|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 199.ayetler |
Müzdelife'den Mina'ya
Gidiş:
199. Sonra insanların
(sel gibi) aktığı yerden siz de akın. Allah'tan mağfiret isteyin. Çünkü Allah
affedid ve esirgeyiddir.
Tefsiri:
Buradaki
"sonra" edatıyla, sonrasındaki haber (emir) öncesindeki habere
atfedilmiş ve onun sonucu olarak belirtilmiştir. Sanki Allah (c.c) Arafat'ta
vakfe yapan kişiye Meş'ar-i Haram'da Allah'ı (c.c) zikretmek için Müzdelife'ye
gitmesini, Arafat'taki vakfeyi bütün hacıların birlikte yapmalarını
emretmektedir. (Cahiliyye döneminde ise) herkes böyle yapar, fakat Kureyşliler
Harem-i Şerif sınırlarını aşmayıp helal bölgenin uç noktasında durur ve
"Biz Allah'ın beldesindeki Allah'ın adamlarıyız ve O'nun Ev'inin
bekçileriyiz" derlerdi.
[911] İmam Buhari, Aişe
(r.anha)'dan şöyle rivayet etmiştir: "Kureyşiiler ve onların dinini
benimseyenler Müzdelife' de vakfeye dururlardı. Onlar Hums olarak
isimlendirilirdi. Diğer Araplar ise Arafafta vakfe yaparlardı. İslam dini zuhur
edince, Allah Teala Peygamberine Arafat'a gidip orada vakfe yapmasını, sonra
oradan (Müzdelife'ye doğru) harekete geçmesini emretti. Nitekim "Sonra
insanların (sel gibi) aktığı yerden siz de akın!" ayeti bunu gösterir. İbn
Abbas, Mücahid, Ata, Katade, Süddi ve daha başkaları da böyle demişlerdir. İmam
Taberi de bunu tercih etmiş ve bu hususta icma olduğunu söylemiştir.
[912] İmam Ahmed b.
Hanbel, Cübeyr b. Mut'im'den şöyle rivayet etmiştir: "Devemi kaybetmiştim.
Arefe günü onu aramak için gittim. Bu sırada Rasulullah'ı Arafat'ta vakfe
yaparken gördüm ve "Vallahi bu kişi Ahmeslilerdendir, neden burada
ki?" dedim. " Bunu Buharive Müslim de Sahih'lerinde tahric
etmişlerdir. İmam Buhari daha sonra İbn Abbas (r.a.)'tan, buradaki
"ifada"nın şeytan taşlamak için Müzdelife'den Mina'ya gitmek
manasında olduğunu gerektiren bir rivayet zikretmiştir. Doğrusunu en iyi Allah
bilir. Taberi ise bunu sadece Dahhak b. Müzahim'den rivayet etmiş ve şöyle
demiştir: "İnsanlar"dan kasıt da İbrahim (a.s)'dır. İbn Abbas (r.a.)'tan
başka bir rivayete göre "insanlar" dan maksat Müslümanların imamı
(veya onun tayin ettiği hac emiri) dir. İmam Taberi daha sonra şöyle der:
Delillerin tümü tersini
göstermeseydi tercihe şayan görüş bu olurdu.
''Allah'tan mağfiret
isteyin." Allah (c.c) ibadetleri yerine getirdikten sonra kendinden
bağışlanma dilenmesini çokça emreder.
[913] Nitekim Sahih-i
Müslim'de geçen bir hadise göre; Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
namazı bitirince üç defa Allah'tan bağışlama dilerdi.
[914] Buhari ve Müslim'in
Sahih'lerinde geçen bir hadiste de Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
33'er defa tesbih, tahmid (Elhamdulillah diyerek hamdetmek) ve tekbire teşvik
etmiştir.
[915] İmam Taberi burada
Abbas b. Mirdas es-Silmi'den Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
Arefe akşamı ümmeti için istiğfar ettiğini rivayet etmiştir. Arafat! Arefe
gününün fazileti hakkında kaleme aldığımız bir kitapçıkta bunların tümünü
topladık.
[916] İbn Merduyeh,
burada, Buhari'nin de Şeddad b. Evs (r.a.) kanalıyla Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği şu hadisi zikretmiştir:
"İstiğfarların efendisi (en üstünü) şöyledir:
"Allah'ım! Sen
benim Rabbimsin. Senden başka İlah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin
kulunum. Ben gücüm yettiğince seninle yaptığım ahde sadık kalacağım ve vaadine
ulaşmaya çalışacağım. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin
nimetleri de benim işlediğim günahları da biliyor ve kabul ediyorum. Beni
affet. Çünkü günahları senden başka bağışlayacak kimse yoktur." Kim bu
duayı içeriğine gerçekten inanarak gündüz söyler ve akşam olmadan gün içinde
ölürse cennete girer. Yine kim bu duayı içeriğine iman ederek gece yapar ve
sabah olmadan ölürse cennete girer. "
[918] Buhari ve Müslim,
Abdullah b. Amr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Ebu Bekir (r.a.)
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: "Ey Allah Rasulü, bana
namazda iken edebileceğim bir dua öğretiniz" dedi. Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'de ona şu duayı etmesini emir buyurdu:
Allah'ım! Ben kendime
çok fazla zulmettim. Günahları senden başka bağışlayacak yoktur. Allah'ım! Beni
katından bir mağfiret ile bağışla ve bana merhametinle muamele buyur. Şüphesiz
sen çok bağışlayan (Gafur) ve çok esirgeyensin (RaMm).
İstiğfar hakkında daha
pek çok hadis vardır.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
202. İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. Allah, hesabı çok çabuk görendir.