|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Meğazi |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: غزوة
مؤتة من أرض
الشام.
44. ŞAM TOPRAKLARINDAN (OLAN) MUTE ('YE) GAZVE (YAPILMASI)
حدثنا أحمد:
حدثنا ابن
وهب، عن عمرو،
عن ابن أبي
هلال قال:
أخبرني نافع:
أن ابن عمر
أخبره: أنه
وقف على جعفر
يومئذ وهو
قتيل، فعددت
به خمسين طعنة
وضربة، ليس
منها شيء في
دبره. يعني في
ظهره.
[-4260-] Nafi"den rivayete göre İbn Ömer kendisine
şunu haber vermiştir: "O gün öldürülmüş olduğu halde Cafer'in yanı başında
durdum. Mızrak ve kılıç darbesi olmak üzere onda elli yara saydım. Bunların
hiçbirisi arkasında -yani sırtında- değildi. "
Tekrar: 4261
أخبرنا أحمد
بن أبي بكر:
حدثنا مغيرة
بن عبد الرحمن،
عن عبد الله
بن سعيد، عن
نافع، عن عبد الله
بن عمر رضي
الله عنهما
قال:
أمر
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم في غزوة
مؤتة زيد بن
حارثة، فقال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم: (إن قتل
زيد فجعفر، وإن
قتل جعفر فعبد
الله بن
رواحة). قال
عبد الله: كنت
فيهم في تلك
الغزوة،
فالتمسنا
جعفر بن أبي طالب،
فوجدناه في
القتلى،
ووجدنا ما في
جسده بضعا وتسعين،
من طعنة ورمية.
[-4261-] Nafi', Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayetle dedi ki:
"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mute gazvesinde Zeyd b. Harise'yi
emir (kumandan) tayin etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle
buyurdu: Zeyd öldürülürse Cafer, Cafer öldürülürse Abdullah b. Revaha (kumandan
olsun).
Abdullah: Ben de o gazvede bulunanlardan idim, dedi. Cafer b. Ebi
Talib'i aradık da onu öldürülenler arasında bulduk. Vücudunda kılıç ve mızrak
yarası olmak üzere doksan küsur yara bulduk."
حدثنا أحمد
بن واقد: حدثنا
حماد بن زيد،
عن أيوب، عن
حميد بن هلاب،
عن أنس رضي
الله عنه:
أن
النبي صلى
الله عليه
وسلم نعى زيدا
وجعفرا وابن
رواحة للناس
قبل أن يأتيهم
خبرهم، فقال: (أخذ
الراية زيد
فأصيب، ثم أخذ
جعفر فأصيب،
ثم أخذ ابن
رواحة فأصيب).
وعيناه
تذرفان: (حتى
أخذ الراية
سيف من سيوف
الله، حتى فتح
الله عليهم).
[-4262-] Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem
şehadet haberleri kendilerine gelmeden önce insanlara Zeyd'in, Cafer'in ve İbn
Revaha"nın şehit düştükleri haberini vererek şöyle buyurdu:
Sancağı Zeyd aldı o isabet aldı, sonra Cafer aldı o da isabet
aldı, sonra İbn Revaha' aldı o da isabet aldı. -Bu arada gözlerinden yaş
akıyordu.- Sonra sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı ve nihayet Allah
onlara zafer nasip etti."
حدثنا قتيبة:
حدثنا عبد
الوهاب قال:
سمعت يحيى بن
سعيد قال:
أخبرتني عمرة
قالت:
سمعت
عائشة رضي
الله عنها
تقول: لما جاء
قتل ابن
حارثة، وجعفر
ابن أبي طالب،
وعبد الله بن
رواحة رضي
الله عنهم،
جلس رسول الله
صلى الله عليه
وسلم يعرف فيه
الحزن، قالت
عائشة: وأنا
أطلع من صائب
الباب، تعني
من شق الباب،
فأتاه رجل،
فقال: أي رسول
الله إن نساء
جعفر، قالت:
وذكر بكاءهن،
فأمره أن
ينهاهن، قال:
فذهب الرجل ثم
أتى، فقال: قد
نهيتهن، وذكر
أنهن لم
يطعنه، قال:
فأمر أيضا،
فذهب ثم أتى
فقال: والله
لقد غلبننا،
فزعمت أن رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
قال: (فاحث في
أفواههن من
التراب). قالت
عائشة: فقلت:
أرغم الله
أنفك، فوالله
ما أنت تفعل،
وما تركت رسول
الله صلى الله
عليه وسلم من
العناء.
[-4263-] Aişe r.anha dedi ki: "İbn Harise, Cafer b. Ebi Talib ve
Abdullah b. Revaha'nın ölüm (haber)leri gelince, Resulullah Sallallahu Aleyhi
ve Sellem oturdu, üzüntülü olduğu belli oluyordu. Ben de kapı aralığından
bakıyordum. Bir adam gelerek:
Ey Allah'ın Resulü, Cafer'in hanımları ... diyerek ağladıklarını
söyledi. Allah Resulü ona ağlamalarından vazgeçmelerini söylemesini emretti.
Adam gidip geldikten sonra ben onlara yapmamalarını söyledim dedi ve hanımların
kendisine itaat etmediğini anlattı. Allah Resulü yine aynı emri verdi, yine
adam gidip geldikten sonra: Allah'a yemin ederim onlar daha baskın çıktılar,
dedi. Bunun üzerine Resulullah (Git) ağızlarına toprak doldur dedi.
Aişe dedi ki: (Ben o adam için) Allah burnunu yere sürtsün.
Allah'a yemin ederim sen üzerine düşeni yapmadığın gibi Resulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'i de yordun, dedim."
Hadisten Çıkarılan Sonuçlar:
1- Ölenin ölümünü haber vermek caizdir. Böyle bir şey de
yasaklanmış ağıt türünden sayılmaz. Buna dair açıklamalar Cenazeler bölümünde
geçmiş bulunmaktadır.
2- Emirliği (kumandanlığı) şarta bağlı olarak vermek caizdir.
3- Sıraları belirtilerek birden çok kumandan görevlendirmek
caizdir. İkinci velayetin (kamu görevinin) derhal mi verilmiş olacağı yoksa
olmayacağı hususu ise ihtilaflıdır. Göründüğü kadarıyla ikincisi de derhal
tahakkuk eder. Fakat sıraya uymak da şarttır. Bir diğer görüşe göre emirlik
(kumandanlık ve benzeri kamu görevi) muayyen olmamak üzere tek bir kişi için
tahakkuk eder. İmamın da sırasını tayin ettiği kimse için kesinlik kazanır.
Sadece birincisinin emirliği tahakkuk eder de denilmiştir. İkincisi ise seçmek
yoluyla başa gelir. İmamın seçmesi ise başkasının seçmesinden önceliklidir.
Çünkü o kamu maslahatını daha iyi bilir.
4- Savaşta yetkili kimse tarafından emir tayin edilmediği halde
emirliği (kumandanlığı) almak caizdir. Tahavı der ki: Bu esastan hareketle,
Müslümanların imamın (halifenin) gaib olması halinde onun yerine geçecek bir
başka adamı geri gelinceye kadar öne geçirmeleri gerektiği hükmü de çıkartılır.
5- Nebi s.a.v.'in hayatında ictihad etmek caizdi.
6- Bu hadiste nübüwetin oldukça açık bir alameti olduğu gibi,
Halid b. elVelid'in ve sözü edilen ashab-ı kiramın açıkça görülen bir fazileti
de vardır.
7- Nakil bilginleri Nebi efendimizin: "Nihayet Allah ona
zafer nasip etti" buyruğunda maksadın, acaba o takdirde müşriklerin
bozguna uğradığı bir savaş mı olmuştuki yoksa fetihten (zaferden) maksat onun
Müslümanları alıp salimen geri dönmelerini sağlamak mı, olduğu hususunda
ihtilaf etmişlerdir.
"Kederli olduğu belli oluyordu." Çünkü Allah onun kalbine
merhamet vermişti. Bu durum ilahi takdire rıza göstermeye aykırı değildir.
Hadisten Çıkarılan Diğer Bazı Sonuçlar .
1- Herhangi bir musibet ile karşı karşıya kalan bir kimsenin
üzüntüsünü belli etmesi, -kalbi mutmain olduğu takdirde- o kimseyi sabredici ve
kadere razı olan birisi olmanın dışına çıkarmaz. Hatta şöyle dahi denilebilir:
Musibetten dolayı üzülen ve kendisini rızaya ve sabra zorlayan bir kimsenin
mertebesi, musibetin meydana gelişine hiçbir şekilde aldırmayandan daha
yüksektir. Buna Taberi işaret etmiş ve bunu uzun uzadıya açıklamıştır.
2- Hadisten, bir münkeri alıkoymak durumunda olup da bu işi bir
çeşit sürüncemede bırakan kimseye uygun bir şekilde sitem etmenin caiz olduğu
anlaşılmaktadır ..
Nevevi der ki: Aişe'nin sözlerinin anlamı şudur: Sen münkeri
değiştirme emrini yerine getiremedin. O halde Nebi Sallallahu Aleyhi ve
Sellem'e bu durumunu haber vermen gerekirdi. Böylece o da senden başkasını
gönderecek, sen de yorulmaktan kurtulacaktın. Yine Aişe'nin rivayet ettiği
hadisten başka sonuçlar da çıkmaktadır:
3- Musibete uğrayan kimseye daha uygun olan durum açıklanır.
4- Uygun şekliyle yas tutmak meşrudur. Bununla birlikte vakarı
ve sebatı elden bırakmamalıdır.
5- Bir kimsenin beddua ettiği kişiye o bedduasının isabet etmesini
kastetmediği bir lafızla mutlak olarak beddua yapılabilir. Çünkü Aişe:
"Allah burnunu yere sürtsün" sözünü söylemiş olsa dahi hakikatini
kastetmemiştir. Çünkü Araplar böyle bir sözü muhatap olan kimseye kızgınlık
halinde kullanmayı adet edinmişlerdir.
Ağlamanın ortaya çıktığı yer gözler olmakla birlikte, Allah
Resulünün "ağızlarına toprak doldur" buyurmasının sebebi de bu
yasaklamanın mücerred ağlama hakkında sözkonusu olmadığına işaret edilmesidir.
Aksine yasak ağlamanın da ötesinde edilen feryatlara ya da ağıt yakmaya dairdi.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
حدثني محمد
بن أبي بكر،
حدثنا عرم بن
علي، عن إسماعيل
بن أبي خالد،
عن عامر قال:
كان ابن عمر
إذا حيا ابن
جعفر قال:
السلام عليك
يا ابن ذي الجناحين، .
[-4264-] Amir dedi ki: "İbn Ömer, Cafer'in oğlunu selamladığı vakit:
"Ey Zulcenaheynin (iki kanatlının) oğlu, es-selamu aleyke" derdi.
حدثنا أبو
نعيم: حدثنا
سفيان، عن
إسماعيل، عن قيس
بن أبي حازم
قال: سمعت
خالد بن
الوليد يقول:
لعد انقطعت في
يدي يوم مؤتة
تسعة أسياف،
فما بقي في
يدي إلا صفيحة
يمانية.
[-4265-] Kays b. Ebi Hazim dedi ki: "Halid b. Velid'i şöyle derken
dinledim: Mute günü elimde dokuz kılıç parçalandı. Elimde Sadece Yemen'in enli
bir kılıcı kalabildi. "
Tekrar: 4266
حدثني محمد
بن المثنى:
حدثنا يحيى،
عن إسماعيل
قال: حدثني
قيس قال: سمعت
خالد بن
الوليد يقول:
لقد دق في يدي
يوم مؤتة تسعة
أسياف، وصبرت
في يدي صفيحة
لي يمانية.
[-4266-] Kays dedi ki: "Halid b. Velid'i şöyle derken dinledim: Mute
günü elimde dokuz kılıç paramparça oldu. Benim elimde Yemen işi kılıcım
kalabildi."
AÇIKLAMA:
"Elimde paramparça oldu" ibaresini birinci
rivayetteki: "Parçalandı" lafzı açıklamaktadır.
حدثني عمران
بن ميسرة:
حدثنا محمد بن
فضيل، عن
حصين، عن
عامر، عن
النعمان بن
بشير رضي الله
عنهما قال:
أغمي على عبد
الله بن
رواحة، فجعلت
أخته عمرة
تبكي: وا
جبلاه، وا كذا
وكذا، تعدد
عليه، فقال
حين أفاق: ما
قلت شيئا إلا
قيل لي: آنت
كذلك.
[-4267-] Nu'man b. Beşir r.a. dedi ki: "Abdullah b. Revaha baygın
düştü. Kızkardeşi Amra: Ey benim dağ gibi kardeşim, ey şöyle olan, ey böyle olan
deyip onun için ağlayarak ağıt yakmaya başladı. Kendisine gelince: Sen ne
dedinse mutlaka bana: Vay, sen böyle miymişsin denilmiştir, dedi."
Tekrar: 4268
حدثنا قتيبة:
حدثنا عبثر،
عن حصين، عن
الشعبي، عن
النعمان بن
بشير قال:
أغمي على عبد
الله بن رواحة:
بهذا، فلما
مات لم تبك
عليه.
[-4268-] Nu'man b. Beşir dedi ki: "Abdullah b. Revaha' bayıldı. ..
" diye hadisi bu lafızlarla zikretti (devamında dedi ki): "Bu sebeple
öldüğünde onun için ağlamadı."
AÇIKLAMA:
"Abdullah b. Revaha"' b. Sa'leb b. İmriu'l-Kays
el-Ensarı el-Hazred'dir. "Bay_ gın düştü." Ensardan Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'in şairlerinden birisi olduğu gibi Akabe nakiblerinden ve
Bedir'e katılanlardandır.