|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Diyetler |
Kasame Hakkında Gelen
Rivayetler
28383. Said b.
el-Müseyyeb bildiriyor: Kasame, Cahiliye döneminde de vardı ve Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha sonra bunu kaldırmayıp, Yahudilere ait bir
kuyuda ölü bulunan Ensarlı bir adamın davasında devam ettirdi. Bu davada
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önce Yahudilerden başlayıp, adamı
kendileri öldürmediklerine dair elli kişiden yemin istedi; ancak Yahudiler:
"Yemin etmeyiz!" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Ensar'a: "Siz böylesi bir yemin eder misiniz?" buyurunca, onlar da
böylesi bir yemine yanaşmadılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Ensarlı olan adam onların topraklarında öldürüldüğü için diyeti
Yahudilerin üzerine yükledi.
28384. Zühri der ki:
Ömer b. Abdilaziz beni yanına çağırdı. Kasame konusunu bana sordu ve:
"Kasameyi kabul etmemeyi düşünüyorum! Çünkü olayla alakası olmayan bedevi
gelip şahitlik ediyor, olayda hazır olmayan kişiler de gelip şahitlik
ediyorlar!" dedi. Ben de: "Ey müminlerin emiri! Kasameyi
reddedemezsin; çünkü hem Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), hem de ondan
sonra halifeler kasameyle hüküm verdiler" karşılığını verdim.
28385. Süleyman b. Yesar
bildiriyor: Ömer b. Abdilazız şöyle dedi: "Kısas yapmak için kasameden
daha iyisini görmedim. Yüce Allah da şöyle buyurur: "Içinizden de iki adil
şahit getirin."[Talak, 2] Yine şöyle buyurur: "Biz, bildiğimizden başkasına
şahitlik etmedik. Biz gaybın bekçileri değiliz."[Yusuf, 81] Yine şöyle
buyurur: "Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır.''[Zuhruf,
86]
Süleyman b. Yesar şöyle
devam eder: Kasame, hak olan bir şeydir ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) kasame ile (şu olayda) hüküm vermiştir. Ensar'dan bir grup
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken içlerinden birisi
oradan erken ayrıldı. Daha sonra geriye kalanlar çıktıklarında onlardan önce
çıkan arkadaşlarını kanlar içinde yatarken buldular. Hemen Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına döndüler ve: "Yahudiler bizi
öldürdü!" dediler ve Yahudilerden birinin adını verdiler. Ancak
arkadaşlarını Yahudilerin öldürdüğüne dair ellerinde bir delil yoktu. Bunun
üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Sizden başka
bana bu konuda iki şahit getirin, katili size teslim edeyim!" buyurdu.
Ancak bu konuda şahitleri yoktu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Bu konuda bana elli defa yemin edin, katili sizlere teslim edeyim!"
buyurdu. Ensar: "Ya Resulallah! Biz şahit olmadığımız bir şeyde yemin
etmek istemeyiz!" karşılığını verdiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bu konuda Yahudilerden elli yemin almak istedi; ancak Ensar:
"Ya Resulallah! Yahudiler yemini önemsemez. Şayet bu yemini onlardan kabul
edecek olursak sonumuzu getirirler" dediler. Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ölen adamın diyetini kendi yanından ödedi.
28386. Amr b. Şuayb,
babasından, o da dedesinden bildiriyor: Mes'ud'un iki oğlu Huvayyisa ve
Muhayyisa ile filan kişinin oğulları olan Abdullah ve Abdurrahman mık aramak
üzere Hayber'e çıktılar. Orada Abdullah'a saldırıldı ve öldürüldü. Durum
Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zikredildiğinde: "(Onu
Yahudilerin öldürdüğüne dair) elli yemin ederseniz kan bedelini
hakkedersiniz" buyurdu. Ancak Abdullah'ın arkadaşları: "Va
Resulallah! Şahit almadığımız bir şeye nasıl yemin edelim?" karşılığını
verdiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O zaman Yahudiler
yemin ederler ve onlara isnat ettiğiniz suçtan beraat ederler" buyurunca
da bu kez: "Va Resulallah! iş yemine kalırsa Vahudiler bizleri
öldürürler" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Abdullah'ın diyetini kendi yanından ödedi.
28386M. İbn Vesar da
Peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) benzerini nakleder. Ancak orada
olay şöyle geçer: Ölenin kardeşi Abdurrahman, Peygamberimizle (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bu konuda konuşmaya gidince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ona: "Büyüğünüz konuşsun!" buyurdu. içlerinde yaşça en
büyükleri olayı anlattıktan sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"(Onu Yahudilerin öldürdüğüne dair) elli yemin ederseniz kan bedelini
hakedersiniz veya onlar bunu işlemediklerine dair elli yemin ederler"
buyurdu. Abdurrahman ve yanındakilerin: "Ya Resulallah! Kafir bir
topluluğun yeminini nasıl kabul edelim?" demeleri üzerine Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Abdullah'ın diyetini kendi yanından ödedi.
Tahric: Malik (2/878:
2), Abdurrezzak (18258), Nesai (6920), Buhari (3173) ve Müslim (2/1292: 2)
rivayet etmişlerdir.
28387. Kasım b.
Abdirrahman der ki: Kufe ahalisinden iki adam Ömer b. elHattab'ın yanına
gittiler. Kabe'yi tavaf etmiş Mina'ya doğru gitmek üzere olduğunu gördüler.
Onlar da tavaflarını yapıp yanına vardılar. Başlarından geçen olayı şöyle
anlattılar: "Ey müminlerin emiri! Bir amcamızın oğlu öldürüldü. Bizler
onun kanuni velileriyiz ve onun kanı bizim de kanımızdır." Ancak Hz. Ömer
susmuş onlarla hiç muhatap olmuyordu. Allah adına kendilerini dinlemesini rica
ettiklerinde ise (kızarak) onların üzerine doğru yürüdü. Ona Allah'ı
hatırlattıklarında ise bundan vazgeçti ve şöyle dedi: "Yazıklar olsun bize
eğer birbirimize Allah'ı hatırlatmayacaksak! Yazıklar olsun bize, Allah'ı
hatırlayamacaksak! Onu kimin öldürdüğünü iddia ediyorsanız bu konuda bana
adalet sahibi olan iki şahit getirin katile kısas yapayım. Şahidiniz yoksa o
zaman suçu isnat ettiğiniz kişiler Allah adına: ''Onu biz öldürmedik ve kimin
öldürdüğünü bilmiyoruz!'' şeklinde yemin ederler. Eğer onlar da böyle bir
yemini kabul etmezlerse sizden elli kişi bu konuda (onların öldürdüğüne dair)
yemin eder ve diyeti alırsınız!''
28388. Ebu ishak
bildiriyor: Selul oğulları arasında bir ölü bulundu. Ancak ölünün velileri bu
konuda Selul oğullarının bir suçunun olmadığını söyleyip başka bir kabilenin
onu öldürdüğünü iddia ettiler. Ölünün velileri ile Selul oğulları bu konu için
Şureyh'in yanına geldiklerinde, (kadı) Şureyh onlardan söz konusu kabileye
isnat ettikleri suç için delil istedi.
28389. ibrahim (-i
Nehai) der ki: Herhangi bir kabilede bir ölü bulunduğu zaman, içlerinde katil
zanlısı da olmak üzere, kabileden elli kişiden onu kendileri öldürmediklerine
dairyemin etmeleri istenir. Şayet sayıları elli kişiden daha azsa elliyi
tamamlayacak şekilde teker teker kendilerinden bu konuda bir daha yemin alınır.
28390. Haris b. el-Ez
ma' anlatıyor: Yemen'de Vadia ile Erhab kabileleri arasında bir ölü bulundu.
Ömer b. el-Hattab'ın valisi bu konuyu Ömer'e yazınca, Ömer'den valiye:
"Ölünün bulunduğu
yer ile iki kabile arasını ölçün. Ölü hangi kabileye daha yakınsa bu ölümden
onları sorumlu tutun" cevabı geldi. Ölçüm yapıldığında ölü adamın Vadia
kabilesine daha yakın olduğu görüldü. Bunun üzerine ölünün diyetinden sorumlu
tutulduk ve bu konuda yemin de ettirildik. Ona: "Ey müminlerin emiri! Hem
bize yemin ettirip hem de diyetten mi sorumlu tutacaksın?" dediğimiz de:
"Evet!" karşılığını verdi. O zaman bizden elli kişiden: "Ben onu
öldürmedim ve kimin öldürdüğünü bilmiyorum" şeklinde yemin almıştı.
28391. Şa’bi bildiriyor:
Yemen'de iki kabile arasında bir ölü bulundu. Bu konuda Hz. Ömer şöyle dedi:
"Ölünün hangi kabileye daha yakın olduğuna bakın. O kabileden de elli
adamdan: ''Biz onu öldürmedik ve kimin öldürdüğünü de bilmiyoruz'' şeklinde
yemin alın. Sonra da onları (ölüm kendi kabilelerinin sınırları içinde
gerçekleştiği için) ölünün diyetini ödemekle sorumlu tutun."
28392. Ma'mer
bildiriyor: Zühri'ye bir adamın evinde ölü olarak bulunan birinin diyeti
soruldu. Ev sahibi: "Adam beni soymak için eve girdi" derken, ölenin
ailesi ise:
"Adam onu evine
davet etti ve içerde öldürdü" diyordu. Bunun üzerine Zühri şöyle dedi:
"Eğer ölenin ailesinden elli kişi, adamın onu eve davet edip içerde
öldürdüğüne dair yemin ederlerse, onu öldüren kişiye kısas yapılır. Ancak
böylesi bir yemine yanaşmazlarsa diyetten kendileri sorumlu tutulurlar."
Yine şöyle dedi: "(Halife Osman) İbn Affan da Bakira oğullarından olan bir
ölünün velilerini, böylesi bir yemine yanaşmadıkları için diyetten sorumlu
tutmuştu."
28393. Yunus bildiriyor:
Kendisine tuzak kurularak öldürülen kişi hakkında Hasan(-ı Basri) şöyle dedi:
"Öldürdüğü iddia edilen taraftan, elli kişiden: ''Biz onu öldürmedik ve
öldüreni de bilmiyoruz'' şeklinde elli yemin istenir. Şayet bu yemini ederlerse
beraat ederler. Ancak böylesi bir yemine yanaşmazlarsa karşı taraftan elli
kişi: ''Bizim adam sizler tarafından öldürüldü'' şeklinde yemin eder ve diyeti
alırlar."
28394. Urve der ki:
"Kasame ile hem Cahiliye, hem de islam döneminde hüküm verilirdi."
28395. Buşeyr b. Yesar
bildiriyor: Ensar'dan Sehl b. Ebi Hasme adında biri bana şöyle anlattı:
Kabilemden birkaç kişi Hayber'e gitti ve her biri bir tarafa dağıldı. Ancak
daha sonra içlerinden birinin öldürüldüğünü gördüler. Ölü arkadaşlarını
yanlarında gördükleri kimselere: "Arkadaşımızı siz öldürdünüz!"
dediler. Ancak onlar: "Onu biz öldürmedik! Kimin öldürdüğünü de
bilmiyoruz!" karşılığını verdiler. Bunun üzerine ölenin arkadaşları Hz.
Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gelip: "Ya Nebiyyallah!
Hayber'e gittik, ancak daha sonra içimizden birinin ölüsüyle karşılaştık!"
dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "İçinizden en
büyük olanı konuşsun!" buyurdu ve şöyle devam etti: "Onu kim
öldürdüyse, onun öldürdüğüne dair delil getirirsiniz!" Ölenin arkadaşları:
"Delilimiz yok!" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"O zaman onlar (öldürdüğünü iddia ettiğiniz kişiler öldürmediklerine dair)
yemin ederlerl" buyurdu. Ölenin arkadaşları: "Biz Yahudilerin edeceği
yemini kabul etmeyiz!" dediklerinde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ölen müslümanın kanının heder olmasını istemediği için diyeti olarak,
zekat mallarından olan yüz deve verdi.
Kasamede Yemini Kim Eder?
28396. Zühri bildiriyor:
"Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kasamede yemin etmesi
gerekenin davalı taraf olduğuna hükmetti.''
28397. Ubeydullah b.
Ömer, bazı arkadaşlarından bildiriyor: "Ömer b. Abdilazız yeminde ilk önce
davalı taraftan başladı, sonra da onları diyeti ödemekle sorumlu tuttu."
28398. Fudayl b. Amr
bildiriyor: "ibn Abbas, kasamede yemin etmesi gereken tarafın davalı taraf
olduğuna hükmetti."
28399. Zühri bildiriyor:
"Said b. el-Müseyyeb, kasamede yemin etmesi gereken tarafın davalı taraf
olduğunu düşünürdü."
28400. Zühri bildiriyor:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kasamede yemin etmesi gerekenin
davalı taraf olduğuna hükmetti."
Kasame Yemini Nasıl
Yapılır?
28401. İbn Cüreyc
bildiriyor: İbn Şihab'a: "Kasame yemini, katili bilip bilmeme üzerine mi,
yoksa öldürüp öldürmeme üzerine mi yapılır?" diye sorduğumda:
"Öldürüp öldürmeme
üzerine yapılır" dedi.
Tahric: Abdurrezzak,
Musannef (18272) rivayet etmiştir.
28402. İbn $irin
bildiriyor: Kasame konusunda Şureyh şöyle dedi: "(Kendilerine, onu
öldürmedik ve öldürenin kim olduğunu da bilmiyoruz, şeklinde yemin ettirmem
suretiyle) bilerek onları günaha mı sokayım?"
28403. ibrahim (-i
Nehai) der ki: "Davalı tarafın her birine: ''Ben öldürmedim ve öldürenin
kim olduğunu da bilmiyorum'' şeklinde yemin ettirilir sonra diyeti
öderler."
28404. Şa’bi der ki:
Yemen'in Vadia kabilesinde bir ölü bulundu. Dava Hz. Ömer'e intikal edince
kabile ahalisinden: "Biz onu öldürmedik ve öldürenin kim olduğunu
bilmiyoruz!" şeklinde elli yemin aldı. Sonra da ölünün diyetini onlara
yükledi.
28405. Hasan(-ı Basri)
der ki: Kasame'de Allah adına: "Biz onu öldürmedik ve öldürenin kim
olduğunu bilmiyoruz!" şeklinde yemin ettirilir.
28406. Hasan(-ı Basri)
ile Muhammed (b. Sirin) bildiriyor: (Kadı) Şureyh davalı tarafa Allah adına:
"Biz onu öldürmedik ve öldürenin kim olduğunu bilmiyoruz!" şeklinde
yemin ettirdi.
Kasameye Dayanarak Kısas
Yapmak
28407. İbn Ebi Muleyke
bildiriyor: "Ömer b. Abdilazız ve ibnü'z-Zübeyr, kasameye dayanarak kısas
yaptılar."
28408. Ma'mer
bildiriyor: Zühri: "Kasameye dayanarak kısas yapılabilir" derdi.
28409. Hz. Ömer:
"Kasame diyeti gerektirir ve akıtılan kanı heder kılmaz" dedi.
28410. Hasan(-ı Basri)
bildiriyor: "Ebu Bekr, Ömer ve ilk Müslümanlar kasameye dayanarak
(kısasla) adam öldürmezlerdi."
28411. ibrahim (-i
Nehai) der ki: "Kasameye dayanarak kısas yapmak zulümdür."
28412. Katade der ki:
"Kasameyle ölenin velileri diyeti hakederler; ancak kasameye dayanarak
kısas yapılmaz."
28413. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Kasameyle diyet hakedilir, ancak kasameye dayanarak kısas
yapılmaz."
28414. Zühri der ki:
"Kasameyle ancak bir kişi öldürülebilir."
28415. Ebu Kılabe
bildiriyor: Ömer b. Abdilazız bir defasında oturduğu makamı halka açtı ve
yanına girilmesine izin verdi. Müslümanlar yanına girdiklerinde onlara:
"Kasame hakkında ne dersiniz?" diye sordu. Oradakilerin hepsi de tek
bir ağızdan: "Kasameye dayanarak kısas yapmak haktır ve halifeler de
kasameye dayanarak kısas yaptılar, diyoruz" karşılığını verdiler.
Kısas için Kaç Şahit
Gereklidir?
28416. Süleyman b.
Yesar, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Bunun için sizden başka iki şahit gerekir.''
28417. Kasım anlatıyor:
Kufe ahalisinden iki adam Ömer b. el-Hattab'ın yanına gittiler. Onu Kabe
tavafından dönerken buldular. Ona: "Ey müminlerin emiri! Bir amcaoğlumuz
öldürüldü. Bizler onun kanuni velileriyiz ve onun kanı bizim de
kanımızdır" dediler. Ömer susmuş onlara herhangi bir cevap vermiyordu.
Sonunda onlara şöyle karşılık verdi: "Onu kimin öldürdüğünü iddia
ediyorsanız, bu konuda bana dürüstlük sahibi olan iki şahit getirin de katile
kısas yapayım."
28418. ibrahim (-i
Nehai) der ki: "Kısas için iki şahit gereklidir."
28419. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Dört kişinin şahitliği olmadan kısasın yapılması caiz
değildir."
28420. Şabı der ki:
"Bu konuda iki şahit gerekir."
Kasamede Yemin
Edeceklerin Elli Kişiden Az Olmaları Durumu
28421. ibrahim (-i
Nehai) der ki: "Kasamede kişi sayısı elliye ulaşmazsa, yemin edecekler
elli rakamına ulaşana dek yemini tekrarlarlar."
28422. İbn Sirin
bildiriyor: "Şureyh, kasamede kişi sayısı elliyi bulmayınca, yemini elli
rakamına ulaşana dek hazır bulunanlara tekrarlattı."
28423. (Kadı) Şureyh)
der ki: "Kasameyi yapacak kişilerin sayısı elliden az ise, yemin elliye
tamamlanacak şekilde tekrarlatılır."
28424. Ebu Melih
bildiriyor: "Ömer b. el-Hattab (sayımız elliden az olduğu için) yemini
bize tekrarlattırdı."
28425. ibrahim (-i Nehai)
der ki: "Kasameyi yapacak kişilerin sayısı elliden az ise, yemin elliye
tamamlanacak şekilde baştan başlamak suretiyle tekrarlatılır."
28426. İbn Ebi'z-Zinad,
babasından bildiriyor: "Ömer b. Abdilazız, biri dayım olan yedi kişiye
kasame yeminini (elliye tamamlanacak şekilde) tekrarlattırdı."
28427. Zühri der ki:
"Kasamede kişi sayısı elliden az olursa, böylesi bir yemini geçerli
saymayız."
28428. İbn Şihab der ki:
"Bu zamanda kasame konusunda insanların uygulaması, yeminin elliye
ulaşacak şekilde tekrar ettirilmesidir.''
Ölünün iki Kabile
Arasında Bulunması
28429. Ebu Cafer
(el-Bakır) bildiriyor: "Ölünün iki kabile arasında bulunması halinde Hz.
Ali, ölünün hangi kabileye daha yakın olduğunu ölçerdi.''
28430. Şa’bi der ki:
Hemedan'ın iki kabilesi olan Vadia ile Hayvan arasında bir ölü bulundu. Bunun
üzerine Hz. Ömer, ölenin velileriyle Muğire b. Şu'be'yi gönderdi ve ona:
"Bunlarla git ve ölüyle iki kabile arasını ölç. Hangi kabileye daha yakın
çıkarsa ölüden onları sorumlu tut'' dedi .
28431. Haris b. el-Ezma'
der ki: Yemen'de, Vadia ile Erhab kabileleri arasında bir ölü bulundu. Bölge
valisi bu konuda Ömer'e mektup yazınca Hz. Ömer'den şöyle bir cevap geldi:
"Ölüyle iki kabile arasını ölç. Hangi kabileye daha yakın çıkarsa ölüden onları
sorumlu tut."
Kasamenin Geçersizliğini
Savunanlar
28432. Yahya b. Ebi
ishak bildiriyor: Leys oğullarından bir topluluğun kasame yemini etmek üzere
hazırlandıklarını gören Salim b. Abdillah'ın şöyle dediğini işittim: "Ah
şu Allah'ın kullarına! Görmedikleri, hazır bulunmadıkları ve şahit olmadıkları
bir konuda yemin edecekler. Şayet bunların üzerinde bir yetkim olsaydı onları
cezalandırır (veya geri çevirir) ve artık şahitliklerini kabul etmezdim!''
28433. Ebu Kılabe
bildiriyor: Ömer b. Abdilazız bir defasında oturduğu makamı halka açtı ve
yanına girilmesine izin verdi. Müslümanlar yanına girdiklerinde, onlara:
"Kasame hakkında ne dersiniz?" diye sordu. Oradakilerin hepsi de tek
bir ağızdan:
"Kasameye dayanarak
kısas yapmak haktır ve halifeler de kasameye dayanarak kısas yaptılar,
diyoruz'' karşılığını verdiler. Sonra beni insanların içinde ayağa kaldırarak:
"Ey Ebu Kılabe! Sen bu konuda ne dersin?'' diye sordu. Ben: "Ey
müminlerin emiri! Şu an huzurunda Arapların ileri gelenleri ile ordu komutanları
bulunuyor. Şayet bunlardan elli kişi, görmedikleri halde Humus'ta birinin
hırsızlık yaptığına dair şahitlik ederlerse, o hırsızın elini keser
miydin?" diye sorduğumda: "Hayır!" karşılığını verdi. Bunun
üzerine şöyle dedim: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şu üç durum
dışında kimseyi asla öldürmüş değildir. Bu üç durum da: Kişinin kendi
iradesiyle cana kıyması, evlendikten sonra zina etmesi ve dinden dönerek Allah
ve Resulüne karşı savaşmasıdır.''
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Kişinin
Kalabalıkta Sıkışarak Ölmesi