|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
En’am Suresi 164 ve 165.ayetler |
Allah'tan Başkasını Rabb Edinmek mi?
164. De ki: Allah her
şeyin Rabbi iken ben ondan başka Rab mı arayacağım?
Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez.
Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Ve O, uyuşmazlığa
düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.
Tefsiri:
Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor: Ey
Muhammed! Allah'a ortak koşan Müşriklere, yalnızca Allah'a ibadet etmek ve
sadece O'na dayanıp güvenmek hakkında "De ki: Allah her şeyin Rabbi
iken" ki beni o terbiye etmekte, korumakta, muhafaza etmekte ve işlerimi
düzenlemektedir. "ben ondan başka Rab mı
arayacağım?" Yani, Allah'tan başka bir Rab mı
arayacağım. Bilakis ben, sadece O'na tevekkül eder, sadece O'na tevbe edip yönelirim. Çünkü O her şeyin sahibi ve
malikidir. Yaratan ve emretme yetkisi elinde olan sadece O'dur.
Bundan önceki ayet ibadeti yalnızca hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a has
kılmayı içerirken bu ayet de tevekkülü sadece O'na yapmayı emrediyor. İbadet
ile tevekkül Kur’an' da çok defa birlikte
anılmışlardır. Mesela Allah (c.c) kullarına şöyle demelerini tavsiye eder:
''Ancak sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.'' (Fatiha, 4) Yüce
Allah başka ayetlerde şöyle buyurur: "Öyle ise O'na kulluk et ve O'na
dayan!" (Hud, 123) "De ki: ... biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip
dayanmışızdır!" (Mülk, 29) "D, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan
başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil edin." (Müzzemmil,
9) Bunların benzeri başka ayetler de vardır.
"Herkesin
kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının
suçunu. yüklenmez." cümlesi Allah'ın kıyamet gününde mükafat ve
cezasının, hüküm ve adaletinin nasılolacağını haber
vermektedir. Buna göre şahıslar ancak amellerine göre muamele görecek, iyilik
yapmışlarsa iyilik, kötülük işlemişlerse kötülük bulacaklardır. Kimsenin hatası
kimseye yüklenmeyecektir. Bu; Allah'ın adaletindendir. Nitekim Yüce Allah başka
bir ayette şöyle buyurur: "Günah yükü ağır olan kimse, onun taşınmasını
istese, yakını olsa bile, yükünden birşey
taşınmaz." (Fatır, 18) Allah (c. c) yine:
"Her kim, Mü'min olarak iyi olan işlerden
yaparsa, artık o, ne zulümden (L$) ne de hakkının çiğnenmesinden (.....) korkar." (Taha, 112) buyurur. Tefsirciler bunu
şöyle tefsir etmişlerdir: Ona ne başkalarının günahları yüklenmek suretiyle
"zulm" edilir, ne de sevaplarında eksiltme
yapılmak suretiyle "hazm" edilir. Yüce
Allah yine, "Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir; ancak
sağdakiler başka. " (Müddessir, 38-39) buyurur. Bunun manası da şöyledir: her şahıs yaptığı
kötü amelleri karşılığında rehin ve esir tutulur. Fakat kitapları sağlarından
verilecek iyi kimselerin salih amellerinin bereketi
bazen evlat ve torunları ile akrabalarına döner. Şu ayette buyrulduğu gibi: "İman
eden ve soylarından gelenlerde imanda kendilerine tdbi
olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların
amellerinden de bir şey eksiltmedik. .. " (Tur,
21) Yani, salih amellerde atalarına iştirak etmemiş,
onlar gibi salih ameller işlememiş olsalar da imanda
onlara katılmış olmaları sebebiyle, soylarından gelenleri Cennet'teki yüksek
makamlarda atalarına katarız. "Onların amellerinden hiçbir şey
eksiltmedik." Yani, onlar arasındaki eşitlemeyi, yüksek makamdaki kadri
büyük zatların sevaplarını eksiltip makamca daha düşük evlatlarının /
torunlarının derecesine düşürerek yapmadık. Bilakis amellerinin bereketi ve
Allah'ın lütuf ve ihsanıyla onları babalarının / atalarının makamına
yükselttik. " ... Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir." (Tur,
21) Yani kazandığı şerler karşılığında rehindir.
"Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Ve o, uyuşmazlığa düştüğünüz gerçeği size
haber verecektir." Yani, siz yaptıklarınızı yapmaya devam edin, biz de
yaptıklarımızı yapmaya devam etmekteyiz. Siz de biz de Allah'ın huzurunda
durdurulacağız. Allah (c.c) bize de size de yaptıklarımızı ve yaptıklarınızı,
dünyadayken ihtilaf ettiğimiz şeyleri haber verecek. Bu ayet, Allah'ın şu
buyruğu gibidir: "De ki: Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu değilsiniz;
biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz. De ki: Rabbimiz hepimizi bir
araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir. o,
en adil hüküm veren, (her şeyi) hakkıyla bilendir. " (Sebe,
25-26)
165. Sizi yeryüzünün halifeleri
kılan, size verdiği (nimetler ve belalar) hususunda sizi denemek için kiminizi
kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır
ve gerçekten o, bağışlayan merhamet edendir.
Tefsiri:
Cenab-ı Hakk buyuruyor ki: "Sizi
yeryüzünün halifeleri kılan ... O'dur."
Yani, sizleri sırayla
ardı ardına gelip yeryüzünü imar eden nesiller, kuşaklar ve birbirlerinin
halefleri kılan O' dur. İbn Zeyd
ve başkaları böyle demişlerdir. Nitekim Yüce Allah başka ayetlerde aynı manada
şöyle buyurur: "Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek
melekler yaratırdık." (Zuhruf, 60) "sizi
yeryüzünün hakimleri kılan mı .. ?" (Nemi, 62) "Hatırla ki Rabbin
meleklere: 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' dedi." (Bakara, 30)
"(Musa, kavmine), 'Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve onların
yerine sizi yer yüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar' dedi.
" (A'raf, 129)
"Size verdiği
(nimetler ve belalar) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden
derecelerle üstün kılan O'dur." Yani, rızklarınızı, ömürlerinizi,
güzelliklerinizi, çirkinliklerinizi, görünüşünüzü, tiplerinizi ve renklerinizi
farklı farklı yapan O'dur. Tüm bunları da hikmetine
göre yapar. Yüce Allah bu manada başka bir ayette şöyle buyurur: "Dünya hayatında
onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş
gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti
onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır. " (Zuhruf,
32) Bir ayette de şöyle buyurur: "Baksana, biz insanların kimini kiminden
nasıl üstün kılmışızdır! Elbette ki ahiret, derece ve
üstünlük farkları bakımından daha büyüktür." (İsra,
21) "Size verdiği (nimetler ve belalar) hususunda sizi denemek için"
Yani, verdiği nimetler ve belalar hususunda sizi sınamak için. Zengini
zenginliğiyle sınayıp ondan şükür istemek, fakiri fakirliğiyle sınayıp ondan
sabrı istemek için.
[3062] Nitekim İmam
Müslim Sahih'inde Ebu Said
el-Hudri (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şüphesiz dünya tatlı ve caziptir.
Şüphesiz Allah nasıl ameller işleyeceğinizi görmek için sizi oraya
yerleştirmiştir. Öyleyse dünyaya karşı dikkatli olun, kadınlara karşı dikkatli
olun. Zira İsrailOğullarının ilk fitnesi (ayaklarının
kayması) kadınlar hakkında olmuştur. "
"Şüphesiz Rabbin,
cezası çabuk olandır ve gerçekten o, bağışlayan, merhamet edendir." Burada
tehdit ve teşvik vardır. Yani, Allah (c.c) kendisine isyan eden ve
Peygamberlerine karşı gelen kimselerin hesabını görmede ve cezalandırmada
hızlıdır. Kendisine dost olan, getirdikleri haberlerde ve emirlerde
Peygamberine uyan kimselere karşı çok bağışlayıcı ve çok şefkatlidir. Muhammed
b. İshak der ki: Allah kusur ve hatalarına rağmen kullarına merhamet eder. Bunu
İbn Ebi Hatim rivayet
etmiştir. Yüce Allah Kur'an'da bu iki sıfatı bir
arada çok zikreder. Şu ayetlerde olduğu gibi: "(Rasulüm!)
Kullanma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver." (Hicr, 49) "Doğrusu insanlar kötülük ettikleri halde
Rabbin onlar için mağfiret sahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin azabı da çok
şiddetlidir." (Ra'd, 6) Teşvik ve korkutma
içeren daha pek çok ayet vardır. Cenab-ı Hakk kullarını kendisine bazen teşvik ederek, Cennet'in
sıfatlarını ve katındaki nimetleri zikrederek çağırır. Bazen korkutarak,
Cehennem'i, azap ve işkencelerini, kıyamet ve korkunç anlarını zikrederek
çağırır. Bazen de her biri belli şekilde etki etsin diye ikisini bir arada
zikreder. Allah (c.c) bizi emirlerinde kendisine itaat eden, yasakladığı ve
engellediği şeyleri bırakan, verdiği haberleri tasdik eden kullarından eylesin.
Şüphesiz O; kullarına yakındır, duaları işiten ve kabul edendir. Cömert, kerem
sahibi ve karşılıksız bol bol verendir.
[3063] İmam Ahmed b. Hanbel .. Ala'dan, o
babasından, o da Ebu Hureyre
(r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Mü'min Allah'ın katındaki cezayı bilseydi Cennet ümidi
besleyen hiç kimse olmazdı. Kafir de Allah'ın katındaki rahmeti bilseydi
Cennet'ten ümit kesen hiç kimse kalmazdı. Allah (c.c) yüz rahmet yarattı ve
onların birini kulları arasına koydu. Onlar birbirlerine bununla merhamet
ederler. Rahmetin 99'u ise Allah katındadır. " Bunu Tirmizi
de Abdulaziz ed -Deraverdi'
nin Ala'dan nakliyle rivayet etmiş ve "hasendir" demiştir. İmam Müslim de İsmail b. CMer'in Ala'dan nakliyle rivayet etmiştir.
[3064] Yine Ebu Hureyre (r.a.)'tan yapılan
rivayete göre Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur: "Allah mahlukatı yarattığı zaman Arş'ın üstündeki kitabına
şöyle yazdı: "Rahmetim (daima) gazabıma galebe çalar. "
[3065] Yine Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle
rivayet edilmiştir:
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Allah (c.c)
rahmeti yüz parça yapıp onun doksan dokuzunu yanında tuttu. Birini ise
yeryüzüne indirdi. Mahlukat birbirine işte bu bir rahmetle merhamet eder. Hatta
bir hayvan yavrusuna basma korkusuyla ayağını yerden kaldırır. " Hadisi
Müslim rivayet etmiştir.
En'am suresinin sonuna geldik. Allah'a hamd-ü
senalar olsun.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |