m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Cennet ve Cehennem

 

Cennet, içindekiler ve Cennetliklere Hazırlanan Nimetler

 

35086. Mücahid bildiriyor: "Cennette yerler gümüşten, toprak ise misktendir. içindeki ağaçların gövdeleri altın ve gümüşten, dalları ise inci, zeberced ve yakuttandır. Yapraklar ile meyveler de bunların altındadır. Kişi bunlardan ayakta yediği zaman (onlara ulaşmakta) bir sıkıntı çekmez, oturarak yediği zaman sıkıntı çekmez, yatarken de yediği zaman bir sıkıntı çekmez. Zira Yüce Allah şöyle buyurur:

"Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılm ıştır. ''[İnsan,14]

 

 

35087. İbn Ömer bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cennetin nasıl bir şeyolduğu sorulduğunda şöyle buyurdu: "Cennete giren devamlı olarak yaşar ve asla ölmez. Nimetlere mazhar olur ve asla sıkıntı çekmez. Giysileri eskimez ve devamlı olarak da genç kalır." Ona: "Ya Resulallah! Peki içindeki yapılar nasıldır?" diye sorulunca da şöyle buyurdu: "Yapılarının kerpici bir gümüşten bir altındandır. Harcı miskten, çakılları inci ve yakuttan, toprağı ise zafirandandır." 

 

35088. Ebu Said el-Hudri naklediyor: İbn Sayyad, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cennetin toprağını sorduğunda şöyle buyurdu: "Saf miskten olan beyaz un gibidir.''

 

35089, Hakım b. Cabir der ki: "Yüce Allah, üç tanesi dışında mahlukatından hiçbir şeye el değmemiştir. ilki Cennetteki ağaçları kendi elleriyle dikmiş, toprağını vers ve zMirandan, dağlarını da miskten kılmıştır. ikincisi Adem'i kendi elleriyle yaratmıştır. Üçüncüsü de Musa'ya Tevrat'ı kendi eliyle yazmıştır.''

 

35090. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: "Cennetteki ırmaklar miskten olan bir dağdan çıkar."[Necm, 14]

 

35091. Mesruk der ki: "Cennetteki ırmaklar yatakları olmadan akarlar. Cennet meyveleri testiler kadardır, biri koparılsa yerine yenisi hemen bitiverir. Bir salkımı oniki arşın kadardır."

 

35092. Abdullah b. Amr: "Cennetteki bir salkım San'a'dan daha uzak bir mesafe büyüklüğündedir" dedi.

 

35093. Said b. Cübeyr naklediyor: İbn Abbas: "Cennettekilerin giysi ve gömlekleri oradaki hurma yapraklarındandır" dedi. Ayrıca ekledi: "Cennet meyveleri çekirdeksizdir."

 

35094. Huzeyl b. Şurahbıl naklediyor: Abdullah (b. Mes’ud), "Sidreti'I-Munteha"1 hakkında: "Cennetin orta yeridir. Üzerinde işlemeli ipekler ve atlaslar vardır" dedi.

 

35095. Mersed b. Abdillah el-Yezeni, Ka'b'ın hanımının oğlu olan Tubey'den naklediyor: "Cennet yaklaştırılıp süslenir, sonra da Yüce Allah'ın Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan tüm kullarının seyretmesi için sunulur. iki kişi hariç! Mümin birini kasten öldüren kişi ile anlaşmalı olan birini (zımmiyi) kasten öldüren kişi.''

 

35096. Selman der ki: "Cennetteki ağaçlar ile hurmaların hem gövdesi, hem de kökleri inciden ve altındandır. En üst tarafında da meyveler bulunmaktadır.''

 

35097. Selman der ki: "Cennetteki ağaçların ve hurmaların hem gövdeleri, hem de kökleri incidendir."

 

35098. Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Sidretu'l-Münteha'ya yükseltildiğimde (oradaki sedir ağacının) yapraklarının fillerin kulakları gibi, yemişlerinin ise testiler kadar olduğunu gördüm. Sonra Yüce Allah'ın yüceliği orayı kuşatınca başka şeylere dönüştüler ki oradan yakutu hatırlıyorum."

 

35099. Hassan naklediyor: Muğıs b. Sumey, "Taba"[Ra'd, 29] lafzı hakkında şöyle demiştir: "Bu, Cennette bulunan bir ağaçtır. Cennette olanların her birinin evine bu ağacın bir dalı mutlaka gölge yapar. Her türlü renkte meyveleri bulunur. Üzerine buht (deve boynuna benzeyen) benzeri kuşlar gelip konar. Kişi bu kuşun etinden yemeyi dilediği zaman onu çağırır ve kuş gelip sofrasına düşer. Kişi kuşun bir tarafından kurutulmuş parça et yerken bir tarafından da kızarmış et yer. Sonrasında kuş eski haline döner ve uçmaya başlar.''

 

35100. Ala b. Abdilkerim bildiriyor: İbn Sabıt'in şöyle dediğini işittim: "Allah'ın bir elçisi Cennetteki bir ağacın yanına gelir ve (yanındaki Cennetlik kişi için): ''Rabbim bunun istediği her meyveyi bitirmeni emrediyor'' der. Yine elçi, Cennetteki kişinin yanına gelir ve giysileri önüne saçar. O kişi de: ''Ben giysi gördüm, ancak böylesini hiç görmedim!'' der."

 

35101. Ebu Salih der ki: "TOba, Cennette bulunan bir ağaçtır ki kişi genç veya dört yaşındaki bir deveye binip de etrafını dolaşacak olsa başladığı noktaya ancak ihtiyarladığı zaman varabilir.''

 

35102. Muaviye b. Salih, Amr b. Kays'tan bildiriyor: "Kişi Cennette bir meyveyi canı çektiği zaman o meyve dalından kopmadan gelip suyu ağzında akmaya başlar."

 

35103. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Cennetin havası ılıktır. içinde ne soğuk, ne de sıcak vardır.''

 

35104. Hz. Ali, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennette bir çarşı vardır ki içinde hiçbir şeyalınıp satılmaz. Orada erkek ve kadın suretleri vardır ve kişi bu suretlerden dilediğine bürünür. Yine orada hurilerin toplandığı bir yer vardır. Orada hiçbir mahlukatın benzerini duymadığı seslerle: ''Biz ki eb edi olanlarız ve yok olmayız. Biz ki memnun olanlarız ve hiç öfkelenmeyiz. Biz ki mutlu olanlarız ve hiç üzüntü çekmeyiz. Bizim olan ve kendisinin olduğumuz kişiye ne mutlu!'' diye seslenirler."

 

35105. Hz. Ali bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Cennette öyle odalar vardır ki önden bakınca arkaları, arkadan bakınca da önleri görünür." Bunun üzerine bedevinin biri kalktı ve: "Ya Resulallah! Bu odalar kimin olacak?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurdu: "Bunlar güzel ve temiz konuşanların, başkalarına yemek yedirenlerin, selamı yayanların ve insanlar uykudayken gece namazını kılanların olacaktır.''

 

35106. Sehl b. Sa'd bildiriyor: Cennet anılınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İçinde hiçbir gözün göremediği, hiçbir kulağın duyamadığı ve hiç kimsenin aklına gelemeyecek şeyler bulunmaktadır."

 

35107. Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Yüce Allah şöyle buyurur: ''Salih kullanma (Cennette) hiçbir gözün göremediği, hiçbir kulağın duyamadığı ve hiç kimsenin aklına gelemeyecek şeyler hazırladım.'' Dilerseniz: ''Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez''[Secde, 17] ayetini okuyun.

Yine Cennette öyle bir ağaç vardır ki kişi bineğiyle gölgesinde yüz yıl gitse sonuna varamaz. Dilerseniz: ''Uzamış gölgeler ... ''[Vakia, 30] ayetini okuyun. Cennette bir kamçılık yer dahi dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Dilerseniz: ''Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatıcı metadan başka bir şey değildir''[Al-i İmran, 185] ayetini okuyun."

 

35108. Enes b. Malik der ki: "Cennet ahalisi birbirlerine: ''Hadi çarşıya gidelim!'' derler ve miskten dağlara veya tepelere giderler. Sonra Yüce Allah üzerlerine öyle bir rüzgar gönderir ki onları alıp evlerine götürür. Eve vardıklarında eşleri onlara: ''Bizden ayrıldıktan sonra daha da güzelleşmişsiniz'' derler, onlar da aynı şekilde karşılık verirler."

 

35109. Yahya b. el-Cezzar, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennet kuşları, deve boyunları gibidirler.''

 

35110. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün Cennet ve içindekilerden bahsetti. Söyledikleri arasında şu da vardı: "Cennette deve boyunlarına benzeyen kuşlar vardır.''

 

35111. Abdullah b. Amr der ki: "Cennet katlanmış ve güneşin boynuzlarına asılmıştır. Yılda bir defa da açılır. Müminlerin ruhları da sığırcığa benzeyen kuşlar suretindedir. Birbirlerini tanırlar ve Cennet nimetlerinden faydalanırlar."

 

35112. Ali b. Ebi'I-Velid bildiriyor: Müdıhid'e: "Cennette işitme diye bir şey var mıdır?" diye sorulunca şöyle dedi: "Cennette bazı ağaçlardan öyle sesler çıkacak ki hiç kimse o seslerin benzerini işitmemiştir.''

 

35113. ismail b. Ubeydillah der ki: "Rabbın sana verecek ve sen hoşnut olacaksın"[Duha, 5] ayeti hakkında Ali b. Abdillah b. Abbas: "Beyaz inciden yapılmış, toprağı da miskten olan bin tane köşktür. içlerinde hizmetçileri de olacaktır" dedi.

 

35114. Said b. Cübeyr der ki: "Cennette en aşağı seviyede olanların dahi bin köşkü, yetmişbin hizmetçisi vardır. Bu hizmetçilerin de her birinde diğerinde olmayan türde yemeklerin bulunduğu sofralar vardır. Kapısı ancak istedikleri kişilere açılır. Şayet tüm dünya ahalisi yanına misafir olarak gelseler (köşkleri) hepsini de alır"

 

35115. Said b. Cübeyr der ki: "Cennette erkeğin boyu doksan mildir. Kadının da boyu otuz mil olup, oturacağı yer de bir cerib genişliğindedir. Erkeğin suyu kadının bedeninde yetmiş yıl boyunca dolaşır ve bu süre içinde de zevk alır."

 

35116. Mahzum oğullarının azatlısı olan Ziyad bildiriyor: Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini işittim: "Cennette öyle bir ağaç var ki kişi gölgesinde bineğiyle yola koyuls3 yüz yıl boyunca gidebilir. Dilerseniz ''Uzamış gölgeler ... ''[Vakİa, 30] ayetini okuyun." Ebu Hureyre'nin bu dediği Ka'b'a ulaşınca da şöyle dedi: "Doğru söylemiş! Tevrat'ı Musa'nın, Kuran'ı da Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diliyle indirene yemin olsun ki kişi dört yaşında veya genç olan bir deveye binse ve o ağacın çevresini dolanacak olsa ihtiyar olana dek bitiremez. O ağacı Yüce Allah kendi eliyle ekmiş ve ruhundan ona üfleyip can vermiştir. Ağacın dalları Cennet duvarlarının dışına kadar sarkar. Cennetteki her ırmak da bu ağacın dibinden çıkar.''

 

35117. Ebu Bekr b. Ebi Musa, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennette inciden yapılmış ve büyüklüğü altmış mil kadar olan çadırlar vardır. Bu çadırın her bir köşesinde de müminin eşleri bulunur ki kendisinden başka onları kimse göremez."

 

35118. Ka'b(u'I-Ahbar) der ki: "Şayet Cennetlik olan bir kadının bileği görünecek olsa parlaklığından güneşin ışığı görünmez olur.''

 

35119. Dahhak der ki: "Şayet Cennetlik olan bir kadın elini gösterecek olsa yerle göklerin arasını aydınlatır.''

 

35120. Mücahid der ki: "Cennetteki hurinin kokusu elli yıllık bir yolculuk mesafesinden duyulur.''

 

35121. İbn Ebi Zi'b, Enes'ten işiten birinden, Enes'in şöyle dediğini nakleder:

"Cennetteki huriler şöyle bir şarkıyı terennüm ederler: Biz hayırlı ve güzeller

Çok değerli eşler için bekletiliyoruz.

 

35122. Abdullah b. Mes’ud der ki: "Cennet ahalisinden olan bir huri üzerine ipekten yetmiş kat elibise giymesine rağmen bu giysilerin ardından baldırlarının beyazlığı, güzelliği ve ilikleri görülebilir. Zira Yüce Allah: ''Sanki onlar yakut ve mercandırlar''[Rahman, 58] buyurur. Yakut da bir taştır; ancak bir ip alıp da bu taşın ardına koyduğun zaman, şeffaflığından dolayı baktığında ipi bu taşın ardından görebilirsin."

 

35123. Abdullah b. Amr der ki: "Cennette soylu atlar ve çok güçlü olan develer vardır. Cennette olanlar da bunlara bineceklerdir. Cennette kokuların efendisi kına olacaktır.''

 

35124. İbn Bureyde, babasından bildiriyor: Adamın biri: "Ya Resulallah! Ben atları seven bir adamım. Cennette atlar da olacak mı?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ın kulu! Şayet Yüce Allah seni Cennete sokarsa, istersen yakuttan olan ata biner ve Cennette dilediğin yere uçarak seni götürür" buyurdu. Adam: "Ya Resulallah! Peki Cennette develer de olacak mı?" diye sorunca da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle karşılık verdi: "Ey Allah'ın kulu! Şayet Yüce Allah seni Cennete sokarsa canının çektiği ve hoşuna giden ne varsa orada senin olacaktır!"

 

35125. Lakit b. el-Musenna el-Bahili bildiriyor: Ebu Umame'ye: "Ey Ebu Umame!

Cennettekiler birbirlerini ziyaret edecekler mi?" diye sorulunca: "Evet! Vallahi üzerlerinde ipekten yumuşacık sergiler olan güçlü develer üzerinde birbirlerini ziyarete gideceklerdir" dedi.

 

35126. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: "Kişi Cennette eşiyle birlikte otururken bir bardak getirilip içecek, sonra da eşine dönüp: ''Gözümde yetmiş kat daha güzelleştin'' diyecektir.''

 

35127. Zeyd b. Erkam bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cennette olan bir adama yeme, içme, cinsel ilişki ve şehvette yüz adam gücü verilir." Yahudilerden bir adam: "Yemek yiyen ile bir şeyler içen birinin (def-i) haceti de olur!'' deyince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle karşılık verdi: "Birinizin orada böylesi bir haceti teninden çıkan terle giderilecek ve bu şekilde karnının boşaldığını görecektir. ''

 

35128. Ebu Salih, Ebu Hureyre'den naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yüce Allah buyurur ki: "Salih kullanma (Cennette) hiçbir gözün göremediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiç kimsenin aklına gelemeyecek şeyler hazırladım." Ebu Hureyre yine der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yüce Allah da bunu bize bildirmiştir. Dilerseniz şu ayeti okuyun: ''Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.''[Secde, 17] Ravi der ki: Ebu Hureyre bu ayetteki "Kurrati a'yunin" lafzını "Kurrati a'yunin" şeklinde okurdu.

 

35129. Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennete ilk girecek olan zümrenin görüntüsü mehtaplı gecedeki ay gibi olacaktır. Onlardan sonra girenler, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi olacaklardır. Sonrasında ise giriş sıralarına göre bir dereceleri olacaktır. Orada ne def-i hacet eder, ne de bevlederler. Ne tükürür, ne de sümkürürler. Tarakları altından, buhurdanlıkları öd ağacından, terleri miskten olacaktır. Hepsi de babaları Adem'in suretinde ve boyları da altmış arşın olacaktır."

 

35130. Cabir, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennette olanlar yer içer; ancak ne def-i hacet eder, ne bevleder, ne tükürür, ne de sümkürürler. Yedikleri de geğirme ve misk gibi kokan ter şeklinde atılır.''

 

35131. Ubeyd b. Umeyr, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennettekilerin en aşağı derecede olanının tek bir inciden bir evi olacaktır. Bu evin oda ve kapıları da aynı inciden olacaktır.''

 

35132. Ka'b(u'I-Ahbar) der ki: "Kıyamet gününde Cennettekilerin en aşağı derecede olan kişinin dahi, yemeği yetmiş bin sofra olarak gelir. Bu sofraların her birinin rengi farklı olup, son sofradan yerken yemeğe yeni başlamış gibi zevk alır ve hiçbirini yiyememezlik edemez.''

 

35133. Ebu Hureyre, Resulullah'ın şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennettekilerin en aşağı derecede olanı Yüce Allah'tan bir şey dilediği zaman, ona: ''İstediğin şey iki katıyla senindir'' denilir. Yine aklına bir şey geldiği zaman ona: ''Düşündüğün şey iki katıyla senindir'' denilir." Ebu Said el-Hudri ise, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "İstediğin şey on katıyla senindir" denilir.''

 

35134. İbn Ömer der ki: "Cennettekilerin en aşağı derecesinde olan kişi, kendisine verilen ve ikibin yıllık bir mesafeyi kaplayan mülküne bakar. Bu mülkün sonunu da başını gördüğü gibi görebilir. Cennettekilerden en yüksek derecede olanlar ise günde iki defa Yüce Allah'ın yüzüne bakarlar."

 

35135. Kesır b. Murra el-Hadramı der ki: "Sahabeler ...''

 

35136. Abdullah b. Ömer der ki: "Cennet ahalisinden olan bir adam dışarı çıktığı zaman karşısına kadınlar çıkar ve ona: "Ey filan oğlu filan! Yanından çıktıkların sende bizden daha fazla hak sahibi değiller!" derler. Adam onlara: "Siz kimsiniz?" diye sorunca da şöyle derler: "Bizler Yüce Allah'ın, haklarında: ''Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez''[Secde,17] dediği kimseleriz.''

 

35137. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: Tevrat'ta şöyle yazılıdır: "Yüce Allah, bedenleri, yataklardan uzak duranlara (geceyi ibadetle geçirenlere, Cennette) hiçbir gözün göremeyeceği, hiçbir kulağın duyamayacağı, hiçbir insanın aklına gelemeyecek, hiçbir melek ile elçininin de bilemeyeceği şeyler hazırlamıştır." Biz ise bunun kendi Kitab'ımızda şöyle olduğunu görürüz: "Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez."[Secde Sur, 17]

 

35138. Asım b. Damra bildiriyor: Hz. Ali'nin şöyle dediğini işittim: "Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilirler ... "[Zümer, 73] Cennet kapılarından bir kapının yanına vardıkları zaman da kapının yanında dibinden iki gözenin fışkırdığı bir ağaç görürler. Sanki kendilerine emredilmiş gibi ilk gözenin yanına gelip ondan yıkanırlar. Bu su onların üzerinden çeşit çeşit renklerde akar. Yıkandıktan sonra da artık tenleri asla değişmez, saçları asla karışmaz. Sanki kokulu yağ sürünmüş gibi olurlar. Sonra diğer göze yönelirler ve ondan içmeye başlarlar. içtikten sonra da karınlarındaki tüm zararlı ve pis olan şeyler yok olup gider.

Sonrasında melekler onları: "Tertemiz geldiniz. Artık ebedı kalmak üzere girin buraya ... "[Zümer, 73] diyerek karşılarlar. Cennette ğılmanlar da kendi efendilerini karşılarlar. Çok sevdikleri gurbetten gelmiş çocuklar gibi etrafında dönmeye başlayıp ona:

"Müjdeler olsun! Yüce Allah sana şöyle şöyle nimetler hazırladı!" derler. Gılmanlarından bazıları da hemen hurilerden olan eşlerinin yanına giderler ve kişinin dünyadaki ismi ne ise: "Filan kişi yanınıza geldi" diyerek müjdeyi verirler. Huriler onlara: "Siz onu gördünüz mü?" diye sorduklarında, ğılmanlar: "Evet!" derler. Huriler öyle bir sevinirler ki kendilerini kapı eşiğinde bulurlar.

Kişi Cennete girdiği zaman dizilmiş yastıklar, hazır dolu kadehler ve serili yaygılarla karşılaşır. Sonra kişi, divanlarından birine yaslanıp da içinde bulunduğu binanın yapısını izlemeye koyulur. Yapısının da sarı, kırmızı, yeşil ve her türlü renkte inci taşlardan yapılmış olduğunu görür. Sonra tavana bir göz atar. Ancak Yüce Allah bunları ona takdir etmemiş olsaydı yukarıdaki parıltıdan gözlerini kaybederdi."

Hz. Ali sonra şu ayeti okudu: "Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik."

 

35139. Ebu Hureyre der ki: "Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kitab'ı indirene yemin olsun ki insanlar dünyadayken nasıl zamanla çirkinleşip yaşlanıyorlarsa Cennet ahalisinin güzelliği de zamanla hep artacaktır.''

 

35140. Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennetlikler Cennete kılsız, tüysüz, bembeyaz tenli, yuvarlak yüzlü, sürme gözlü ve otuz üç yaşlarında olacak şekilde gireceklerdir Hepsi de Adem'in suretinde ve boyunda olacaklardır ki onun boyu altmış, eni ise yedi arşındır.''

 

35141. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Cennetteki ğılmanlar kişiye: ''Sana hangi meyveden koparalım? Sana hangi içeceklerden getirelim?'' diye sorarlar."

 

35142. Abdullah b. Ebi'l-Huzeyl naklediyor: Hz. Musa veya diğer peygamberlerden biri: "Rabbim! Bu nasıloluyor? Dostların dünyada korku içindeler ve öldürülüyorlar. Yakalanıp kesiliyorlar. Düşmanların ise istediklerini yiyip istediklerini içiyorlar" veya buna benzer bir şey dedi. Bunun üzerine Yüce Allah (meleklere): "Kulumu Cennete götürün" buyurdu. Cennete girdiğinde de daha önce hiç görmediği hazır dolu kadehler, dizilmiş yastıklar, serili yaygılar, huriler, meyveler ve el değmemiş incilere benzeyen hizmetçileri gördü. Sonra Yüce Allah ona: "Şayet dostlarımın geleceği yer burası ise dünyadayken çektiklerinin onlara ne zararı olabilir ki?" buyurdu. Daha sonra: "Kulumu götürün" emrini verince bu kez onu alıp Cehenneme götürdüler. Oraya vardığında içinden öyle bir ateş alevi çıktı ki kul çarpıldı. Kendine geldiğinde Yüce Allah ona: "Nihai yerleri burası olduktan sonra dünyadayken düşmanlarıma verdiklerimin onlara ne faydası olabilir ki?" diye sordu. Peygamber de: "Hiçbir şey!" karşılığını verdi."

 

35143. Ka'b(u'I-Ahbar) der ki: "Yüce Allah'ın öyle bir meleği var ki yaratıldığı günden kıyamete dek Cennet ahalisinin takılarını hazırlamakla uğraşır. Şayet o Cennetliklerin takılarından bir tek bilezik dahi (şu an) gösterilecek olsa güneşin ışığı gider. Cennet ahalisinin diğer takılarını artık hiç sormayın.''

 

35144. Ebu Belc bildiriyor: İbrahim(-i Nehai)'nin şöyle dediğini işittim: "Kişi Cennette dilediği kadar cinsel ilişkiye girer ki orada çocuk olmaz. Kişi eşine dönüp de baktığı zaman içinde bir arzu oluşur. (ilişki sonrası) bir daha baktığında yine içinde öyle bir arzu oluşur."

 

35145. Mansur bildiriyor: İbn Abbas'a: "Cennette çocuk (doğum) olur mu?" diye sorulunca: ''Dilerlerse olur" dedi.

 

 

35146. Avf b. Malik el-Eşcai, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennetlik olup da Cennete en son girecek olan kişiyi biliyorum. Bu kişi Yüce Allah'tan kendisini ateşten uzak tutmasını diliyordu. Cennetlikler Cennete, Cehennemlikler de Cehenneme girdikten sonra bu adam:

 

''Rabbim! Beni Cennetin kapısına yaklaştır'' demeye başlar. Kendisine: ''Sen sadece ateşten uzak tutulmayı dilemiyor muydun?'' diye sorulunca adam: ''Rabbim! Senin gibi kerem sahibi kim var ki? Beni Cennetin kapısına yaklaştır'' der. Kendisine bir daha: ''Sen sadece ateşten uzak tutulmayı dilemiyor muydun?'' diye sorulunca adam yine: ''Rabbim! Senin gibi kerem sahibi kim var ki? Beni Cennetin kapısına yaklaştır'' der.

Sonrasında Cennetin kapısının yanında bir ağaç görür. Hemen: ''Beni ağaca yaklaştır ki altında gölgeleneyim ve meyvelerinden yiyeyim'' demeye başlar. Yüce Allah: ''Ey Ademoğlu! Sen (şöyle) dememiş miydin?'' diye sorunca, adam: ''Rabbim! Senin gibi kerem sahibi kim var ki? Beni ona yaklaştır!'' karşılığını verir. Adam ondan daha güzel bir ağaç görünce de: ''Rabbim! Beni bu ağaca yaklaştır!'' demeye başlar. Yüce Allah ona: ''Ey Ademoğlu! Sen şöyle dememiş miydin?'' diye sorunca, adam yine: ''Rabbim! Senin gibi kerem sahibi kim var ki? Beni ona yaklaştır!'' der.

Bunun üzerine kendisine: ''Koş! Ulaşabildiğin ve gözünün görebildiği her yer senin olacaktır!'' denilir. Adam (koşup da) yorulunca: ''Rabbim! Bu benim! Bu da benim!'' demeye başlar. Kendisine: ''İstediğin ve birkaç katı daha senin olsun!'' denildiğinde de adam: ''Rabbim benden razı oldu! Şayet bana dünya ahalisini giydirme ve yedirme izni verilseydi hepsini giydirir ve yedirirdim'' demeye başlar.''ı

 

 

35147. Ebu Said el-Hudri, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennetlikler içinde derecesi en aşağı olacak kişi Yüce Allah'ın, Cehenneme doğru olan yönünü Cennete doğru çevirdiği kişidir. Çevrildikten sonra kendisine gölgesi olan bir ağaç gösterilir. Adam: ''Rabbim! Beni şu ağaca yaklaştır da altında gölgeleneyim!'' der. Yüce Allah: ''Bu isteğini yerine getirirsem bir şey daha isteyecek misin?'' diye sorunca da adam: ''İzzetine yemin olsun ki istemeyeceğim!'' der. Bunun üzerine adam ağaca yaklaştırılır. Ancak adama gölgesi ve meyvesi olan başka bir ağaç gösterilince yine: ''Rabbim! Beni şu ağaca yaklaştır da altında gölgeleneyim, meyvelerinden yiyeyim'' der. Yüce Allah: ''Bu isteğini yerine getirirsem daha başka bir şey isteyecek misin?'' diye sorunca da adam: ''İzzetine yemin olsun ki istemeyeceğim!'' der. Yüce Allah adamı ağaca yaklaştırır. Sonra adama gölgesi, meyvesi ve suyu olan başka bir ağaç gösterilince yine: ''Rabbim! Beni şu ağaca yaklaştır da altında gölgeleneyim, meyvelerinden yiyeyim ve suyundan içeyim'' der. Yüce Allah: ''Bu isteğini yerine getirirsem daha başka bir şey isteyecek misin?'' diye sorunca da adam: ''İzzetine yemin olsun ki artık başka birşey istemeyeceğim!'' der. Yüce Allah adamı yine ağaca yaklaştırır.

Cennet kapısı adama görününce bu sefer: ''Rabbim! Beni Cennet kapısına yaklaştır da eşiğinde durup Cennet ahalisini seyredeyim'' der. Yüce Allah onu Cennetin kapısına yaklaştırır. Adam Cennetin ahalisini ve içindekileri görünce: ''Rabbim! Beni de Cennete sok'' der. Yüce Allah onu Cennete sokar. Ancak adam Cennete girince: ''Bu benim! Bu da benim!'' demeye başlar. Yüce Allah ona: ''Dile ne dilersen!'' buyurur ve şunu şunu iste şeklinde de ona hatırlatmalarda bulunur. Adamın istekleri bittiğinde de Yüce Allah ona: ''Bu istedilderin ve on katı kadarı daha senindir'' buyurur. Daha sonra adam Cennetteki evine girer. Yanına hurilerden olan eşleri girerler ve: ''Seni bizler için, bizi de senin için seçen Allah'a hamdolsun'' derler. Adam da: ''Bana verilenlerin benzeri hiç kimseye verilmedi'' demeye başlar."

 

 

35148. Nu'man b. Sa'd naklediyor: Hz. Ali: "O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahman'ın huzuruna toplayacağız"[Meryem, 85] ayetini okudu ve şöyle devam etti: "Nasıl toplanacaklar biliyor musunuz? Vallahi ayakları üzerinde yürüyerek haşredilmeyecekler! Benzerini hiçbir mahlukatın görmediği, semerleri altından, yularları da zebercedden olan develere binip Cennetin kapısını öyle çalacaklardır."

 

 

35149. ismail b. Halid, bir adamdan naklediyor: "O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahman'ın huzuruna toplayacağız"[Meryem, 85] ayeti hakkında Ebu Hureyre: "Develer üzerinde toplanacaklar" dedi.

 

 

35150. Abdullah (b. Mes’ud) bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cehennemliklerden olup da Cehennemden en son çıkacak kişiyi biliyorum. Bu kişi Cehennemden sürünerek çıkar. Kendisine: ''Git ve Cennete gir'' denilir. Adam gidip Cennete girer. Ancak insanların her yerde yerleşmiş olduklarını görünce geri döner ve: ''Rabbim! İnsanlar her yeri almışlar'' der. Yüce Allah ona: ''Şöyle şöyle yaptığın zamanları hatırlıyor musun?'' diye sorunca, adam: ''Evet!'' karşılığını verir. Bunun üzerine kendisine: ''Dile!'' denilir. Adam almak istediklerini dileyince kendisine: ''Dilediklerin ile dünyanın on katı kadarı senindir'' denilir. Ancak adam (şaşkınlıkla): ''Sen ki her şeyin hükümranısın! Benimle alay mı ediyorsun?'' der." Abdullah der ki: "Bunun söylerken Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) azı dişleri görünecek kadar güldüğünü gördüm."

 

 

35151. Ebu Saidı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennete ilk girecek olan zümrenin görüntüsü mehtaplı gecedeki ay gibi olacaktır. Onlardan sonra girenler, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi olacaklardır. Her bir kişiye de ikişer eş verilecektir. Bu eşlerin üzerinde yetmiş kat giysi olmasına rağmen baldırlarının ilikleri bu giysilerin üzerinden görünür.''

 

 

35152. Muğire b. Şu'be der ki: Hz. Musa: "Rabbim! Cennette en aşağı derece olan kişiye neler vardır?" diye sorunca, Yüce Allah şöyle buyurdu: "insanların bekletildiği ağıl gibi bir yerde bekletilen bir kişidir ki ona: ''Kalk ve Cennete gir!'' denilir. Adam: ''insanlar her bir tarafı aldılar! Ben nereye gireyim ki?'' der. Bunun üzerine ona: ''Dünyadayken kendileri gibi bir mülke sahip olmayı dilediğin dört kral söyle'' denilir. Adam da: ''Filan kişi'' diye başlayarak dört tane kral sayar. Sonra ona: ''içinden geçenleri dile!'' denilir. Adam içinden geçen her şeyi ister. Sonra ona: ''Canının çektiği her şeyi iste'' denilir. Adam canının çektiği her şeyi ister. Sonunda da ona: ''Tüm bunlar ile bunların on katı senindir'' denilir." Musa: ''Rabbim! Peki seçkin kullarına ne vardır?'' diye sorunca da Yüce Allah şöyle buyurur: ''Onlar için dilediğimde şu: Onların (Cennetteki) nimetlerini yaratıp kendi elimle düzenledim. Hiçbir gözün göremediği ve hiç kimsenin aklına gelemeyecek şeylerle dolu olan hazinelerini de (kendileri gelene dek) mühürledim.''" Sonra Muğire şu ayeti okudu: "Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez."

 

 

35153. Abdullah b. Ömer der ki: "illiyyın'den olanlara Cennette, üstten bakmaları için pencereler vardır. Onlardan birisi bu pencereden bakınca Cennet aydınlanır ve Cennetlikler: ''illiyyın'den olan biri Cennete bakıyor'' derler."

 

 

35154. Hasan(-ı Basri), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Birinizin Cennetteki bir yay veya bir kamçı kadarlık bir yeri dahi dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır."

 

 

35155. Evza'ı naklediyor: Yahya b. Ebi Kesır: "Fı ravdatin yahburun"[Rum, 15] ayetindeki ''habr'' lafzı için: "Cennetteki işitmedir" demiştir.

 

 

35156. Hasan(-ı Basri) Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennet ahalisi kadınlarından bir kadın eğilip de dünyaya bakacak olsa yeryüzünü misk kokusuyla doldurur. Cennetteki kadınların taktı ğı bir 'nasif' dahi dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Nasif'in ne olduğunu biliyor musunuz? Baştaki örtüdür."

 

 

35157. Ebu Said, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennetteki bir karışlık yer dahi dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır."

 

 

35158. İbn Ömer der ki: "Cennettekilerden en aşağı derecede olan kişinin dahi bin sarayı vardır. Her iki saray arasında da bir yıllık bir yolculuk mesafesi vardır. Kişi bu sarayların sonuncusunu baştakini gördüğü gibi görebilir. Her sarayda da huriler, çeşit çeşit kokular ve hizmetçiler bulunur. istediği her şey de anında kendisine getirilir."

 

 

35159. Muğıs b. Sumey der ki: "Cennette altından bir sarayalduğu gibi, gümüşten, yakuttan ve zebercedden saraylar da vardır. Cennetin dağları miskten, toprağı da vers ve zafirandandır.''

 

 

35160. Enes der ki: "Cennette olanlardan biri diğerlerine: ''Haydi çarşıya gidelim'' der ve miskten olan dağlara gidip orada oturur ve sohbet ederler."

 

 

35161. ibrahim et-Tey mı der ki: "Bana ulaşana göre Cennetteki bir adama yüz kişinin şehveti, yemeği ve iştahı verilir. Kişi yemek yedikten sonra kendisine tertemiz içecekler sunulur. Yedikleri de teninden miske benzeyen ter şeklinde dışarıya atılır. Sonrasında da şehveti ve iştahı geri gelir."

 

 

35162. Ebu Kesır naklediyor: Abdullah b. Amr dedi ki: "Kıyamet gününde tüm insanlar toplandığında: ''Bu ümmetin fakirleri ve yoksunları nerede?'' denilir. Fakirler ve yoksunlar öne çıktıklarında onlara: ''Ne söyleyeceksiniz?'' diye sorulur. Onlar: ''Rabbimiz! Bizi belalara maruz bıraktın ve sabrettik ki sen bunu bizden daha iyi bilirsin'' derler. Yüce Allah: ''Biliyorum'' buyurur. Onlar: ''Mülk ile hükümranlığı da bizden başkalarına verdin'' dediklerinde, kendilerine: ''Doğru söylediniz!'' denilir. Sonra bunlar diğerlerinden daha önce Cennete girerler. Ağır hesap da mal ve saltanat sahiplerine kalır." Abdullah'a: "Peki o günü müminlerin durumu nasılolacak?" diye sorduğumda: "O günü müminler nurdan tahtlar üzerinde otururlar ve bulutlar onlara gölge yapar. O günü (hesap) onlar için bir günün çok kısa bir zamanı kadar sürer" dedi.

 

 

35163. Enes bildiriyor: Abdullah b. Selam, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve: "Cennet ahalisinin ilk yiyecekleri şey nedir?" diye sordu. Hz. Peygamber de (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Demin Cebrail bana geldi ve: ''Cennet ahalisinin ilk yiyeceği şey, balık ciğerinin ziyadesi olacaktır'' dedi."

 

 

35164. Muhammed b. Ka'b der ki: "Cennettekiler gök gürlemesine benzeyen bir şey görünce: ''Bu nedir?'' diye sorarlar. Onlara: ''Bu illiyyin ahalisinden olan biridir, bir odadan diğerine girdi'' derler."

 

 

35165. Cuveybir naklediyor: "Ulaike yuczevne'l-ğurfete ... "[Furkan, 75] ayetindeki ''Gurfe'' hakkında Dahhak: "Gurfe, Cennettir" dedi.

 

 

35166. Mücahid naklediyor: Ömer b. el-Hattab, minberin üzerinde "Adn cennetlerinde ... "[Tevbe, 72] ayetini okudu ve şöyle devam etti: "Adn cennetlerinin ne olduğunu biliyor musunuz? Bu Cennette beşbin kapısı olan bir saraydır ki her kapının başında yirmibeş bin huri bulunur. Bu saraya sadece peygamberler girer." Sonra Ömer, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kabrine işaret ederek şöyle devam etti: "Bu kabrin sahibine kutlu olsun! Yine oraya sadece sıddik olanlar girer! Ebu Bekr'e de kutlu olsun! Ve yine oraya ancak şehit olanlar girer ki Ömer'e de artık şehit olmak düşer." Sonra şöyle dedi: "Beni evimden çıkaran, beni şehadete ulaştırmaya da kadirdir.''

 

 

35167. Mesruk naklediyor: "Adn cennetlerinde ... "[Tevbe, 72] hakkında Abdullah (b. Mes’ud): "Cennetin orta yeridir" dedi.

 

 

35168. Buşeyr b. Ka'b bildiriyor: Ka'b dedi ki: "Cennette öyle bir yakut parçası vardır ki ne bir yerlerden kesilmiştir, ne de ona ekleme yapılmıştır. işte bu yakutun içinde yetmişbin tane ev ve her evde de yetmişbin tane huri vardır. Bu evlere ancak peygamberler veya sıddikler veya şehitler veya adil liderler veya tercihten geçmiş olanlar girebilir.'' Ka'b'a: "Tercihten geçen kişi ne demek?'' diye sorduğumuzda da şöyle dedi: "Düşman tarafından yakalanıp küfretmesi veya islam dininde kalıp öldürülmesi yönünde tercihe zorlanan ve islam dininde kalmayı tercih eden kişidir."

 

 

35169. Abdullah b. Amr, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Adeletle hükmedenler, kıyamet gününde nurdan minheder üzerinde Rahman'ın sağ tarafında oturacaklardır. Rahman'ın her tarafı sağdır. Bunlar hüküm verirken, ailelerine karşı ve sorumluluğunu aldıkları işlerde adaletli olanlardır." 

 

 

35170. Abdullah b. Amr, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Dünyadayken adeletle hükmedenler kıyamet gününde, dünyadaki bu adaletlerinden dolayı inciden minbeder üzerinde Rahman'ın huzurunda oturacaklardır. ''

 

 

35171. Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Canım elinde olana yemin olsun ki Cennet kapılarından her birinin iki kanat aralığı, Mekke ile Hecer veya Mekke ile Busra arası kadardır."

 

 

35172. Halid b. Umeyr naklediyor: Utbe b. Gazvan bize bir hutbe verdi ve hutbesinde şöyle dedi: "Cennet kapılarından birinin iki kanat aralığı, kırk yıllık bir yolculuk mesafesindedir. Orada öyle bir gün gelecek ki Cennet kapılarının tümünde, insanların girmek için izdiham içinde oldukları görülecektir.''

 

 

35173. Ka'b(u'I-Ahbar) der ki: "Cennet kapılarından birinin iki kanat aralığı hızlı giden bir binekli için kırk yıllık bir yolculuk mesafesindedir. Ancak yine de öyle bir gün gelecek ki bu kapılarda izdiham yaşanacaktır."

 

 

35174. Ebu'l-Muhezzim bildiriyor: Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini işittim:

"Cennette müminlerin evi inciden olacaktır. Bu incinin içinde kırk ev ve orta yerinde de giysiler bitiren bir ağaç bulunacaktır. Kişi gelip parmağıyla, kemerleri inci ve mercandan olan yetmiş tane giysi alabilecektir."

 

 

35175. Mücahid naklediyor: Abdullah b. el-Haris şöyle dedi: "A'raf ahalisinden olanlar alınıp, adına "Hayat" denilen ve kenarları altın kamışlarla kaplı -ravi der ki: Sanırım Abdullah burada "incilerle kaplı" dedi- bir ırmağa götürülürler. Irmakta bir defa yıkandıklarında boyunlarında beyaz benler belirir. Bir daha yıkanırlar ve her yıkanmalarında bu beyazlığı daha da artar. Kendilerine: "istediğiniz şeyi dileyin!" denildiğinde canları neyi çekiyorsa dilerler. Bunun üzerine onlara: "Diledikleriniz yetmiş katıyla sizlere verilecektir" denilir. işte bunlar Cennet ahalisinin miskinleridir."

 

 

35176. Mansur der ki: "Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş eşler vardır ... ''[Rahman, 56] ayeti hakkında Mücahid: "Bunlar sadece eşlerine bakarlar ve başkasına bakmayı istemezler" dedi.

 

 

35177. Cuveybir şöyle nakleder: "Onlar yakut ve mercan gibidirler"[Rahman, 58] ayeti hakkında Dahhak: ''Renkleri yakut ile inci gibi şeffaftır" dedi.

 

 

35178. Hur b. Curmuz bildiriyor: ''Onlar yakut ve mercan gibidirler"[Rahman, 58] ayeti hakkında Abdullah b. el-Haris'in şöyle dediğini işittim: ''ipe dizili inciler gibidirler."

 

 

35179. Süleym Ebu Abdillah naklediyor: ''Onlar yakut ve mercan gibidirler''[Rahman, 58] ayeti hakkında Mücahid: ''Yakutun içindeki ip nasıl görülüyorsa hurilerin de baldırlarındaki ilikler giysilerinin üzerinden öyle görülecektir" dedi.

 

 

35180. Muğire b. Müslim naklediyor: ''Daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır''[Rahman, 56] ayeti hakkında ikrime: ''Onlarla ilişkiye girilmemiştir, anlamındadır" dedi.

 

 

35181. Salim naklediyor: Said b. Cübeyr de (ayet için): ''Onlarla ilişkiye girilmemiştir, anlamındadır" dedi.

 

 

35182. Cariye b. Süleyman naklediyor: "Mudhammetan"[Rahman, 64] lafzı konusunda ibnu'z-Zübeyr: "Suya kanmaktan dolayı (bahçeler) yeşildirler" dedi.

 

 

35183. ismail naklediyor: Ebu Salih de (söz konusu ayet için): "Yeşildirler" demiştir.

 

 

35184. Said b. Cübeyr naklediyor: "Mudhammetan"[Rahman, 64] ayeti konusunda İbn Abbas şöyle dedi: "Yeşildirler, anlamındadır."

 

 

35185. Seleme naklediyor: "Mudhammetan"[Rahman, 64] lafzı konusunda Mücahid: "Suya kanmaktan dolayı yeşildirler" dedi.

 

 

35186. Ebu Sinan naklediyor: Dahhak: "Bol sudan dolayı siyahtırlar" demiştir.

 

 

35187. Abdullah b. idris, babasından nakleder. Atiyye: "Yeşildirler" demiştir.

 

 

35188. Vasıl naklediyor: Ata: "Bol sudan dolayı yeşildirler" demiştir.

 

 

35189. Seleme naklediyor: "Ikisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır"[Rahman, 66] ayeti hakkında Mücahid: "Her türlü hayrı dışarı fışkırtırlar" dedi.

 

 

35190. Cafer naklediyor: "Ikisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır''[Rahman, 66] ayeti hakkında Said b. Cübeyr: "Su ve meyve fışkırtırlar" dedi.

 

 

35191. Ebu Ubeyde naklediyor: "Fihinne hayratun hisan"[Rahman, 70] ayeti hakkında Abdullah (b. Mes'ud): "Her çadırda hayırlar bulunur" dedi.

 

 

35192. ismail naklediyor: "Fıhinne hayratun hisan''[Rahman, 70] ayeti hakkında Ebu Salih: "Cennetteki tertemiz hurilerdir" dedi.

 

 

35193. İbn Abbas der ki: "Cennetteki bir çadırı bir fersaha bir fersah büyüklüğünde içi boş olan bir incidendir ve hepsinin de altından olan dörtbin kapı kanadı vardır.''

 

 

35194. ismail naklediyor: "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır"[Rahman, 72] ayeti hakkında Ebu Salih: "Cennetteki tertemiz hurilerdir" dedi.

 

 

35195. Ebu Miclez naklediyor: Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır"[Rahman, 72] ayeti(ndeki çadırlar) sorulduğunda: "İçi boş olan incilerdendir'' buyurdu. 

 

 

35196. Ebu'I-Ahvas naklediyor: Abdullah (b. Mes'ud) (bu çadırlar için): "içi boş olan incilerdendir" dedi.

 

 

35197. Katade naklediyor: "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır"[Rahman, 72] ayeti hakkında İbn Abbas: "Oradaki çadır, bir fersaha bir fersah büyüklüğünde içi boş olan bir incidendir ve dörtbin kapı kanadı vardır" dedi.

 

 

35198. Umara naklediyor: "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır"[Rahman, 72] ayeti(ndeki çadır) hakkında ikrime: ''içi boş incilerdendir'' dedi.

 

 

35199. Hazn b. Beşir der ki: Amr b. Meymun'un: ''Bu çadır içi boş olan incilerdendir'' dediğini işittim.

 

 

35200. Rabı' naklediyor: "Hurun maksuratun fi'l-hiyam"[Rahman, 72] ayetindeki ''maksurat'' için Ebu'I-Aliye: ''Bekletilmektedirler'' dedi.

 

 

35201. Ebu Ma'şer naklediyor: "Hurun maksuratun fi'l-hiyam"[Rahman, 72] ayetindeki ''hiyam'' için Muhammed b. Ka'b el-Kurazı: ''Kameriyyelerdir'' dedi.

 

 

35202. Seleme naklediyor: "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır"[Rahman, 72] ayeti(ndeki çadır) hakkında Dahhak: ''İçi boş incilerdendir'' dedi.

 

 

35203. Mücahid der ki: ''Bu çadırlar içi boş olan incilerdendir."

 

 

35204. Ebu Bişr naklediyor: "Muttekiine ala refrefin hudrin ve abkariyyin hisan"[Rahman, 76] ayeti hakkında Said b. Cübeyr şöyle dedi: "Buradaki ''Refref''ten kasıt, Cennet bahçeleridir. ''Abkari'' ise çok güzel işlemeli yaygılardır."

 

 

35205. Dahhak der ki: "Burada ''Refref'' çarşaflar, ''Abkari'' ise yaygılardır."

 

 

35206. Harun b. Antere, babasından naklediyor: "Muttekiine ala refrefin hudrin ... "[Rahman, 76] ayeti hakkında İbn Abbas: "Çarşafların, yaygıların ve döşeklerin fazlalıklarıdır" dedi.

 

 

35207. Rabah b. Ebi Ma' ruf naklediyor: " ... ve abkariyyin hisan"[Rahman, 76] ayeti hakkı nda Mücahid: "Bunlar parlak atlastan kumaşlardır" dedi.

 

 

35208. Ebu Reca naklediyor: "Muttekiine ala refrefin hudrin ... "[Rahman, 76] ayeti hakkında Hasan(-ı Basri) şöyle dedi: "Cahiliye insanları bunun (refref) yaygı olduğunu söylerlerdi."

 

 

35209. ikrime der ki: "istebrak: Parlak atlastan kalın kumaşlardır."

 

 

35210. Dahhak der ki: "istebrak: Parlak atlastan kalın kumaştır."

 

 

35211. Ubade b. es-Sam it, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennette (konum olarak) yüz derece vardır ve her iki derece arası yer ile gök arası kadardır. Derece olarak en yüksekte Firdevs vardır. Bunun da üstünde Yüce Allah'ın Arş'ı bulunur. Cennetin dört ırmağı da işte buradan (Firdevs'ten) doğarlar. Onun için Yüce Allah'tan isteyeceksiniz Firdevs cennetini isteyin."

 

 

35212. İbn Ebi Necih naklediyor: " ... Karşılıklı, koltuklara otururlar"[Hicr, 47] ayeti hakkında Mücahid: "Hiçbiri diğerinin ensesine bakmaz" dedi.

 

 

35213. Salim naklediyor: "La yusadda'une anha vela yunzifun''[Vakia, 19] ayeti hakkında Said b. Cübeyr şöyle dedi: "Ne başları ağırır, ne de akılları giderilir, anlamındadır."

 

 

35214. Husayn naklediyor: " ... ve ke'sin min ma'ın"[Vakia, 18] ayeti hakkında: "Beyaz şarab, anlamındadır" dedi. "La yusadda'une anha vela yunzifun''[Vakia, 19] ayeti hakkında da: "Ne başları ağırır, ne de akılları gider, anlamındadır" dedi.

 

 

35215. Ebu Utbe naklediyor: "Mavdunetin"[Vakia, 15] lafzı hakkında Said b. Cübeyr: "Altın işlemeli, anlamındadır" dedi." Husayn da Mücahid'in aynı lafız için: "Altın işlemeli, anlamındadır" dediğini nakleder.

 

 

35216. Muğıs b. Sumey der ki: "(Kişi kuş eti yemeyi dilediği zaman) kuş gelip ağaca konur. Kişi bu kuşun bir tarafından kurutulmuş parça et yerken, bir tarafından da kızarmış et yer."

 

 

35217. Kasım naklediyor: "Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler"[Vakia, 34] ayeti hakkında Ebu Umame: "Şayet en üstten bu döşeklerden biri düşecek olsa yere ulaşması için şu şu kadar yılın geçmesi gerekir" dedi.

 

 

35218. Ebu ishak naklediyor: ''Ki o cennetin meyveleri sarkmıştır''[Hakka, 23] ayeti hakkında Sera der ki: "Kişi ayaktayken meyvelerinden toplayabilir."

 

 

35219. Ebu İshak naklediyor: ''...Sarkmıştır''[ Hakka, 23] ayeti hakkında Bera der ki: "Onlara yaklaştırılmıştır."

 

 

35220. Ebu ishak naklediyor: ''Ağaçların gölgeleri üzerlerine düşmüş, meyvelerini toplamak kolaylaştırılmıştır''[İnsan, 14] ayeti hakkında Bera der ki: "Cennettekiler diledikleri kadar onlardan toplarlar."

 

 

35221. Mücahid der ki: "Abkari''[Rahman, 76] Parlak atlastan kalın kumaşlardır."

 

 

35222. Abdullah b. el-Haris der ki: "Yüce Allah, Adn cennetini yarattığı zaman ona: ''Konuş!'' buyurdu. O da: ''Müminler kurtuluşa erdi'' dedi''

 

 

35223. Husayn naklediyor: "Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar"[Yasin, 56] ayeti hakkında Mücahid: ''Bunlar kameriyye altında olan sedirlerdir" dedi.

 

 

35224. Ebu Reca bildiriyor: "Yuskavne min rahıkin mahtum"[Mutaffifin, 25] ayeti hakkında Hasan(-ı Basri): ''Bu içkidir" demiştir.

 

 

35225. Mesruk, Abdullah'ın: ''Rahık: içkidir" dediğini nakleder.

 

 

35226. Mesruk naklediyor: "Mahtum"[Mutaffifin, 25] lafzı hakkında Abdullah (b. Mes'ud): ''Karışımdan oluşmuştur, anlamındadır" demiştir. "Hitamuhu misk"[Mutaffifin, 26] lafzı için de: "Tadı ve kokusu (misk gibidir), anlamındadır" demiştir. "Tesnım"[Mutaffifin, 27] lafzı için de şöyle demiştir: ''Bu, Cennette bir pınardır ve bundan sadede Mukarrabın'den olanlar ve saf olarak içebilir. Kitapları sağdan verilenlere ise ancak içeceklerine karıştırılarak sunulur."

 

 

35227. Mansur şöyle der: "Karışımı Tesnim'dendir. (Bu) yakın olanların içecekleri bir kaynaktır"[Mutaffifin, 27, 28] ayetleri hakkında Malik b. el-Haris şöyle demiştir: "Cennetteki diğer insanlar ise bundan ancak içeceklerine karıştırarak içebilirler."

 

 

35228. Ebu Reca naklediyor: "KarışımITesnım'dendir"[Mutaffifin, 27] ayeti hakkında Hasan(-ı Basri) şöyle Gemiştir: "Yüce Allah'ın Cennet ahalisi için hazırlayıp sakladığı bir şeydir."

 

 

35229. Said (b. Cübeyr) ile Dahhak şöyle derler: "Hitamuhu misk''[Mutaffifin, 26] ayetinden kasıt, içiminin sonunda misk tadı vermesidir.''

 

 

35230. İbn Sabıt der ki: "Bana bildirilene göre Rahman'ın sağında (ki her tarafı sağdır) nurdan minberler üzerinde, yüzleri nur içinde, görenlerin dikkatlerini celbeden yeşil giysiler içinde bir topluluk olacaktır. Bunlar ne peygamberler, ne de şehitlerdir. Bunlar yeryüzünde Allah'a isyan edildiği bir zamanda birbirlerini sırf Allah ması için sevenlerdir."

 

 

35231. ibrahim b. Ebi Able el-Ukaylı naklediyor: Ala b. Ziya d, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildirdi: "Kıyamet gününde peygamber ve şehit olmadıkları halde, Yüce Allah'a olan yakınlıkları ve nurdan minberler üzerinde olmaları dolayısıyla peygamberler ve şehitler tarafından imrenilen kullar olacaktır. Peygamberler ve şehitler: ''Bunlar kim?'' diye sorduklarında, kendilerine: ''Aralarında bir mal alışverişi veya akrabalık olmadıgı halde sırf Allah için birbirlerini seven kimselerdir'' denilir."

 

 

35232. Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

"Kevser, Rabbimin Cennette bana vaad ettiği bir nehirdir. Üzerinde bir çok hayır bulunur. Kıyamet gününde de ümmetim bu havuza su içmek için geleceklerdir. Kapları da yıldızların sayısınca olacaktır.''

 

 

35233. İbn Ömer, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğum.! nakleder: "Kevser, Cennette bir nehirdir. Kenarları altından, yatağı ise yakut ve incidendir. Toprağı miskten güzel, suyu baldan tatlı ve kardan da beyazdır."

 

 

35234. Hz. Aişe der ki: "Kevser, Cennetin ortasında bir nehirdir. Kenarları içi boş olan incidendir ve su içme kapları da yıldızların saylsıncadır.''

 

 

35235. Muaz b. Cebel ile Ubade b. es-Samit bildirirler: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittik: "(Yüce Allah buyurur ki:) Benim rızam için birbirlerini sevenleri sevmek üzerime haktır. Benim rızam için ihsanlarda bulunanları sevmek üzerime haktır. Benim rızam için birbirlerini ziyaret edenleri sevmek üzerime haktır. Allah için birbirlerini sevenler nurdan minberler üzerinde, hiçbir gölgenin olmadığı bir günde Arş'ın gölgesi altında olacaklardır."

 

 

35236. İbn Mes'ud, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Allah için birbirlerini sevenler (Cennette) kırmızı yakuttan olan bir sütunun üzerinde olacaklardır. Bu sütunun üzerinde yetmiş bin oda vardır ve oradan Cennet ahalisine bakacaklardır. Onlardan biri oradan Cennete baktığı zaman, dünyadayken güneş evleri nasıl ışığıyla dolduruyorsa, onlar da Cennet ahalisinin evlerini güzelliklerle dolduracaklardır. Cennet ahalisi: ''Çıkın da Allah için birbirlerini sevenlerin yanına gidelim'' derler ve gidip onların, mehtaplı gecedeki ay gibi parlayan yüzlerini seyrederler. Üzerlerinde yeşil giysiler vardır ve alınlarında da: ''Bunlar birbirlerini Allah için sevenlerdir'' yazılıdır."

 

 

35237. Abdullah b. es-Samit, Ebu Zer'den naklediyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah! (Cennetteki) Havuzun kapları nasıldır?" diye sorduğumda, şöyle buyurdu: "Canım elinde olana yemin olsun ki Havz'ın kapları, bulutsuz ve kapkaranlık olan bir gecede gökte görünen yıldız ve gezegenlerin sayısından da daha çoktur. Cennetteki bu kaplardan içen ömrünün sonuna kadar bir daha asla susamaz. Genişliği Amman ile Eyle arası kadardır. Suyu sütten beyaz, baldan tatlıdır.''

 

 

35238. Sevban naklediyor: Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Havz'ın genişliği sorulduğunda şöyle buyurdu: "Şu an durduğum yer ile Amman arası kadardır ki aralarında bir aylık veya buna yakın bir yolculuk mesafesi vardır." Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu havzın içeceği sordulduğunda ise şöyle buyurdu: "Suyu sütten beyaz, baldan tatlıdır. Cennetten gelen ve biri gümüş, biri altın olan iki tane de (su) kanalı vardır."

 

 

35239. Ebu Said, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kıyamet gününde uzunluğu Kabe ile Beytu'l-Makdis arası kadar olan bir havuzum olacaktır. Suyu süt gibi bembeyazdır. Kapları yıldızların sayısı kadardır. Kıyamet gününde ümmeti en kalabalık peygamber ben olacağım."

 

 

35240. Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "(Mirac'da) Cennete girdiğimde bir akarsuyla karşılaştım. Her iki kenarında inciden çadırlar vardır. Elimi suyun toprağına daldırdığımda saf miskten olduğunu gördüm. Cebrail'e: ''Ey Cebrail! Bu ne?'' diye sorduğumda, bana: ''Bu, Yüce Allah'ın sana ihsan ettiği Kevser'dir'' karşılığını verdi."

 

 

35241. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: "Cennetteki nehirler miskten olan bir dağdan dogarlar.''

 

 

35242. Sa'd et-Tai der ki: Bana bildirilene göre Yüce Allah, Cenneti yarattığı zaman ona: "Süslen!" buyurdu. Cennet de süslendi. Bir daha ona: "Süslen!" buyurunca, daha da süslendi. Sonra ona: "Konuş!" buyurunca, Cennet: "Kendisinden razı olduğun kişiye ne mutlu!" dedi.

 

 

35243. İbn Abbas der ki: Peygamberlerden biri şöyle dedi: ''Allahım! Sana ibadet eden, emirlerine boyun eğen ve öfkenden kaçınan kulundan dünya nimetlerini uzak tutuyor ve türlü belalara maruz bırakıyorsun. Diğer yandan senden başkasına kulluk eden, sana karşı eylemlerde bulunan kuluna da dünya nimetlerini sunuyor ve kendisini belalardan uzak tutuyorsun." Bunun üzerine Yüce Allah ona şöyle vahyetti:

"Kullar da, ülkeler de benimdir ve hepsi de hamdimle beni tesbih ederler. Mümin kulumun bazı kötülükleri olabiliyor. Onu belalara maruz bırakıp, dünya nimetlerini ondan uzak tutmak, işte bu kötülüklerinin kefareti oluyor. Huzuruma geldiği zaman da onu ödüllendiririm. Kafir kuluma gelince onun da bazı iyilikleri olabilir. Belaları ondan uzak tutup dünya nimetlerini sunmam, yaptığı bu iyiliklerin karşılığıdır. Huzuruma geldiği zaman da yaptığı kötülüklere karşı onu cezalandırırım."

 

 

35244. Ebu Bekr b. Abdillah b. Kays, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Mümin kula Cennette, uzunluğu otuz mil olan ve inciden yapılmış bir çadır vardır. Bu çardırda onun için, birbirlerini görmeyen eşler verilir."

 

 

35245. Ebu Bekr b. Abdillah b. Kays, Resululah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Firdevs Cennetleri dört tanedir. Bunların ikisi, giysileri, kapları ve içindeki her şeyiyle birlikte altındandır. Diğer ikisi de, giysileri, kapları ve içindeki her şeyiyle birlikte gümüştendir. Firdevs Cennetlerinde bulunanların, Rablerini görebilmeleri ile aralarındaki tek engel, Yüce Allah'ın yüzündeki kibriya perdesi olacaktır."

 

 

35246. Lokman b. Amir naklediyor: Ebu Umame'nin: "Iman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardır''[Kehf Sur. 107] ayeti hakkında şöyle dediğini işittim: "Bu, Cennetin özü olan orta yeridir."

 

 

35247. Abdullah b. el-Haris naklediyor: " ... Onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardır''[Kehf, 107] ayeti hakkında Ka'b: "Bunlar üzüm bağlarının olduğu cennetlerdir" dedi.

 

 

35248. Hasan(-ı Basri) der ki: "Cennetlikler Cennete, Adem'in suretinde ve onun boyu olan altmış arşın boyunda gireceklerdir. Kılsız tüysüz, sürme gözlü ve otuzüç yaşında olacaklardır. Kadınları bakire, erkekleri de kılsız ve tüysüz olacaklardır.''

 

 

35249. Hasan(-ı Basri) der ki: "Cennetteki hurmaların dalları altından, taze yaprakları zümrüt ve yakuttan, yaprakları da takılar şeklinde olacaktır. Meyveleri testi büyüklüğünde, baldan tatlı ve sütten daha beyazdır."

 

 

35250. Muhammed b. Ziyad bildiriyor: Ebu Hureyre'nin, Hz. Peygamber'den (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle naklettiğini işittim: "Yüce Allah bazı toplulukların hallerine şaşar. Zira bunlar zincirlerle sürüklenerek getirilip zorla Cennete sokulurlar."

 

 

35251. Humeyd b. Hilal der ki: "Bize bildirilene göre kişi Cennete girdiği zaman, Cennet ahalisinin suretine bürünür, ona Cennet ahalisinin giysileri giydirilir ve onların takıları kendisine takılır. Cennetteki eşleri, hizmetçileri ve evlerini de görünce içini bir sevinç kaplar ki bu sevinç için ölmesi gerekiyorsa ölebilir. Sonra ona: ''içini kaplayan bu sevinci görüyor musun? işte bu sevinç sonsuza dek içinde kalacaktır'' denilir.

 

 

35252. Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Cennet ahalisinin her Cuma günü gittikleri, içinde mis k yığınları bulunan bir çarşı vardır. O çarşıya çıktıkları zaman bir rüzgar -Ravi Hammad der ki: Sanırım "Kuzey rüzgarı" buyurdu- eser. Bu rüzgarla yüzleri, giysileri ve tüm evleri miskle dolar. Güzellikleri daha da artar. Evlerine döndükleri zaman da eşleri onlara: ''Bizden ayrıldıktan sonra daha da güzelleşmişsiniz'' derler. Onlar da eşlerine: ''Siz de bizden sonra daha da fazla güzelleşmişsiniz'' karşılığını verirler. "

 

 

35253. İbn Abbas der ki: Ka'b'a: "Sidretu'I-Muhteha nedir?" diye sorduğumda:

"Meleklerin bilgilerinin uzanabildiği en son yerdir. Melekler, Yüce Allah'ın emirlerini buradan alırlar ve daha ötesi hakkında bilgileri olmaz" dedi. Ona Cennetu'l-Me'va'yl da sorduğumda ise: "içinde yeşil kuşların bulunduğu bir Cennettir ve şehitlerin ruhları buraya yükselir" dedi.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Yüce Allah'ın Cehennemliklere Hazırladığı Cezalar ve Bunların Şiddeti Hakkındaki Rivayetler