|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Tıb |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب:
الطِّيَرَة.
43. UĞURSUZ SAYMAK
حدثني عبد
الله بن محمد:
حدثنا عثمان
بن عمر: حدثنا
يونس، عن
الزُهري، عن
سالم، عن ابن
عمر رضي الله
عنهما:
أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم قال: (لا
عدوى ولا
طيرة، والشؤم
في ثلاث: في
المرأة،
والدار،
والدابة).
[-5753-] İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah
Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Hastalığın bulaşması yoktur. Uğursuzluk
yoktur. Uğursuzluk üç şeydedir. Kadında, evde ve binekte" buyurmuştur.
حدثنا أبو
اليمان:
أخبرنا شعيب،
عن الزُهري
قال: أخبرني
عبيد الله بن
عبد الله بن
عتبة: أن أبا هريرة
قال:
سمعت
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم يقول: (لا
طيرة، وخيرها
الفأل). قالوا:
وما الفأل؟
قال: (الكلمة
الصالحة
يسمعها أحدكم).
[-5754-] Ebu Hureyre'den, dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem'i: "Uğursuzluk yoktur. Bunun hayırlısı tefe'üldür, diyebuyururken
dinledim. Ashab: Tefe'ül nedir diye sorunca, Allah Rasulü: Sizden birinizin
işiteceği güzel bir sözdür, buyurdu. "
Tekrar: 5755
AÇIKLAMA:
"Uğursuz saymak." Tıyera: Uğursuz saymak demektir.
Bunun aslı da şuradan gelmektedir: Araplar cahiliye döneminde (tıyeranın kökünü
teşkil eden) tayr (kuşun uçuş şeklin)e dayanarak sonuçlara varırlardı. Onlardan
herhangi birisi bir iş yapmak istediğinde kuşun sağa doğru uçtuğunu görürse,
onu uğurlu sayar ve devam ederdi. Kuşun sol tarafa uçtuğunu görürse bunu
uğursuz kabul eder, geri dönerdi. Bazen onlardan birisi uçsun diye kuşları
harekete geçirir ve buna göre davranırdı. Şeriat bunu nehyeden buyrukları getirdi.
Onlar bu işlere sanih ve barih adını verirlerdi. Sanih, senin sol tarafından
sağına doğru uçmak suretiyle sağ tarafı sana doğru gelendir. Barih ise bunun
aksi olandır. Onlar sanih olanı uğurlu kabul eder, barih olanı uğursuz
sayarlardı. Çünkü kuş kendisine doğru meyletmeksizin ona atış yapması mümkün
değildir. Halbukikuşların sağa ya da sola doğru uçmasında onların bu
inanışlarını gerektirecek hiçbir şey yoktur. Bu aslı, astarıolmayan şeylerle
uğraşıp kendilerini zora koşmaktan başka bir şey değildir. Çünkü kuşların aklı,
mantığı yoktur. Herhangi bir şeyi diğerinden ayırt edemezler ki, onların
yaptıklarının bir mana ihtiva ettiğine delilgösterilebilsin. ilmin layık
olmayan yerlerden öğrenilmeye çalışılması ise, bu işi yapanın cehaletidir.
Cahiliye dönemindeki aklı başında bazı kimseler ise bu tür uğurlu, uğursuz
saymayı kabul etmiyor ve böyle şeye iltifat etmediğinden ötürü kendisini
övüyordu. Mesela onlardan bir şair şöyle demiştir:
"Ben sabah yoluma koyuldum. Ama ta eskiden beri Ben bir
şeyin koruduğuna ya da uçuşuna güvenerek gitmedim . . Çünkü sola uçuşlar da,
sağa uçuşlar gibidir
Sağa 'uçuşlar da, sola uçuşlar gibidir."
Bir başkası şöyle demektedir:
"Kuşları harekete geçirmek ve uğurlu uğursuz saymak ile
kahinlerin hepsi Saptırıcı şeylerdir; gaybın ötesini kapatan, örten kilitler
vardır."
Bir diğeri şöyle der:
"Kuşların erken uçuşları delikanlıyı yaklaştıramaz
başarıya, Onların geç kalışlarının da bir kusura sebep olması sözkonusu
değildir."
Bir diğeri de şöyle demiştir:
"Ömrün hakkı için, çakıl taşları ile fal açanlar da
bilemezler, . Kuşları uçuranlar da bilemezler Allah'ın ne yapacağını."
Cahiliye dönemi Araplarının çoğunluğu, kuşların uçuşlarından
uğurlu uğursuz manası çıkartıyor, buna güveniyor ve şeytanın bunu süslemesi
dolayısı ile' de çoğunlukla bu doğru çıkıyordu. Müslümanların bir çoğunda da
bunun bazı kalıntıları devam etmektedir. Ebu Davud ve sahih olduğunu belirterek
Tirmizi ile İbn Hibban İbn Mesud'danNebie merfu' olarak şu hadisi
zikretmektedirler: "Tıye ra (uğurlu uğursuz saymak) bir şirktir. Aramızdan
bazı şeylerin uğursuz olacağından çekinmeyen kimse olamaz. Ama Allah bunu
tevekkül ile giderir." Bu hadisteki "aramızda ... olamaz"
sözleri İbn Mesud'un haber arasında derc ettiği sözlerindendir. Bunu da
Buhari'nin hocası Süleyman b. Harb, Tirmizi'nin Buhari'den, onun da hocasından
naklettiğine göre açıklamış bulunmaktadır. Bunu şirk olarak değerlendirmesinin
sebebi de bu işin bir fayda sağlanacağına ya da bir zararı önleyeceğine
inanışlarıdır. Sanki onlar böylelikle Allah ile birlikte başkasına ortak koşmuş
gibi oluyorlar. İbn Mesud'un, "ama Allah bunu tevekkül ile giderir"
sözÜşuna işaret etmektedir: Her kim böyle bir hal ile karşılaşır da Allah'a
teslimiyet gösterir ve uğursuzluk duygusuna aldırmazsa, bu kabilden içine arız
Olan hallerden dolayı sorumlu tutulmaz ..
Beyhaki, Şuabu'l-İman adlı eserinde Abdullah b. Amr'dan şu
mevkuf rivayeti nakletmektedir: "Her kime bu uğursuzluk düşüncesinden
herhangi bir şey arız olursa Allah'ım, senin uğurundan başka uğur yoktur, senin
hayrından başka hayır yoktur, senden başkada hiçbir ilah yoktur, desin."