İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nisa Suresi

163 – 165.ayetler

 

Peygamberler Kafilesi:

 

163. Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, esbata (torunlara), İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

164. Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu.

165. (Yerine göre) müjdeleyici ve sakındıncı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.

 

Tefsiri:

 

Muhammed b. İshak, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Sükeyn ve Adiyy b. Zeyd: "Ey Muhammed! Allah'ın Musa (a.s)'dan sonra hiçbir beşere hiçbir şey indirdiğini bilmiyoruz" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah, "Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, esbata (torunlara), İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik ... " (Nisa: 163-165) ayetlerini nazil etti. Taberi, Muhammed b. Ka'b'dan şöyle nakleder: 

 

Allah (c.c) "Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor ... " (Nisa:153-156) ayetlerini nazil edip Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunları onlara yani Yahudilere okuyunca ve bu çirkin amellerini kendilerine haber verince, bu defa Allah'ın indirdiği her şeyi inkar ederek, "Allah ne Musa'ya, ne İsa'ya, ne de başka hiçbir peygambere hiçbir şey indirmiş değildir" dediler. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bunu duyunca dizinde bağlı duran elini çözdü ve "Tek bir kimseye dahi mi indirmedi?" dedi. Bunun üzerine Allah (c.c.), "(Yahudiler) Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü, 'Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi' dediler" (En' am, 91) ayeti nazil oldu.

 

Muhammed b. Ka'b el-Kurazi'nin sözü isabetli değildir. Çünkü En'am suresindeki ayet Mekke' de inen ayetlerden, Nisa suresindeki ayet ise Medine'de inen ayetlerdendir. Buradaki ayet onlar Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den kendilerine gökten bir kitap indirmesini istediklerinde inmiş; Allah (c.c.), "Onlar Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi" buyurmuştur. Sonra onların kusurlarını, ayıplarını, daha önceki hallerini ve şu anda da içinde bulundukları yalan ve iftiralarını dile getirmiştir. Ardından da daha önce geçen peygamberlere vahyettiği gibi kulu ve elçisi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e de vahyettiğini bildirmiş, "Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik ... Davud'a da Zebur'u verdik" (163. ayet) buyurmuştur. 

 

Zebur Allah'ın (c.c.) Davud (a.s)'a vahyettiği kitabın adıdır. İnşallah bu peygamberlerin her birini Enbiya suresindeki kıssalarında teker teker ele alacağız. Yalnız Allah'a güvenir ve ancak O'na tevekkül ederiz.

 

"Bir kısım peygamberleri sana daha önce", yani bu ayetten önce inen Mekki ve başka surelerde "anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu."

 

Allah (c.c.)'nun Kur'an'da adlarını zikrettiği peygamberler şunlardır:

Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, İsmail, İshak, Yakub, Yusuf, Eyyub, Şuayb, Musa, Harun, Yunus, Davud, Süleyman, İlyas, el-Yesa', Zekeriyya, Yahya, İsa, müfessirlerden bir çoğuna göre Zülkifl ve hepsinin efendisi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem). "Bir kısmını ise sana anlatmadık." Yani, Allah Kur'an'da zikredilmeyen başka peygamberler de göndermiştir. Nebilerin ve rasullerin sayısı hakkında farklı görüşler olup bunların en meşhuru şu uzun Ebu Zerr hadisidir:

 

 

[2356] İbn Merduyeh, tefsir kitabında Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Ben, "Ya Rasulallah! Nebilerin sayısı kaçtır?" diye sordum. "124 bindir" buyurdu. "Bunlardan ne kadarı rasuldür?" dedim. "313 gibi büyük bir kalabalık" buyurdu. "Ya Rasulallah! Bunların ilki kimdir?" dedim. "Adem'dir" buyurdu. "Ya Rasulallah! O peygamber olarak gönderilmiş bir rasul müydü?" dedim. "Evet. Allah (c.c) onu kendi eliyle yarattı. Sonra ona ruhundan üfledi. Sonra da ilk mükemmel insan haline getirdi" buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: "Ey EbU Zerr! Bunların dördü Süryanidir; Adem, Şit, Nuh ve Hanuh. Hanuh, kalemle ilk kez yazı yazan İdris'tir. Bunların dördü de Araptır: Hud, Salih, Şuayb ve senin peygamberin ey Ebu Zerr! İsrailoğullarının ilk nebisi Musa, son nebisi ise İsa'dır. Nebilerin ilki Adem, sonuncusu ise senin nebindir. "

 

Bu hadisi uzunca şekliyle İbn Ebi Hatim de "el-Envau ve't-Tekasim" kitabında zikretmiş ve sahih işareti koymuştur. İbnu'l-Cevzi ise onun tersine bunu "el-Mevzuat" (Uydurma Hadisler) kitabında zikretmiş, ravilerden İbrahim b. Hişam'ı yalancılıkla suçlamıştır. Şunda şüphe yok ki cerh ve ta'dil alimleri bu hadis üzerinde konuşmuşlardır. Doğrusunu ise en iyi Allah bilir. Bu hadis başka bir tarikle başka bir sahabiden rivayet edilmiştir:

 

 

[2357] İbn Ebi Hatim Ebu Ümame (r.a.)'tan şöyle nakleder: Ben "Ya Rasulallah! Peygamberlerin sayısı kaçtır?" diye sordum. "Yüz yirmi dört bindir. Bunların büyük bir kalabalık olarak 305'i rasuldür" buyurdu. Ravilerden Mean b. Rifaa es-Selami zayıftır. Ali b. Zeyd ile Kasım Ebu Abdurrahman da zayıftır.

 

 

[2358] Hafız Ebu Ya'la, Musa b. Ubeyde er-Rebezi'nin Yezid b. er-Rakkaşi'den, onun da Enes (r.a.)'tan naklettiğine göre o şöyle demiştir; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah sekiz bin nebi gönderdi; bunların dört bini İsrailoğullarına, dört bini ise diğer insanlaraydı. " Bunun senedi de zayıftır. Çünkü er-Rebezi zayıftır. Rivayet ettiği Yezid erRakkaşi ise daha zayıftır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[2359] Ebu Ya'la, Yezid er-Rakkaşi kanalıyla Enes (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. "Benden önce gelen nebi kardeşlerimin sayısı sekiz bindir. Sonra İsa (a.s), daha sonra ise ben geldim. "

 

 

[2360] Bu hadis bize Enes (r.a.)'tan başka bir tarikle şöyle geldi: ... Ziyad b. Sa'd'dan, o Safvan b. Süleym'den, o da Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakletti; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben dört bini İsrailoğullarına gönderilmiş sekiz bin nebinin ardından geldim. " Hadis bu vecihle gariptir. Senedi fena değildir. Ahmed b. Tarık dışında tüm ravileri bilinen kimselerdir. Onun hakkında ise cerh ve ta' dile dair bir şey bilmiyorum. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[2361] Muhammed b. Hüseyin el-Acurri kendi senediyle Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Bir defasında camiye girdiğimde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yalnız başına oturuyordu. Yanına oturup, "Ya Rasulallah! Sen bana namazı emrettin, namaz nedir?" diye sordum. "Namaz konulmuş en hayırlı ibadettir" buyurdu. "Ya Rasulallah! Peki, en faziletli (en üstün, sevabı en büyük) amel hangisidir?" dedim. ''Allah'a iman ve Allah yolunda cihad etmektir" buyurdu. "Ya Rasulallah! Mü'minlerin en üstünü kimdir?" dedim. ''Ahlakları en güzel olanlarıdır" buyurdu. "Ya Rasulallah! En selametle olan Müslümanlar hangileridir?" dedim. "İnsanların elinden ve dilinden bir zarar görmediği kimsedir" buyurdu. "Ya Rasulallah! En faziletli hicret hangisidir?" dedim. "Kötülükleri terk edenin hicretidir" buyurdu. "En faziletli namaz hangisidir?" dedim, "Kıyamı uzun olan namazdır" buyurdu. "En faziletli oruç hangisidir?" dedim. "Farz olanı sorumluluktan kurtarır. Allah katında kat kat mükafatı vardır" buyurdu. Ben, "Ya Rasulallah! En üstün cihad hangisidir?" dedim. ''Atı yaralanan ve kanı akıtılan kimsenin cihadıdır" buyurdu. "Ya Rasulallah! En faziletli köle azadı hangisidir?" dedim, "En pahalı ve sahibi katında en değerli olanının azattır" buyurdu. "En faziletli sadaka hangisidir?" dedim. "Elinde fazla olmayan kimsenin fedakarlıkla ve gizlice fakire verdiği sadakadır" buyurdu. "Ya Rasulallah! Sana indirilen en büyük ayet hangisidir?" dedim, "Ayetel-kürsi'dir" diye cevap verdi. Sonra, "Ey Ebu Zerr, Yedi gök, Kürsi'ye oranla ancak çöle atılmış bir yüzük gibidir. Arş'ın Kürsi'ye göre büyüklüğü de Kürsi'nin Arş'a göre büyüklüğü gibidir" buyurdu. Ben, "Ya Rasulallah! Peygamberlerin sayısı kaçtır?" dedim, "124 bindir" buyurdu. "Ya Rasulallah! Bunların ne kadarı rasuldür" dedim. "313 kişilik kalabalık ve temiz bir topluluk" buyurdu. "Bunların ilki kimdi?" dedim. "Ademdi" buyurdu. "O rasul olarak gönderilmiş bir nebi midir?" dedim. "Evet. Allah onu kendi eliyle yarattı, ona ruhundan üfledi ve ilk mükemmel insan olarak meydana getirdi" diye cevap verdikten sonra şöyle buyurdu:

 

"Ey Ebu Zerr, bunların dördü Süryanidir; Adem, Şit, Hanun (yani İdris ki kendisi kalemle yazı yazanların ilkidir) ve Nuh. Dördü de Araptır: Hud, Şuayb, Salih ve senin peygamberin ey Ebu Zerr! İsrailOğulları nebilerinin ilki Musa (a.s), sonuncusu ise İsa (a.s) 'dır. Rasullerin ilki Adem, sonuncusu ise Muhammed'dir." Ben, "Ya Rasulallah! Allah kaç kitap indirdi?" diye sordum. "Yüz dört kitap indirdi. Allah (c.c) Şit (a.s)'a 50 sahife, Hanuh (İdris) (a.s)'a 30 sahife, İbrahim (a.s)'a 10 sahife, Musa (a.s)'a da Tevrat indirmeden önce 10 sahife indirdi. Tevrat, İncil, Zebur ve Furkan'ı indirdi" buyurdu. Ben, "Ya Rasulallah! İbrahim (a.s)'ın sahifeleri nelerden ibaretli?" dedim. "Hepsi misal olup onlardan biri şuydu: Ey zorba, zalim ve mağrur kral! Ben seni dünya malını üst üste yığmak için göndermedim. Bilakis benden mazlum un duasını çevirmen (dua etmesine yol açan sebepleri ortadan kaldırman) için gönderdim. Çünkü kafir de olsa ben mazlum un duasın geri çevirmem. Bir misalde de şöyle deniyordu: Akıllı kişinin (belli işler için) belli vakitleri olmalıdır; biri Rabbine yalvardığı vakit, biri kendisini hesaba çektiği vakit, biri Allah'ın sanatı üzerinde tefekkür ettiği vakit ve bir de giyecek ve yiyecek ihtiyaçlarını görmek için ayırdığı vakit. Akıllı kimsenin şu üç şeyden başkasına meyletmemesi gerekir: Ahiret için azık toplamak, yaşamı ve geçimi için gerekli dünyevi işlerini düzenlemek ve haram olmayan zevkleri yaşamak. Akıllı kimsenin zamanını değerlendirme hususunda basiretli ve uyanık olması, kendi işiyle ilgilenmesi ve diline sahip çıkması gerekir. Kim sözünü amellerine göre hesap ederek söylerse ancak kendisini ilgilendiren şeylerde konuşur." buyurdu. Ben, "Ya Rasulallah! Musa (a.s)'ın sahifeleri neydi?" dedim. "Hepsi ibret verici şeylerdi. (Mesela;) Ölümün geleceğini kesin olarak bilip sonra gülen kimseye şaşarım. Kadere yakinen iman ettikten sonra kendisini yorup bitirene şaşarım. Dünyayı ve dünyadakiler sebebiyle onun sürekli değişmesini görüp sonra onunla tatmin olup rahatlayana şaşarım. Yarınki hesabı kesin olarak bilip de sonra amel etmeyene şaşarım. " buyurdu. Ben, "Ya Rasulallah! Elimizde İbrahim (a.s) ile Musa (a.s)'ın elinde olanlardan ve Allah'ın sana indirdiklerinden bir şey var mı?" dedim. Buyurdu ki: "Evet! Ey Ebu Zerr, 'Doğrusu, arınan ve Rabbinin adını anıp namaz kılan kurtuluşa ermiştir. Ama aksine siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Halbuki ahiret, daha hayırlz ve daha bakıdir. Şüphesiz ki bu ilk sahifelerdedir. İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde. ", (A'la, 14-19) Ben, "Ya Rasulallah! Bana tavsiyede bulun" dedim. "Sana Allah'tan korkmayı tavsiye ediyorum. Zira her işin başı odur" buyurdu. "Ya Rasulallah! Daha fazla tavsiye et!" dedim. "Kur'an okumaya ve Allah'ı zikre sarıl! Zira bu senin gökte anılmana, yeryüzünde nuruna sebeptir" buyurdu. "Ya Rasulallah! Daha fazlasını söyle" dedim. "Çok gülmekten sakın; çünkü o kalbi öldürür ve yüzün nurunu giderir" buyurdu. "Ya Rasulallah! Daha fazla tavsiye et!" dedim. "Cihada tutun; çünkü o ümmetimin ruhbanlığıdır" buyurdu. "Ya Rasulallah! Daha fazla tavsiye et!" dedim. "Hayır söz dışında susmayı tercih et. Çünkü o şeytanı kovucu ve dininde yardımcındır" buyurdu. "Bana daha fazla tavsiye et!" dedim. "Senden yukarıda olana değil aşağıda olana bak. Zira, bu Allah'ın sendeki nimetini küçümsememen için daha uygundur" buyurdu. "Bana daha fazla tavsiye et!" dedim. "Akrabaların bağları koparsalar bile sen onlarla ilişkilerini devam ettir" buyurdu. "Bana daha fazla tavsiye et!" dedim. ''Acı da olsa hakkı söyle" buyurdu. "Bana daha fazla tavsiye et!" dedim. ''Allah hakkında hiçbir kınayıcının kınamasından korkma!" buyurdu.

 

"Bana daha fazla tavsiye et!" dedim. "Nefsin (in kusurları) hakkındaki bilgilerin seni insanlardan (onların kusurlarıyla uğraşmaktan) alıkoysun. Nefsinin sevdiği (ve yaptığı) konularda insanlara kızma. Kendindeyken görmediğin kusuru başkasında (olduğunda) görmen veya aynısını senin de yaptığın şeylerde onlara kızman sana kusur olarak yeter" buyurdu. Sonra elini göğsüme vurdu ve "Tedbir gibi akıllılık, haramdan korunmak gibi vera ve güzel ahlak gibi bir şeref yoktur" buyurdu.

 

 

[2362] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Ümame (r.a.)'tan, Ebu Zerr (r.a.)'ın Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e geçen hadistekine benzer sorular sorduğunu, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ona namaz, oruç, sadaka, ayete'l-kürsi ile La havle ve la kuvvete illa billahi'l-aliyyi'lazim'in fazileti, en üstün şehid, Adem (a.s)'ın peygamberliği ve Allah'ın onunla konuşması, nebi ve Rasullerin sayısı hakkında bazı şeyler söylediğini rivayet etmiştir.

 

 

[2363] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Veddak'tan şöyle nakleder: Ebu Said el-Hudri (r.a.), "Hariciler Deccal'ın varlığına inanıyorlar mı?" dedi. Ben, "Hayır" deyince şöyle anlattı: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben bin veya daha fazla peygamberin sonuncusuyum. Gönderilen her peygamber ümmetine onun hakkında mutlaka uyarı yapmıştır. Bana hiçbirine bildirilmeyen şeyler bildirildi. Onun tek gözü kördür, Rabbiniz ise kör değildir. Sağ gözü kör ve gizlenemeyecek şekilde patlaktır. Kireçle sıvalı bir duvardaki tükrük gibidir. Sol gözü ise parlak yıldız gibidir. Her dili bilir. Onun, içinde nehirler akan yeşil bir cennet resmi ile duman çok çıkan siyah şeklinde bir cehennem resmi vardır. "

 

 

[2364] Ebu Ya'la el-Mevsıli'nin rivayetlerini içeren bir kitaptan bize ulaşan şu rivayet bulunuyor; Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ben bin kere bin (bir milyon) veya daha çok peygamberin sonuncusuyum. Allah hangi peygamberi göndermişse mutlaka kavmini Deccal'e karşı uyarmıştır .... " buyurdu. Bu rivayette (tekrar eden ikinci) bin kelimesi diğerlerinden fazlalık olarak vardır. Muhtemelen eklemedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. İmam Ahmed b. Hanbel'in rivayeti daha sağlamdır, sahih olmaya daha yakındır. Bu hadisin senedindeki raviler ise fena değillerdir. Bu, Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan da rivayet edilmiştir.

 

 

[2365] Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, Cabir (r.a.)'tan şöyle nakleder; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şüphesiz ben bin, hatta daha çok nebi’nin sonuncusuyum. Onlardan kavmini Deccal'e karşı uyarmayan hiçbir nebi yoktur. Bana da onlara açıklanmayan bir şeyaçıklandı ki o da tek gözünün kör olduğudur. Oysa Rabbinizin tek gözü kör değildir. "

 

"Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu" buyruğu Musa (a.s)'ın şereflenişini ifade etmektedir. Bu yüzden ona "kelim" (kendisiyle konuşulan, yani Allah'ın kendisiyle konuştuğu kişi) adı verilmiştir.

 

 

[2366] Hafız İbn Merduyeh, Abdulcebbar b. Abdullah'tan şöyle nakleder: Bir adam Ebu Bekir b. Ayyaş'a gelerek, "Bir adamı ("Allah Musa ile konuştu" ayetini) 'Musa Allah'la konuştu' şeklinde (yani Allah lafzını Allahu yerine Allahe şeklinde mansup) okurken işittim" Deyince, Ebu Bekir, "Kim bunu böyle okursa kafir olur; zira ben bu ayeti A'meş'ten, "Allah Musa ile konuştu" şeklinde işittim; o Yahya bVesap'tan, o Abdurrahman b. Sülemi'den, o Abdurrahman b. Silmi'den, o Hz. Ali'den, o da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den böyle işitmiş." Ebu Bekir Ayyaş'ın (rh.a) ayeti bu şekilde okuyan kimseye öfkesinin nedeni, adamın ayeti tahrif ve te'vil etmesidir. O adam Allah'ın Milsa (a.s) ile veya başka herhangi bir kuluyla konuşmasını inkar eden Mutezile fırkasındandır. Nitekim daha önce zikrettiğimiz gibi Mutezili birisi bu ayeti bir alime, "Milsa Allah ile konuştu" şeklinde okuyunca ona, "Ey pis kokan kadının oğlu! Peki, 'Musa bizimle buluşmaya gelip Rabbi onunla konuşunca ... ' (A'raf, 143) ayetine ne diyeceksin?" demiştir. Çünkü bu, lafzında oynamak ve manasını tevil etmek imkansız bir ayettir.

 

 

[2367] İbn Merduyeh, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Allah Rasillü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah Musa (a.s) ile konuşurken karanlık gecede siyah taşın üzerindeki karıncanın adımları görülüyordu. " Bu garip bir hadistir. Senedi sahih değildir. Mevkuf olarak sahih olsaydı iyi sayılabilirdi.

 

 

[2368] Hakim, Müstedrek'inde ve İbn Merduyeh İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Allah Rasillü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah Musa (a.s) ile konuştuğu gün Musa (a.s)'ın üzerinde yünden bir cübbe, yünden bir örtü ve yünden bir şalvar vardı. Ayağında da boğazlanmamış merkep derisinden bir çift nalın vardı. " İbn Merduyeh İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Allah (c. c) üç günde Milsa (a.s)'a 140 bin kelime ile seslendi. Bunların hepsi tavsiyelerdi. Milsa (a.s) Rabbinin kulağında kalan sesinden dolayı daha sonra insanları işittiğinde seslerinden nefret etti." Bunun senedi de zayıftır. Çünkü raVilerden Cüveybir zayıftır. Dahhak da İbn Abbas (r.a.) ile buluşmamıştır.

 

 

[2369] İbn Ebi Hatim, İbn Merduyeh ve başkaları Muhammed b. Münkedir kanalıyla Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Allah (c.c) Tur gününde Musayla (a.s) ona (uzaktan) nidasından farklı konuşunca Musa, "Ey Rabbim, benimle yaptığın bu konuşma senin asıl konuşman mıdır?" dedi. Allah (c.c), "Hayır ey Musa, ben on bin dilin kuvvetiyle konuştum. Oysa dillerin tamamıyla konuşma gücüm vardır. Ben bundan daha kuvvetliyim." dedi. Musa (a.s) İsrailOğullarının yanına dönünce ona, "Ey Musa, bize Rahman'ın konuşmasının nasılolduğunu anlat" dediler. Musa (a.s), "Size onu tarif edemem" deyince, "Bizim için bir şeye benzet" dediler. Musa (a.s), "Siz yıldırım sesini duymadınız mı? İşte onun gibi değil fakat ona yakın bir ses" dedi. Bunun senedi zayıftır. Çünkü Fadl er-Rakkaşı tamamen zayıf bir ravidir.

Abdurrezzak, Ka'b'dan şöyle nakleder: "Allah (c.c) Musa (a.s) ile konuşmasında kendi dili dışında tüm dillerle konuştu. Musa (a.s), "Ey Rabbim, bu senin konuşman mıdır?" diye sordu. Allah (c.c), "Hayır. Kendi dilimde konuşsaydım karşısında dayanamazdın" buyurdu. Musa (a.s), "Rabbim, kullarından senin sesine benzeyen bir şey var mıdır?" dedi. Allah (c.c), "Hayır. Fakat duyduğunuz seslerin sesime en çok benzeyeni en kuvvetli yıldırım sesidir" buyurdu. Bu Ka'b el-Ahbar'ın sözü olarak rivayet edilmiştir. O ise İsrailiyat haberlerinin bulunduğu eski kitaplardan nakleder. Onlarda da zayıfkuvvetli her şey vardır.

"(Yerine göre) müjdeleyici ve sakındıncı olarak peygamberler gönderdik ki. .. " Yani, peygamberler Allah'a itaat eden ve rızasını kazanma peşinde olan kullarını nimetlerle müjdeler, emirlerine karşı gelen ve peygamberlerini yalanlayanları ise ceza ve azaptan sakındırır ve uyarırlar.

 

"Ta ki insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah İzzet ve hikmet sahibidir." Yani, Yüce Allah müjde ve uyarılarla kitaplarını göndermiş ve peygamberlerini göndermiş, sevdiği ve hoşnut olduğu şeylerle sevmediği ve hoşnut olmadığı şeyleri açıklamıştır ki mazeret öne sürmek isteyen hiç kimsenin böyle bir şey yapabilecek durumu kalmasın. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "Eğer biz, bundan (Kur'an'dan) önce onları bir azap la helak etseydik, muhakkak ki şöyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elçi gönderseydin de, şu aşağılığa ve rüsvaylığa düşmeden önce ayetlerine uysaydık!" (Taha, 134) Yüce Allah yine şöyle buyurur: "Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde, 'Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uysak ve mü'minlerden olsaydık olmaz mıydı?' derler." (Kasas, 47)

 

 

[2370] Nitekim Buhari ve Müslim'in İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayet ettikleri bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kötülüğün işlenmesinden Allah'tan daha çok rahatsız olan yoktur. Nitekim açık ve gizli fuhşiyatı bu yüzden haram kılmıştır. Övülmeyi Allah'tan daha çok seven yoktur; Allah (c.c) kendisini bu yüzden övmüştür. Mazerete yer bırakmamayı ondan daha çok seven yoktur. Peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak da bu yüzden göndermiştir. " Başka bir rivayetteki ifade şöyledir: "Peygamberlerini bu yüzden göndermiş ve kitaplarını bu sebeple indirmiştir. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

166. Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de şahitlik ederler. Esasen şahit olarak Allah yeter.

167. İnkar eden ve (başkalarını da) Allah yolundan alıkoyanlar şüphesiz doğru yoldan çok uzaklaşmışlardır.

168. İnkar edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir.

169. Ancak orada ebedi kalmak üzere cehennem yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kolaydır.

170. Ey insanlar! Rasul size Rabbinizden gerçeği getirdi. Şu halde kendi iyiliğinize olarak hemen iman edin. Eğer inkar ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır. (O'nun sizin inanmanıza ihtiyacı yoktur). Allah çok iyi bilendir ve büyük hikmet sahibidir.