İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Maide Suresi

35 – 37.ayetler

 

Kurtuluşa Erebilmek için:

 

35. Ey iman edenler! Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

36. Şüphe yok ki kafir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.

37. Ateşten çıkmak isterler, fakat oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü'min kullarına kendinden sakınmalarını (takva) emrediyor. Takva itaat ile birlikte kullanıldığında haramlardan sakınmak ve yasakları terk etmek manasına gelir. Nitekim Yüce Allah ardından, "O'na yaklaşmaya (vesile) yol arayın" buyurmuştur. Süfyan-ı Sevri'nin, senediyle İbn Abbas (r.a.)'tan nakletliğine göre o "vesile"yi "Allah'a yaklaşmak" ile tefsir etmiştir. Mücahid, Ebu Vail, Hasan-ı Basri, Katade, Abdullah b. Kesir, Süddi, İbn Zeyd ve daha başkaları böyle demişlerdir. Katade der ki: Yani Allah'a itaat ederek ve O'nu razı edecek ameller işleyerek Allah'a yaklaşmaya çalışın. İbn Zeyd, "Onların (müşriklerin) yalvardıkları bu varlıklar Rablerine -hangisi daha yakın olacak diye- vesile ararlar'' (İsra, 57) ayetini de böyle okumuştur. Bu imamların söylediklerinde müfessirler arasında hiçbir ihtilaf yoktur. İmam Taberi bu mana için şairin şu şiirini zikreder:

 

Jurnalciler gaflete daldıklarında eski yakın ilişkilerimize döneriz. Karşılıklı saf ilişki ve yakınlıklar geri döner.

 

Vesile, onunla hedefe ulaşılan vasıtaya denir. Vesile aynı zamanda cennetteki en yüksek makamın adıdır ki o Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in oradaki makamı ve mekanıdır. Orası cennetin Arş'a en yakın yeridir.

 

 

[2616] Nitekim İmam Buhari'nin Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kim ezanı duyduğunda;

 

"Ey bu mükemmel çağrının ve vakti gelmiş bulunan namazın sahibi Allah'ım! Muhammed'e vesile makamını ve fazileti ver, O'nu vaad ettiğin Makam-ı Mahmud'a [övülen makama] gönder)" derse kıyamet gününde ona şefaatim erişir. "

 

 

[2617] Başka bir hadis: İmam Müslim'in Abdullah b. Amr b. el-As (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre o Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiştir: "Müezzini işittiğinizde onun gibi söyleyin, sonra bana salat getirin. Zira, kim bana bir salat getirirse Allah ona on salat (rahmet) eder. Sonra Allah'tan benim için vesile isteyin. Çünkü o cennette Allah'ın sadece bir kuluna olacak bir makamdır ki kendimin o kişi olacağını umarım. Artık kim benim için vesile isterse ona şefaatim erişir. "

 

 

[2618] Başka bir hadis: İmam Ahmed b. Hanbel Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Bana salat getirdiğinizde benim için vesile de isteyin" buyurdu. "Ya Rasulallah! Vesile nedir?" denildi. "Cennet'teki en yüksek makamdır. Oraya sadece bir kişi ulaşacaktır ki benim o kişi olduğumu umarım" buyurdu. Bunu Tirmizi de (biraz farklı senetle) yine Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet etmiş, sonra "Gariptir. Ka'b bilinen biri değildir. Ondan Leys b. Ebu Süleym'den başka hadis rivayet eden birini bilmiyoruz" demiştir.

 

 

[2619] Hadisin başka bir tarih İbn Merduyeh, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Bana salatınızı getirin ve Allah'tan bana vesile isteyin" buyurdu. Sahabiler onun ne olduğunu sorunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle cevap verdi: "Vesile cennette öyle bir makamdır ki ona tek bir kişi ulaşacaktır. Umuyorum ki o kişi benimdir" buyurdu.

 

 

[2620] Başka bir hadis: Hafız Taberani, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Benim için Allah'tan vesile isteyin. Zira hangi kul dünyada benim için onu isterse kıyamet gününde ona şahit (veya şefaatçi) olacağım. " Taberani daha sonra, "Bunu İbn Ebi Zi'b'ten sadece Musa b. A'yun rivayet etmiştir" demiştir. Bunu İbn Merduyeh de kendi senediyle ve yakın bir lafızla rivayet etmiştir.

 

 

[2621] Başka bir hadis: İbn Merduyeh kendi senediyle Ebu Said elHudri (r.a.)'tan şöyle nakleder; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Vesile, Allah katındaki daha üstü bulunmayan (en yüksek) makamdır. Onun için siz vesileyi kulları arasından bana vermesi için Allah'a dua edin. "

 

 

[2622] Başka bir hadis: Yine İbn Merduyeh Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Cennette Vesile adı verilen bir makam vardır. Siz Allah'a dua ettiğinizde benim için de Vesile isteyin" buyurdu. "Ya Rasulallah! Orada seninle birlikte kim oturacak?" diye sordular. "Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin" buyurdu. Hadis bu vecihten garip ve münkerdir.

 

 

[2623] İbn Ebi Hatim, Salim b. Sevban'ın kölesi Ali b. Hüseyin elEzdi'den şöyle nakleder: Hz. Ali (r.a.)'ı Kufe minberinde şöyle hitap ederken duydum: "Ey insanlar! Cennette biri beyaz diğeri sarı iki tane inci vardır. Sarı inci Arş'ın içine kadar uzanır. Mahmud Makamı da beyaz inciden olup onda her biri üç mil genişliğinde yetmiş bin oda vardır. Odaları, kapıları ve sedirleri tek türdendir. Adı Vesile olup Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile O'nun Ehl-i beytinindir. Sarı da bunun gibidir ve o da İbrahim (a.s) ile onun Ehl-i beyti (aile halkl)nındır. Bu çok garip bir rivayettir.

 

"Ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz." Yüce Allah mü'minlere haramları terk etmelerini ve ibadetlerini yapmalarını emrettikten sonra, doğru yoldan çıkmış ve doğru dini terk etmiş bulunan kafir ve müşrik düşmanlarıyla savaşmalarını emrediyor. Yolunda cihad edenlere kıyamette vermek üzere hazırladığı kurtuluşa, emin, yüksek ve all, manzarası güzel ve sakinleri hoş olan köşklerdeki hiçbir değişime, dönüşüme ve yokluğa maruz kalmayan ebedi, büyük ve kesintisiz saadete teşvik ediyor. Oraya yerleşen nimetler içinde yüzer, yokluk nedir bilmez. Daima yaşar, hiç ölmez. Elbisesi eskimez ve gençliği gitmez.

 

Yüce Allah daha sonra kafir düşmanlarına hazırladığı kıyamet günündeki azap ve cezayı haber vererek şöyle buyuruyor: "Şüphe yok ki kafir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır." Yani, onlardan biri kıyamet günü kendisini, Allah'ın kendisini kuşatmış ve erişeceğinden emin olduğu azabından kurtarabilmek için yeryüzü dolusu altın ve bir o kadar daha getirse yine de ondan kabul edilmez. Bilakis ondan kaçıp kurtulma imkanı yoktur.

 

O yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Onlar için acı" yani acı verici "bir azap vardır. Ateşten çıkmak isterler, fakat oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır. " Nitekim Yüce Allah başka bir ayette, "lzdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve "Tadın bu yakıcı azabı!" (denilir)" (Hacc, 22) buyurur. Onlar azabının şiddetinden ve dokunduğundaki acısından dolayı sürekli içinde bulundukları azaptan kurtulma çabasında olacaklar, fakat buna güçleri yetmeyecektir. Alev onları her yükselttiğinde cehennemin daha üstüne çıkacaklar, bu defa zebaniler demir tokmaklarla vurarak onları geri alta göndereceklerdir. "Onlar için devamlı bir azap vardır." Yani hiç çıkamayacakları ve kurtulamayacakları daimi ve sürekli bir azap vardır.

 

 

[2624] Hammad b. Seleme de, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder; Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cehennem halkından biri getirilir ve ona, "Ey Ademoğlu, yatağını (yuvanı) nasıl buldun?" denilir. "En kötü bir yatak" der. "Yeryüzü dolusu altın fidye vermek ister misin?" denilir. "Evet ey Rabbim!" diye cevap verir. Bunun üzerine Allah (c. c), "Yalan söylüyorsun. Senden bundan daha azını istedim de yapmadın" buyurur. Sonra emir verilerek cehenneme atılır. " Bunu Müslim ve Nesai de Hammad b. Seleme kanalıyla benzer bir lafızla rivayet etmişlerdir. Bunu Buhari ve Müslim de Katade'nin Enes b. Malik (r.a.)'tan nakliyle rivayet etmişlerdir. Ayrıca, Abdulmelik b. Habib'in Enes b. Malik (r.a.)'tan nakliyle de rivayet etmişlerdir. Bunu Enes b. Malik (r.a.)'tan Matar el-Varrak da rivayet etmiştir ki onu bu senetle İbn Merduyeh tahric etmiştir.

 

 

[2625] İbn Merduyeh daha sonra Yezid b. Suheyb el-Fakir kanalıyla Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bir takım insanlar cehennemden çıkıp cennete girecekler" buyurdu. Cabir b. Abdullah (r.a.)'a, "Allah (c.c), ''Ateşten çıkmak isterler, fakat oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır' buyuruyor" dedim. Dedi ki: Ayetin öncesini oku; Allah (c.c), 'Şüphe yok ki kafir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır' buyuruyor. Dikkat et, onlar kiffirlerdir." Bu hadisi İmam Müslim ile İmam Ahmed b. Hanbel başka bir tarikle Yezid el-Fakir'in Cabir (r.a.)'tan nakliyle rivayet etmişlerdir ki o daha uzundur.

 

 

[2626] İbn Ebi Hatim, Yezid el-Fakir’den şöyle nakleder: Hadis dersi vermekte iken Cabir'in meclisine oturdum. Bazı insanların cehennemden çıkacaklarına dair hadis söyledi. O zaman ben bunu inkar ediyordum. Öfkelendim ve şöyle dedim: "Ey Muhammed'in ashabıl İnsanlara değil, fakat size hayret ediyorum. Allah'ın bir takım insanları cehennemden çıkaracağını iddia ediyorsunuz. Oysa Allah (c.c) 'Yeryüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır' buyuruyor" dedim. Öğrencileri beni itip kaktılar. En yumuşak davrananları Cabir idi. "Adamı bırakın" dedi. Sonra "O kafirler hakkındadır" dedi ve "Şüphe yok ki kafir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır" ayetini okudu. Sonra, "Sen Kur'an okumuyor musun?" dedi. "Evet, hepsini okudum" dedim. Allah (c.c), "Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin" (İsra, 79) buyurmuyor mu? İşte bu o makamdır. Zira Allah (c.c), günahları sebebiyle bazı insanları hiç konuşmaksızın dilediği vakte kadar cehennemde tutacak, çıkarmak istediğinde oradan çıkaracak. Bundan sonra bu fikre hiç dönmedim ve onun söylediklerini yalanlamadım.

 

 

[2627] İbn Merduyeh daha sonra Talk b. Habib'ten şöyle nakleder: Ben şefaati herkesten daha şiddetle reddederdim. Nihayet bir gün Cabir b. Abdullah (r.a.) ile karşılaştım. Ona cehennemliklerin orada ebedi kalacaklarına,  dair okuyabildiğim kadar ayet okudum. Bana şöyle dedi: "Ey Talk, sence Allah'ın Kitabını ve Rasulü'nün sünnetini benden iyi mi biliyorsun? Okuduğun kimseler cehennem’in (daimi) halklarıdır ki onlar müşriklerdir. Bunlar ise bazı günahlar işleyen ve bundan dolayı azap görüp sonra çıkan kimselerdir" dedi. Sonra ellerini kulaklarına götürdü ve şöyle dedi:

 

"Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i, 'Onlar cehennem'e girdikten sonra çıkacaklardır' diye duymadıysam kulaklarım sağır olsun! Biz de senin gibi Kur'an okuyoruz!"

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

38, Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarının cezası ve Allah'tan bir ceza olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

39. Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

40. Bilmez misin ki göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; dilediğine azap eder ve dilediğini bağışlar. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.