|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Meğazi |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
DEVAM: 30. NEBİ S.A.V.'İN AHZAB DÖNÜŞÜ, KURAYZA OĞULLARI ÜZERİNE
ÇIKMASI VE ONLARI MUHASARA ETMESİ
حدثني محمد
بن بشار:
حدثنا غندر:
حدثنا شعبة، عن
سعد قال: سمعت
أبا أمامة
قال: سمعت أبا
سعيد الخدري
رضي الله عنه
يقول:
نزل
أهل قريظة على
حكم سعد بن
معاذ، فأرسل
النبي صلى
الله عليه
وسلم إلى سعد
فأتى على
حمار، فلما
دنا من المسجد
قال للأنصار:
(قوموا إلى سيدكم،
أو خيركم).
فقال: (هؤلاء
نزلوا على
حكمك). فقال:
تقتل
مقاتلتهم،
وتسبي
ذراريهم، قال:
(قضيت بحكم
الله، وربما
قال: بحكم
الملك).
[-4121-] Ebu Said el-Hudri r.a. dedi ki: "Kurayzalılar, Sa'd b.
Muaz'ın hükmünü kabul ederek indiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sa'd 'e
haber gönderdi. O da bir eşek üzerinde geldi. Mescide yaklaştığında Ensara:
Efendiniz için -yahut en hayırlınız için- ayağa kalkınız, diye buyurdu.
(Sa'd'e de): Bunlar senin hükmünü kabul ederek indiler, dedi. Sad:
Savaşçıları öldürülsün, kadın ve çocukları esir alınsın, dedi. Allah Resulü:
Sen Allah'ın hükmü (ne uygun bir hüküm) ile hükmettin. -Bazen de:
el-Melik'in hükmü ile (hükmettin) demiştir.-"
حدثنا
زكرياء بن
بحيى: حدثنا
عبد الله بن
نمير: حدثنا
هشام، عن
أبيه، عن
عائشة رضي
الله عنها
قالت: أصيب
سعد يوم
الخندق، رماه
رجل من قريش،
يقال له حبان
بن العرقة،
رماه في الأكحل،
فضرب النبي
صلى الله عليه
وسلم خيمة في
المسجد
ليعوده من
قريب، فلما
رجع رسول الله
صلى الله عليه
وسلم من
الخندق وضع
السلاح
واغتسل،
فأتاه جبريل
عليه السلام
وهو ينفض رأسه
من الغبار،
فقال: وضعت
السلاح،
والله ما وضعته،
اخرج إليهم.
قال النبي صلى
الله عليه وسلم:
(فأين). فأشار
إلى بني
قريظة،
فأتاهم رسول الله
صلى الله عليه
وسلم فنزلوا
على حكمه، فرد
الحكم إلى
سعد، قال:
فإني أحكم
فيهم: أن تقتل المقاتلة،
وأن تسبى
النساء
والذرية، وأن
تقسم أموالهم.
قال هشام:
فأخبرني أبي،
عن عائشة: أن
سعدا قال: اللهم
إنك تعلم أنه
ليس أحد أحب
الي أن
أجاهدهم فيك،
من قوم كذبوا
رسولك صلى
الله عليه
وسلم
وأخرجوه،
اللهم فإني أظن
أنك قد وضعت
الحرب بيننا
وبينهم، فإن
كان بقي من
حرب قريش شيء
فأبقني له،
حتى أجاهدهم فيك،
وإن كنت وضعت
الحرب
فافجرها
واجعل موتي فيها،
فانفجرت من
لبته، فلم
يرعهم، وفي المسجد
خيمة من بني
غفار، إلا
الدم يسيل
إليهم،
فقالوا: يا
أهل الخيمة،
ما هذا الذي
يأتينا من
قبلكم؟ فإذا
سعد يغذو جرحه
دما، فمات رضي
الله عنه.
[-4122-] Aişe r.anha dedi ki: "Sa'd, Hendek günü isabet aldı. Hibban
b. el-Arika diye anılan Kureyşli bir adam ona bir ok atmış ve bu oku onun
(Ekhal diye bilinen) kolundaki atar damara isabet etmişti. Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem onu, yakınında bulunup kolaylıkla ziyaret edebilmek için ona
mescidde bir çadır kurdurmuştu.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hendekten geri dönüp
silahlarını çıkarıp guslettikten sonra Cibril aleyhisselam onun yanına
başındaki tozu silkeleyerek geldi ve: Silahını mı çıkardın? Allah'a yemin
ederim ben silahımı çıkarmadım. Haydi onların üzerine çık git, dedi. Nebi
Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Nereye, diye sordu. Cibril Kurayza oğullarını işaret etti.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların üzerine yürüdü ve hükmünü kabul
ederek indiler. O da hüküm vermeyi Sa'd'e havale etti.
Sa'd dedi ki: Benim onlar hakkındaki hükmüm şudur: Savaşçılar
öldürülecek, kadınlar ve çocuklar esir alınacak, malları paylaştırılacak."
Hişam dedi ki: Babamın bana Aişe'den naklen haber verdiğine göre
Sa'd dedi ki: "Allah'ım, sen de biliyorsun ki Resulünü yalanlamış, onu
dışarı çıkarmış bir kavme karşı senin uğrunda cihad etmekten daha çok sevdiğim
bir şey yoktur.
Allah'ım, ben öyle anlıyorum ki artık bizlerle onlar arasında
savaşı sona erdirmiş bulunuyorsun. Eğer bundan sonra Kureyş ile savaşılacaksa
beni de o savaşa kadar yaşat ki senin uğrunda onlarla cihad edeyim. Şayet
onlarla savaşı sona erdirmiş isen benim bu yaramın kanaması durmasın ve bundan
dolayı öleyim. Hemen akabinde kan boynundan fışkırdı.
Onlar -ki mescidde Gıfar oğullarına da ait bir çadır da vardı-
kendilerine doğru akan kandan başka bir şeyden tedirgin olmadılar. Bunun
üzerine:
Ey çadır ahalisi, sizin tarafınızdan bize bu gelen nedir, diye
seslendiler. Bir de baktılar ki Sa'd'in yarasından kanlar akıyor. Said ondan
dolayı vefat etti. -Allah ondan razı olsun.-"
AÇIKLAMA:
"Mescide yaklaşınca ... " Denildiğine göre mescitten
kasıt Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kurayza oğulları yurdunda onları
kuşattığı günlerde namaz için hazırlamış olduğu yerdir. Yoksa maksat
Medine'deki Mescid-i Nebevi değildir.
"Efendiniz için ayağa kalkınız." Yüce Allah'ın izniyle
ileride İsti'zan (izin isteme) bölümünde buna dair açıklamalar gelecektir.
"Haklarında Allah'ın hükmüyle hüküm verdin. -Bazen de:
el-Melik'in hükmüyle hüküm verdin demiştir.-" Cabir yoluyla gelen ve İbn
Aiz'in kaydettiği hadiste şöyle denilmektedir: "Allah Resulü: Ey Said,
bunların hakkında hüküm ver, diye buyurdu. Said: Allah'ın ve Resulünün hüküm
vermesi daha bir haktır dedi. Allah Resulü: Haklarında hüküm vermeni yüce Allah
sana emretmiş bulunuyor, diye buyurdu."
İbn İshak'ın kaydettiği ve Alkame b. Vakkas'tan gelen mürsel
rivayette şöyle denilmektedir: "Andolsun onlar hakkında yedi semanın
üzerinden Allah'ın hükmü ile hüküm verdin."
es-Süheyli der ki: "Yedi semanın üzerinden" ifadesinin
anlamı: Hükmün yukarıdan indiğidir. Cahş kızı Zeyneb'in şu sözü de buna
benzemektedir: "Yüce Allah beni yedi semanın üzerinden nebisi ile
evlendirdi." Yani onunla evlenmesine dair hüküm yukarıdan inmiştir.
(es-Süheylı) der ki: Bununla birlikte yüce Allah'ın celaline layık olan bir
anlam ile yukarda oluş (fevkıyyet) ile nitelendirilmesi imkansız bir şey
değildir. Ancak teşbihe götüren ve sınırlıanlamı vehmettiren herhangi bir
anlamın da sözkonusu olmaması gerekir.
"Oku ile kolundaki atar damarına isabet ettirdi."
el-Ekhel denilen damar kolun ortasında yer alır. el-Halil der ki: Bu damar
hayat damarıdır. Denildiğine göre her uzuvda onun bir kolu bulunmaktadır. Kolda
olana el-ekhal, sırtta olana el-ebhar, uylukta olanına en-nesa denilir. Bu
damar koptuğu takdirde kan durmaz.
"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların üzerine
gitti." Yani onları muhasara etti. Musa b. Ukbe'de de bunun benzeri bir
hadis rivayet edilmiştir. Orada şu fazlalık da vardır; "Onları on küsur gece
muhasara etti." İbn Sa'd'de "onbeş gün" denilmektedir. Sözü
geçen Alkame b. Vakkas yoluyla gelen hadiste de: "Yirmibeş gün"
denilmektedir. İbn İshak'ın babasından, onun Ma'bed b. Ka'b'dan rivayeti de
bunun gibidir. Orda şöyle denilmektedir: "Onları yirmibeş gün muhasara
etti ve sonunda muhasara onlara ağır gelmeye başladı. Kalplerine korkuyu saldı.
Bunun üzerine başkanları Ka'b b. Esed kendilerine iman etmelerini yahut bizzat
kendilerinin hanımlarını ve çocuklarını öldürüp, ölesiye çarpışmayı yahut cumartesi
gecesi Müslümanlara gece baskını yapmayı teklif etti. Ancak kavmi:
İman etmeyiz, cumartesi gece savaşmayı da mübah göremeyiz,
çocuklarımız ve kadınlarımızdan sonra da biz hayatı ne edelim, dediler. Bunun
üzerine Ebu Lubabe b. Abdu'I-Munzir'e haber gönderdiler. -Onunla antlaşmalı
idiler.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hükmünü kabul ederek inmek
hususunda ona danıştılar. O da -boğazlanacaklarını kastederek- boğazına işaret
etti. Daha sonra pişman oldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mescidine
gidip yüce Allah onun tevbesini kabul edinceye kadar kendisini mescide
bağladı."
"Ben haklarında" bu husus ile ilgili olarak
"hüküm veriyorum."
"Savaşçıları öldürülsün." Bundan önceki hadiste bunun
açıklaması geçmiş bulunmaktadır. İbn İshak'ın zikrettiğine göre Bint
el-Haris'in evinde hapsedildiler. Ebu'I-Esved'in Urve'den naklettiği rivayette
ise Üsame b. Zeyd'in evinde hapsedildiler. Onların her iki evde de
hapsedildikleri belirtilerek iki rivayet bir arada telif edilebilir.
İbn İshak dedi ki: Onlar için hendekler kazıldı ve boyunları
vurulduktan sonra kanları hendeklere aktı. Malları, kadınları ve çocukları da
üslümanlara paylaştırıldı. Atlar için de payayrıldı. Böylelikle atlara pay
verilen ilk vakıa o oldu. Sayıları hususunda ihtilaf edilmiştir. İbn İshak'a
göre 600 kişi idiler. Ebu Amr da, Sa'd b. Muaz'ın tercümesini verirken böyle
demiştir. Ebu Aiz de Katade'nin mürsel rivayetinde: "700 kişi idiler"
denilmektedir.
es-Süheyli der ki: Sayılarını yüksek verenkimseler 800 ile 900
kişi idiler demektedir. Cabir yoluyla gelen Tirmizi, Nesai ve İbn Hibban'da
sahih bir senedie rivayet edilen hadise göre 400 savaşçı idiler. Bu
rivayetlerin bir arada telif edilmesi şöyle mümkündür:
Geri kalanlar onlara bir şekilde tabi olan kimseler idi. İbn
İshak'ın naklettiğine göre onların 900 kişi olduğu da söylenmiştir.
"Ben gördüğüm kadarıyla bizimle onlar arasında bir daha
savaş olmayacaktır." Benim de kuwetli gördüğüm görüş şu ki Said'in bu
kanaati isabetli idi. Bu olaydaki onun duası da kabul buyurulmuştur. Çünkü
Hendek vakasından sonra Müslümanlarla Kureyşliler arasında bizzat müşriklerin
savaş kastı ile başlattıkları bir savaş olmamıştır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve
Sellem umreye gitmek üzere hazırlanmış, onu Mekke'ye girmekten alıkoymuşlardı.
Az kalsın aralarında savaş olacaktı. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"O sizi kendilerine karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke vadisinde
(Hudeybiye'de) onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendi"
(el-Feth, 24) Daha sonra aralarında barış antlaşması akdedildi ve Resulullah
(s.a.v.) da ertesi sene umre yaptı. Bu hal onlar tarafından antlaşma
bozuluncaya kadar devam etti. Ondan sonra da Resulullah (s.a.v.) gaza tertip
ederek üzerlerine gitti ve Mekke fethedildi. Buna göre onun: "Zannederim
bizimle onlar arasında savaş olmayacak" sözü, onlar bizimle savaşmak üzere
üzerimize gelmeyeceklerdir, demek olur.
"Beni onun için" o savaş için "hayatta
bırak." "Değilse onu aç" yani yaram kanayıp gitsin.
"Yarası boynundan kanadı." Göğsün gerdanlık konulan
yerinden kanadı.
Asıl yaranın yeri şişmiş ve bu şişkinlik göğsüne kadar
ulaşmıştı. Bu sebeple yarası. oradan kanamıştı.
"Başka bir şeyden tedirgin olmadılar." Kasıt mescidde
olanlardır. Hadisten Çıkan Sonuçlar
Kurayza oğulları kıssasından çıkartılacak bir takım sonuçlar
olduğu gibi Said b. Muaz ile ilgili haberden de anlaşıldığına göre;
1- Şehadeti temenni etmek caizdir. Böyle bir temenni ölümü
temenni etmeye dair olan genel yasaktan tahsis edilmiştir.
2- Kurayza oğulları kıssasından, daha faziletli olanın fazileti
daha aşağıda olanı hakem tayin edebileceği anlaşılmaktadır.
3- Nebi (s.a.v.)’in zamanında ictihad yapmak caizdir. Bu da
fıkıh usulünde ihtilaflı bir meseledir. Ancak tercih edilen görüş bunun ister
Nebi (s.a.v.)’in huzurunda olsun, ister olmasın caiz olacağıdır. Böyle bir
şeyin caiz olacağını kabul etmeyenler, kat'i bilgiye ulaşma imkanı varken zanna
dayanmanın uzak bir ihtimaloluşunu uygun görmeyenlerdir. Ancak bunun bir zararı
olmaz. Çünkü Nebiin o ictihadı takrir etmesi ile kat'i olur. Gerek bu kıssada,
gerek Ebu Bekir es-Sıddik (r.a.) kıssasında -ileride Huneyn gazvesinde geleceği
üzere- Ebu Katade'nin katili ile ilgili kıssalarda ve daha başkalarında
görüldüğü gibi, Nebiin huzurunda ashab fiilen ictihad yapmıştır. İleride buna
dair ek bilgiler yüce Allah'ın izniyle İ'tisam (Kitap ve Sünnete sarılmak)
bölümünde (7355 nolu hadiste) gelecektir.
حدثنا
الحجاج بن
منهال: أخبرنا
شعبة قال:
أخبرني عدي:
أنه سمع
البراء رضي
الله عنه قال:
قال
النبي صلى
الله عليه
وسلم لحسان:
(اهجهم - أو
هاجهم - وجبريل
معك).
وزاد
ابراهيم بن
طهمان، عن
الشيباني، عن
عدي بن ثابت،
عن البراء بن
عازب قال: قال
النبي صلى
الله عليه
وسلم يوم
قريظة لحسان
بن ثابت: (اهج
المشركين،
فإن جبريل معك).
[-4123-] Bera r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem
Hassan'a: Onları hicvet -ya da onlarla hicivleş- Cibril de seninle beraberdir,
diye buyurdu."
[-4124-] Bera b. A'zib dedi ki: "Kurayza günü Resulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem Hassan b. Sabit'e: Müşrikleri hicvet, şüphesiz Cibril seninle
beraberdir, diye buyurdu."