İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

MUKADDİME

 

Kur'an'ı Ezberde Tutabilmek ve Unutkanlığı Kovmak için Rivayet Edilen Dua:

 

[207] Taberani, el-Mu'cemu'l-Kebir'de İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Ali b. Ebi Talib "Ya Resulallah! Kur'an benim aklımdan kaçıyor / gidiyor" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Sana, onunla Allah'ın sana ve senin öğrettiklerine fayda vereceği bazı sözler öğreteceğim" dedi. Ali (r.a.): "Öğret, anam babam sana feda olsun!" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cuma gecesi dört rek'at namaz kıl. İlk rek'atta Fatiha ile Yasin surelerini, ikinci rek'atta Fatiha ile Duhan surelerini, üçüncü rek'atta Fatiha ile Secde surelerini, dördüncü rek'atta da Fatiha ile Tebareke surelerini oku. Teşehhüdü bitirince Allah'a hamd-u sena, peygamberlere salat ve mü'minlere istiğfar et. " Sonra şu duayı oku:

 

 

''Allah'ım! Bana, beni yaşattığın sürece günahlardan uzak durma (ma yardım etmek) suretiyle merhamet et. Kendimi ilgilendirmeyen şeylerle uğraşmaktan korumakla bana merhamet et. Seni razı edecek şeylerle güzel şekilde eğilme lütfunda bulun. Allah'ım! Ey gökleri ve yeri eşsiz, benzersiz şekilde yaratan! Ey yüce, ikram sahibi ve ey erişilmez izzet ve güç sahibi Allah'ım! Ey Allah, ey Rahman! Senden yüzünün / zatının nuru hakkı için; Kitabını öğrettiğin gibi kalbimi onun sevgisinden hiç ayırmamanı, onu benden razı olacağın şekilde okumamı lütfetmeni istiyorum. Senden; Kitabınla gözümü aydınlatmanı, dilimi açmanı, kalbimin sıkıntısını giderip rahatlatmanı, göğsümü genişletmeni, bedenimi onda kullanmanı ve beni onda güçlendirmeni ve bana yardım etmeni istiyorum. Zıra hayra senden başkası yardım edemez ve onu yapmaya senden başkası muvaffak kılamaz."

 

Sen bunu üç veya beş veyahut yedi Cuma tekrarlarsan Allah'ın izniyle onu ezberlersin. Bu dua mü'minden hiç şaşmamıştır (dua edip de kabul' olunmadığı vaki değildir). Ali (r.a.) yedi Cuma sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek Kur'an'ı ve hadisi ezberleyebildiğini haber verdi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ey Ebu'l-Hasen! Ka'be'nin Rabbine and olsun ki sen gerçek bir mü'minsin. Ebu'l-Hasen bildi! Ebu'l-Hasen bildi!." Bu, Taberani'nin lafzıdır.

 

 

[208] İmam Tirmizi'nin İbn Abbas (r.a.)'dan yaptığı bu rivayet aynen şöyledir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında iken ansızın Ali b. Ebi Talib geldi ve: "Annem babam sana feda olsun Ey Allah Rasulü! Bu Kur'an, benim göğsümden kaybolup gidiyor ve buna engel de olamıyorum." dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Ey Ebu'l-Hasan! Sana, onunla Allah'ın sana ve senin öğrettiklerine fayda vereceği ve öğrendiklerinin göğsünde kalmasını sağlayacak bazı sözler öğreteyim mi?" dedi. Ali: "Evet, ey Allah'ın Resulü! Öğret bana" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cuma gecesi gecenin son üçte birinde kalkmaya gücün yeterse kalk. Zıra bu vakit meleklerin hazır bulundukları ve duanın kabul olunduğu vakittir. Kardeşim Yakub Peygamber de çocuklarına:

 

"İleride sizin için Rabbime dua edeceğim" (Yusuf, 98) demişti ki içinde "Cuma gecesi gelsin de" niyeti vardı. Eğer buna gücün yetmezse gecenin yarısında kalk, şayet buna da gücün yetmezse gecenin başlangıcında kalkıp dört rekat namaz kıl. Birinci rek'atta Fatiha ile birlikte Yasin suresini oku. İkinci rek'atta, "Ha mim Duhan" suresini oku. Üçüncü rekatta ise Fatiha ve Elif lam mim Secde suresini oku, dördüncü re katta ise Fatiha ile birlikte Tebareke suresini okursun. Teşehhüdü bitirdiğin vakit Allah'a hamd eyle ve ona en güzel şekilde senada bulun. Bana güzel bir şekilde salevat getir. Sonra tüm Peygamberlere de salevat getir. Sonra tüm mü'min erkekler ile kadınlar için ve senden önce gelip geçen tüm mü'min kardeşlerin için bağışlanma isteğinde bulun. Sonra da şöyle söyle: Allah'ım! Bana acıyarak hayatta bıraktığın sürece kötülüklere bulaştırmaktan koru. Beni ilgilendirmeyen şeylere özenmekten beni esirge. Razı olduğun şeylere eğilmeyi bana nasib et. Allah'ım! Ey gökleri ve yeri eşsiz benzersiz yaratan ey celal ve ikram sahibi! Ey Allah'ım! Erişilmez güç sahibi Sensin. Ey Rahman olan Allah'ım! Ey Allah'ım! Senin celalin için isterim. Yüzünün nuru için öğrettiğin şekilde Kur'an'ı bana ezberletmeni isterim. O kitabı seni benden razı edecek şekilde okumayı bana nasib et. Göklerin ve yerin eşsiz ve benzersiz yaratıcısı Allah'ım! Celal, İkram ve İzzet sahibi Allah'ım! Senin gücüne hiçbir güç erişemez. Ey Allah'ım, Ey Rahman olan! Senin celalinle yüzünün nuru ile ve senin kitabın la gözümü aydınlatmanı isterim. Dilimi onunla söyletmeni, kalbimdeki sıkıntıyı onunla gidermeni, gönlümü onunla açmanı, bedenimi onunla yıkamanı isterim. Nitekim hak uğrunda bana senden başkası yardım etmez ve hakkı sadece sen verirsin. Senden başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Sen yüce ve büyüksün. Ey Ebu'l-Hasen! Bunu üç veya beş veya yedi Cuma yapacak olursan Allah'ın izniyle duan mutlaka kabul edilecektir. Beni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki bu dua mü'minden hiçbir zaman şaşmamıştır." Abdullah b. Abbas der ki: Vallahi Ali beş veya yedi Cuma geçtikten sonra böyle bir toplantıda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e geldi ve şöyle dedi: "Ey Allah Resulü! Bundan önce ancak dört ayet kadar ezberleyebilirdim ve ondan fazlası benden ayrılıp giderdi. Bugün kırk ayet kadar ezberliyorum ve bunları okurken sanki kitap gözlerimin önünde gibidir. Bir hadis dinlediğimde de onu başkasına aktaracağım zaman benden kaybolur giderdi. Bugün ise hadisleri işitiyorum ve onları bir başkasına aktardığım zaman bir harf bile eksiltmeden anlatabiliyorum." Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Ebu'l-Hasen! Ka'be'nin Rabbine and olsun ki sen gerçek bir mü'minsin" buyurdu.

 

Tirmizi sonra şöyle demiştir: Bu, hasen-garib bir hadistir. Bunun sadece Velid b. Müslim'in rivayetiyle geldiğini biliyoruz. Tirmizi böyle söylemiştir. Ancak farklı bir tarikle gelen başka rivayet biraz önce geçti. Hakim de, Müstedrek'te aynı şekilde Velid b. Müslim'in rivayetiyle tahric etmiş ve "Buhari ile Müslim'in koşullarında sahih bir hadistir." demiştir. Velid'in yer aldığı senedin Buhari ile Müslim'in şartlarında olduğunda şüphe yoktur. Çünkü Velid o rivayette İbn Cüreyc’den işittiğini açıkça ifade etmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Gerçi hadisin cümle yapısında da bir gariplik, hatta münkerlik vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[209] İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kur'an'ın misali, bağlanmış devenin misali gibidir. Sahibi onu sürekli kontrol ederse elinde tutabilir, kontrolü bırakırsa gider. "

 

 

[210] Bezzar, İbn Ömer (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "İnsanlardan kıraatı en güzel olan kimdir?" diye soruldu. O: "Kur'an okurken işittiğinde Allah'tan (c.c) korktuğu kanaati edindiğin kimsedir" buyurdu.

 

 

[211] Ahmed b. Hanbel'in İbn Ömer (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kur'an dostuna: 'Oku ve yüksel. Dünyada iken okuduğun gibi yavaş yavaş oku. Zira senin (cennetteki) makamın okuduğun son ayetin olduğu yerdir' denir. "

 

 

[212] Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Amr (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Bir adam Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek "Ya Rasulallah! Ben Kur’an’ı okuyorum, fakat kalbim onu idrak edemiyor" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Senin kalbin imanla dolmuş. Zira kula iman Kur'an'dan önce verilir. "

 

 

[213] Ahmed b. Hanbel, aynı senedle şöyle rivayet etmiştir. Bir adam bir oğluyla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına geldi ve "Ya Rasulallah! Bu oğlum gündüz boyu Kur’an okuyor, gece boyu da uyuyor." dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Oğlun sürekli Allah'ı zikrediyor ve geceyi selamet içinde geçiriyorsa bundan mı rahatsız oluyorsun?" buyurdu.

 

 

[214] İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Amr (r.a.)'dan, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Oruç ile Kur'an kıyamet gününde kula şefaat ederler. Oruç: "Ey Rabbim! Ben onu gündüzleri yiyeceklerden ve nefsi arzulardan men ettim. Beni ona şefaatçı kıl" der. Kur'an da: "Ben onu geceleri uykudan alıkoydum. Onun için beni ona şefaatçı kıl" der. Böylece bunlar şefaat ederler. "

 

 

[215] İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Amr (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Ümmetimin münafıklarının en çoğu karflerdir. "

 

 

[216] İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Amr (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim Kur'an'ı üç günden kısa sürede okuyup bitirirse onu anlamaz. " İmam Tirmizi bunun için: Hasen-sahih hadistir, demiştir.

 

 

[217] Taberani, Abdullah b. Amr (r.a.)'dan, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim Kur'an okursa peygamberlik onun göğsüne getirilmiş gibidir. Şu farkla ki ona vahyedilmemektedir. Kim Kur’an’ı okur da başkasının kendisinden daha faziletli olduğunu düşünürse Allah'ın küçülttüğünü büyütmüş, büyüttüğünü de küçültmüş olur. Kur’an hafızı bayağı davrandığına bayağı davranır veya kızdığına kızar veyahut sertleştiğine sertleşir. Fakat o, (kendinde bulunan) Kur'an'ın yüksek fazilet ve değerinden dolayı affeder ve hoş görür. "

 

 

[218] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'dan, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Kim Allah'ın Kitabı'ndan bir ayet dinlerse ona kat kat sevap yazılır. Kim de bir ayet okursa, okuduğu ayet kıyamet günü onun için nur olur. "

 

 

[219] Bezzar, Ebu Hureyre (r.a.)'dan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kur'an üzerinde tartışmak küfürdür. "

 

 

[220] Hafız Ebu Ya'la, Ebu Hureyre (r.a.)'tan kanalıyla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Kur'an'daki Arapçanın inceliklerini, sırlarını ve nüktelerini öğrenmeye çalışın."

 

 

[221] Taberani, Temim-i Dari (r.a.)'dan, Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim bir gecede on ayet okursa ona bir kantar sevap yazılır ki bir kantar Dünya ve içindekilerden hayırlıdır. Kıyamet günü Aziz ve Celil Rabbin "Oku ve her bir ayetle (cennet derecelerinden) bir derece yüksel" der ve sendeki (okuduğun) son ayete kadar yükselişin devam eder. Son ayete varınca Allah (c.c) "Okumayı bırak!" der. Kul eliyle işaret ederek "Rabbim, sen (benim ne kadar okuduğumu) daha iyi biliyorsun!" der. Allah (c.c) ona: "Bu ebedilikte ve bu nimetler içinde (ebediyete kadar kalacaksın)!" der. "

 

Hafız İbn Asakir, Muaffes b. İmran'ın biyografisinde şöyle rivayet etmektedir: "Babamla birlikte Ümmü Derda (r.a.)'ın yanına girdik. Babam: "Kur’an okuyan, okumayandan ne kadar üstündür?" diye sordu. Ümmü Derda şöyle cevap verdi: Aişe (r.anha) bana şöyle söyledi:

 

Cennet'in Kur’an ayetleri sayısınca dereceleri yapıldı. Kim Kur’an’ın üçte birini okur ve cennete girerse cennetin üçte birinci derecesinde olur. Kim Kur'an'ın yarısını okursa cennetin orta derecesinde olur. Kim Kur'an'ın tamamını okursa o da İlliyyin'de (cennetin en yüksek makamı) olur ve onun üstünde sadece bir peygamber veya sıddık veyahut şehit bulunur."

 

 

[222] Taberani, (Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in torunu) Hz.

Hüseyin’den şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kur'an hafızları kıyamet gününde (öbür dünyada) cennet ehlinin arifleridirler. " 

 

 

[223] Taberani, Ubeyde el-Meliki'den, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ey Kur'an ehli! Kur'an'ı yastık yapmayın (geceyi hiç Kur'an okumaksızın uykuyla geçirmeyin). Onu, gece gündüz hakkını vererek okuyun. Onu dilinizin şarkısı ve malınız edinin (malınız gibi sahip çıkın, kontrol edin, sürekli okuyun). Onda söylenenleri sürekli hatırlayın ve tefekkür edin. Umulur ki böylece kurtuluşa eresiniz. " Daha önce geçtiği gibi, Ukbe b. Amir'in de buna yakın bir rivayeti vardır.

 

 

[224] İmam Ahmed b. Hanbel, Ukbe b. Amir (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kur’an bir deriye konulup ateşe atılsa yanmaz."  Bunu sadece İmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir. Manasının, "Kur'an'ı okuyan beden" olduğu söylenmiştir.

 

 

[225] Sünen-i İbn Mace'de Ukbe b. Amir (r.a.)'dan gelen bir rivayette Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kim Kur'an'ı öğrenir, sonra onu terk ederse bana isyan etmiş (karşı gelmiş) olur. "

 

 

[226] Ebu Ya'la da, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'dan, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Hep takva üzere ol; zıra o her iyiliğin başıdır. Cihada tutun; çünkü o İslam'ın ruhbanlığıdır. Allah'ı zikretmeyi ve Kur'an okumayı hiç terk etme; çünkü o senin için yerde nur, gökte güzel bir yad edilmedir. Dilini hayır olmayan her sözden engelle. Çünkü sen şeytanı ancak bununla yenebilirsin. "

 

Şimdi burada kendileri gibi okumamız emredilen karilerden ve Ümmü Abd künyesiyle meşhur İbn Mes'ud (r.a.)'dan rivayet edilen ona ait sözleri aktaracağım. Taberani İbn Mes'ud (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir:

 

"Allah'ın (c.c) kitabındaki her bir ayet, göktekilerden ve yerdekilerden daha değerlidir."

 

"Kim ilim isterse Kur'an'ı incelesin, manaları üzerinde düşünsün. Çünkü onda, evvelkilerin ve sonrakilerin bilgisi vardır"

 

"Kur'an'daki her harfin bir haddi (Allah'ın, onun manası için irade ettiği bir sınır), her haddin bir matlaı (kapalı olan manalardan ve hükümlerdenher birini bilmeye ve tanımaya yönelik bir giriş kapısı) vardır.

 

"Bu Kur'an'ı tamamen Arapça okuyun. Çünkü o Arapçadır. İleride en hayırlınız olmadıkları halde Kur'an'ı dosdoğru okuyan birtakım kimseler gelecek."

"Mushaf'a bakarak okumaya devam edin. Ye harfi ile te harfi arasında ihİHafa düştüğünüzde onu 'ye' okuyun (fiil-i muzarinin başındaki ye genelde müzekkerlik, te ise müenneslik ifade eder). Kur'an'daki kelimeleri müzekker (erkek) yapın; çünkü o müzekkerdir."

 

"Siz dininizin ilk önce eminlik hasletini yitireceksiniz. Dininizden en sona kalacak şey ise namazdır. Bayağı ve düşük insanlar bile namaz kılacaklar. (Kur'an hafızı) Bir topluluk sizin aranızdan çekilip alınacaklar." Oradakiler:

"Ey Ebu Abdurrahman! Kur'an, mushaflarımızda yazılı olup biz ondan okumuyor muyuz?" deyince, İbn Mes'ud (r.a.) şöyle cevap verdi: "Bir gece Kur’an’ın kapsamına girilerek insanların kalplerinden Kur'an sökülüp alınır. Böylece yeryüzünde ondan hiçbir iz kalmaz." Başka bir rivayette:

 

"Hiçbir mushafta Kur'an'dan eser kalmaz. İnsanlar sabaha hayvanlar gibi fakirler (bilgi fakiri) olarak çıkarlar, demiştir." İbn Mes'ud (r.a.) daha sonra şu ayeti okudu: "Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın. " (İsra,86)

 

"Kur’an’ı üç günden az sürede okuyan şiir okumuş demektir (tefekkür edemez ve hiçbir manevi haz alamaz)"

 

İbn Mes'ud (r.a.) nafile oruç tutmazdı. Sebebi sorulunca şöyle cevap verdi: "Ben oruç tuttuğumda Kur'an tilaveti ve namaz hususunda takatsiz kalıyorum. Kur'an okumak ve namaz kılmak ise bana daha sevimlidir."

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

FATİHA SÜRESİNE BAŞLAMADAN EVVEL FAYDALI BİR MUKADDİME