|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Gazveler |
Uhud Savaşı Hakkında
37897. Şa'bi bildiriyor:
"Uhud savaşında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müşriklere bir
hile yaptı ki onlara ilk yaptığı oyun da bu idi."
37898. Hz. Aişe der ki: Uhud
günü müşrikler hezimete uğrayınca iblis (Müslümanlara): "Ey Allah'ın
kulları, arka tarafınızda bulunanlarınızdan sakının! diye bağırdı. Bu bağırma
üzerine Müslüman ordusunun öncüleri, arkalarında bulunanları müşriklerden
sanarak geriye döndüler. Bu sırada Huzeyfe, babası Yemanlı müslümanlar
müşriklerden sanarak öldürmekte olduğunu gördü. Bu anda Huzeyfe: "Ey
Allah'ın kulları! Bu babamdır, bu babamdır; onu öldürmeyin!" dedi. Hz.
Aişe anlatmaya devam etti: Allah'a yemin ederim ki, Müslümanlar ondan ayrılmadılar
ve nihayet onu öldürdüler. Bunun üzerine Huzeyfe: "Allah sizlere mağfiret
etsin" dedi. Urve der ki: Vallahi! Huzeyfe, Allah'a kavuşuncaya kadar,
babasını öldüren için yaptığı (dua ve istiğfardan dolayı) iyiliğin etkisi
Huzeyfe'de devam edip durmuştur.
37899. Şa’bi bildiriyor:
Uhud günü Müşrikler gittiği zaman Müslümanlar, müşriklerin kardeşlerine,
kulaklarını ve burunlarını kesip karınlarını yararak müsle yapmış olduğunu
gördüler. Sahabe Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer onlara
karşı Allah bize zafer nasip ederse biz de onlara bu yapılanlardan daha
fazlasını yapacağız" dediler. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Ceza
verirken, size verilenin aynıyla karşılık verin. Yemin olsun ki, eğer
sabrederseniz bu, sabredenler için daha hayırlıdır." (Nahl Sur. 126) Bu
ayet nazil olunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem: "Biz
sabrederiz" buyurdu.
37900. Said b.
el-Müseyyeb der ki: "Sa'd b. Malik Uhud günü Müslümanların en
cesuruydu."
37901. Umeyr b. ishak
bildiriyor: Uhud günü insanlar Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
etrafından dağılınca, Sa'd ok atıyor, bir genç ise ona ok veriyordu. Sa'd'ın
attığı her oktan sonra genç ona bir ok veriyor ve: "At ey Ebu ishak!"
diyordu. Savaştan sonra genci aradılar, ama bulamadılar.
37902. Ali b. Ebi Talib
der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Sa'd'dan başkası için:
"Annem babam sana feda olsun" dediğini duymadım. Uhud günü
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''At ey Sa'd! Annem babam sana
feda olsun" dediğini duydum.
37903. Said b.
el-Müseyyeb bildiriyor: Sa'd b. Ebi Vakkas Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) kendisi için: "Annem babam sana feda olsun" dediğini
söylerdi.
37904. Sa'd der ki:
"Uhud günü Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sağında ve solunda
beyaz elbiseli iki adam gördüm. Onları daha önce görmemiştim ve daha sonra da
görmedim."
37905. Umeyr b. ishak
naklediyor: Hz. Hamza, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önünde iki
kılıçla savaşıyor ve: "Ben, Allah'ın ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) aslanıyım" diyordu. Hz. Hamza ileri geri gidip savaşırken
tökezleyip sırtüstü düştü ve zırhının önünden karnı açıldı. Habeşı köle onu
görüp bir mızrak veya harbe (kısa mızrak) attı ve mızrak Hz. Hamza'nın ön
tarafından girip arka tarafından çıktı.''
37906. Said b. Cübeyr
bildiriyor: Hamza b. Abdilmuttalib ile Mus'ab b. Umeyr şehid edilip de öbür
alemde kendilerine verilen bol rızıkları görünce: "Keşke kardeşlerimizin
cihada rağbetleri daha da artsın diye, bizim elde ettiğimiz hayırları
öğrenseler" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah: "Bunu Ben sizin
yerinize onlara bildireceğim'' buyurdu ve: "Allah yolunda öldürülenleri
sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın,
lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak
rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit
olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine
sevinirler. (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin
sevabını zayi etmeyeceğine sevinirler" (AI-i imran Sur. 169, 170, 171)
ayetini indirdi.
37907. Enes b. Malik
naklediyor: Uhud günü, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Hamza'nın
parçalanmış cesedinin yanına gidince: "Eğer Safiyye içinde bir üzüntü
hissetmeyecek olsaydı, Hamza'yı kurtlar kuşlar yesin de Kıyamet günü onların
karınlarından haşr edilsin diye defnetmez, olduğu gibi bırakırdım!"
buyurdu ve (onu kefenlemek için) bir kumaş istedi. Getirdiklerinde kumaşla başı
örtülünce ayakları, ayakları örtülünce ise başı açıkta kalıyordu. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bununla başını örtün ve ayaklarını üzerlik
otuyla kapatın" buyurdu. O gün giysiler az, ölüler ise çoktu. Bir giysiyle
bir, iki bazen üç kişi kefenleniyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Hangisi Kur'an'ı daha çok biliyor?" deyip hıfzı daha fazla
olana öncelik veriyordu,
37908. Cabir b. Abdillah
naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Uhud şehitlerinden her
iki kişiyi bir kıyafetle kefenleyip sonra: "Hangisi Kur'an'ı daha çok
biliyor?" diyordu. Kur'an'ı daha çok bilen biri gösterildiğinde mezara
önce onu koyuyor ve: "Kıyamet günü ben bunlar için şahidim" diyordu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (Uhud şehitlerinin) kanlarıyla
defnedilmelerini ve namazlarının kılınmamasını ve yıkanmamalarını emretti.
37909. İbn Ömer
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud'dan döndüğünde
Abdu'I-Eşhel oğullarının kadınlarının ölüleri için ağladıklarını gördü ve:
"Fakat Hamza'nın ağlayanı yok" dedi. Bunun üzerine Ensar kadınları
gelip Hamza için ağlamaya başladılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
uyanınca: "Bunlara yazıklar olsun! Hala buradalar mı? Bunlara geri dönmelerini
ve bu günden sonra ölen kimse için ağlamamalarını söyleyin" buyurdu.
37910. Habbab der ki:
Allah ması için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber hicret
ettik. Artık sevabımız Allah'a vacib oldu. Bizlerden kimisi de bu ücretten hiçbir
şey yemeden gitti. Uhud günü şehid edilen Mus'ab İbn Umeyr işte bunlardan
birisidir. O arkasında bir kaftandan başka bir şey bırakmadı. O kaftanla
Mus'ab'ın başını örttüklerinde ayakları meydana çıkıyor, ayaklarını
örttüklerinde ise başı açıkta kalıyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Bu kıyafetle başını örtün ve ayakları üzerine ızhır otu
koyun" buyurdu.
37911. Ebu Useyd
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber Hz. Hamza'nın
mezarının başındaydık. Kefen yapılacak kumaşla başı örtülünce ayakları,
ayakları örtülünce ise başı açıkta kalıyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Bu kumaşla başını örtün ve ayakları üzerine üzerlik otu
koyun" buyurdu.
37912. Muhammed b.
ishak, Ensar'ın ihtiyarlarından naklediyor: Uhud günü Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) huzuruna öldürülmüş olan Abdullah b. Amr b. Haram ve Amr b.
Cemuh getirildi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bunları aynı
mezara defnediniz. Çünkü bunlar, dünyada birbirlerini severlerdi" buyurdu.
37913. Muhammed b.
ishak, babası kanalıyla Beni Seleme'den bazılarının şöyle dediğini nakleder:
Muaviye, (Uhud'daki) kabirlerin yanında geçen suyu başka bir yöne çevirmek
istediği zaman akarsu ikisinin (Abdullah b. Amir b. Haram ile Amr b.
el-Cemuh'un) mezarlarının üzerinden aktı ve üzerlerindeki toprağı kaldırdı.
Yardım çağrılınca da gidip onları çıkardık. Ancak çıkardığımızda sanki daha dün
ölmüşler gibi bedenleri taze ve bükülüyordu. Üzerlerinde yüzlerine kadar ulaşan
bir hırka vardı ve ayaklarının yanına da ızhır otundan konulmuştu."
37914. Cabir der ki:
Babam, bana: "Evladım! Arkamda bırakacağım kız kardeşler ile kız çocukları
olmasaydı seni de önüme katıp (savaşa) götürmek isterdim. Ancak Medine'de benim
yerime bu kadınlara mukayyet ol!" dedi. Çok fazla geçmeden halam, şehid
olan babamı ve amcamı bir devenin üzerinde getirdi.
37915. İbn Abbas
anlatıyor: Uhud günü müşriklerden bir adam öldürüldü. Müşrikler onun cesedini
almak için para vermek istediler, ancak Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) kabul etmedi. Miktarı bir diyet miktarına kadar yükselttiler yine de
kabul etmedi.
37916. Muaviye
oğullarının azatlısı iranlı bir köle naklediyor: Resulullah'la (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) birlikte Uhud savaşına katıldım. "AI! Bu da benden! Ben
ki iranlı bir gencim!" diyerek müşriklerden birini vurdum. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ben ki Ensarlı bir gencim!" desen
daha iyi olmaz mıydı? Çünkü bir kavmin azatlısı, onlardandır" buyurdu.
37917. Enes b. Malik
anlatıyor: Enes'in amcası Bedir savaşına katılamayınca:
"Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) müşriklerle yaptığı ilk savaşa katılamadım. Eğer
Allah bana müşriklerle savaşma fırsatı verirse neler yapacağımı görür" dedi.
Uhud günü Müslümanlar bozguna uğrayınca: "Allahım! Müslümanların yapmış
oldukları şeylerden dolayı Senden af ve özür dilerim. Müşriklerin
yaptıklarından da uzaklaşıp sana yönelirim" dedi (ve düşmana doğru)
ilerledi. Sa'd onu tek başına en ileride görünce: "Ben de seninleyim"
dedi. Sa'd der ki: "Ben onun yaptığını yapamadım. Vücudunda seksen küsur
kılıç, mızrak ve ok yarası görüldü. Biz:
"Inananlardan,
Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu uğurda canını
vermiş, kimi de beklemektedir" (Ahzab Sur. 23) ayetinin kendisi ve
arkadaşları hakkında nazil olduğunu konuşurduk.
37918. Katade, Hasan ile
Said b. el-Müseyyeb'den naklediyor: "Uhud şehitleri yıkandılar."
37919. Kays bildiriyor:
"Talha b. Ubeydillah'ın elini gördüm, çolaktı. Uhud günü onunla
Resulullah', (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (gelen bir oka elini uzatarak)
korumuştu."
37920. Amir(-i Şa’bi)
der ki: Hz. Hamza Uhud günü şehid edildi. Meleklerin yıkadığı Hanzala b.
er-Rahib de Uhud günü şehid edildi.
37921. Nati, İbn Ömer'in
şöyle dediğini nakleder: "Henüz ondört yaşındayken Uhud savaşına
katılacaklar arasında Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sunuldum ancak
beni yaşça küçük görüp geri çevirdi. Ancak Hendek savaşında on beş yaşındayken
sunulduğumda savaşa katılmama izin verdi.'' Nati' der ki: "Halife iken
Ömer b. Abdilazız'e bunu aktardığımda bana şöyle dedi: ''Küçük ile büyük
arasındaki yaş sınırı da işte budur." Sonra da valilerine şöyle bir mektup
yazdı: ''On beş yaşına girenlere diğer askerler gibi maaş verilsin. On dört
yaşında olanları ise çoluk çocuktan sayın.''
37922. Sa'd b. el-Münzir
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud'a çıkıp Veda tepesini
geçip ardına bakınca silahlarla donanmış bir süvari birliği gördü ve:
"Bunlar kimdir?" diye sordu. "Abdullah b. Ubey b. Selul ve
Yahudilerden olan dostlarıdır'' dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Müslüman oldular mı?" diye sorunca: "Hayır"
cevabını verdiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Biz müşriklere karşı kafirlerden yardım almayız" buyurdu.
37923. Asım b. Ömer b.
Katade bildiriyor: Uhud günü, Katade b. en-Numan'ın gözü yuvasından çıkmıştı.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu yerine koydu ve ondan sonra bu
gözü diğer gözünden daha iyi görmeye başladı.
37924. Cabir bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud günü öldürülen (Müslümanların)
kanlarıyla gömülmelerini, Kur'an'dan daha çok ezber bilene öncelik vermelerini ve
mezara ikişer kişinin defnedilmesini emretti. Ben, babamı ve amcamı bir mezara
defnettim.
37925. Muhammed b. Sabit
naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud günü: "Yaklaş ey
Mus'ab!" deyince, Abdurrahman: "Ya Resulallah! Mus'ab öldürülmedi
mi?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet! Ama
bir melek onun yerine geçti ve onun ismini aldı" karşılığını verdi.
37926. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Uhud savaşında kadınlar yaralı olan müşrikleri takip edip
onları öldürürlerdi. Müslümanlara su verir ve yaralı (Müslümanları) tedavi
ederlerdi."
37927. Enes anlatıyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud günü eline bir kılıç aldı ve:
"Kim bunu benden alır?" dedi. Herkes elini uzatıp: "Ben, benlı
demeye başlayınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim bunu
hakkını vermek şartıyla alır?" dedi. Bunun üzerine insanlar geri çekildi.
Simak Ebu Dücane: "Ben onu hakkını vermek şartıyla alırım" deyip
kılıcı aldı ve onunla müşriklerin başını kesti.
37928. Urve naklediyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud dağını gördüğü zaman: "Bu
bizi seven ve bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır" derdi.
37929. Hakem (b. Uteybe)
der ki: "Uhud şehitlerinin namazı kılınmadı ve yıkanmadılar."
37930. Amir(-i Şa’bi)
der ki: Uhud günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) burnundan ve ön
dişleriyle azı dişi arasındaki dişinden isabet aldı. Talha da Resulullah'ı
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) korurken elinden isabet aldığı ve bu sebeple
parmağının çolak olduğunu söyledi.
37931. Ebu Talha der ki:
"Uhud günü gözlerine uyku basanlardan biriydim.
Hatta bu yüzden elimden
birkaç defa kılıç düştü."
37932. Enes bildiriyor:
Uhud günü müşrikler Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaklaştıkları
zaman: "Kim bunları bizden uzaklaştırıp Cennete girer" deyince
Ensar'dan bir adam kalkıp ölene kadar savaştı. Sonra bir başkası kalkıp onları
uzaklaştırdı ve ölene kadar savaştı. Bu şekilde yedi kişi kalkıp müşrikleri
uzaklaştırırken şehit oldular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Arkadaşlarımıza insaflı davranmadık" dedi.
37933. Ümmü Hani'nin
azatlısı Ebu Salih bildiriyor: Haris b. Suveyd, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) biat edip ona iman ettikten sonra Mekkelilerin safında savaşa
katıldı. Müslümanlarla savaştıktan sonra pişman olup Mekke'ye dönerek kardeşi
Culas b. Suveyd'e şöyle yazdı: "Ey kardeşim! Yaptıklarımdan dolayı pişman
oldum ve Allah'a tövbe ederek islam'a dönüyorum. Bunu Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bahset. Eğer tevbemi kabul ettirebilirsen bana yazıp
bildir." Culas, bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bahsedince
şu ayet nazil oldu: "Inandıktan, peygamberin hak olduğuna şehadet
ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir milleti Allah nasıl
doğru yola eriştirir?" (AI-i imran Sur. 86) Haris'in arkadaşlarından bir
topluluk: "Kavmiyle bize karşı savaşıp şimdi islam'a mı dönüyor!"
dediler. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Iman ettikten sonra küfre
sapıp küfürleri artanların tövbeleri asla kabul edilmez. Işte onlar sapanların
ta kendileridir." (AI-i imran Sur. 90)
37934. Muhammed b. Ka'b
el-Kurazı naklediyor: Hz. Ali, Uhud günü Hz.
Fatıma'yı bulup:
"Görevini en iyi şekilde yerine getiren şu kılıcı al" deyince
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen bugün güzel savaştıysan,
Ebu Dücane, Mus'ab b. Umeyr, Haris b. es-Sımma ve Sehl b. Huneyf de güzel
savaştılar" buyurdu. Bunların üçü Kureyş'ten, biri ise Ensar'dandı.
37935. ikrime der ki:
Hz. Ali kılıcıyla gelerek (Hz. Fatıma'ya) şöyle dedi: "Bunu al, bu kılıç
görevini yerine getirdi." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Sen bu gün güzel savaştıysan, Sehl b. Huneyf, Asım b. Sabit,
Harİs b. esSımma ve Ebu Dücane de güzel savaştılar."
ikrime dedi ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud günü: "Kİm bu kılıcın
hakkını vermek üzere alır?" diye sorunca, Ebu Dücane: "Ben hakkını
veririm" diyerek kılıcı aldı ve vuruşmaya başladı. Geri döndüğünde kılıç
yamulmuştu. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah!
Hakkını verdim mi?" diye sordu. Hz. Peygambee (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Evet" buyurdu.
37936. Abdullah b.
el-Haris b. Nevfel naklediyor: Uhud günü Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) karşısına kılıcını çekmiş bir müşrik çıkınca, Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ona doğru yürüyerek şu beyti okudu:
Ben peygamberim; yalan
yok Ben Abdulmuttalib 'in oğluyum" Ve adama vurup öldürdü.
37937. Şa’bi bildiriyor:
Uhud günü bir kadın (savaşa katılması için) oğluna kılıcı verdi. Çocuk kılıcı
taşımakta zorlanınca, kadın, bir kayışla kılıcı çocuğun koluna bağladı. Sonra
çocuğu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürüp: "Ya Resulallah!
Bu oğlum senin yerine savaşır" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Evladım! Şuraya hamle yap! Evladım! Buraya hamle yap!"
demeye başladı. Çocuk yaralanıp yere düşünce de onu Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) götürdüler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çocuğa:
"Eyoğul! Korkmuş olmayasm?" diye sorunca çocuk: "Hayır! Ey
Allah'ın Resulü" dedi.
37938. İbn Mes’ud
bildiriyor: Uhud günü kadınlar müslümanların ardında yaralı müşrikleri
öldürüyorlardı. Eğer şu ayet nazil olana kadar hiçbirimizin dünyayı
istemediğine yemin etsem doğru yemin etmiş olmayı umardım: "Sizden kimi
dünyayı, kimi ahireti istiyordu; derken denemek için Allah sizi geri çevirip
bozguna uğrattı." (AI-i imran Sur. 152)
2. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) cıshabı, O'nun emrine muhalefet edip emrini
çiğneyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dokuz kişiyle yalnız
kaldı. Bunların yedisi Ensar'dan, ikisi de Kureyş'tendi. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ise onuncu kişiydi. Müşrikler Resulullah'a (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) yaklaşınca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allah, onları bizden uzaklaştıran kişiye rahmet etsin" buyurdu.
Ensar'dan bir adam kalkıp bir süre çarpıştı ve şehid oldu. Müşrikler bir daha
yaklaşınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah, onları bizden
uzaklaştıran kişiye rahmet etsin" buyurdu. Bu yedi kişi ölene kadar böyle
devam etti. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında kalan iki
kişiye: "Arkadaşlanmıza insaflı davranmadık" dedi.
3. Ebu Süfyan gelip:
"Yücel Hubel!" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allah daha üstün ve daha yücedir deyiniz" buyurdu. Ebu Süfyan:
"Bizim Uzza'mız var, sizin Uzza'nız yoktur" deyince, Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah bizim Mevlamızdır! Sizin Mevlanız
yoktur! deyiniz" buyurdu. Ebu Süfyan: "Bugün (yaşananlar) Bedir'e
karşılıktır
Bir gün lehimize, bir
gün de aleyhimizedir.
Bir gün üzülür, bir gün
de seviniriz. (Bedir'de öldürülen oğlum) Hanzala'ya karşılık, Hanzala (b. Ebi
Amir, falana karşı falanı öldürdük" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Biz sizinle bir değiliz: Bizim ölenlerimiz (Cennette)
rızıklandırılıyorlar, sizin ölenleriniz Cehennemde azab çekiyorlar" dedi.
4. Ebu Süfyan: "Ama
sizin ölülerinizden bazısının burunları ve kulakları kesilmiştir. Bu benim
iradem dışında olmuştur. Ben onlara ne böyle yapmalarını söyledim, ne de
yasakladım. Böyle yapmalarından ne hoşlandım, ne de kerih gördüm. Ne sevindim,
ne de üzüldüm" dedi. Baktıklarında Hz. Hamza'nın karnının deşilmiş olduğu
görüldü. Hind onun ciğerini alıp çiğnemiş, ama yutamamıştı. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ondan bir şey yiyebildi mi?" diye
sorunca, sahabe: "Hayır" karşılığını verdi. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Şüphesiz ki Allah, Hamza'dan hiçbir parçayı Cehenneme
sokmaz" buyurdu.
5. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hamza'yı koyup namazını kıldı. Ensar'dan bir adam
getirilip Hamza'nın yanına kondu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun
da namazını kıldı. Adam kaldırıldı, ama Hamza yerinde bırakıldı. Sonra başka
biri getirilip Hamza'nın yanına kondu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
onun da namazını kıldı. Yine adam kaldırılıp Hamza yerinde bırakıldı. Sonra
başka biri getirilip Hamza'nın yanına kondu, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) onun da namazını kıldı. Sonra o kişi de kaldırıldı ve Hamza yerinde
bırakıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o gün Hamza'nın namazını
yetmiş defa kıldı.
37939. ikrime
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud günü yüzünden
yaralandı, dişleriyle azı dişi arasındaki dişi kırıldı ve o kadar susadı ki
susuzluktan dizüstü çökmeye başladı. Ashabı onu terk etmişti. Ubey b. Halef
gelip kardeşi, Umeyye b. Halef'in intikamını almak istedi ve: "Peygamber
olduğunu iddia eden kişi nerede karşıma çıksın. Eğer peygamberse beni
öldürür" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bana
mızrağımı veriniz" deyince sahabe: "Ya Resulallah! Hareket edecek
takatin var mı?" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allah'tan, bu
kişinin kanını dökmeyi diledim" deyip mızrağını alarak gitti ve bir
mızrakla onu bineğinden düşürdü. Arkadaşları gelip Umeyye'yi kurtardılar ve:
"Sana bir
şeyolmadığını görüyoruz" dediler. Umeyye şöyle karşılık verdi:
"Allah'tan kanımı
dökmeyi dilemiş. Vallahi o kadar korktum ki bu korku, Rabia ve Mudar kabilesine
dağıtılsaydı onlara yeter de artardı."
37940. Hişam b. Urve,
babasından, o da Zübeyr'den buna benzer bir rivayette bulundu.
37941. İbn Abbas
naklediyor: Hz. Hamza, Uhud savaşında şehid edildiği zaman, Safiyye, Hamza'yı
aramaya çıktı; zira kendisine ne olduğunu bilmiyordu. Hz. Ali ve Zübeyr ile
karşılaşınca, Hz. Ali, Zübeyr'e: "Annene Hamza'nın (şehid olduğunu)
söyle" dedi. Zübeyr de: "Sen onun durumunu halana anlat"
karşılığını verdi. Safiyye, onlara: "Hamza ne yaptı?" diye sorunca,
ona bilmediklerini söylediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gelince: "Ben onun (Safiyye'nin) aklına bir şey olmasından
korkuyorum" deyip elini göğsüne koyarak onun için dua etti. Bunun üzerine
Safiyye "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" deyip ağladı. Sonra
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine müsle yapılan Hamza'nın
yanına gelip: "Eğer kadınlar içinde bir üzüntü hissetmeyecek olsaydı,
Hamza'nın cesedini gömmez, kuşların kursaklarında ve yırtıcı hayvanların karınlarına
haşrolsun diye olduğu gibi bırakırdım!" buyurdu. Sonra öldürülenlerin
getirilmelerini emredip namazlarını kılmaya başladı. Dokuz kişi ve Hamza'yı
koyup yedi tekbirle namazlarını kılıyor, sonra dokuz kişi kaldırılıp Hamza
bırakılıyor, dokuz kişi daha getirilip onlara da yedi tekbir alıp namazını
kıldırdı. Böylece dokuzar dokuzar onların hepsinin namazını yedi tekbirle
kıldı.
37942. Abdurrahman b.
Ka'b b. Malik, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Uhud günü: "Kim Hamza'nın öldürüldüğü yeri gördü?" deyince, silahsız
bir adam: "Ben öldürüldüğü yeri gördüm" karşılığını verdi. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yürü ve bize yerini göster" dedi ve
gidip Hamza'nın yanında durup karnının deşildiğini ve kendisine müsle
yapıldığını görünce: "Ya Resulallah! Vallahi ona müsle yapılmış"
dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hamza'ya bakmak istemedi ve
ölüler arasında durup: "Kıyamet günü bunların şahidi ben olacağım. Allah
yolunda yaralanan hiç bir kimse yoktur ki, Kıyamet günü de yarasından kan
damlar bir şekilde haşrolmasın. Kanın rengi kan renginde, kokusu ise misk
kokusu gibi olur. Bunları defnederken hangisinin daha fazla Kur'an bildiğine
bakın ve onu önce kabre (ön tarafa) koyunuz" buyurdu.
37943. Sa'd b. Hişam b.
Amir, babasından naklediyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ölenlerin çok olduğundan şikayet edilince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu: "Mezarları geniş ve güzel kazınız. Her kab re iki
ve üç kişi defnediniz. Kur'an'ı daha fazla bilenleri önce kab re koyunuz."
Babamı defnederken iki adamın ön tarafına koydular.
37944. Zeyd b. Sabit
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uhud'a çıktığında bazıları
onunla birlikte çıktı ve (yoldan) geri döndüler. Sahabe onlar hakkındaki
görüşlerinde ikiye bölündüler. Kimi: "Onları öldürelim" derken
diğerleri: "Onları öldürmeyelim" görüşünü savundu. Bunun üzerine şu
ayet nazil oldu: "Size ne oldu da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız?
Halbuki Allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir." (Nisa
Sur. SS) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise şöyle buyurdu: "Bu
şehir (Medine) Taybe'dir ve tıpkı ateşin, gümüşün pisliğini giderdiği gibi
pislikleri yok eder."
37945. Cabir der ki:
Muaviye (Uhud'daki şehitlere yakın olan) su kaynağını (Medine'ye) akıtmak
istediğinde halk, Uhud günü şehit olanları oradan (başka bir mezarlığa)
nakletmek için çağrıldı. Kırk yıl sonra onları çıkarırken bedenlerinin ve
yumuşacık kollarının büküldüğünü gördük.
37946. Ebu Talha der ki:
"Uhud günü başımı kaldırıp baktığım zaman, gördüğüm herkesin kalkanının
altında uzanıp uykuya daldığını gördüm."
37947. İbn Ebza
bildiriyor: Uhud günü Hz. Ali, Beni Şeybe'den Talha, Musafi' ve başkalarıyla
çarpışarak diğerleri gibi onları da öldürdü. (Medine'ye) döndüğü zaman Hz.
Fatıma'ya: "Görevini en iyi şekilde yerine getiren şu kılıcı al"
deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen bugün güzel
savaştıysan, Ensar'dan olan falan kişi, yine Ensar'dan olan şu kişi ve şu kişi
de güzel savaştılar" dedi. (Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o
kadar çok isim saydı ki) onları sayarken nefesi kesildi veya neredeyse nefesi
kesilecekti.
37948. Hakem der ki:
Uhud günü Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dişi kırılınca şöyle
buyurdu: "Şu üç kişiye Allah'ın gazabı şiddetlenmiştir:
Kendisine hakimler
hakimi diyene, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dişini kırıp yüzünü
yaralayana ve Allah'ın bir çocuğu olduğunu iddia edene."
37949. Abdullah b. Ebi
Bekr, bir adamdan naklediyor: Uhud günü Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) başındaki miğfer parçalandı, dişi kırıldı ve yüzünden yaralandı. Hz.
Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yarası yakılan bir hasırın külüyle tedavi
edildi. Ali b. Ebi Talib, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkan ile
su taşıyordu.
37950. Eyyub naklediyor:
Abdurrahman b. Ebi Bekr, Hz. Ebu Bekr'e: "Uhud günü seni gördüm ve başka
tarafa yöneldim" deyince Hz. Ebu Bekr : "Ama ben seni görseydim,
başka yöne dönmezdim" karşılığını verdi.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |