|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Merde |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
DEVAM: 19. HASTANIN ÖLÜMÜ TEMENNİ ETMESİ
حدثنا أبو
اليمان:
أخبرنا شعيب،
عن الزُهري قال:
أخبرني أبو
عبيد مولى عبد
الرحمن بن
عوف: أن أبا
هريرة قال:
سمعت
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم يقول: (لن
يُدخِل أحداً
عملُه الجنة). قالوا:
ولا أنت يا
رسول الله؟
قال: (لا، ولا
أنا، إلا أن
يتغمَّدني
الله بفضل
ورحمة،
فسدِّدوا
وقاربوا، ولا
يتمنينَّ
أحدكم الموت:
إما محسناً
فلعله أن
يزداد خيراً،
وإما مسيئاً
فلعله أن
يستعتب).
[-5673-] Ebu Hureyre'den, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Hiç kimseyi kendi ameli cennete sokmaz.
Ashab: Sen de buna dahil misin ey Allah'ın Rasulü, dediler. O: Allah'ın beni
bir lütuf ve bir rahmete daldırması hali müstesna, evet ben de buna dahilim.
Binaenaleyh doğruyu araştırıp, doğru işleyiniz. Allah'a yakınlaşmaya çalışınız
ve hiçbiriniz sakın ölümü temenni etmesin. Çünkü (hayatta kalırsa) ya ihsan
edici birisidir, belki daha çok hayır elde eder ya kötülük işleyen birisidir,
tevbe etmesi umulur, buyurdu."
حدثنا عبد
الله بن أبي
شيبة: حدثنا
أبو أسامة، عن
هشام، عن
عبَّاد بن عبد
الله بن
الزبير قال:
سمعت عائشة
رضي الله عنها
قالت:
سمعت
النبي صلى
الله عليه
وسلم وهو
مستند إلي يقول:
(اللهم اغفر
لي وارحمني
وألحقني
بالرفيق).
[-5674-] Abbad b. Abdullah b. ez-Zubeyr'den, dedi ki: "Aişe r.anha'yı
şöyle derken dinledim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i (ölüm hastalığı
esnasında) bana dayanmış iken:
Allah'ım, bana mağfiret buyur, bana merhamet eyle ve beni refik-i
a'la'ya kavuştur, derken işitmişimdir."
AÇIKLAMA:
"Hasta olanınölümü temenni etmesi." Yani bu mutlak
olarak yasak mıdır? Yoksa bazı hallerde caiz midir?
"Sakın sizden bir kimse kendisine isabet eden bir zarardan
ötürü ölümü temenni etmesin." Hitab ashab-ı kiram'adır. Maksat ise onlar
ve onlardan sonra gelecek olan genelolarak bütün Müslümanlardır.
"Kendisine isabet eden bir zarar" ibaresini seleften
bir topluluk dünyevi zarar diye yorumlamışlardır. Eğer dini hakkında fitneye
maruz kalmaktan korkmak sureti ile uhrevİ bir zarardan çekinecek olursa, bu
korkuyla ölüm dileği yasağın kapsamına girmez. Bu hükmün İbn Hibban'ın
rivayetinden çıkartılması da mümkündür: "Sakın sizden herhangi bir kimse
dünyada ona gelip çatan bir zarar dolayısıyla ölümü temenni etmesin."
Böyle bir açıklama buradaki " .. da: fi"nin bu hadiste sebeplilik
anlamına kabul edilmesi halinde uygun düşer. Yani dünyevi bir husus sebebiyle
temenni etmesin, demek olur. Ashab-ı kiram'dan bir topluluk bu işi (ölüm
temenni etme işini) yapmıştır. Muvatta'da, Ömer'den şöyle dediği nakledilmektedir:
"Allah'ım, yaşım ilerledi, gücüm zayıfladı, raiyyetim dört bir tarafa
yayıldı. Üzerime düşen vecibelerden herhangi birisini ihmal etmeden ve bir
kusur işlememiş olarak beni yanına al!"
Bu hususta bundan da daha açık ifadeler Ebu Davud'un rivayet
ettiği, Hakim'in de sahih olduğunu belirttiği, Muaz'ın naklettiği hadiste
zikredilmektedir. Bu hadise göre herbir namazın arkasında söylenecek sözler
arasında şunlar da vardır: "Ve eğer bir kavim hakkında bir fitne murad
edecek olursan, fitneye maruz kalmamış olarak ruhumu kabzederek yanına
al." " ... desin." Bu da ölümü temenni etme yasağının bu şekil
ve kayıtlar ile yapılmaması hali ile ilgili olduğunu göstermektedir. Çünkü mutlak
olarak ölümü temenni etmekte bir çeşit itiraz ve kesin olarak belirlemiş olan
bir kadere karşı çıkmak söz konusudur. Emrolunan bu şekilde ise iş, bir bakıma
Allah'a havale edilmekte ve kaza ve kadere teslimiyet arz edilmektedir.
"Bu toprağa yaptığı harcama dışında şüphesiz Müslüman infak
ettiği her bir şey karşılığında ecir alır." Yani bina ve inşaat için
harcanan para bundan müstesnadır. Bu da ihtiyaç duyulandan fazlası için yapılan
bina harcamaları hakkında yorumlanmıştır.
"Hiç 'kimseyi ameli cennete sokamaz." Bu hadis ile
ilgili açıklamalar ileride Rikaak bölümünde (6463.hadiste) gelecektir.
"Ya ihsan edicidir, hayrını daha da artırması umulur ya da
kötülük yapan birisidir, tevbe etmesi umulur." Yani tevbesi kabul edilerek
kendisinden razı olunması gereken işleri yapmaya döner.