|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Maide Suresi 19.ayetler |
Ey Kitap Ehli! Size
Hak Peygamber Geldi:
19. Ey Ehl-i kitap!
Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size elçimiz geldi. Gerçekleri size
açıklıyor ki (kıyamette), "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi"
demeyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye
hakkıyla kadirdir.
Tefsiri:
Yüce Allah kitap ehli
Hristiyan ve Yahudilere hitaben, kendisinin onlara son peygamberi gönderdiğini,
daha sonra hiçbir nebi ve rasulün gelmeyeceğini, bilakis bunun hepsinin
sonuncusu olan bir peygamber olduğunu bildiriyor. O yüzden "Peygamberlerin
arası kesildiği bir sırada" buyuruyor. Yani, bu peygamberin
gönderilmesiyle Hz. İsa (a.s)'ın gönderilmesi arasında geçen uzun bir aradan
sonra ... Bu sürenin ne kadar olduğu hususunda farklı görüşler vardır. Ebu
Osman en-Nehdi ile (bir rivayette) Katade 600 yıldır, demişlerdir. Bunu İmam
Buhari de Selman-ı Farisi’den rivayet etmiştir. Katade'den başka bir rivayete
göre o 650 yıldır, demiştir. Ma'mer bazı arkadaşlarının 450 yıl dediklerini
nakletmiştir. Dahhak dört yüz otuz küsur yılolduğunu söylemiştir. İbn Asakir de
Hz. İsa biyografisinde Şa'bi’den şöyle nakleder: Hz. İsa'nın göğe
yükseltilmesiyle Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in hicreti
arasında 933 yıl vardır. Meşhur görüş ise birincisi, yani 600 yılolduğudur.
Bazıları 620 yılolduğunu söylemiştir. İkisi arasında bir fark yoktur. Çünkü
birincisi şemsi, ikincisi ise kameri takvime göre söylemiştir. Her yüz şemsi
yıl ile kameri yıl arasında ise üç yıl civarında bir fark vardır. Bu sebeple
Yüce Allah Ashab-ı Kehf hakkında "Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar
kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir" (Kehf, 25) buyurmuştur.
Bazılarının 9 yıl fazla
söylemeleri kameri hesaba göredir, Zira, kitap ehlince bilinen 300 şemsi yılı
kameri yılolarak hesaplandığında 9 yıl fazla çıkmıştır,
İsrailOğullarının son
peygamberi Hz. İsa (a.s) ile tüm insanların son peygamberi Hz. Muhammed
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında (hiçbir peygamberin gelmediği) bir
fetret (ara, boşluk) dönemi vardır.
[2577] Nitekim İmam
Buhari'nin Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Meryem'in
oğluna en yakın insan benim. Çünkü onunla aramda hiçbir peygamber yoktur.
" Bunda, Hz. İsa (a.s)'dan sonra Halid b. Sinan adında bir peygamber
olduğunu iddia edenlere cevap vardır. Bunu Kuzai ve bazıları nakletmişlerdir.
Konuya dönecek olursak.
.. Allah (c.c) Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i peygamberlerin
kesintiye uğradığı, yolların silindiği, dinlerin değiştiği, putlara, ateşe ve
haça ibadetin arttığı bir dönemde göndermiştir. Dolayısıyla o dönemde
peygamberin gönderilmesi son derece büyük bir nimet ve buna olan ihtiyaç
herkesçe duyulan bir ihtiyaçtı. Çünkü, fesat ve bozgunculuk tüm ülkeleri
kuşatmış, tuğyan ve cehalet tüm insanlarda hakim olmuştu. Geride sadece, daha
önce gelen peygamberlerin dinlerinden kalan kalıntılara tutunan bazı Yahudi
hahamlar, Hristiyan ruhbanlar ve bazı Sabiiler kalmıştı.
[2578] Nitekim İmam
Ahmed b. Hanbel, İyfu b. Himar el-Mücaşii (r.a.)'tan şöyle nakleder: Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün verdiği hutbesinde şöyle
buyurdu: "Rabbim bugün bana öğrettiği ve sizin bilmediğiniz şeyleri size
bildirmemi emretti. Allah şöyle buyurdu:
Kullarıma, çalışmadan
hibe olarak lutfettiğim her nimet helaldir. Ben kullarımın hepsini muvahhid
olarak yarattım. Ancak şeytanlar gelip onları dinlerinden saptırdılar.
Kendilerine helal kıldığım nimetleri haram yaptılar. Bana, hakkında kendilerine
hiçbir delil inmemiş şeyleri ortak koşmalarını emretti. Sonra Allah (c.c)
yeryüzündekilere nazar etti ve Kitap ehlinden geride kalan kalıntılar dışında
Arabı ve Acemiyle hepsine gazap etti. Allah (c. c) bana şöyle buyurdu: Ben
seni, hem seni denemek, hem seninle (insanları) denemek için gönderdim. Sana
suyun yıkayamayacağı, uykuda ve uyanıkken okuyacağın bir kitap indirdim. Sonra
Rabbim bana Kureyş'i yakmamı emretti. Ben "Ey Rabbim, o durumda başımı
ezip un haline getirirler" dedim. Bunun üzerine, "Seni çıkardıkları
gibi sen de onları yurtlarından çıkar. Onlarla savaş ki sana yardım edelim,
onlara harca ki sana verelim. Bir ordu gönder, biz onun beş katını gönderelim.
Sana itaat edenlerle birlikte sana karşı gelenlere karşı savaş. Cennetlikler üç
kesimdir. Biri adaletli, infak eden ve iyiliklere muvaffak kılınmış nüfuz
sahibi adamdır. Diğeri her yakınına ve Müslüman'a karşı şefkatli ve merhametli
olan yufka yürekli adamdır. Biri de çoluk çocuk sahibi olup onlara harcayan,
fakir olduğu halde izzetini koruyan adamdır. Cehennem halkı da üç kesimdir.
Biri iktidarı olmayan güçsüz kişi. .. Bunlar eş ve çocuk da, mal da istemeyen
ve aranızda başkalarına tabi olan kimselerdir. Diğeri, tamahkarlığı gizli
kalmayan, fırsat bulur bulmaz ihanet eden hain kimsedir. Biri de gece gündüz
ailen ve malın hakkında seni aldatan düzenbazdır. O ayrıca cimrilik veya
yalancılığı, bir de aşırı ahlaksızı söyledi. " Sonra bunu İmam Ahmed b. Hanbel
ile Müslim ve Nesai birçok kanalla Mutarrif b. Abdullah b. Şihir'den rivayet
etmişlerdir. Ebu Said'in Katade'den rivayetinde ise Katade bu hadisi
Mutarrif'ten işittiğini ifade etmiştir. İmam Ahmed b. Hanbel ise şöyle
demiştir: Katade bunu Mutarrif'ten değil, ondan duyan dört kişiden işitmiştir.
Bu hadisten asıl kastettiğimiz kısım ondaki "Kitap ehlinden -diğer
rivayette İsrailoğullarından- geride kalan kalıntılar dışında Arab'ıyla
Acem'iyle herkese gazap etti" ifadesidir. Din konusu yeryüzünde yaşayan
herkesin kafasını karıştıran bir husustu. Nihayet Allah (c. c) Muhammed
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i göndererek insanları hidayete erdirmiş, onları
karanlıklardan aydınlığa çıkarmış, nurlu bir yol ve zengin bir şeriat üzere
bırakmıştır. O yüzden Yüce Allah devamla şöyle buyuruyor: "Ta ki
(kıyamette), 'Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi' demeyesiniz." Yani,
kendinize delil olarak "Ey dinlerini değiştiren ve tahrif edenler, bize
iyiliği müjdeleyen ve kötülüğe karşı uyaran hiçbir peygamber gelmedi (ki ona
uyasınız)" dememeniz içindir. Size bir müjdeci ve uyarıcı gelmiş
bulunmaktadır ki o Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'dir.
''Allah her şeye
hakkıyla kadirdir." Taberi bunu şöyle tefsir etmiştir: "Şüphesiz
benim, bana isyan edeni cezalandırmaya ve itaat edeni mükafatlandırmaya gücüm
yeter."
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |