İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

17.ayet

 

16. İşte onlar, hidayete karşılık delaleti satın alanlardır. Ancak onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girememişlerdir.

 

Tefsiri:

 

Süddi; Ebu Malik'ten, Ebu Salih kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'dan, Mürre el-Hemedani kanalıyla da İbn Mes'ud (r.a.)'dan ve başka sahabilerden; "İşte onlar, hidayete karşılık delaleti satın alanlardır. " ayeti hakkında şöyle rivayet etmiştir: Onlar sapıklığı alıp hidayeti terk edenlerdir.

 

İbn Abbas (r.a.), yani, küfrü iman ile değişenlerdir, demiştir.

 

Katade: Sapıklığı hidayete tercih edenlerdir, demiştir. Katade'nin bu tefsirine mana itibariyle şu ayet benzemektedir: "Semud'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler .... " (Fussilet, 17)

 

Müfessirlerin zikrettiğimiz görüşlerinin özeti şudur: Münafıklar hidayeti bırakıp sapıklığa yönelmiş, hidayet yerine sapıklığı almışlardır. Nitekim Allah'ın (c.c) "İşte onlar, hidayete karşılık delaleti satın alanlardır." buyruğunun manası budur. Yani sapıklığı hidayetin bedeli olarak vermişlerdir. İster "İşte onlar, hidayete karşılık delaleti satın alanlardır. Ancak onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girememişlerdir." ayetinde olduğu gibi başta inanıp sonra küfre dönmüş olsunlar, isterse münafıkların diğer bir grubunda olduğu ve "Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkar etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. " (Münafıkun, 3) ayetinde ifade edildiği gibi başta küfrü imana tercih etmiş olsunlar. Zıra münafıklar çeşit çeşittir. O yüzden Allah (c. c) şöyle buyurmuştur: ''Ancak onların bu ticareti kazançlı olmamış. " yani ticari hayatlarındaki bu alışverişten karlı çıkmamışlar "ve kendileri de doğru yola girememişlerdir." Bu hareketleriyle doğru bir iş de yapmamışlardır.

 

Taberi, Katade'den bu ayet hakkında şöyle nakleder: Vallahi! Gördüğünüz gibi onlar hidayetten çıkıp sapıklığa, birliği bırakıp tefrikaya, emniyetten çıkıp korkuya, Sünneti terk edip bid'ata gitmişlerdir. İbn Ebi Hatim bunu Katade’den aynı lafızla rivayet etmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

17. Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler.

18. Onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple onlar geri dönemezler.