|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Tefsir / NASR SURESİ |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
1. BAB
حدثنا الحسن
بن الربيع:
حدثنا أبو
الأحوص، عن الأعمش،
عن أبي الضحى،
عن مسروق، عن
عائشة رضي
الله عنها
قالت: ما صلى
النبي صلى
الله عليه
وسلم صلاة بعد
أن نزلت عليه:
{إذا جاء نصر
الله والفتح}.
إلا يقول
فيها: (سبحانك
ربنا وبحمدك، اللهم
اغفر لي).
[-4967-] Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi
Sallallahu Aleyhi ve Sellem ...........iza cae nasrullahi ve'l-feth suresi
indikten sonra kıldığı bütün namazLarda ............subhaneke Rabbena
vebihamdike Allahumme'ğfir li duasını okurdu.
2. BAB
حدثنا عثمان
بن أبي شيبة:
حدثنا جرير،
عن منصور، عن
أبي الضحى، عن
مسروق، عن
عائشة رضي
الله عنها
قالت:
كان
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم يكثر أن
يقول في ركوعه
وسجوده:
(سبحانك اللهم
ربنا وبحمدك،
اللهم اغفر
لي). يتأول
القرآن.
[-4968-] Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Allah Resulü
Sallallahu Aleyhi ve Sellem rüku ve secdelerinde ...........subhaneke Rabbena
vebihamdike Allahummelğfir li duasını çok okurdu. Böylece Kur’an’ı yorumladı.
AÇIKLAMA:
Nesai, İbn Abbas'tan bu surenin en son inen sure olduğuna dair
bir görüş nakletmiştir. Daha önce de Tevbe Suresi’nin tefsirinde bu surenin en son
inen sure olduğu ifade edilmişti. Bu iki görüş şu şekilde uzlaştırılır: Nasr
suresi tam olarak inen en son suredir. Tevbe Suresi ise böyle değildir. Bu
surenin ne bakımdan en son inen sure olduğu daha önce anlatılmıştı. Nasr
Suresi'nin Hz. Nebi'in Veda Haccı esnasında Kurban Bayramı'nda Mina’da
bulunduğu bir sırada nazil olduğu söylenmiştir. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi
ve Sellem bundan sonra 81 gün yaşamıştır. Bu izah, Hz. Nebi'in vefat tarihi
konusundaki farklı rivayetıere binaen biraz önce anlatılanlara aykırı düşmez.
İmam Buhari burada Hz. Nebi'in tesbih, tahmid, istiğfar vs.
dualara rüku' ve secdelerinde düzenli olarak devam ettiği konusunda Hz.
Aişe'den nakledilen hadisi verdi. Bu hadisi iki senet ile zikretti. Bunlardan
ilki, Hz. Nebi'in bu sure indikten sonra bu dualara düzenli olarak devam
ettiğini açıkça göstermektedir. İkincisinde ise Kur'an'ı yorumladığı ifade
edilmektedir. Bunun açıklaması "Sıfatu's-salat" bölümünde geçmişti.
Hz. Nebi'in Kur'an'ı açıklaması şu anlama gelir: Hz. Nebi kendisine emredilen
tesbih, tahmid ve istiğfarı en değerli vakitlerde, en değerli hallerde
yapıyordu. İbn Merduye başka bir senet ile Mesruk kanalıyla Hz. Aişe'den bu
rivayeti nakletmiştir. Söz konusu rivayetin sonunda şöyle bir ziyade vardır:
Ümmetimde bir alamet vardı. Allah Teala, onu gördüğüm zaman ......subhanallahi
ve bihamdihı ve esteğfirullahe ve ett1bu ileyh duasını çokça yapmamı emretti.
Allah'ın yardımının, fethin; Mekke'nin Fethi'nin geldiğini ve
insanların grup grup Allah'ın dinine girdiklerini gördüm."
İbn Kayyim "el-Hedy" adlı eserinde şöyle demiştir:
Öyle anlaşılıyor ki, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu ayette geçen
.............ve's-teğfirhu ifadesinden Çıkarmıştır. Çünkü Allah Teala
bağışlanma talebini işlerin en sonunda zikretmiştir. Bundan dolayı Allah Resulü
Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda selam verir vermez üç defa
"........../ estağfirullah" derdi. Tuvaletten çıkınca da ".... /
gufraneke" diye dua ederdi. Haccın menasiki tamamlanınca da estağfirullah
demek bağışlanma talep etmek emredilmiştir: .........Sonra, insanların sel gibi
aktığı yerden siz de akın edin ve Allah'tan af dileyin! (Bakara 199) Kanaatime
göre bu çıkarım surenin sonunda bulunan ......innehu kane tevvaba ifadesinden
de yapılabilir. Nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdestini tamamlayınca
şöyle dua ederdi: ".........Allahumme ic'alni mine't-tevvabin (Ey
Allah'ım! Beni tevbe edenlerden kl!)"
باب: قوله:
{ورأيت الناس
يدخلون في دين
الله أفواجا} /2/.
3. "VE İNSANLARıN KAFİLE KAFİLE ALLAH'IN DİNİNE GİRDİKLERİNİ
GÖRDÜGÜN ZAMAN"(Nasr 2) AYETİNİN TEFSİRİ
حدثنا عبد
الله بن أبي
شيبة: حدثنا
عبد الرحمن،
عن سفيان، عن
حبيب بن أبي
ثابت، عن سعيد
بن جبير، عن
ابن عباس:
أن
عمر رضي الله
عنه سألهم عن
قوله تعالى:
{إذا جاء نصر
الله والفتح}.
قالوا: فتح
المدائن والقصور،
قال: ما تقول
يا ابن عباس؟
قال: أجل، أو
مثل ضرب لمحمد
صلى الله عليه
وسلم، نعيت له
نفسه.
[-4969-] İbn Abbas r.a.'dan rivayet edildiğine göre, Ömer
radiyallahu anh ashab'a .........iza cae nasrullahi ve'l-feth ayetinin anlamını
sordu. Onlar da "Burada şehirlerin ve sarayların fethi
kastedilmiştir" diye cevap verdiler. Hz. Ömer, İbn Abbas'a; "Ey İbn
Abbas! Sen ne dersin?" diye sormuş, o da şöyle cevap vermiştir:
"Bu, Muhammed'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem ecelini haber
vermektedir veya bu, Muhammed'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölümünü kendisine
bildirmek için verilmiş bir örnektir."
باب: قوله:
{فسبح بحمد
ربك واستغفره
إنه كان توابا}
/3/.
4. "RABBİNE HAMD İLE TESBİH ET VE O'NDAN AF DİLE. ÇÜNKÜ O
TÖVBELERİ ÇOK KABUL EDER," (Nasr 3) AYETİNİN TEFSİRİ
تواب على
العباد،
والتواب من
الناس التائب
من الذنب.
Ayetteki تواب tevvab "kullarının tevbelerini çok kabul eden"
anlamına gelir. Bu kelime insanlar için kullanılınca günahlarından, tövbe edeni
ifade eder.
حدثنا موسى
بن إسماعيل:
حدثنا أبو
عوانة، عن أبي
بشر، عن سعيد
بن جبير، عن
ابن عباس قال:
كان
عمر يدخلني مع
أشياخ بدر،
فكأن بعضهم
وجد في نفسه،
فقال: لم تدخل
هذا معنا ولنا
أبناء مثله؟
فقال عمر: إنه
من حيث علمتم،
فدعاه ذات يوم
فأدخله معهم،
فما رئيت أنه
دعاني يومئذ
إلا ليريهم،
قال: ما
تقولون في قول
الله تعالى: {إذا
جاء نصر الله
والفتح}. فقال
بعضهم: أمرنا
نحمد الله
ونستغفره إذا
نصرنا وفتح
علينا، وسكت بعضهم
فلم يقل شيئا،
فقال لي:
أكذاك تقول يا
ابن عباس؟
فقلت: لا، قال:
فما تقول؟
قلت: هو أجل رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
أعلمه له،
قال: {فإذا جاء
نصر الله
والفتح}. وذلك
علامة أجلك.
{فسبح بحمد
ربك واستغفره
إنه كان توابا}.
فقال عمر: ما
أعلم منها إلا
ما تقول.
[-4970-] İbn Abbas r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Hz. Ömer beni,
Bedir Savaşı'na katılan ve yaşlanmış olan insanların meclisine alırdı.
İçlerinden biri bundan dolayı rahatsız olmuş olacak ki; "Bunu neden bizim
yanımıza getiriyorsun? Bizim onun gibi çocuklarımız var!" demişti.
Bunun üzerine Hz. Ömer ise "O, sizin bildiğiniz
kimsedir," demişti. Bir gün onu davet edip yine onların meclisine aldı.
[Olayın bundan sonraki kısmını İbn Abbas şöyle anlatmıştır:] O gün
beni onlara göstermek için çağırdığını anladım. Hz. Ömer onlara; "Allah
Teala'nın ........./ iza cae nasrullahi ve'l-feth' suresinin anlamını sordu.
Bazıları ‘‘Bu surede yardıma mazhar olup fetih bize nasip olunca Allah'a hamd
etmemiz ve ondan bağışlanma dilememiz bize emrediidi," dedi. Bazıları ise
sustu ve hiçbir şey söylemedi. Sonra Hz. Ömer bana; "Ey İbn Abbas! Sen de
mi böyle düşünüyorsun?" diye sordu. Ben de "Hayır," dedim. Hz.
Ömer: "Peki sen ne düşünüyorsun?" diye sorunca şöyle cevap verdim:
Burada Hz. Nebi'in vefatı anlatılmıştır. Allah Teala bunu Nebiine bildirmiştir.
Şöyle ki; "Allah'ın yardım ve zaferi" -ki bu senin vefatının
alametidir- "Rabbine hamd ile tesbih et ve O'ndan af dile. Çünkü O tevvabdır,
tövbeleri çok kabul eder," buyurmuştur.
Hz. Ömer de "Ben de bu surenin anlamını sadece söylediğin
gibi biliyorum," demiştir.
AÇIKLAMA:
Hz. Ömer, insanları dinlemek için oturduğu zaman adeti gereği
geçmişteki derecelerine göre insanların yanına gelmesini sağladı. Bazen de
Medineli olmayanları eksiklerini telafi eden bir meziyetlerinden dolayı onlarla
birlikte dinlerdi.
Bu rivayette, İbn Abbas'ın fazileti ile Hz. Nebi'in ona te'vili
öğretmesi ve onu dinde fakıh kılması için yaptığı duanın Allah tarafından kabul
edildiği açıkça görülmektedir. Nitekim bu, "Kitabu'l-ilm"de geçmişti.
Bu örnekte olduğu gibi övünme ve hava atma için değil de Allah'ın kendisine
verdiği nimeti göstermek, kendi değerini bilmeyenlere değerini öğretip onların
buna göre muamele etmesini sağlamak ve daha başka iyi gayeler için kişi
kendisinden bahsedebilir.