|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Cihad ve Siyer |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب:
كراهية السفر
بالمصاحف إلى
أرض العدو.
129. DÜŞMAN TOPRAKLARINA MUSHAF GÖTÜRMEK İYİ DEğİLDİR /
MEKRUHTUR
وكذلك يروى
عن محمد بن
بشر، عن عبيد
الله، عن نافع،
عن ابن عمر،
عن النبي صلى
الله عليه وسلم.
وتابعه ابن
إسحاق، عن
نافع، عن ابن
عمر، عن النبي
صلى الله عليه
وسلم.وقد
سافر النبي
صلى الله عليه
وسلم وأصحابه
في أرض العدو،
وهم يعلمون
القرآن.
Bu hüküm Muhammed İbn Bişr - Ubeydullah - Nafi' - İbn Ömer -
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem senediyle rivayet edilmiştir. İbn İshak
- Nafi' - İbn Ömer - Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem senediyle bu
rivayette belirtilen hususu ele alan başka bir nakil de bulunmaktadır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve
ashabı düşman topraklarına sefer düzenlemiş ve Kur'an'ı öğretmişlerdir.
حدثنا
عبد الله بن
مسلمة، عن
مالك، عن
نافع، عن عبد
الله بن عمر
رضي الله
عنهما: أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم نهى أن
يسافر
بالقرآن إلى
أرض العدو.
[-2990-] Abdullah İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre
ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşman topraklarına yolculuk
yapıldığı zaman Kur'an'ın götürülmesini yasaklamıştır.
AÇIKLAMA:
İmam Buhari başlık altında Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem ile ashabının düşman topraklarına gidip Kur'an'ı öğretmelerine değinerek
şuna işaret etmek istemiştir: Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem düşman
topraklarına giderken götürülmesini yasakladığı husus Kur'an'ın kitap olarak,
yazılı mushaf halinde götürülmesidir; Kur'an bilgisinin götürülmesi
yasaklanmamıştır. Söz konusu yasağın gerekçesi ise Kur'an kitabını düşmanların
ele geçirebileceği endişesidir. Mühelleb ise İmam Buhari'nin bu başlık ve
başlık altında yer verdiği rivayetler ile şuna değindiğini iddia etmiştir:
"Güçlü ve kalabalık bir ordu ile sayıca az olan bir birlik arasında
yanlarında Kur'an kitabını bulundurmak bakımından fark vardır; güçlü ve
kalabalık ordu yanında Kur'an taşıyabilir fakat küçük bir birliğin taşıması
yasaktır." Her şeyin en doğrusunu sadece Allah bilir.
İbn Abdilberr şöyle demiştir: "Fakihler, düşman tarafından
alt edilmeleri ihtimal dahilinde olduğu için küçük askeri birliklerin düşman
topraklarına sefer düzenledikleri zaman yanlarında mushaf taşımamaları
gerektiği konusunda icma etmişlerdir. Fakat düşman güçlerine karşı üstün
geleceği düşünülen güçlü ve kalabalık bir ordunun sefere çıktığı zaman yanında
mushaf taşıyıp taşıyamaması konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır: İmam
Malik'e göre Mushaf taşımak düşmangüçlerine üstün gelme veya onlar tarafından
mağlup edilme ihtimalleri göz önüne alınmaksızın mutlak olarak yasaktır. Ebu
Hanife bu iki durumu birbirinden ayırarak hüküm vermiştir; galip geleceği
düşünülüyorsa taşınabilir aksi halde taşınmaz. Şafiiler ise ordunun mushaf taşımasının
mekruh olması hükmünü düşmana mağlup olma endişesinin bulunup bulunmamasına
bağlamışlardır; bu endişe varsa mushaf taşımak mekruhtur aksi halde değildir.
Bazı Şafii alimler bu konuda Malikilerle aynı görüştedir."
Bazı alimler bu hükümden esinlenerek Müslüman olmayan bir
kimseye mushaf satmanın yasak olduğunu söylemişlerdir. Çünkü her iki durumda
karşılaşılması muhtemel endişe şudur: Müslüman olmayan kimseler Kur'an
mushafını ele geçirdikleri zaman ona karşı saygısızlık gösterebilirler. Bunun haram
olduğu konusunda hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Bu konunun ayrıntılarındaki
görüş ayrılığı ise böyle bir satışın gerçekleşmesi durumunda yapılan satış
sözleşmesinin geçerli olup olmadığıyla ve alıcıya Kur'an üzerindeki mülkiyetini
düşürmesinin emredilip edilemeyeceğiyle ilgilidir.
Bazı bilginler bu rivayete bakarak Müslüman olmayan kimselere
Kur'an öğretmenin yasak olduğu sonucunu çıkarmışlardır. Fakat bu konuda görüş
ayrılıkları bulunmaktadır: İmam Malik'e göre Müslüman olmayanlara Kur'an
öğretmek herhangi bir kayıt olmaksızın (mutlak olarak) yasaktır. Ebu Hanife ise
bu tür bir öğretimin mutlak olarak caiz olduğunu söylemiştir. İmam Şafii'den
konuyla ilgili olarak iki ayrı görüş naklediimiştir. Bazı MalikHer ise şöyle
bir ayırım yapmışlardır: Kur'an'ın küçük bir bölümünü öğretmek caizdir. Nitekim
bu şekilde Müslüman olmayanlara karşı delil de arz edilmiş olur. Fakat fazla
öğretmek caiz değildir. Herakleios kıssası bu son görüşü destekler
mahiyettedir. Çünkü Resulullah (s.a.v.) ona Kur'an'dan ayetler yazmıştır. İmam
Nevevi bu tür mektuplarda kısa kısa ayetlerin yazılabileceği konusunda alimler
arasında görüş birliği bulunduğunu söylemiştir.
باب:
التكبير عند
الحرب.
130. SAVAŞ SIRASINDA TEKBİR GETİRMEK
حدثنا
عبد الله بن
محمد: حدثنا
سفيان، عن
أيوب، عن محمد،
عن أنس رضي
الله عنه قال: صبح
النبي صلى
الله عليه
وسلم خيبر،
وقد خرجوا
بالمساحي على
أعناقهم،
فلما رأوه
قالوا: هذا
محمد
والخميس،
محمد والخميس
فلجؤوا إلى الحصن،
فرفع النبي
صلى الله عليه
وسلم يديه وقال:
(الله أكبر،
خربت خيبر،
إنا إذا نزلنا
بساحة قوم
فساء صباح
المنذرين).
وأصبنا حمرا
فطبخناها،
فنادى منادي
النبي صلى
الله عليه
وسلم: إن الله
ورسوله
ينهيانكم عن
لحوم الحمر،
فأكفئت القدور
بما فيها.تابعه
علي، عن
سفيان: رفع
النبي صلى
الله عليه
وسلم يديه.
[-2991-] Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi
ve Sellem sabaha karşı Hayber'e vardı. Yahudiler omuzlarında çalışma aletleri
ile dışarı çıktılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılarında
görünce: "Muhammed ve ordusu! Muhammed ve ordusu!" diye bağrışmaya
başladılar ve hemen kaleye sığındılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve
Sellem ellerini kaldırarak şöyle seslendi: ....... (Allah en büyüktür, artık
Hayber'in işi bitti). Biz bir düşman topluluğun yaşadığı yere girdiğimizde
kendilerine (inzar edilen) apaçık uyarılar yapılan kavmin sabahı ne kötü olur /
sabahı aydınlık olmaz."
Biz bu fethin olduğu gün merkepler kesip pişirdik. Bu sırada
ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem görevlendirdiği birisi şöyle
bağırıyordu: "Allah ve Resulü, merkeplerin etlerini yemenizi
yasaklıyor!" Bunun üzerine bütün kaplar içindekiyle birlikte yere döküldü.
AÇIKLAMA:
Bu başlık altında savaş sırasında tekbir getirmenin caiz veya
meşru olduğu anlatılmıştır. Evcil
merkeplerin etinin yasaklandığına dair duyuruyu yapan sahabi Ebu Talha'dır.
Hadisle ilgili ayrıntılı açıklama için bkz. Kitabü'l-meğazı,
Bab, 38.