|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Tefsir / ZÜMER SURESİ |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
وقال مجاهد:
{أفمن يتقي
بوجهه} /24/: يجر
على وجهه في
النار، وهو
قوله تعالى:
{أفمن يلقى في
النار خير أم
من يأتي يوم
القيامة}
/فصلت: 40/. {ذي عوج}
/28/: لبس. {ورجلا
سلما لرجل} /29/:
مثل لآلهتهم
الباطل والإله
الحق.
{ويخوفونك
بالذين من
دونه} /36/:
بالأوثان. خولنا:
أعطينا.
{والذي جاء
بالصدق}
القرآن {وصدق به}
/33/: المؤمن يجيء
يوم القيامة
يقول: هذا
الذي أعطيتني،
عملت بما فيه.
{متشاكسون} /29/:
الشكس: العسر
لا يرضى
بالإنصاف.
{ورجلا سلما} /29/:
ويقال: سالما:
صالحا. {اشمأزت}
/45/: نفرت.
{بمفازتهم} /61/: من
الفوز. {حافين}
/75/: أطافوا به،
مطيفين
بحفافيه:
بجوانبه.
{متشابها} /23/: ليس
من الاشتباه،
ولكن يشبه
بعضه بعضا في
التصديق.
Mücahid şöyle demiştir: أفمن
يتقي بوجهه Efemen yettaki bi
vechihl (Zumer 24) ifadesi "yüz üstü ateşe sürüklenir" anlamına
'gelir. Bu, şu ayette ifade edilmiştir: "O halde, ateşin içine atılan mı
daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi?"(Fussilet 40) ذي عوج
zi ivec (Zumer 28) "karışıklık bulunmayan" demektir. ورجلا سلما
لرجل ve raculen selemen
liraculin (Zumer 29) müşriklerin batıl tanrıları ile gerçek ilah için verilmiş
bir örnektir. ويخوفونك
بالذين من
دونه ve yuhavviffuneke
billezine min dunihi (Zumer 36) [ifadesindeki dunihi kelimesiyle]
"putlar" kastedilmiştir. خولنا Havvalna (Zumer 49) "verdik" demektir والذي جاء
بالصدق
vellezi cae bi's-sıdki (Zumer 33) [ifadesindeki sıdk - doğru kelimesi]
"Kur'an’’ anlamına gelir. وصدق
به ve saddaka bihi ifadesi ile
"mu'min" kasdedilmiştir. Ona inanan kimse "Bana verdiğin bu, ben
de ona göre yaşadım," d\yerek kıyamet günü gelir.
Bir diğer müfessir ise şöyle demiştir: متشاكسون Muteşakisun [hakkında şunlar söylenir: Arapçada] الشكس
er-raculu'ş-şekis, "adalete razı olmayan, geçimsiz kimse" anlamına
gelir. ورجلا
سلما ve raculen silmen - salimen
de denir- "salih kimse" anlamına gelir اشمأزت İşmeezzet (Zumer 45) "uzaklaşır" demektir. بمفازتهم bi mefazetihim (Zumer 61) [ifadesindeki metazel fevz kökünden
gelir. حافين Haffln (Zumer 75) "etrafındadolaşarakonu
çepeçevresararlar," anlamınıifadeeder. متشابها Muteşabihen (Zumer 23) "karışıklık" manasına gelmez.
Ancak tasdik bakımından birbirine benzer demektir.
AÇIKLAMA:
Abdurrezzak İbn Hemmam şöyle demiştir: "İbn Uyeyne Bişr İbn
Temim'den bize şunu haber verdi: "Bu ayet [ez-Zümer 39/24], Ebu Cehil ve
Ammar İbn Yasir hakkında nazil oldu. Dolayısıyla ayetin anlamı şu şekildedir:
Ateşe atılacak olan Ebu Cehil, kıyamet günü emin olarak gelecek olan Ammar'dan
daha mı hayırlı?"
İbnu'l-Mübarek Zühd adlı eserinde Mis'ar ve Mansur kanalıyla
...........vellezi cae bi's-sıdki ve saddeka bihi ayeti hakkında Mücahid'in
şöyle söyledığini senetli olarak nakletmiştir: "Bu ayette kastedilenler,
Kur'an'la gelip ona uyanlardır. (veya Mücahid şöyle demiştir:) Kur'an'da ne
varsa hepsine tabi olanlardır."
Bu ayet hakkında Katade ise şöyle demiştir: ...........vellezi
cae bi's-sıdki (Doğruya getiren)den maksat Hz. Peygamber’dir. ........ve
saddeka bihi (onu doğrulayanlar)dan maksat ise müminlerdir." Abdurrezzak,
Ma’mer kanalıyla ondan bu rivayeti nakletmiştir.
İmam Taberi, Ali İbn Ebi Talha kanalıyla İbn Abbas'tan, onun şu
sözünü nakletmiştir: "Doğrudan maksat lailahe illallah sözüdür. Tasdik
etmekten maksat ise Hz. Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem'e inanmaktır."
Abdurrezzak, Ma'mer'den şu rivayeti nakletmiştir: Biri bana
şöyle aktardı. Mekkeli müşrikler Hz. Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem 'e;
"Putlarımıza hakaret etmeyi bırak, yoksa onlara emrederiz, seni
çarparlar," demişlerdi. Bunun üzerine bu ayet [ez-Zumer 36) indi .
باب: {يا
عبادي الذين
أسرفوا على
أنفسهم لا
تقنطوا من
رحمة الله إن
الله يغفر
الذنوب جميعا
إنه هو الغفور
الرحيم} /53/.
1. "EY KENDİ NEFİSLERİ ALEYHİNE HADDİ AŞAN KULLARIM!
ALLAH'IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEYİN! ÇÜNKÜ ALLAH BÜTÜN GÜNAHLARI BAĞIŞLAR.
ŞÜPHESİZ Kİ O, ÇOK BAĞIŞLAYAN, ÇOK ESİRGEYENDİR," (Zumer 53) AYETİNİN
TEFSİRİ
حدثني
إبراهيم بن
موسى: أخبرنا
هشام بن يوسف: أن
ابن جريج
أخبرهم: قال يعلى:
إن سعيد بن
جبير أخبره،
عن ابن عباس
رضي الله
عنهما:
أن
أناسا من أهل
الشرك، كانوا
قد قتلوا
وأكثروا،
وزنوا
وأكثروا،
فأتوا محمحدا
صلى الله عليه
وسلم فقالوا:
إن الذين تقول
وتدعو إليه
لحسن، لو
تخبرنا أن لما
عملنا كفارة،
فنزل: {والذين
لا يدعون مع
الله إلها آخر
ولا يقتلون
النفس التي
حرم الله إلا
بالحق ولا
يزنون}. ونزل:
{قل يا عبادي
الذين أسرفوا
على أنفسهم لا
تقنطوا من
رحمة الله}.
[-4810-] İbn Abbas r.a.'den rivayet edildiğine göre, şirk ehlinden bir grup
insan, adam öldürmüş, hem de birçok cana kıymış, zina etmiş, zinada da ileri
gitmişti. Nihayet Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldiler ve
"Senin söylediklerin ve davet ettiğin
yol güzel... Bize bir haber versen ... Şu yaptıklarımızın bir keffareti var
mı?" dediler.
Bunun üzerine Allah Teala şu iki ayeti indirdi: "Yine onlar
ki, Allah ile beraber (tuttukları) başka bir ilaha yalvarmazlar, Allah'ın haram
kıldığı can’a haksız yere kıymazlar ve zina etmezler, " "Ey kendi
nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit
kesmeyin!"(Zumer 53)
AÇIKLAMA:
İmam Buhari bu başlık altında İbn Abbas'tan rivayet edilen
yukarıdaki ha disi verdi. Taberani'nin başka bir senetle İbn Abbas'tan
aktardığı rivayete göre, Hz. Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem 'e bu konuda soru
soran Hz. Hamza'nın katili Vahşı İbn Harb'dir. Onun sorusu üzerine şu ayet
nazil oldu: "Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar
başkadır." Vahşı: "Bu, ağır bir şarttır," dedi. Bunun üzerine
"Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım!"(Zumer 53) ayeti
indi.
İbn İshak Siyer adlı eserinde şöyle demiştir: Nafi', İbn Ömer
kanalıyla bana Ömer'in şöyle söylediğini nakletti: "Ben, Ayyaş İbn Ebı Rabia
ve Hişam İbnu'lAss Medıne'ye gitmek üzere hazırlandık." Sonra İbn İshak
onların hikayelerini ve arkadaşının dönüşüne ilişkin rivayeti zikretti ve bunun
üzerine ayetin indiğini belirtti. Rivayete göre Hz. Ömer bu ayeti yazıp Hişam'a
göndermiştir.
Taberani'nin rivayetine göre, insanlar Hz. Nebi Sallallahu aleyhi
ve Sellem'e "Ey Allah'ın Elçisi! Biz de Vahşı'nin yaptıklarını
yaptık," diyerek durumlarını arz etmişler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuş: "Bu ayet bütün Müslümanlar hakkında
geçerlidir."
Yine Taberani Mu'cemu'l-evsat adlı eserinde Sevban'dan şu hadisi
aktarmıştır: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle derken işittim:
"Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım!" (Zumer 53) ayeti,
dünya ve içindekilerden bana daha sevimlidir. Bunun üzerine biri "Ya şirk
koşanlar [da bu ayetin hükmüne dahil mi?] ... " diye sordu. Allah Resulü
bir müddet sustu ve üç kez "şirk koşanlar da" buyurdu ..
Bu ayetin umumiliği, ister kul hakkı olsun, ister olmasın,
küçüğüyle büyüğüyle bütün günahların bağışlanacağına delil getirilmiştir. Ehl-i
sünnette meşhur olan görüşe göre; günahların tamamı tevbe ile bağışlanır.
Allah'ın dilediği kimselerin günahları tevbe etmeden ölseler de affedilir.
Ancak her ne kadar bir daha kul hakkına girmeyeceğine dair tevbe eden kimseye,
bu tevbesi kul hakkını ihlal etme suçundan dolayı fayda sağlasa da, birinin kul
hakkına girmişse, mutlaka o hakkı iade etmesi veya ondan helallik alması
gerekir.