صحيح البخاري

Sahih-i Buhari

Tefsir / KAF SURESİ

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

{رجع بعيد} /3/: رد. {فروج} /6/: فتوق، واحدها فرج. {من حبل الوريد} /16/: وريداه في حلقه، والحبل: حبل العاتق.

{رجع بعيد  Rac'un baid (Kaf 3) [ifadesindeki rac'un kelimesi] "geri dönmek" anlamına gelir. فروج Furuc (Kaf 6) "yarıklar" demek olup tekili فرج ferc şeklindedir. من حبل الوريد Min habli'l-verid [ifadesindeki verid kelimesi] insanın boğazında bulunan ik[ şah damar, habl ise boyun bağı/damarı anlamına gelir.

 

وقال مجاهد: {ما تنقص الأرض} /4/: من عظامهم. {تبصرة} /8/: بصيرة. {حب الحصيد} /9/: الحنطة. {باسقات} /10/: الطوال. {أفعيينا} /15/: أفأعيا علينا، حين أنشأكم وأنشأ خلقكم. {وقال قرينه} /23/: الشيطان الذي قيض له. {فنقبوا} /36/: ضربوا. {أو ألقى السمع} /37/:         لا يحدث نفسه بغيره.

Mücahid şöyle demiştir: ما تنقص الأرض Ma tenkusu'l-ardu (Kaf 4) ifadesi ile yeryüzünün onların kemiklerini eksiltmesi kastedilmiştir. تبصرة tabsiraten (Kaf 8) "ibret için, حب الحصيد habbe'l-hasid (Kaf 9) "buğday," باسقات basikat (Kaf,10) "uzun" demektir. أفعيينا Efe ayine (Kaf 15) [şu anlama gelir]: Sizi yarattığımız, yaratılışınıza başladığımız zaman bu durum bizi aciz mi bıraktı? قال قرينه Kale karinuhu (Kaf 27) [ifadesinde geçen karin] kelimesi "insana musallat edilmiş şeytan anlamına gelir. فنقبوا  Fenakkabu (Kaf 36) "dolaştılar" demektir. أو ألقى السمع Ev elka's-sem'a (Kaf 37) ifadesi dinlemekle meşgul olduğu için başkasıyla konuşmayan kimsenin durumunu anlatır.

 

{رقيب عتيد} /18/: رصد. {سائق وشهيد} /21/: الملكان: كاتب وشهيد. {شهيد} /37/: شاهد بالقلب. {لغوب} /38/: نصب.

رقيب عتيد  Rakibun atid (Kaf 18) [ifadesindeki rakıb kelimesi] "gözetleyen" anlamına gelir. سائق وشهيد Saikun ve şehid (Kaf 21) ifadesi biri yazan, diğeri şahit olan iki meleği ifade eder. شهيد Şehid (Kaf 37) "gayba şahit" demektir. لغوب luğub (Kaf 38) [ifadesindeki luğub] "yorgunluk" anlamına gelir

 

وقال غيره: {نضيد} /10/: الكفرى ما دام في أكمامه، ومعناه: منضود بعضه على بعض، فإذا خرج من أكمامه فليس بنضيد. {وإدبار النجوم} /الطور: 49/. {وأدبار السجود} /40/: كان عاصم يفتح التي في (ق) ويكسر التي في (الطور)، ويكسران جميعا وينصبان.

Diğer bir müfessir ise şöyle demiştir: نضيد Nadid (Kaf 10) zarını yarıp çıkmayan hurmaya verilen addır. Bu kelime, burada ism-i mef'ul manasında kullanılmış olup birbiri üstüne kümelenmeyi ifade eder. Hurma, zarından çıkınca artık ona nadid denmez. إدبار النجوم İdbari'n-nucum (Tur 49) ve edbari's-sucud (Kaf 40) ifadelerindeki ........edbar lafzını Asım, Kaf suresinde ilk harfinin fethası ile (edbar şeklinde), Tur Suresi'nde ise kesrası ile (idbar şeklinde) okumuştur.

 

Her iki yerde de hem fethalı, hem de kesralı okunur.

 

وقال ابن عباس: {يوم الخروج} /42/: يوم يخرجون من القبور.

İbn Abbas şöyle demiştir: يوم الخروج Yevme'l-huruc (Kaf 42) insanların yeniden dirilmek için kabirlerinden kalktıkları gündür.

 

AÇIKLAMA:

 

Taberi, Ali İbn Ebi Talha kanalıyla İbn Abbas'ın .........fenekkabu fi'l-bilad ayetinde geçen ......nekkabu fiilini "iz bıraktılar" şeklinde izah ettiğini nakletmiştir. Ebu Ubeyde ise bu fiili "dolaştılar ve birbirlerinden uzaklaştılar" şeklinde açıklamıştır .

 

Abdurrezzak İbn Hemmam, Ma'mer kanalıyla Katade'nin......... (Şüphesiz ki bunda, aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.) ayeti hakkında şöyle dediğini nakletmiştir: "Bu ayette bahsi geçen kimse ehl-i kitabdan biridir. Bu kimse, kendi kutsal kitabında Hz. Muhammed'in Nebi olduğunun yazıldığını gördüğü halde, Kur’an’ı dinliyordu." Ma'mer şöyle demiştir: Hasan-ı Basri bu ayetteki kimse hakkında şöyle dedi: "O, Kur'an’ı dinleyip ondan faydalanmayan münafık biriydi."

 

Abdurrezzak İbn Hemmam, Ma'mer kanalıyla Katade’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Yahudiler 'Allah altı günde mahlukatı yarattı. Yaratma işini Cuma günü bitirdi. Cumartesi günü dinlendi,' dediler. Bunun üzerine Allah Teala ‘‘Bize en ufak bir yorgunluk dokunmadı’’(Kaf 38) buyurarak onları yalanladı."

 

باب: قوله: {وتقول هل من مزيد} /30/.

1. "O DA 'DAHA VAR MI?' DER"(Kaf 30) AYETİNİN TEFSİRİ

 

حدثنا عبد الله بن أبي الأسود: حدثنا حرمي بن عمارة: حدثنا شعبة، عن قتادة، عن أنس رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال:

 (يلقى في النار وتقول: هل من مزيد، حتى يضع قدمه، فتقول: قط قط).

 

[-4848-] Enes'ten rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cehennem ehli ateşe atıldıkça Cehennem, 'Daha var mı?' der durur. Nihayet Allah Teala Cehennemi ayağının altına alır. Bunun üzerine Cehennem "yeter, yeter" der.

 

Tekrar: 6661, 7384.

 

 

حدثنا محمد بن موسى القطان: حدثنا أبو سفيان الحميري سعيد بن يحيى بن مهدي: حدثنا عوف، عن محمد، عن أبي هريرة رفعه، وأكثر ما كان يوقفه أبو سفيان:

 (يقال لجهنم: هل امتلأت، وتقول: هل من مزيد، فيضع الرب تبارك وتعالى قدمه عليها، فتقول: قط قط).

 

[-4849-] Ebu Hureyre bu rivayeti merfu' olarak nakletmiştir. Bunu, en fazla mevkuf olarak nakleden Ebu Süfyan [Himyeri'dir].  Söz konusu rivayet şöyledir: "Cehenneme 'doldun mu?' diye sorulur. O da; 'Daha var mı?' diye cevap verir: Bunun üzerine Rab Tebareke ve Teala ayağını Cehennemin üstüne koyar. Bu defa Cehennem, 'yeter, yeter' der. "

 

Tekrar: 4850, 7449.

 

 

SONRAKİ