m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Alışveriş

 

Gerdek Öncesi Erkeğin Eşine Hediye (Celve) (Yüz Görümlüğü) Vermesi

 

21253. Yunus bildiriyor: Hasan(-ı Basri)'ye, gerdek öncesi erkeğin eşine hediye vermesi sorulduğunda: "Bunun dinde bir değeri yoktur" demiştir.

 

21254. İbn Avn der ki: "Muhammed (b. Sirin), zifaf öncesi erkeğin eşine, yerine getiremeyeceği hediye sözü vermesini mekruh görürdü."

 

21255. Katade bildiriyor: "Ebu'I-Halil (vefat anında) vebali olur düşüncesiyle gerdek gecesi eşine vereceğini söylediği hediyenin verilmesini vasiyet etmişti."

 

21256. Mekhul, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğu nu bildirir: "Kişinin nikah akdinden önce evleneceği kadının velisine verdiği mehir veya hediye türü şeyler kadınındır. Ancak nikah akdinden sonra kadın tarafına verdiği hediyeler kime verilmişse onun olur. Bir adama ikramda bulunulacaksa buna en iyi vesile, onun kızı veya kızkardeşi (ile evlenme)dir."

 

Tahric: Abdurrezzak (10743), Ahmed (6/122) ve Ebu Davud, Merasil (212, 213) rivayet etmişlerdir.

 

 

 

21257. Hilas bildiriyor: "Ubeydullah b. Ma'mer ile iyas, kişinin gerdek öncesi hanımına hediye vermesini caiz görürlerdi."

 

21258. Katade bildiriyor: "Şureyh ile İbn Uzeyne kişinin gerdek öncesi hanımına hediye vermesini caiz görmezlerdi."

 

21259. Evza', bildiriyor: Katade'ye, kişinin gerdek öncesi hanımına hediye vermesi konusunu sorduğumda: "Bu gösterişe girer ve caiz değildir" karşılığını verdi."

 

21260. Hişam bildiriyor: Kişi (gerdek öncesi) hanımını görmek istediği zaman, kadının ailesi: "Ona hediye olarak bir şeyler vermezsen sana kadını göstermeyiz" demeleri durumu hakkında Hasan(-ı Basri): "Kişinin istenilen hediyeyi vermesi vaciptir ve vermemesi durumunda bundan sorumlu tutulur" demiştir.

 

 

 

Kişinin Birine Aracılık Yapması Karşılığı Verilen Hediye

 

21261. İbn Sirin bildiriyor: Ebu Mes'ud (Ukbe b. Amir) bir defasında eve geldiğinde evde bir hediyenin olduğunu gördü. Ailesine: "Bu ne?" diye sorunca: "Kendisine aracılık ettiğin adam bunu gönderdi" karşılığını verdiler. Bunun üzerine Ebu Mes'ud: "Bunu buradan götürün! Aracılığımın sevabını bu dünyadayken mi alacağım!" diye çıkıştı.

 

21262. Mesruk bildiriyor: Abdullah (b. Mes’ud)'a (Maide Suresi 42. ayette geçen) Suht'un (haram malın) ne olduğunu sorduğumda: "Kişinin, birinin işinin görülmesi için aracılık etmesi durumunda, işi halledilen kişinin kendisine verdiği hediyeyi kabul etmesidir" dedi.

 

21263. Kuleyb b. Vail bildiriyor: İbn Ömer'e dedim ki: "Vermesi gereken haraç miktarı yüksek olan liderlerden biri bana geldi ve: ''Vergi memuruna karşı bana kefilol'' dedi. Ben de onun vermesi gerek haraçtan bir şey vermeyecek sadece vergi memurunun yanında onun güvenliğine kefilolacaktım. Çok bir zaman geçmedi ki adam bana bir sofra kurdu. ''Allah sana hayırlar versin!'' diyerek bana teşekkür ettikten sonra da binmem için bir binek tahsis etti. Bana giyeceklerle birlikte bir miktar dirhem de verdi."

ibn Ömer bana: "Peki, ona kefilolmasaydın sana bunları verir miydi?" diye sorunca: "Hayır, vermezdi" karşılığını verdim. Bunun üzerine İbn Ömer bana: "o zaman verdikleri senin yararına değildir" dedi.

 

21264. Hasan bildiriyor: Kufe köylerinden birinin lideri Abdullah b. Cafer'e geldi ve bir meselesi için aracı olup Hz. Ali ile konuşmasını istedi. Abdullah da söz konusu mesele için Hz. Ali ile konuştu ve köy liderinin işini halletti. Sonrasında köyün lideri bu yardımına karşılık Abdullah'a kırk bin dirhem ile beraberinde ne olduğunu hatırlayamadığım bir şeyler gönderdi. Gönderilenler Abdullah b. Cafer'in önüne konulunca, Abdullah: "Bunlar da ne?" diye sordu. Kendisine: "Hz. Ali ile konuşup işini hallettiğin o köy lideri bunları sana gönderdi" karşılığını verdiklerinde, Abdullah: "Bunları adama geri gönderin! Biz Ehl-i beyt'teniz ve iyiliği para karşılığında yapmayız!" dedi.

 

 

 

Kişinin Birkaç Kişiyle Birden Anlaşma Yapması

 

21265. Tarık b. Abdirrahman bildiriyor: Adamın biri Şureyh'e geldi. Yanındaki adamı gösterip: "Bununla ve iki arkadaşıyla daha (ticari bir) anlaşma yaptım. Bu anlaşmada hakkımı üçü arasından istediğim kişiden alacağımı belirttim" dedi. Yanındaki adam: "Ama o iki arkadaşım şu an burada değil çarşıdalar" diye itiraz etmek istedi; ancak Şureyh hak sahibi adama: "Hakkını üçü arasından dilediğin kişiden alabilirsin" dedi.

 

21266. İbn Cüreyc bildiriyor: Ata (b. Ebi Rabah)'a şöyle dedim: "iki adama bir şey sattım ve: ''Olası bir durumda hayatta olan ölen kişinin, malı olan malı olmayan kişinin yerine ödemeyi yapacaktır'' şeklinde bir anlaşma yaptım." Ata da: "Böylesi bir anlaşma caizdir" dedi.

Ravi ekledi: "Amr b. Dinar ile Süleyman b. Musa da böylesi bir anlaşmanın geçerliliğine hükmettiler."

 

21267. Ubeyde bildiriyor: ibrahim(-i Nehal)'ye, ticari alanda birinin, birkaç kişiyle: "Alacaklı içlerinden istediği kişiden tüm alacağını alabilir" şeklinde şart koşarak kontrat yapması sorulduğunda şöyle dedi: "Alacaklı böyleSi bir şartı koyabilir ve hakkını kontratı yaptığı karşı taraftan istediği kişiden alabilir" dedi. Ancak ibrahim alacaklının bu alacağını karşı taraftaki her bir kişiden, anlaşmadaki ortaklık payı oranında ayrı ayrı almasını daha iyi ve daha adilolarak görürdü."

 

21268. Cabir bildiriyor: Ortak olan birkaç kişide alacağı olan birinin: "Alacağımın tümünü içlerinden istediğim kişiden alırım" şeklinde şart koşması konusunda Hakem (b. Uteybe): "Diğerleri adına alacaklı adamın tüm hakkını veren kişi diğerlerinin kefili konumundadır" dedi.

 

21269. Ebu'I-Cehm bildiriyor: "Ortak olan birkaç kişiyle alacağım konusunda:

"Bu alacağımı içinizden istediğim kişiden alırım" şeklinde bir kontrat yazmıştık. Adamlarla Şureyh'in karşısına Çıktığımızda Şureyh: "Hakkını dilediğinden alabilirsin" dedi.

 

Tahric: Hadisi Abdurrezzak (14760) rivayet etmiştir.

 

 

 

Kendi Hesabına Ticaret Yapmasına izin Verilen Köle

 

21270. Muğire bildiriyor: Kendi hesabına ticaret yapmasına izin verilen ve borcu varken azat edilen köle hakkında İbrahim(-i Nehai) şöyle demiştir: "Azat edilse dahi borcunu ödemek için çalışır. Zira azat edilmesi sadece durumunu iyileştirir, ama borcunu düşürmez."

 

21271. Süfyan(-ı Sevri) bildiriyor: "Efendisi tarafından kendi hesabına ticaret yapma izni verilen kölenin, borcu varken efendisi tarafından azat edilmesi konusunda Hammad: "Bu borcunun ödenmesi efendisinin kefaletindedir" demiştir. Süfyan ise: "Köle, kalan borcunu ödeyene kadar alacaklıların hizmetinde bulunur" demiştir.

 

21272. Ma'mer bildiriyor: "Ticaret yapmasına izin verilen ve iflas eden kölenin, efendisi tarafından azat edilmesi konusunda Zühri şöyle demiştir: "Azat edilmesi geçerli olur; ancak efendisi, kölenin değeri kadarınca borcundan sorumlu tutulur."

 

21273. Hammad der ki: "Böylesi bir durumda olan köleyi azat eden efendi onun borcunu da ödemekle yükümlü tutulur."

 

21274. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Azat edilmesi durumunu iyileştirmekten öte olamayacağı için böylesi durumda olan bir köle alacaklılarına borcunu ödeyene kadar onların hesabına çalışır."

 

 

 

Kölenin, Efendisinin izni Olmadan Borca Girmesi

 

21275. Hasan(-ı Basri) der ki: "Köle efendisinin izni olmadan borca girer de efendisi tarafından azat edilirse, borcuna karşılık alacaklıları tarafından satın alınır."

 

21276. Ma'mer bildiriyor: Efendisinin izni olmadan ticaretle uğraşan köle konusunda Zühri şöyle demiştir: "Efendisi böylesi bir borçtan sorumlu tutulmaz ve borcu ödemek kölenin yükümlülüğündedir. Azat edilmesi durumunda da yine borcu ödemekten kendisi sorumludur."

 

21277. Cerir b. Hazım bildiriyor: Hammad (b. Ebi Süleyman)'a, efendisinin izni olmadan ticaretle uğraşan ve azat edilen kölenin durumu sorulduğunda şöyle dedi: "Böylesi bir durumda efendisi için herhangi bir sorumluluk yoktur. Kölenin borcu varsa da bunu ödemek yine kölenin sorumluluğundadır."

 

 

 

Kişinin, Satın Aldığı Cariyeyle Birlikte Olduktan Sonra Onda Bir Kusur Bulması

 

21278. Hz. Ömer der ki: "Böylesi bir durumda cariye (alınırken) dul ise satın alan kişi verdiği paranın yirmidebiri, bakire ise de verdiği paranın ondabiri kesilerek parasını alır ve cariyeyi geri sahibine verir."

 

21279. İbrahim(-i Nehai) kanalıyla (kadı) Şureyh'ten bir önceki fetvanın benzeri rivayet edilmiştir.

 

21280. Hz. Ali der ki: "Böylesi bir durumda adam cariyeyi iade etmez. Ancak cariyede bulunan kusur oranında bir meblağ onu satanlar tarafından adama geri verilir."

 

21281. Yunus bildiriyor: Kişi bir cariye satın alıp, bu cariyede eski sahibindeyken de bulunan bir hastalığı olduğunu görmesi durumunda Hasan(-ı Basri), cariyenin müşteride kalmasına, satan kişinin de alan kişiye cariyenin hastalığı için herhangi bir şey ödemesi gerekmediğine hükmederdi.

 

21282. Zühri bildiriyor: "Ömer b. Abdilazız, böylesi bir durumda cariyenin alan adamda kalmasına ve hastalığı için kendisine bir bedel ödenmemesine hükmetti."

 

21283. Eyyub bildiriyor: Hastalıklı bir cariye satın alan ancak cariyeyle birlikte olduktan sonra bu hastalığının farkına varan kişi hakkında Muhammed (b. Sirin) der ki: "Cariyenin bedelinden hastalığının oranı kadarıyla düşürülmesi ve bu şekilde cariyenin alıcı adamda kalması bana göre daha uygundur."

 

21284. Şa'bi der ki: Böylesi bir durumda (kadı) Şureyh (cariyeyi kullanma yönünde) herhangi bir zamanı gözönünde bulundurmaz ve cariyenin içinde bulunduğu durum ve görünüşe göre bir hüküm verirdi."

 

21285. ibri3him(-i Nehai) der ki: "Böylesi bir durumda cariye (alınırken) bakire ise müşteri verdiği paranın ondabiri, dul ise de verdiği paranın yirmidebiri kesilerek parasını alır ve cariyeyi sahibine geri verir."

 

21286. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Böylesi bir durumda olan adam (cariyeden faydalandığı için) yanında on dinarla birlikte cariyeyi geri verir ve ödediği parayı da geri alir."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Şehirlinin, Köylünün Malını Onun Adına Satması