|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Tefsir / İSRA SURESİ |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: {عسى أن
يبعثك ربك
مقاما محمودا}
/79/.
11. "RABBİNİN, SENİ ÖVGÜYE DEĞER BİR MAKAMA GÖNDERECEĞİ
UMULUR, "(İsra 79) AYETİNİN TEFSİRİ
حدثني
إسماعيل بن
أبان: حدثنا
أبو الأحوص،
عن آدم بن علي
قال: سمعت ابن
عمر رضي الله
عنهما يقول:
إن
الناس يصيرون
يوم القيامة
جثا، كل أمة
تتبع نبيها
يقولون: يا
فلان اشفع،
حتى تنتهي
الشفاعة إلى
النبي صلى
الله عليه
وسلم، فذلك
يوم يبعثه
الله المقام
المحمود.
[-4718-] İbn Ömer'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Kıyamet günü
insanlar grup grup toplanırlar. Her ümmet Nebiinin peşine düşer. Herkes:
"Ey falanca şefaat et!", "Ey filanca şefaat et!" der. En
sonunda Hz. Nebi'den şefaat istenir. İşte o gün, Allah Teala onu övgüye değer
bir makama - makam-ı mahmuda ulaştırmıştır.
حدثنا علي بن
عياش: حدثنا
شعيب بن أبي
حمزة، عن محمد
ابن المنكدر،
عن جابر بن
عبد الله رضي الله
عنهما:
أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم قال: (من
قال حين يسمع
النداء: اللهم
رب هذه الدعوة
التامة، والصلاة
القائمة، آت
محمدا
الوسيلة
والفضيلة،
وابعثه مقاما
محمودا الذي
وعدته، حلت له
شفاعتي يوم
القيامة).
رواه حمزة بن
عبد الله، عن
أبيه، عن
النبي صلى
الله عليه
وسلم.
[-4719-] Cabir İbn Abdillah'tan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Ezanı işittiği zaman "Allahumme Rabbe
hazihi'daaveti't-tamme ve's-salati'l-kaime ati Muhammeden vesilete
ve'l-fadilete ve'b'ashu makamen mahmude ellezi vaadteh (Ey büyük Allahım! Bu
tam çağrının ve kılınacak namazın Rabbi! Muhammed'e vesileyi ve fazileti ver.
Onu söz verdiğin makam-ı mahmuda ulaştır," şeklinde dua eden kimseye
kıyamet günü şefaatim helal olur.
AÇIKLAMA:
Nesai sahih bir senetle Huzeyfe'den şu hadisi nakletmiştir:
"İnsanlar düz bir alanda bir araya gelecekler. İlk olarak Muhammed
çağrılacak. Bunun üzerine o şöyle diyecek: 'Buyur ey Rabbim, emrine amadeyim.
Hayır Senin elindedir. Şer ise Sana nispet edilmez. Senin doğru yola
ilettiklerin şüphesiz doğru yolu bulmuştur. Ben senin kulunum ve kulunun
çocuğuyum. Ancak seninle varım ve sana dönerim. Senden başka sığınılacak kimse
yok. Senden kurtulacak bir yer de yok. Sen yüceler yücesi ve büyükler
büyüğüsün!' İşte bu, 'Rabbinin, seni övgüye değer bir makama göndereceği umulur,'
ayeti ile anlatılan husustur."(Nesai, kübra, VI, 381) Hakim de bu rivayeti
sahih kabul etmiştir. Bu rivayet ile yukarıdaki başlığın altında zikredilen İbn
Ömer hadisi arasında herhangi bir çelişki yoktur. Çünkü Allah Resulü Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'in bu konuşması şefaat için bir giriş mahiyetindedir.
"Kitabu'z-zekat"ta makam-ı mahmud ile Hz. Nebi'in
Cennet kapısının halkasını tutmasının kastedildiğini açıklamıştık. Makam-ı
mahmud, Hz. Nebi'e livau'l-hamdin verilmesi olarak da açıklanmıştır. Bu konudaki
geniş açıklama "Kitabu'r-rikak"ta yapılacaktır.
باب: {وقل جاء
الحق وزهق
الباطل إن
الباطل كان زهوقا}
/81/.
12."YİNE DE Kİ: HAK GELDİ, BATIL YIKILIP GİTTi. ZATEN BATIL
YIKILMAYA MAHKUMDUR," (İsra 81) AYETİNİN TEFSİRİ
يزهق: يهلك
يزهق
Yezheku "yok olur" anlamına gelir.
حدثنا
الحميدي:
حدثنا سفيان،
عن ابن أبي
نجيح، عن
مجاهد، عن أبي
معمر، عن عبد
الله بن مسعود
رضي الله عنه
قال:
دخل
النبي صلى
الله عليه
وسلم مكة،
وحول البيت
ستون
وثلاثمائة
نصب، فجعل
يطعنها بعود
في يده ويقول:
{جاء الحق
وزهق الباطل
إن الباطل كان
زهوقا}. {جاء
الحق وما يبدئ
الباطل وما
يعيد}.
[-4720-] Abdullah İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre,
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de iken onun yanına gelmişti. O esnada
Ka'be'nin etrafında 360 adet put vardı. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve
Sellem elindeki bir çubuk ile onlara dürtüyor ve şu ayetleri okuyordu:
"Hak geldi, batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkumdur.
"(İsra 81) "Hak geldi, artık batıl ne bir şeyi başlatabilir, ne de
geri' getirebilir. "(Sebe' 49)
AÇIKLAMA:
Ebu Ubeyde ........tezheku enfusuhum ve hüm karihun ifadesi
hakkında şöyle demiştir: Buradaki tezhegu fiili, "çıkar, ölür ve yok
olur" gibi anlamlara gelir. Arapçada ........zeheka ma indek denildiğide
bu, "Elinde ne varsa tükendi," anlamına gelir.
İbn Ebi Hatim'in, Ali İbn Ebi Talha kanalıyla İbn Abbas'tan
rivayet ettiğine göre, ......inne'l-batile kane zehuka ayetinde geçen zehuka
kelimesini "yok olur-gider" şeklinde izah etmiştir.
İmam Müslim'in ve Nesai'nin Ebu Hureyre'den rivayet ettikleri
hadise göre, yukarıdaki İbn Mes'ud hadisindeki olay, Mekke'nin fethi esnasında
vuku bulmuştur. Bu hadisin baş tarafında Mekke'nin fethi anlatılmakta, sonunda
da şu ifadeler yer almaktadır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve
Ka'be'yi tavaf etti. Ardından o putların yanına gitti ve yayın ucu ile onları
itmeye başladı. Bu sırada da "Hak geldi, batıl yıkılıp gitti,"
ayetini okuyordu.
Bu hadis oldukça uzundur. Bunun açıklaması ise, -Allah'a hamd
olsun- "Gazvetu'l-feth" başlığı altında yapılmıştı.
Hadiste geçen .......nusub kelimesi, birçok nüshada sonunda elif
olmadan geçmektedir. Said İbn Mansur rivayetinde de bu şekilde geçmiştir. Ama
........ nusub yerine .......sanem kelimesi yer almaktadır. Tercih edilen
görüşe göre, bu kelimenin temyiz olarak mansub gelmesi gerekirdi. Eğer bu
kelime merfu' okunursa, bu durumda sıfat olur. Ancak tekil bir kelime, çoğul
bir kelime için sıfat olarak gelmez. Bu kelimenin, mahzuf bir mübteda’nın
haberi olması ihtimali de vardır. Bu durumda sonraki cümle onun sıfatı olur. Ya
da bu kelime mansubdur. Ama bazı lehçelere uygun olarak elif olmadan
yazılmıştır.
باب:
{ويسألونك عن
الروح} /85/.
13. "SANA RUH HAKKINDA SORU SORARLAR," (İsra 85)
AYETİNİN TEFSİRİ
حدثنا عمر بن
حفص بن غياث:
حدثنا أبي:
حدثنا الأعمش قال:
حدثني
إبراهيم، عن
علقمة، عن عبد
الله رضي الله
عنه قال:
بينا
أنا مع النبي
صلى الله عليه
وسلم في حرث،
وهو متكئ على
عسيب، إذ مر
اليهود، فقال
بعضهم لبعض:
سلوه عن
الروح؟ فقال:
ما رابكم
إليه؟ وقال
بعضهم: لا يستقبلكم
بشيء
تكرهونه،
فقالوا: سلوه،
فسألوه عن
الروح، فأمسك
النبي صلى
الله عليه
وسلم فلم يرد
عليهم شيئا،
فعلمت
أنه يوحى
إليه، فقمت
مقامي، فلما
نزل الوحي قال:
{ويسألونك عن
الروح قل
الروح من أمر
ربي وما
أوتيتم من
العلم إلا
قليلا}.
[-4721-] Abdullah'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Ben Hz.
Nebi'le bir bahçede idim. O sırada Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem
hurma dalından yapılmış bir değneğe yaslanıyordu. Derken Yahudiler geldi ve
onlardan biri diğerlerine;
"Ona ruh hakkında soru sorun!" dedi.
Bunun üzerine içlerinden biri: "Bunu ona sormaya ne dersiniz?" diye
sordu. Bir diğeri: "O, size hoşunuza gitmeyecek bir cevap vermez,"
dedi. Akabinde birbirlerine; "O'na sorun!" dediler.
Nihayet Hz. Nebi'e ruhu sordular. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi
ve Sellem bir müddet sustu. Onlara hiç cevap vermedi. Bu durumdan ona vahiy
geldiğini anladım ve yerimden kalktım. Vahiy geldikten sonra Allah Resulü
Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu ayeti okudu: Sana ruh hakkında soru sorarlar. De
ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.
AÇIKLAMA:
Hadiste geçen ..........asıb "üzerinde yaprak olmayan hurma
dalı" anlamına gelir. '
İbnu't-Tin şöyle demiştir: "Bu rivayette geçen ve hakkında
soru sorulan ruh'un ne olduğu konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.
Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
a) İnsan ruhu. b) Canlıların ruhu. c) Cebrail. d) İsa. e)
Kur'an. f) Vahiy. g) Kıyamet günü tek başına saf tutacak olan melek. h) Bir
yüzü ve onbir bin kanadı olan melek."
Tefsir alimlerinin, sadece bu ayet [İsra 85) değil, genel olarak
Kur'an'da geçen ruh kelimesinin anlamları hakkında ileri sürdükleri görüşler bu
kadardır. Ruh kelimesinin geçtiği ayetleri ve anlamlarını şu şekilde
sıralayabiliriz:
a)....(Onu "güvenilir ruh" (Cebrail) indirdi,)(Şuara
193) ayetinde Cebrail.' "
b)....(İşte böylece sana da emrimizle ruhuIKur'an'ı vahyettik,)
(Şura 52) ayetinde Kur'an.
c)....(Kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir, ) (Mu'min
15) ayetinde vahiy.
d)....(Katından bir ruh ile onları desteklemiştir,)(Mücadele 22)
ayetinde güç .
e)....(Ruh ve melekler saf saf olup durduğu gün,)(Nebe' 38)
ayetinde Cebrail veya başka bir melek.
f) ....(O gece melekler ve ruh iner,) (Kadr 4) ayetinde Cebrail
veya başka bir melek.
"Ruhullah" tabiri Hz. İsa için kullanılır. İbn İshak
tefsirinde sahih bir senetle İbn Abbas'ın şöyle söylediğini nakletmiştir:
"Ruh Allah'tandır. Allah'ın yarattığı bir mahluktur. İnsanlar gibi bir
surettir. Bir melek ancak beraberinde bir ruh olduğu halde iner."
İbn Abbas'ın bu ayette [İsra 85] geçen ruhu tefsir etmediği
sabittir.
Bu konuda Hattabi ise şöyle demiştir: "Ayette geçen ruh
kelimesi ile neyin kastedildiği konusunda bir çok görüş ileri sürülmüştür.
Yahudilerin bu kelime ile neyi sorduğu konusundaki bu görüşleri şu şekilde
sıralayabiliriz:
a)- Cebrail.
b)- Dilleri bulunan melek.
c)- Bedene hayat veren ruh. Çoğunluk bu görüşü benimsemiştir.
d)- Ruhun insan vücuduna karışması ve onda hareket etme
niteliği. Bu ehl-i nazarın görüşüdür.
Ancak bu konu, Allah'ın sadece kendisine tahsis ettiği
bilgilerdendir." Kurtubı de şöyle demiştir: "Tercih edilen görüşe
göre Yahudiler, Hz. Nebi'e insan ruhunu sormuşlardır. Çünkü onlar, Hz. İsa'nın
Allah'ın ruhu olduğunu kabul etmiyorlardı. Cebrail'in de melek, meleklerin de
ruh olduğunu ise zaten biliyorlardı. "
Bu konuda Faruddin er-Razı ise şöyle demiştir: "Tercih
edilen görüşe göre, Yahudiler Hz. Nebi'e yaşam vesilesi olan ruhu sormuşlardır.
Cevap da en güzel şekilde gelmiştir."
Ayet-i kerimede, "Ruh, Rabbimin emrindendir,"
buyurulmuştur. İsmaili bu konuda şöyle demiştir: "Bu ifade, sorulan
sorunun cevabı olabilir. Bu durumda mana şu şekilde ortaya çıkar: Ruh, Allah'ın
işleri arasındadır. Yani bunun bilgisini Allah sadece kendisine ayırmıştır. Hiç
kimse bu konuda soru soramaz." İbn Kayyim ise bu konuda şunları
söylemiştir: "Buradaki emr kelimesi ile talep manası kastedilmemiştir. Bu
hususta ittifak vardır. Burada emredilen şey kastedilmiştir. Nitekim emr
kelimesi, ........halk (yaratma) sözcüğünün ......mahluk (yaratılmış) anlamına
geldiği gibi emredlienn şey anlamında kullanılır. Mesela şu ayette böyle bir
kullanıma sahiptir: ...(Rabbinin emrettiği (azab) gelince)."
İbn Battal da şunları söylemiştir: "Ruhun hakikatini ancak
Allah Teala bilir. Bu ayet de buna delildir. Ruhun kapalı bırakılmasının
hikmeti ise şöyledir: Ruh müphem bırakılmak suretiyle insanlara idrak
edemedikleri konuları bilemeyecekleri ve bu tür konularda bilgiyi Allah'a
havale etmeleri gerektiği öğretilmiştir."
Kurtubi ise bunun hikmetini şu şekilde açıklamıştır: "Ruhun
müphem bırakılması, kişiye aczini gösterir. Eğer bir kimse bir şeyin var
olduğunu kesin olarak bilmekle birlikte, onun hakikatini bilemiyorsa, hakkın
hakikatini hiç bilemez."
İbn Kayyim "Kitabu'r-ruh" adlı eserinde ayette geçen
ve hakkında soru sorulan ruhun, "Ruh ve melekler saf saf olup durduğu
gün" ayetinde geçen ruh ile aynı olduğu görüşüne meyletmiştir. Bu konuda
şunu söylemiştir: "İnsanların taşıdığı ruhtan, Kur'an-ı Kerim'de sadece
........nefs kavramıyla söz edilmiştir." İbn Kayyim aynen böyle
söylemiştir. Ancak onun bu tercihini destekleyecek herhangi bir delili yoktur.
Doğrusu bu konuda tercih e şayan görüş, ilk görüştür.
İbn Mende "Kitabu'r-ruh" adlı eserinde sahabe
döneminden müctehid imamların dönemine kadar fıkhi konulardaki ihtilaflara
vakıf olan Muhammed İbn Nasr Mervezi'nin ruhun mahluk olduğu konusunda icma'
bulunduğunu söylediğini nakletmiştir. Ruhun ezeli' olduğuna dair bir görüş,
aşırı Rafizi'1er ile mutasavvıflardan nakledilmiştir. Ruhun yeniden dirilmeden
önce, alemin yok olmasıyla birlikte yok mu olacağı ya da devam mı edeceği
konusunda ise ihtilaf vardır. Bu konuda doğru olanı en iyi Allah bilir.
Hadisten Çıkan Sonuçlar
1- Rahatsızlık vermeyecekse, yürüyen veya ayakta duran alim
birine soru sorulabilir.
2- Sahabenin Hz. Nebi'e karşı göstermiş olduğu yüce edep ortaya
çıkmıştır.
3- Zann-ı galib ile amel edilir.
4- Nas bekleyen kimse ictihad ile cevap vermek yerine tevakkuf
eder.
5- Bazı meselelerin iç yüzünü bilmeyi Allah Teala sadece
kendisine ayırmıştır.
6- Emr kelimesi taleb anlamının dışında da kullanılır.