|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Talak |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب : الظهار
23. ZİHAR
وقول الله
تعالى: {قد سمع
الله قول التي
تجادلك في
زوجها - إلى
قوله - فمن
لم يستطع
فإطعام ستين
مسكينا}
/المجادلة: 1 - 4/.
Ve yüce Allah'ın: "Kocası hakkında seninle mücadele eden ve
Allah'a şikayet etmekte olan kadının sözünü elbetteki Allah işitmiştir ... Kim
güç yetiremezse o zaman altmış yoksul doyurmalıdır. "(Mücadele, 1-4)
buyruğu.
وقال لي
إسماعيل:
حدثني مالك:
أنه سأل ابن
شهاب عن ظهار
العبد، فقال:
نحو ظهار
الحر، قال
مالك: وصيام العبد
شهران.
İsmail bana dedi ki: Malik'in bana tahdis ettiğine göre o İbn
Şihab'a kölenin ziharı hakkında soru. sormuş. İbn Şihab da: Hür kimsenin ziharı
gibidir, diye cevap vermiştir. Malik dedi ki: Kölenin tutacağı oruç da iki
aydır.
وقال الحسن
بن الحر: ظهار
الحر والعبد،
من الحرة
والأمة، سواء.
el-Hasen İbn el-Hurr dedi ki: Hür erkeğin de, kölenin de hür
kadın ve cariyeye zihar yapmasının hükmü aynıdır.
وقال عكرمة:
إن ظاهر من
أمته فليس
بشيء، إنما الظهار
من النساء .وفي
العربية "لما
قالوا": أي
فيما قالوا،
وفي نقض ما
قالوا، وهذا
أولى، لأن
الله لم يدل
على المنكر
وقول الزور.
İkrime dedi ki: Eğer cariyesinden zihar yaparsa bunun hiçbir
kıymeti yoktur. Çünkü zihar ancak hür kadınlardan yapılır. Arapçada: "Uma
kaaluu" fima kaaluu ve fi nakdi ma kaaluu demektir. Bu anlamda olması da
daha uygundur. Çünkü yüce Allah, haram kılınan münkere ve yalan söze delalet
etmez.
AÇIKLAMA :
"Zihar" erkeğin karısına: Sen bana annemin sırtı
gibisin, demesidir. Diğer azalar arasında özellikle sırtın söz konusu edilmesi,
çoğunlukla binme yerinin orası oluşundan dolayıdır. Bundan dolayı binilen
bineğe de "zahr (sırt)" denilmiştir. Zevcenin buna benzetilmesi ise
erkeğin onun üstüne çıkmasından dolayıdır. Eğer ziharı sırtın dışında -mesela
karna- izafe edecek olursa Şafiilerce kabul edilen daha güçlü görüşe göre, bu
da zihar olur.
Anneyi tayin etmeyerek, -mesela- kız kardeşimin sırtı gibisin
diyecek olursa hükmün ne olacağı hakkında görüş ayrılığı vardır.
Şafii'den bunun zihar olmayacağı nakledilmiştir. Aksine zihar
Kur'an-ı Kerim'de varid olduğu gibi özelolarak anne hakkında söz konusu olur.
Cedid (yeni) mezhebinde ise zihar olur demiştir. Cumhurun görüşü de budur.
Ama fukaha ebediyyen kendisine haram olmayan kadını zikrederek
zihar yapmasının hükmü hakkında ihtilaf etmişlerdir. Şafii: Zihar olmaz,
demiştir. Malik’ten zihar olduğu nakledilmiş, ancak bu hususta Ahmed'den konu
ile ilgili iki farklı rivayet vardır.
Zevcenin haram kılınmasına delalet eden her bir lafız ile zihar
gerçekleşir.
Ancak beraberinde niyetin de bulunması şarttır. Yüce Allah'ın
buyurduğu gibi zihar sözünü söyleyene de keffarette bulunmak icap eder, ama
cumhura göre hanımına dönmesi bunun için şarttır. es-Sevri'ye göre ve
Mücahid'den rivayete göre mücerred zihar yapmak sebebiyle de keffaret vacip
olur.
Yüce Allah’ın: "Şüphe yok ki bunlar elbette çirkin ve yalan
bir söz söylüyorlar. " buyruğu da zihar’ın haram olduğuna delil
gösterilmiştir.
Şafii der ki: Kur’an'ı bilen ve benim kendilerinden razı olduğum
bir kimseyi şöyle derken dinlemişimdir: Cahiliye dönemi insanları zihar, ila ve
talak olmak üzere üç türlü talak veriyorlardı. Yüce Allah talakı, talak olarak
kabul etti, ila ve zihar hakkında da Kur'an-ı Kerim'de beyan ettiği şekilde
hüküm koydu.
"Kölenin tutacağı oruç süresi de iki aydır." İbn
Battal kölenin zihar yapması halinde onun için bağlayıcı olacağı hususunda ve
oruç tutmak suretiyle keffarette bulunacak olursa hür gibi iki ay oruç tutacağı
üzerinde icma' bulunduğunu nakletmiştir. Bununla birlikte yemek yedirmek ve
köle azad etmek suretiyle keffaret hususunda farklı görüşlere sahiptirler.
Kufeli fukaha ile Şafii şöyle demektedir:
Köle için ancak oruç ile keffarette bulunmak söz konusu
olabilir.
İbnu'l-Kasım, Malik'ten şöyle dediğini nakletmektedir: Eğer
efendisinin izni ile yemek yedirecek olursa keffaretinde bulunmuş olur. (İbn
Battal'ın) ileri sürdüğü icma' iddiası kabul edilmemiştir. Çünkü Şeyh
Muvaffakuddin, el-Muğni adlı eserinde bazı fakihlerden kölenin zihar yapmasının
sahih olmayacağını nakletmiştir. Çünkü yüce Allah: " ... Bir köle azad
etmektir" diye buyurmuştur. Kölenin ise kölelere sahip olması söz konusu
değildir. Ancak buna şöylece cevap verilmiştir: Köle azad etmek yükümlülüğü,
onu bulabilen kimseler içindir. Bu durumda o ödeme zorluğu çeken birisine
benzer. O halde onun için farz olan, oruç tutarak keffarette bulunmaktır.
Tahavi "İhtilafu'l-ulema" adlı eserinde bu rivayeti
"el-Hasen İbn Hayy"dan diye zikretmiştir. Said İbn Mansur da sahih
bir sened ile İbrahim en-Nehai'den şöyle dediğini rivayet etmektedir:
"Cariyeye yapılan zihar, hür kadına yapılan zihar gibidir."
Fiilen keffarette bulunmak şart mıdır? Zihar yaptığı kadına
keffarette bulunmadan önce ilişki kurması caiz olmaz mı? Yoksa onunla cima'
yapmayı kararlaştırması yeterli midir? Yoksa onu nikahı altında tutmayı ve
ondan ayrılmamayı kararlaştırmak yeterli midir, hususlarında ilim adamlarının
farklı görüşleri vardır. Birincisi Leys'in görüşüdür, ikincisi ise Hanefilerin
ve Malik'in görüşüdür.