|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Nikah |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: (لزوجك
عليك حقا).
89. "SENİN ZEVCENİN ÜZERİNDE BİR HAKKI VARDIR" BUYRUĞU
قال أبو
جحيفة، عن
النبي صلى
الله عليه
وسلم.
Bunu Ebu Cuhayfe, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye
rivayet etmiştir.
حدثنا محمد
بن مقاتل:
أخبرنا عبد
الله، أخبرنا
الأوزاعي قال:
حدثني يحيى بن
أبي كثير قال:
حدثني أبو
سلمة بن عبد
الرحمن قال:
حدثني عبد الله
بن عمرو بن
العاص قال:
قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم: (يا عبد
الله، ألم
أخبر أنك تصوم
النهار وتقوم
الليل). قلت:
بلى يا رسول
الله، قال:
(فلا تفعل، صم
وأفطر، وقم
ونم، فإن
لجسدك عليك
حقا، وإن
لعينك عليك
حقا، وإن
لزوجك عليك
حقا).
[-5199-] Abdullah İbn Amr İbn el-As'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ey Abdullah! Bana senin gündüzleri oruç
tuttuğun, geceleri namaz kıldığın haberi ulaşmadı mı (sanıyorsun)?
Ben: "Doğrudur ey Allah'ın Rasulü" dedim. O şöyle
buyurdu: "Böyle yapma! Bazen oruç tut, bazen tutma. Bazen namaz kıl, bazen
uyu. Çünkü senin cesedinin senin üzerinde bir hakkı vardır, senin gözünün
üzerinde bir hakkı vardır, zevcenin üzerinde bir hakkı vardır."
AÇIKLAMA:
İbn Battal dedi ki: Bundan önceki başlıkta kocanın zevcesi
üzerindeki hakkını sözkonusu ettiği için burada da bunun aksini sözkonusu
etmiştir. Kişinin, zevcesinin cima' ve nafakasını kazanmak gibi haklarını
yerine getirme gücünü kaybetmesin diye, ibadet ederek kendisini fazla yormaması
gerektiğini belirtmektedir.
İlim adamları, hanımı ile cima'' etmekten uzak duran kimsenin
hükmü hakkında farklı görüşlere sahiptirler. Malik şöyle demiştir: Eğer bir
zaruret gereği değil ise cima'' yapması için zorlanır yahut birbirlerinden
ayrılırlar. Buna yakın bir görüş Ahmed'den rivayet edilmiştir. Şafiilerde
meşhur olan görüşe göre ıse cima' yapması vacib değildir. Bir defa vacib olduğu
söylendiği gibi, seleften bazılarından gelen rivayete göre dört günde bir defa
cima' yapmakla mükelleftir, bazılarından ise her temizlik halinde bir defa
cima' ile mükelleftir, dedikleri nakledilmiştir. '
باب: المرأة
راعية في بيت
زوحها.
90. KADIN, KOCASININ EVİNDE BİR ÇOBANDIR
حدثنا عبدان:
أخبرنا عبد
الله، أخبرنا
موسى بن عقبة،
عن نافع، عن
ابن عمر رضي
الله عنهما قال:
عن
النبي صلى
الله عليه
وسلم قال:
(كلكم راع وكلكم
مسؤول عن
رعيته،
الأمير راع،
والرجل راع على
أهل بيته،
والمرأة
راعية على بيت
زوجها وولده،
فكلكم راع
وكلكم مسؤول
عن رعيته).
[-5200-] İbn Ömer r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem
şöyle buyurdu: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.
Emir (yönetici) bir çobandır, koca ailesi halkı üzerinde bir çobandır, kadın
kocasının evi ve çocukları üzerinde bir çobandır. Hülasa hepiniz birer
çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz."
AÇIKLAMA:
"Kadın kocasının evinde bir çobandır." Bu başlık
altında İbn Ömer yoluyla gelen hadisi zikretmiş bulunmaktadır. Bu hadise dair
yeterli açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Ahkam bölümünde (7138.hadiste)
gelecektir.
باب: قول الله
تعالى: {الرجال
قوامون على
النساء بما
فضل الله بعضهم
على بعض - إلى
قوله - أن الله
كان عليا
كبيرا} /النساء:
34/.
91- YÜCE ALLAH'IN: "ERKEKLER KADINLAR ÜZERİNE KAVVAMDIRLAR.
BU ALLAH'IN BAZILARINI BAZILARINA ÜSTÜN KILMIŞ OLMASINDAN VE ERKEKLERİN
MALLARINDAN İNFAK ETMELERİNDEN DOLAYI BÖYLEDİR ... ŞÜPHE YOK Kİ ALLAH ÇOK
YÜCEDİR, ÇOK BÜYÜKTÜR."(Nisa, 34) BUYRUĞU
حدثنا خالد
بن المخلد:
حدثنا سليمان
قال: حدثني
حميد، عن أنس
رضي الله عنه
قال:
آلى
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم من نسائه
شهرا، وقعد في
مشربة له،
فنزل لتسع
وعشرين، فقيل:
يا رسول الله،
إنك آليت على
شهر؟ قال: (إن
الشهر تسع
وعشرون).
[-5201-] Enes r.a.'den dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem bir ay süre ile hanımlarına (yaklaşmamak üzere yemin ederek) Ila yaptı
ve kendisine ait yüksekçe bir odada oturdu. Yirmi dokuz sonra da (hanımlarının
yanına) indi.
Ey Allah'ın Rasulü, sen bir ay (hanımlarına yaklaşmamak üzere
yemin etmek suretiyle) ila yapmış bulunuyorsun denilince: Bu ay yirmi dokuz
gündür, diye buyurdu."
باب: هجرة
النبي صلى
الله عليه
وسلم نسائه في
غير بيوتهن.
92. NEBİ S.A.V.'İN, HANIMLARINDAN EVLERİNİN DıŞINDA BİR YERE
ÇEKİLEREK UZAKLAŞMASI
ويذكر عن
معاوية بن
حيدة رفعة:
(غير أن لا
تهجر إلا في
البيت) والأول
أصح.
Muaviye İbn Hayde'den bunu merfu' olarak: "Ancak evin dışında
başka bir yerde ayrı kalmayacaksın" dediği zikredilmektedir; ama birincisi
daha sahihtir
حدثنا أبو
عاصم: عن ابن
جريج. وحدثني
محمد بن مقاتل:
أخبرنا عبد
الله: أخبرنا
ابن جريج قال:
أخبرني يحيى
بن عبد الله
بن صيفي: أن
عكرمة بن عبد
الرحمن بن
الحارث أخبره:
أن أم سلمة
أخبرته:
أن
النبي صلى
الله عليه
وسلم حلف لا
يدخل على بعض
أهله شهرا،
فلما مضى تسع
وعشرون يوما
غدا عليهن أو
راح، فقيل له:
يا نبي الله،
حلفت أن لا
تدخل عليهن
شهرا؟ قال: (أن
الشهر يكون
تسع وعشرين
يوما).
[-5202-] Ümmü Seleme'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve
Sellem, hanımlarından bazısının yanına bir ay girmemek üzere yemin etti. Yirmi
dokuz gün geçtikten sonra onların yanına gitti. Ona: Ey Allah'ın Nebii, sen
onların yanına bir ay girmemek üzere yemin etmiştin, denilince, O: Şüphesiz ay
yirmi dokuz gün de çeker, diye cevap vermiştir."
حدثنا علي بن
عبد الله:
حدثنا مروان
بن معاوية:
حدثنا أبو
يعفور قال:
تذاكرنا عند
أبي الضحى فقال:
حدثنا بن عباس
قال:
أصبحنا
يوما ونساء
النبي صلى
الله عليه
وسلم يبكين،
عند كل امرأة
منهن أهلها،
فخرجت إلى المسجد
فإذا هو ملآن
من الناس،
فجاء عمر بن
الخطاب، فصعد
إلى النبي صلى
الله عليه
وسلم وهو في
غرفة له، فسلم
ولم يجبه أحد،
ثم سلم فلم يجبه
أحد، ثم سلم
فلم يجبه أحد،
فناداه، فدخل
على النبي صلى
الله عليه
وسلم فقال:
أطلقت نساءك؟
فقال: (لا،
ولكن آليت
منهن شهرا). فمكث
تسع وعشرين،
ثم دخل على
نسائه.
[-5203-] İbn Abbas'tan, dedi ki: Bir gün sabahı ettiğimizde Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'in hanımlarının her birisinin yanına yakınları gelmiş olduğu
halde ağladıklarına şahit olduk. Bunun üzerine ben mescide çıktım. Mescidin
insanlarla dolu olduğunu gördüm.
Ömer İbn el-Hattab gelerek Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in
yanına çıktı. Nebi o sırada kendisine ait bir odaya çekilmişti. Ömer selam
verdiği halde kimse ona karşılık vermedi. Bir daha selam verdi, yine kimse ona
karşılık vermedi. Üçüncü bir defa selam verdiği halde kimse ona karşılık
vermedi.
Daha sonra (Bilal) ona seslendi, o da Nebi Sallallahu Aleyhi ve
Sellem'in huzuruna girip: Hanımlarını boşadın mı, diye sordu. Nebi efendimiz:
Hayır, ama bir ay (onlara yaklaşmamak üzere yemin ederek) ila yaptım, diye
buyurdu. Yirmi dokuz gün kaldıktan sonra hanımlarının yanına girdi.
AÇIKLAMA:
"Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarını terk
ederek evlerinin dışında bir yere çekilmesi." Buhari ,bu başlıkla yüce
Allah'ın: "Onlardan ayrılıp yataklarında yalnız bırakın."(Nisa, 34)
buyruğunun bir mefhumunun olmadığına (yani bu ayrılmanın yalnızca yataklarda
ayrılmaktan ibaret olmadığına) ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'in
hanımlarından ayrılarak kendisine ait yüksekçe bir odaya çekilmesi suretinde
olduğu gibi, bundan daha ileri derecede ayrılmanın caiz olabileceğine işaret
etmek istemiş gibidir. Ama bu hususta ilim adamlarının -daha sonra sözkonusu
edeceğimiz- görüş ayrılıkları vardır.
el-Mühelleb dedi ki: Buhari'nin bu husus ile sanki insanların
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığı şekilde kadınlara daha külfetsiz
gelmesi için evlerin dışında onları terk etmek sünnetine uymalarını istediğine
işaret etmiş gibidir. Çünkü kadınlar ile aynı evde kalmakla birlikte onlardan
ayrı kalmak, onları daha çok incitir ve böyle bir durumda onlardan yüz çevirmek
kalplerini daha çok üzer. Ayrıca gözden ırak kalmak da erkeklerin yokluğu için
bir tesellidir. (el-Mühelleb devamla) dedi ki: Ancak bu vacib değildir. Çünkü yüce
Allah, (icab ettiren hal olduğu takdirde) evler bir yana yataklarda da onlardan
ayrı kalmayı emir buyurmuştur.
Fakat İbnu'l-Müneyyir, Buhari'nin onun anladığı m2 10 ayı kastetmediğini söyleyerek ona itiraz
etmiştir. Ona göre Buhari'nin anlatmak istediği ayrılmanın, evlerde de, evlerin
dışında da caiz olduğundan ibarettir. Muaviye İbn Hayde'nin işaret olunan
hadisindeki "evlerin dışında darılmama"ya dair ifade ile amel edilen
bir hüküm olmadığına, aksine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığı şekilde
evlerin dışında da kadınlardan ayrı kalmanın caiz olduğuna değinmek istemiştir.
Doğrusu ise, bunun, durumların değişmesine göre farklılık arz
edebileceğidir. Bazen evlerde ayrılmak, başka yerlerde ayrılmaktan daha ağır olabilir,
aksi de olabilir. Hatta çoğunlukla evlerin dışında ayrılmak nefislere daha acı
verebilir. Özellikle nefislerinin zayıflığı dolayısıyla kadınlar için bu
böyledir.
Tefsir alimleri ayrılmaarı maksadın ne olduğu hususunda farklı
görüşlere sahiptir. Cumhurun kanaatine göre bu, -ayetin zahirinden anlaşıldığı
üzre- kadınların yanına girmeyi ve onların yanında kalmayı terk etmek demektir.
Burada da uzak kalmak anlamına gelen "hicran" kökünden gelmektedir.
Buyruğun zahirinden anlaşıldığına göre, hanımı ile aynı yatakta yatıp onunla
cima' etmez. Anlamının, "onunla aynı yatakta yatmakla birlikte ona sırtını
döneceği" şeklinde olduğu belirttiği gibi, "sadece onunla cima'
yapmaktan uzak kalır" diye de açıklanmış, "onunla konuşmaksızın,
onunla cima' eder" açıklaması da yapılmıştır.
باب: ما يكره
من ضرب النساء.
وقول الله
{واضربوهن}
/النساء: 34/. أي
ضربا غير مبرح.
93- KADINLARI DÖVMENİN MEKRUH OLUŞ SINIRI VE YÜCE ALLAH'IN:
"ONLARI DÖVÜN."(Nisa, 34) YANİ ONLARA EZİYET VERMEYECEK, İZ BIRAKMAYACAK
BİR ŞEKİLDE DÖVÜN BUYRUĞU
حدثنا محمد
بن يوسف:
حدثنا سفيان،
عن هشام، عن
أبيه، عن عبد
الله بن زمعة،
عن النبي صلى
الله عليه
وسلم قال:
(لا
يجلد أحدكم
امرأته جلد
العبد، ثم
يجامعها في
آخر اليوم).
[-5204-] Abdullah İbn Zem'a r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi
ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden herhangi bir kimse köleyi dövercesine
hanımını dövmesin. Sonra (belki de) günün sonunda onunla cima' etmek
isteyebilir."
AÇIKLAMA:
"Kadınları dövmenin mekruh oluş sınırı." Bu başlıkta
onları dövmenin mutlak olarak mubah olmadığına, aksine ileride açıklayacağımız
üzere tenzihi' ya da tahrimi' kerahet ile mekruhluk sözkonusu olduğuna işaret
vardır.
"Köleyi dövercesine ... " Müslim'de İbn Numeyr yoluyla
gelen iki rivayetten birisinde "cariyeyi dövercesine" denilmektedir.
Hadisten anlaşıldığına göre köleleri ileri derecede döverek
tedib etmek caizdir. Aynı zamanda kadınların bundan daha aşağı bir seviyede
dövülmelerinin de caiz oluşunu ima etmektedir. Musannıf: "İz bırakmayan
şekilde" ifadesiyl buna işaret etmiştir.
Ancak hadisin ifadelerinden aklı başında bir kimsenin her iki
işi bir arada yapmasının uzak bir ihtimalolduğu anlaşılmaktadır. Yani önce
hanımını ileri derecede dövecek, sonra da günün geri kalan kısmında ya da
geceleyin onunla cima' edecek.
Cima' etmek ve birlikte yatakta bulunmak, ancak nefsin
eğiliminin ve birlikte oluş arzusunun bulunması halinde güzel görülür. Dayak
yiyen bir kimse ise çoğunlukla kendisini döğenden uzaklaşmak ister. Böylelikle
bu işin yerilmiş olduğuna işaret edildiği gibi, eğer dövmek kaçınılmaz bir hal
alacaksa o takdirde tedib, hafif dövme ile olmalıdır. Öyle ki bundan dolayı tam
bir nefret sözkonusu olmasın. Vurmakta da aşırılığa gitmesin, tedibde de
aşırılığa gitmesin.
"Sizin hayırlılarınız ise asla vurmaz" ifadesine
gelince onların genelolarak dövülmesinin mubah olduğuna delil teşkil
etmektedir. Ancak bunun sözkonusu olması için kadının kendisine itaat etmesi
icab eden hallerde, hoşuna gitmeyen bir hususu gördüğü takdirde onu tedib etmek
amacıyla olmalıdır. Eğer sadece tedib ve benzeri şeylerle yetinebilirse, daha
da güzelolur. Böyle bir şeyi hissettirmek eğer maksada ulaşmayı mümkün
kılıyorsa, fiilen bu işi yapma cihetine gitmez. Çünkü dövme neticesinde,
evlilikte istenen güzel beraberliğe ve geçime zıt olan bir nefret ve uzaklaşmak
hali sözkonusu olur. Allah'a isyanı ilgilendiren bir hususta olması durumu
müstesnadır.
Nesai bu husus ile ilgili olarak Aişe'den şu hadisi rivayet
etmiş bulunmaktadır: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne bir
kadını, ne de bir hizmetçiyi kesinlikle dövmüş değildir. Allah yolunda olması
yahut Allah'ın haramlarının çiğnenmesi hali dışında da eliyle hiçbir şeye
vurmuş değildir. (Böyle bir şeyolduğu takdirde) Allah için intikam alırdı"
İleride yüce Allah'ın izniyle Edeb bölümünde buna dair daha
geniş açıklamalar gelecektir.