|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
SEVM (oruç) |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: من لم
يدع قول
الزور،
والعمل به في
الصوم.
8- Oruçlu İken Yalan Söylemeyi Ve Bu Yalan Doğrultusunda Amel
Etmeyi Bırakmamak
حدثنا
آدم بن أبي
إياس: حدثنا
ابن أبي ذئب:
حدثنا سعيد
المقبري، عن
أبيه، عن أبي
هريرة رضي
الله عنه قال:
قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم: (من لم
يدع قول الزور
والعمل به،
فليس لله حاجة
في أن يدع طعامه
وشرابه).
[-1903-] Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve
Sellem şöyle buyurmuştur: "Yalan söylemeyi ve bu yalancı şahidhği
bırakmayan kimsenin yemeyi ve içmeyi bırakmasına Allah'ın asla ihtiyacı
yoktur."
AÇIKLAMA:
Böyle bir kimsenin yemeyi ve içmeyi bırakmasına Allah'ın
ihtiyacının bulunmaması hakkında İbnü'l-Müneyyir şu açıklamayı yapmıştır:
"Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu ifadesi, bir kinayedir. Anlatılmak
istenen ise söz konusu orucun kabul edilmeyeceğidir. Bu yönüyle söz konusu
ifade, "ihtiyacı dolayısıyla birisinden yardım isteyen fakat beklediği
karşılığı tam olarak alamadığı için öfkelenerek; "Bana bunu mu reva
görüyorsun? Ben bunu istemem, ihtiyacım yok benim!" diyen kimsenin sözüne
benzer. "Kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır.
Sizden O'na ancak takva u/aşır"[Hac 37] ayetinde ifade edilen durum bu
hadisle yaklaşık olarak aynı anlamı ifade etmektedir. Burada anlatılmak istenen
şudur: "Allah razı olduğu amelleri kabul eder; kabul rızanın bir
sonucudur. Halbuki böyle durumlarda Allah'ın rızası tecelli etmez; dolayısıyla
söz konusu ameller kabul de edilmez."
İbnü'l-Arabî şöyle demiştir: "Bu tür işleri yapanlar
tuttukları oruç karşılığında herhangi bir sevap alamazlar. Bu şu anlama gelir;
yalancılık ve yalan doğrultusunda amel etmek karşılığında kazanılan günah
karşısında tutulan orucun sevabı mizanda bir şey ifade etmez.
Beyzavî ise konu hakkında şunları söylemiştir: "Orucun farz
kılınmasındaki maksat, bizatihi aç ve susuz kalmak değildir. Amaç bunun da
ötesindedir. Zira aç ve susuz kalmakla sağlanmak istenen; şehevî arzuların
belini kırmak ve nefs-i emmareyi (devamlı olarak kötülüğü emreden nefsi)
nefs-i mutmainneye (Allah'ın zikri ile huzur bulan nefse) boyun eğdirmektir.
Eğer oruç bunu sağlamıyorsa Allah Teala ona kabul nazarıyla bakmaz. Bu
bakımdan "Allah'ın böyle bir oruca ihtiyaç duymaması", o orucun kabul
edilmeyeceğini anlatan mecazî bir İfadedir.