için tasadduk edin" buyurduğunu bildirir.

 

Tahric: Ahmed (1/193, 4/231), Abd b. Humeyd, Muntehab (159), Müslim (4/2001:69), Tirmizi (2325), Ebu Ya'la (846=849), Taberani, es-Sağır (142), M. el-Evsat (2291), Haraiti, Mekarimu'l-Ahlak (368), Bezzar, MÜsned (1032, 1033), Kudai, Müsnedu'ş-Şihab (819) ve İbn Adiy, el-Kamil (5/1782).

 

 

 

9909. Hz. Aişe der ki: Bize pişirilmiş bir koyun hediye edildi. Kürek kemiği hariç koyunun hepsini paylaştırıp dağıttım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanıma girince de bunu ona anlattım. Ancak Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır, kürek kemiği hariç hepsi(nin sevabı) sizindir" buyurdu.

 

Tahric: Ahmed (6/50), Buhari, Tarih (4/2619), Tirmizi (2470), Bezzar (942), Hakim (4/136) ve Beyhaki (9/250).

 

 

 

9910. Amir oğullarının azatlısı Atıyye, Yezid b. Bişr es-Seksekı'den naklen şöyle bildirir: Yezid b. Abdilmelik, Kabe'ye konulacak örtüyle birlikte beni Mekke'ye gönderdi. Teyma'ya vardığım zaman yanıma bir dilenci geldi ve: "Sadaka verin! Zira sadaka insanı yetmiş tür kötülükten korur" diyerek benden bir şeyler istedi. Oradakilere: "Buranın en alim kişisi kim?" diye, sorduğumda: '''Nusey" diyerek Yahudilerden bir adamın adını verdiler.

Bunun üzerine söz konusu kişinin evine gittim ve: "Nusey burada mı?" diye sordum. Hanımı yüksekçe bir yerden bana baktıktan sonra girmem için izin verdi. izin verilmesi üzerine Nusey'yin yanına girdim. Nusey beni görünce hemen abdest aldı. Ona: "Beni görünce neden abdest aldın?" diye sorduğumda: "Yüce Allah, Hz. Musa'ya: ''Ey Musa! Abdest al! Abdestli olmadığın taktirde başına bir musibet gelirse bu konuda kendinden başkasını sorumlu tutma!'' buyurmuştu" karşılığını verdi.

Ona: "Dilencinin biri: ''Sadaka verin! Zira sadaka insanı yetmiş tür kötülükten korur'' diyerek benden bir şeyler istedi" dediğimde, Nusey: "Adam doğru söylemiş" karşılığını verdi ve bu yönde ölüm, göçük altında kalma, binekten düşüp boynun kırılması ve suda boğulma gibi bazı kötü durumları zikretti. Bunun üzerine ben de: "(Sadaka) kişiyi ateşten (cehennemden) de korur" dedim.

 

Tahric: İbn Zenceveyh, Emval (1313) ve İbn Asakir (65/131).

 

 

 

9911. Mersed b. Abdillah el-Yezeni der ki: Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) işiten birinin bana bildirdiğine göre, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Müminin verdiği sadaka, kıyamet gününde (hiçbir gölgenin olmayacağı bir günde) kendisine gölge olacaktır."

 

Tahric: İbn Mübarek, Zühd (645), Ahmed (4n47, 148, 233, 5/411), Ebu Ya'la (1760=1766), İbn Huzeyme (2431, 2432), İbn Hibban (3310) ve Hakim (1/416).

 

 

 

9912. Ali b. el-Akmar der ki: Ebu'I-Ahvas: "Doğrusu kurtuluşa ermiştir kendini arındıran" (A'la Sur. 14) ayetini açıklarken: "Bu kişi, az da olsa sürekli sadaka veren kişidir" demiştir.

 

9913. Ebu Medyene'nin bildirdiğine göre dilencinin biri Abdurrahman b.

Avf'tan bir şeyler istedi. Abdurrahman'ın önünde de üzüm vardı. Dilenciye sadece bir üzüm tanesi verince oradakiler bunu hoş görmediler. Bunun üzerine Abdurrahman (Zilzal suresinin 8. ayetine atıfta bulunarak): "Bu üzüm tanesinde pek çok zerre ağırlığında hayır vardır" karşılığını verdi.

 

Tahric: Beyhaki, Şuabu'l-İman (3467=3192, 9057=8639).

 

 

 

9914. Ebu iyas, Ümmü'I-Hasan'dan naklediyor: Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eşi Ümmü Seleme'nin yanındaydım. Bir ara yoksullardan birkaç kişi gelip bir şeyler istediler. Ümmü Seleme'ye: "Onları dışarı çıkarayım mı?" dediğimde:

"Bunlara böyle davranmamız emredilmedi! Her birine birer hurma ver'' karşılığını verdi.

 

Tahric: Ebu Ubeyd, el-Garıb (4/339).

 

 

 

9915. Humeyd b. Abdirrahman der ki: "Kaya kuşunun başı kadar bile olsa dilenciye bir şeyler ver(in ve boş çevirmey)in" denilirdi.

 

9916. Fatıma binti Hüseyn'in babasından naklen bildirdiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dilenci, at üzerinde gelmiş olsa bile (istenen şeyde) hakkı vardır" buyurmuştur.

 

Tahric: Malik (2/996;3), İbn Ebi Şeybe, Müsned (789), Ahmed (1/201), İbn Zenceveyh, Emval (2088- 2090), Buhari, Tarıh (8/3544), Ebu Davud (1662, 1663), Ebu Ya'la (2751=2784), İbn Huzeyme (2468), Bezzar (1343), Taberaill, el-Kebir (22/535), M. el-Evsat (1397) ve İbn Adiy, el-Kamil (4/1503, 1504,5/1687).

 

 

 

9917. Salim b. Ebi'I-Ca'd'ın bildirdiğine göre Hz. isa b. Meryem: "Dilenci gümüş ile eyerlenmiş at üzerinde gelmiş olsa bile (istenen şeyde) hakkı vardır" demiştir.

 

9918. Ebu'I-Ahvas der ki: Namaz kılmak üzereyken birinize dilenci geldiği zaman, eğer imkanı yetiyorsa ona tasaddukta bulunsun. Zira Yüce Allah: "Kendini arındaran ve Rabbinin adını anıp namaz kılan kimse, kuşkusuz kurtuluşa ermiştir." (A'la Sur. 14-15) buyurmuştur. Onun içindir ki kişi, namaza başlamadan önce sadaka vermeye imkanı varsa bunu yapsın.

 

 

 

Zekatını Vermeyenler Hakkında

 

9919. Ebu'I-Ahvas'ın bildirdiğine göre Abdullah (b. Mes’ud): "Zekatını vermeyenin namazı (kabul) olmaz" demiştir.

 

9920. Dahhak der ki: "Zekat verilirse ancak namaz (kabul) olur."

 

9921. Abdullah (b. Mes’ud): "Zekatını vermeyen kişi, Müslüman da değildir" demiştir."

 

9922. İbrahim (en-Nehai) der ki: Hz. Ebu Bekr: "Şayet daha önce (zekat olarak) Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vermiş oldukları bir yuları dahi benden esirgeyecek olurlarsa (vermezlerse) onlarsa savaşırım!" dedi ve şu ayeti okudu:

"Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz?" (AI-i imran Sur. 144)

 

9923. Cabir: "Malının zekatını eda ettiğin zaman, ondan gelecek kötülüğü de bertaraf etmiş olursun" demiştir.

 

9924. Muaz der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni (Yemen'e) gönderirken şöyle buyurdu: "Ehl-i kitaptan olan bir kavme gidiyorsun. Onları Allah'tan başka bir ilah olmadığına ve benim Allah'ın Residü olduğuma şehadet etmeye çağır. itaat edip bunu ifa ederlerse onlara Allah'ın gündüz ve gecede olmak üzere günde beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Eğer buna itaat ederlerse, Yüce Allah'ın, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilmek üzere mallarında zekatı farz kıldığını bildir. Eğer buna da itaat ederlerse, (zekat olarak) en iyi mallarını almaktan sakın. Mazlumun bedduasından da sakın. Çünkü mazlumun bedduası ile Allah'ın arasında perde yoktur."

 

9925-6. Hz. Ali der ki: "Zekatını vermeyene lanet edilmiştir."

 

Tahric: Abdurrezzak (10791, 10792, 15351), Ahmed (1/83, 87, 107, 121, 133, 150, 158, 159), Ebu Davud (2069), Tirmizi (1119), İbn Mace (1935), Nesai (9390, 9391, 9392), Ebu Ya'la (398=402, 512=516) ve Bezzar (822-827).

 

 

 

9927. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Zekatı vermeyen kişiye, kıyamet gününde Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diliyle lanet edilmiştir."

 

Tahric: İbn Ebi Şeybe, Müsned (247), Ahmed (1/430,409,430,364,465), Nesai (5537, 8719, 9389), Ebu Ya'la (5219=5241), İbn Hibban (3252), İbn Huzeyme (2250), Hakim (1/387-388) ve Darakutni, el-İlel (692).

 

 

 

9928. Müsenna b. Said der ki: Bedevilerden bir grup zekat konusunda Enes'e bazı şikayetlerde bulununca Enes onlara: "Zekat olarak verilecek malları toplayın ve vaktinde verin. Bunu yaptıktan sonra sizden zekat adına bir şeyalınacak olursa size zulüm yapılmış demektir" dedi.

 

9929. Cerir der ki: Çocuklarıma "Oğullarım! Zekat memuru geldiği zaman mallarınızdan bir şey gizlemeyin!" dedim.

 

9930. Ebu Hureyre şöyle demiştir: Zekat memuru sana gelip de: "Malından zekat olarak vereceğini ayır" dediği zaman zekatı ayır. Şayet memur ayırdığın miktarı kabul ederse ne ala. Ancak onu beğenmez, almayı kabul etmezse o malı ona bırakıp sırtını dön ve: "Allahım! Benden alacağı bu malın mükafatını katından talep ediyorum'' de. Memura da bundan dolayı lanet okuma.

 

9931. Cerir (b. Abdillah) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Zekat memuru yanınızdan ayrılacağı zaman verdiğinizden razı olmuş bir şekilde ayrılsın" buyurdu.

Ravi Şa’bi de: "Zekat konusunda aşırılık eden kişi, zekata engelolan kişi gibidir" demiştir.

 

Tahric: Ahmed (4/360, 365), İshak b. Raheveyh (410), Darimi (1670), Müslim (2/757:177), Ebu Davud (1580), Tirmizi (646, 647, 648), Nesai (2241), İbn Mace (1802, 1808), Taberani (2/2275, 2338,2339) ve İbn Huzeyme (2335, 2341).

 

 

 

9932. Abdurrahman b. Cabir b. Abdillah, babasından naklen Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildirir: "Pek de sevilmeyen binekliler (zekat memurları) size gelecekler. Geldiklerinde onları hoş bir şekilde karşılayın ve kendisi için geldikleri şeylerle (mallarla) onları baş başa bırakın. Şayet adil davranırlarsa, kendi lehlerinedir. Zulmederlerse de kendi aleyhlerinedir. Onları bu konuda memnun edin. Zira zekat (sevab)ınızın tam oluşu, onların rızası (nı almanıza bağlı)dır. Onlar da size dua etsinler."

 

Tahric: İbn Ebi Şeybe, Müsned (905), İbn Zenceveyh, Emval (1574), Müslim (2/685:29), EbU Davud (1583), Bezzar, Keşfu'l-Estar (1946) ve Beyhaki (4/14).

 

 

 

9933. Dahhak der ki: Ömer b. el-Hattab, zekatı verilmemek için saklanan bir malortaya çıkması halinde o malın beşte birini alırdı.

 

9934. Hasan (el-Basri) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Her kim malının zekatını verirse bu yöndeki sorumluluğunu ifa etmiş olur. Kişinin (zekat miktarından) daha fazlasını vermesi de kendisi için daha hayırlıdır" buyurdu.

 

Tahric: İbn Zenceveyh, Emval (1385) ve Ebu Davud Merasil (130).

 

 

 

9935. İbn Abbas der ki: "Kişi, zekatını verdikten sonra sadaka vermemesinde herhangi bir sakınca olmaz."

 

Tahric: Beyhaki (8/108) ve İbn Abdilber, Temhid (4/211).

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Dirhemlerde (Gümüş Para) ve Dinarda (Altın Para) Zekat Miktarı