|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Libas |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: لبس
الحرير
وافتراشه
للرجال، وقدر
ما يجوز منه.
25. ERKEKLERİN İPEK GİYİNMELERİ VE KULLANILMASI CAİZ OLAN İPEK
MİKTARI
حدثنا آدم:
حدثنا شعبة:
حدثنا قتادة
قال: سمعت أبا
عثمان النهدي : أتانا كتاب
عمر، ونحن مع
عتبة بن فرقد
بأذربيجان: أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم نهى عن
الحرير إلا هكذا،
وأشار
بإصبعيه
اللتين تليان
الإبهام، قال:
فيما علمنا
أنه يعني
الأعلام.
[-5828-] Ebu Osman en-Nehdi'den, dedi ki: "Bizler Utbe b. Ferkad ile
birlikte Azerbaycan'da iken Ömer'in mektubu bize ulaştı. Rasulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'in şunun gibi olanı dışında ipeği nehyettiğini belirtiyordu.
-Bu arada baş parmağına bitişik olan iki parmağı ile işaret etti-."
Ebu Osman en-Nehdı dedi ki: "Bildiğimize göre o, bu miktar
ile elbiseye konulacak alametleri kastetmiştir. "
Tekrar: 5829, 5830, 5834 ve 5835
حدثنا أحمد
بن يونس:
حدثنا زهير:
حدثنا عاصم، عن
أبي عثمان قال : كتب إلينا
عمر ونحن
بأذربيجان: أن
النبي صلى الله
عليه وسلم نهى
عن لبس الحرير
إلا هكذا، وصفَّ
لنا النبي صلى
الله عليه
وسلم إصبعيه،
ورفع زهير الوسطى
والسبابة.
[-5829-] Ebu Osman'dan, dedi ki: "Bizler Azerbaycan'da iken Ömer bize
şöyle bir mektup yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, şöyle olması dışında
ipek giyinmeyi nehyetmiştir. -Bu arada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize
parmaklarını bir hizada tutarak gösterdi. - Zuheyr el-Vasiti de orta ve şehadet
parmağını kaldırarak gösterdi."
حدثنا
مسدَّد: حدثنا
يحيى، عن
التيمي، عن
أبي عثمان
قال: كنا مع
عتبة، فكتب
إليه عمر رضي
الله عنه:
أن
النبي صلى الله
عليه وسلم
قال: (لا يلبس
الحرير في
الدنيا إلا لم
يلبس منه شيء
في الآخرة).
وأشار أبو
عثمان بإصبعيه:
المُسَبِّحَةِ
والوسطى.
حدثنا الحسن
بن عمر: حدثنا
معتمر: حدثنا
أبي: حدثنا
أبو عثمان،
وأشار أبو
عثمان
بإصبعيه: المُسَبِّحَةِ
والوسطى.
[-5830-] Ebu Osman'dan, dedi ki: "Biz Utbe ile birlikte idik. Ömer
r.a. ona şu mektubu yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
Dünyada ipeği ancak ahirette ondan hiçbir şey giyinmeyecek olan kimseler
giyer."
حدثنا
سليمان بن
حرب: حدثنا
شعبة، عن
الحكم، عن ابن
أبي ليلى قال:
كان
حذيفة
بالمداين،
فاستسقى،
فأتاه دِهقان
بماء في إناء
من فضة، فرماه
به وقال: إني
لم أرمه إلا
أني نهيته فلم
ينته، قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم: (الذهب
والفضة،
والحرير والديباج،
هي لهم في
الدنيا، ولكم
في الآخرة).
[-5831-] İbn Ebi Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu.
Kendisine su getirilmesini istedi. Bir dihkan ona gümüş bir kap içerisinde su
getirdi. Huzeyfe o kabı ona doğru attı ve: Benim bu kabı atışımın tek sebebi,
ona bunu yapmamasını söylediğim halde bu işten vazgeçmeyişidir. Oysa Rasulullah
Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Altın, gümüş, ipek ve atlas dünyada onlara aittir,
ahirette de sizindir, diye buyurmuştur, dedi."
حدثنا آدم:
حدثنا شعبة:
حدثنا عبد
العزيز بن صهيب
قال: سمعت أنس
بن مالك. قال
شعبة: فقلت:
أعن النبي صلى
الله عليه
وسلم؟ فقال
شديداً:
عن
النبي صلى
الله عليه
وسلم قال: (من
لبس الحرير في
الدنيا فلن
يلبسه في
الآخرة).
[-5832-] Enes b. Malik'ten -Şu'be, dedi ki: Ben ona (Abdulaziz b.
Suhayb'e): Enes bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye mi rivayet etti,
dedim. Bunun üzerine Abdulaziz şiddetli bir şekilde dedi ki: Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurdu: "Kim dünyada ipek giyinirse, ahirette
onu giyinmeyecektir."
حدثنا
سليمان بن
حرب: حدثنا
حمَّاد بن
زيد، عن ثابت
قال: سمعت ابن الزبير
يخطب يقول:
قال
محمد صلى الله
عليه وسلم: (من
لبس الحرير في
الدنيا لم
يلبسه في
الآخرة).
[-5833-] İbnu'z-Zubeyr'den, hutbe verirken şöyle dedi: Muhammed Sallallahu
Aleyhi ve Sellem: "Kim ipeği dünyada giyinirse, ahirette onu asla
giyinemeyecektir" buyurdu.
حدثنا علي بن
الجعد: أخبرنا
شعبة، عن أبي
ذبيان خليفة
بن كعب قال:
سمعت ابن
الزبير يقول:
سمعت عمر يقول:
قال
النبي صلى
الله عليه
وسلم: (من لبس
الحرير في
الدنيا لم
يلبسه في
الآخرة).
وقال لنا أبو
معمر: حدثنا
عبد الوارث،
عن يزيد: قالت
معاذة:
أخبرتني أم
عمرو بنت عبد
الله: سمعت
عبد الله بن
الزبير: سمع
عمر: سمع
النبي صلى
الله عليه
وسلم.
[-5834-] Ömer'den, şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kim
ipeği dünyada giyinirse, ahirette onu asla giyinemeyecektir" buyurdu.
حدثني محمد
بن بشار:
حدثنا عثمان
بن عمر: حدثنا
علي بن
المبارك، عن
يحيى بن أبي
كثير، عن
عمران بن
حِطَّان قال:
سألت
عائشة عن
الحرير فقالت:
ائت ابن عباس
فسله، قال:
فسألته فقال:
سل ابن عمر،
قال: فسألت ابن
عمر فقال:
أخبرني أبو
حفص، يعني عمر
بن الخطاب: أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم قال:
(إنما يلبس
الحرير في
الدنيا من لا
خلاق له في الآخرة).
فقلت: صدق،
وما كذب أبو
حفص على رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
وقال عبد
الله بن رجاء:
حدثنا حرب، عن
يحيى، حدثني
عمران، وقص
الحديث.
[-5835-] Ebu Hafs'tan -yani Ömer b. el-Hattab'dan- rivayete göre Rasulullah
Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İpeği dünyada ancak ahirette
hiçbir payı olmayan kimseler giyinir."
Ben (ravilerden İmran b. Hittan) derim ki: "Ebu Hafs,
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında doğru söylemiştir, ona yalan
söylememiştir."
AÇIKLAMA:
"Erkeklerin ipek giyinmesi ve" bazı elbiselerde
bulunması halinde "kullanılması caiz olan miktar,"
İbn Battal dedi ki: İpek hakkında görüş ayrılığı vardır. Kimisi:
Kadınlar için de dahil olmak üzere her durumda giyilmesi haramdır, demiştir. Bu
açıklama Ali, İbn Ömer, Huzeyfe, Ebu Musa ve İbnu'z-Zubeyr'den, tabiinden
el-Hasen ve İbn Sirin'den nakledilmiştir. Kimileri de giyilmesi mutlak olarak
caizdir, demiş ve yasağa dair varid olmuş olan hadisleri, onu böbürlenmek için
giyen kimseler hakkında ya da tenzihı kerahet olarak yorumlamışlardır.
Derim ki: İkinci görüş onu giyinmeye karşılık tehdidin sabit
oluşu dolayısıyla kabul edilemez. İyad'ın söylediği: Bazıları bu husustaki
genel nehyi haram olarak değil, kerahet olarak anlamışlardır, şeklindeki
sözlerine İbn Dakiki'l-İd itiraz ederek şunları söylemektedir: Kadı Iyad şöyle
demiştir: İbnu'z-Zubeyr ve ona uygun kanaat belirtenlerden sonra ipeğin
erkeklere haram, kadınlar için de mubah olduğu hususu üzerinde icma'
gerçekleşmiş bulunmaktadır. İpeğin haram kılınışının illeti ile ilgili olarak
da meşhur iki farklı görüş vardır. Birincisi böbürlenmek ve kibirlenmektir,
ikincisi ise süs ve müreffehlik elbisesi oluşundan dolayıdır. Bu sebeple
erkeklerin mertliği ile bağdaşmayıp kadınların kılığına daha uygun görülmüştür.
Üçüncü bir illetin olma ihtimali de vardır. O da müşriklere benzemeye
çalışmaktır.
İbn' Dakiki'l-İd dedi ki: Bu da birinci illete raci olabilir.
Çünkü tekebbür de müşriklerin alametlerindendir. Her iki anlamın da göz önünde
bulundurulmuş olma ihtimali de vardır. Ancak ikinci husus haram olmasını
gerektirmez. Çünkü Şafii el-Umm adlı eserinde şöyle demektedir: Ben ipek
giyinmeyi mekruh görmüyorum. Ama edebe aykırıdır. Çünkü kadınların kılığı
kapsamındadır.
Bununla birlikte erkeklerden kadınlara benzemeye çalışan
kimseler hakkında lanetin. sabit görülmesi sebebiyle bu açıklama zor kabul
edilir görülmüştür. ÇünKÜ bu lanet okuyuş, cinsi ve şekli itibariyle kadınlara
özelolan şeylerin de yasaklanmasını gerektirmektedir.
Kimisi bir başka illet olarak israfı da söz konusu etmiştir.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ... nehyetti."
el-İsmail! bu rivayette Ali b. el-Ca'd yoluyla Şu'be'den, Utbe b. Ferkad ile
birlikte idik, sözünden sonra şu fazlalığı da zikretmektedir: "Bundan
sonra söylemek istediklerime gelince: İzar giyinin, rida giyinin, nalın
giyinin. Mestleri ve sirvalleri bırakın. Atanız İsmail'in elbisesi gibi
giyinmeye bakın. Nimet ve refahtan, Acemlerin kılıklarına bürünmekten de
sakının. Güneşte kalmaya bakın. Çünkü o Arapların hamamıdır. Rahatlığa
alışmayın, kaba elbiseler giyinin, dizlerinizde derman kalmayıncaya kadar
yorulun, ileriye atılın, hedeflere ok atın. Çünkü Rasulullah Sallallahu Aleyhi
ve Sellem: ... " diye hadisin geri kalan bölümünü zikretmektedir.
"Bildiğimiz kadarıyla o, bununla alametleri
kastediyordu." Yani biz şunu öğrendik ki, istisna edilen şeyden kasıt,
alametler idi. Bu da elbiselerde bulunan saçak, dikilen parçalar ve benzeri
şeylerdir.
"Huzeyfe" b. el-Yeman "idi." Onun rivayet
ettiği bu hadisin şerhi Eşribe (içecek şeyler) bölümünde (5632.hadiste) geçmiş
bulunmaktadır. Üzerinde ipek şeritlerin dikildiği elbisenin (el-mutarraz)
giyilmesinin caiz oluşuna delil gösterilmiştir. İpek parçaları şeritlerle
dikilene mutarraf denilir. Aynı şekilde sözü edilen miktarda ipek saçaklarla
etrafı saçaklandırılana el-Mutarraf da denilir. Tatriz, bazen dokumadan sonra
elbisenin üzerinde de yapılabilir. Ona işaret edilmiş olma ihtimali de vardır.
Aynı şekilde bu ister bir arada, ister dağılmış şekilde bu miktarda ipek
karışımı bulunan elbiselerin giyilmesinin caiz olduğuna da delil gösterilmiştir
ki, bu da güçlü bir istidlaldir. İleride iki bab sonra el-Kassi denilen ipek
başlığında da buna dair açıklamalar gelecektir.
باب: من مس
الحرير من غير
لبس.
26. iPEK KUMAŞI GiYiNMEKSiZiN ELiYLE DOKUNMAK
ويروى فيه عن
الزبيدي، عن
الزُهري، عن
أنس، عن النبي
صلى الله عليه
وسلم.
Bu hususta Zubeydi'den, o Zühri'den, o Enes'ten, o da Nebi
Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye bir hadis rivayet edilmektedir.
حدثنا عبيد
الله بن موسى:
عن إسرائيل،
عن أبي إسحق،
عن البراء رضي
الله عنه قال:
أهدي
للنبي صلى
الله عليه
وسلم ثوب
حرير، فجعلنا نلمسه
ونتعجب منه،
فقال النبي
صلى الله عليه
وسلم:
(أتعجبون من
هذا). قلنا:
نعم، قال:
(مناديل سعد
بن معاذ في
الجنة خير من
هذا).
[-5836-] Bera r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi
Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ipekten bir elbise hediye edildi. Biz de ona
dokunmaya ve ondan dolayı hayrete başladık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Siz buna (hayran kalarak) şaşıyor musunuz, buyurdu. Biz: Evet deyince o: Sa'd
b. Muaz'ın cennetteki mendilleri bundan daha hayırlıdır, buyurdu."
AÇIKLAMA:
İbn Battal dedi ki: İpek giyinmenin yasaklanması, onun aynı ile
(yani ipeğin kendisi) necis oluşundan dolayı değildir. Takva sahiplerinin
giyiminden olmadığından dolayı yasaklanmıştır. Bununla birlikte tahirdir, ona
dokunmak, onu satmak ve bedelinden yararlanmak caizdir. Sözü geçen bu hadis ile
ilgili bazı açıklamalar daha önceden Hibe bölümünde geçmiş bulunmaktadır.
باب: افتراش
الحرير.
27. İPEK YAYGI EDİNMEK
وقال عبيدة:
هو كلبسه.
Abide (b. Amr es-Selman): İpeği yaygı edinmek, onu giymek
gibidir, demiştir.
حدثنا علي:
حدثنا وهب بن
جرير: حدثنا
أبي قال: سمعت
ابن أبي نجيح،
عن مجاهد، عن
ابن أبي ليلى،
عن حذيفة رضي
الله عنه قال:
نهانا
النبي صلى
الله عليه
وسلم أن نشرب
في آنية الذهب
والفضة، وأن
نأكل فيها،
وعن لبس الحرير
والديباج،
وأن نجلس عليه.
[-5837-] Huzeyfe r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem,
bize altın ve gümüş kaplardan içmeyi, onlarda yemek yemeyi, ayrıca ipek ve
atlas giyinmeyi ve bunların üzerine oturmayı yasakladı."
AÇIKLAMA:
"İpek yaygı edinme"nin helal ve
haram oluşu bakımından hükmü.
"İpek ve atlas giyinmeyi ve üzerine oturmayı."
Buradaki "ve üzerine oturmayı" fazlalığı, ipeğin üzerine oturmanın
yasak olduğunu kabul edenler lehine güçlü bir delildir. Zaten bu, cumhurun da
görüşüdür. Bu hususta İbnu'l-Macişun ile Kufelilerle bazı Şafiiler muhalefet
etmişlerdir. Bazı Hanefiler "nehyetti" lafzının haram kılmak hükmünde
açık olmadığını söyleyerek cevap vermişler, bazıları da nehyin hem giymek, hem
de oturmak hakkında varid olduğunu, tek başına oturmak için söz konusu olmadığının
ihtimal dahilinde olduğunu söylemişlerdir. Bu da İbn Battal'ın hadisin ipek
üzerinde oturmanın haram oluşu hususunda nas olduğuna dair iddiasını
reddetmektedir. Çünkü bu hususta nas değildir. Sadece zahir olan odur.
Ayrıca bu hadis, kadınların ipek yaygı kullanmaktan
alıkonulacağına da delil gösterilmiştir. Ancak bu, zayıf bir değerlendirmedir.
Çünkü erkeklere yapılan hitap, tercih edilen görüşe göre dişileri kapsamaz.
Yasak olduğunu söyleyen kimseler, onların altını süs olarak
takınmaları caiz olmakla birlikte, altın kapları kullanmalarının yasaklandığına
kıyası delil göstermiş de olabilirler. O halde kadınların ipek giyinmeleri caiz
olmakla birlikte, onu (yaygı ve benzeri şekillerde) kullanmaları yasaklanır. Bu
açıklama şeklini er-Rafii doğru kabul etmiştir. Nevevı ise caiz oluşunu doğru
kabul etmiş ve erkeğin hanımı ile beraber hanımının döşeği üzerinde ipeği yayıp
kullanmasını yasakladığını delil göstermiştir.
Malikilerden bunun caiz olduğunu kabul edenlerin görüşü ise
şöyle açıklanır: Kadın erkeğin firaşı (yatağı)dır. Hanımının üzerinde altın süs
eşyası ve ipek bulunduğu halde onunla yatması caiz olduğu gibi, hanımı ile
beraber hanımı için mubah olan döşeği üzerinde oturması ve onunla beraber
uyuması da caizdir.
Bir Uyarı:
Üzerine oturması yasak olan şey, giyilmesi yasak olan şeydir. Bu
da -daha önce açıklandığı gibi- katıksız ipekten yapılan yahut ipeğin diğer
dokumalardan daha çok bulunduğu kumaşlardır.
باب: لبس
القَسِّيِّ.
28. EL-KASSi DENİLEN ELBİSEYİ GİYİNMEK
وقال عاصم،
عن أبي بردة
قال: قلت لعلي:
ما القسية؟
قال: ثياب
أتتنا من الشأم،
أو من مصر،
مضلعة فيها
حرير فيها
أمثال الأترج،
والميثرة:
كانت النساء
تصنعه لبعولتهن،
مثل القطائف
يصفونها.
وقال جرير: عن
يزيد في
حديثه:
القسية: ثياب
مضلعة يجاء
بها من مصر
فيها الحرير،
والميثرة: جلود
السباع.
قال أبو عبد
الله: عاصم
أكثر وأصح في
الميثرة.
Asım, Ebu Burde'den naklen dedi ki: Ben Ali’ye: el-Kassı nedir,
diye sordum. O: el-Kassı bize Şam'dan -yahut Mısır'dan- gelen, arasında ipek
bulunan çizgili kumaşlardı. Bunlarda turunç gibi yollu çizgiler de vardı.
"el-Misera"yı kadınlar, kadifeler gibi dizip kocalarına yaparlardı.
Cerir b. Yezid de rivayet ettiği hadisinde şunları söylemektedir: el-Kassı
denilen elbiseler, içinde ipek bulunan, Mısır'dan getirilen çizgili
elbiselerdir. Misera ise yırtıcı hayvanların derileridir.
Ebu Abdullah el-Buhari dedi ki: Asım'ın rivayet yolu daha çok ve
mısera ile ilgili açıklamaları daha sahihtir.
حدثنا محمد
بن مقاتل:
أخبرنا عبد
الله: أخبرنا
سفيان، عن
أشعث بن أبي
الشعثاء:
حدثنا معاوية
بن سويد بن
مقرن، عن
البراء بن عازب
قال:
نهانا
النبي صلى
الله عليه
وسلم عن
المياثر الحمر
والقسي.
[-5838-] İbn Azib'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem
bizlere kırmızı miseraları ve el-Kassi denilen elbiseleri yasakladı."
AÇIKLAMA:
"el-Kassi denilen elbiseyi
giyinmek." Bu "el-Kass" denilen bir beldeye nispettir. Çoğunluk
bu şekilde bunun Mısır'da bulunan bir kasaba olan el-Kass'e nispet olduğunu
söylemiştir ki et-Taberi ve İbn Sıde bunlardandırlar.
"İçinde ipek bulunan çizgili elbise", yani kaburga
kemikleri gibi enli çizgileri olan ipek elbise demektir.
"Onda turunç gibi", yani onlarda bulunan kaburga
kemiği ni andıran bu çizgiler, enli ve eğik idi.
"Misera" ve el-Vesir yüksek olmayan, alçak döşek
demektir.
"Kadınlar el-misera'yı kadife gibi dizip kocalarına yaparlard!."
Yani onlar bunları belli bir şekilde dizerlerdi.
et-Taberi dedi ki: el-Misera atın eğeri yahut devenin binilen
eğeri üzerine konulan bir çeşit döŞekçik ya da yastıktır. Kadınlar bunları
kırmızı arguvandan ve kalın ipekten kocaları için yaparlardı. Bunlar ise
Acemlerin (Arap olmayanların) binekleri üzerinde olan şeylerdi.
Bunların eğerler üzerine örtülen ipek örtüler olduğu söylendiği
gibi, atlastan eğerler olduğu da söylenmiştir. Böylelikle el-misera'nın
açıklamasına dair şu dört görüş ortaya çıkmaktadır: Bu, bineğin üzerine konulan
bir şey midir, yoksa bineğin üzerine binen için midir, yoksa bizzat eğer midir
yoksa eğerin örtüsü müdür?
Ebu Ubeyd de şöyle demektedir: Kırmızı miseralar, Acemlerin eğer
takımlarından olup ipek ya da atlastan yapılırdı.
Ebu Davud, Nesai ve Ahmed tarafından Buhari ve Müslim'in şartına
göre sahih bir sened ile rivayet edilmiş, Ubeyde b. Amr yoluyla Ali'den gelen
hadiste de böyle açıklanmıştır. Ali r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi
ve Sellem bana el-kassi'yi ve ipeği nehyetti." Aradaki farkın tür farkı
olma ihtimali vardır. Bu durumda kalın ipeğin (atlasın), ipek üzerine
atfedilmiş -az önce geçen Huzeyfe yoluyla gelmiş bulunan hadiste görüldüğü
üzere- ve hepsi ipekten yapılan şeyler olurlar. Ama hadisin el-kassi'nin
açıklamasını ihtiva eden rivayet yollarının ifadelerinden açıkça görüldüğü
kadarıyla el-kassı ipek karışımıdır. Katıksız ipek değildir. Buna göre ipeğin
karışmış olduğu elbiseyi giymek haram olur. İbn Ömer gibi bazı sahabenin ve İbn
Sırın gibi kimi tabi/nin görüşü budur. Cumhurun görüşü ise ipek olmayan kumaşın
daha çok olması halinde ipek karışımının giyilmesinin caiz olduğudur. Bu
hususta onların dayanakları ise daha önce siyera türü elbisenin açıklaması
konusunda kaydedilen hususlar ile buna ek olarak daha önce Ömer'in hadisinde
açıklandığı üzere elbisede alametlerin ipekten olması halinde giyilmesine
ruhsat bulunduğuna dair rivayetlerdir.
باب: ما يرخص
للرجال من
الحرير للحكة.
29. KAŞINTI DOLAYISIYLA ERKEKLERE İPEK GİYİNME RUHSATI
حدثني محمد:
أخبرنا وكيع:
أخبرنا شعبة،
عن قتادة، عن
أنس قال:
رخص
النبي صلى
الله عليه
وسلم للزبير
وعبد الرحمن
في لبس
الحرير، لحكة
بهما.
[-5839-] Katade'den, o Enes'ten, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve
Sellem Zübeyr ile Abdurrahman'a vücutlarındaki kaşıntı dolayısıyla ipek
giymeleri ruhsatını verdi."
AÇIKLAMA:
"Kaşıntı dolayısıyla erkeklere ipek
giyme ruhsatı." Kaşıntı, yüce Allah'ın bizi kendisinden korumasını
dilediğimiz bir tür uyuzdur.
"ez-Zubeyr ile Abdurrahman'a vücutlarındaki bir kaşıntı dolayısı
ile ipek giymelerine ruhsat verdi." Taberi dedi ki: Bu hadiste ipek giyme
nehyinin kapsamına ipeğin azalttığı bir rahatsızlığı bulunan kimselerin
girmediğine bir delalet vardır.
Sıcak yahut soğuktan koruyacak başka bir şey bulunmadığı
takdirde koruyacak kadarı da bunun kapsamına girer. Cihad bölümünde kimi Şafii
alimlerin bunun caizliğini hazarda değil de sadece seferde olmakla tahsis
etmiş, İbnu's-Salah da bunu tercih etmiştir. Nevevi, er-Ravda adlı eserinde
bununla beraber ayrıca kaşıntı olma hali ile de tahsis etmiş, er-Rafii de bunu
aynı şekilde bit hakkında da nakletmiş bulunmaktadır .
باب: الحرير
للنساء.
30. KADINLARIN iPEK GiYMELERi
حدثنا
سليمان بن
حرب: حدثنا
شعبة (ح)
وحدثني محمد
بن بشار:
حدثنا غندر:
حدثنا شعبة،
عن عبد الملك
بن ميسرة، عن
زيد بن وهب،
عن علي بن أبي
طالب رضي الله
عنه قال:
كساني
النبي صلى
الله عليه
وسلم حلة
سيراء، فخرجت
فيها، فرأيت
الغضب في
وجهه،
فشققتها بين
نسائي.
[-5840-] Ali b. Ebi Talib r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi
ve Sellem bana yollu olarak dokunmuş, siyera denilen bir kumaştan bir elbiseyi
hediye olarak verdi. Ben de onu giyinip dışarı çıktım. Yüzünden kızdığını
anladım, ben de bu sebeple onu etrafımdaki hanımlara parçalayıp böldüm."
حدثنا موسى
بن إسماعيل
قال: حدثني
جويرية، عن نافع،
عن عبد الله:
أن عمر
رضي الله عنه
رأى حلة سيراء
تباع، فقال: يا
رسول الله، لو
ابتعتها
فلبستها
للوفد إذا أتوك
والجمعة؟ قال:
(إنما يلبس
هذه من لا
خلاق له).
وأن النبي
صلى الله عليه
وسلم بعث بعد
ذلك إلى عمر
حلة سيراء
حريراً كساها
إياه، فقال
عمر: كسوتنيها،
وقد سمعتك
تقول فيها ما
قلت؟ فقال:
(إنما بعثت
إليك
لتبيعها، أو
تكسوها).
[-5841-] Abdullah b. Ömer'den rivayete göre "Ömer r.a. satışa arz
edilen yollu ipek bir elbise gördü. Ey Allah'ın Rasulü, onu satın alırsan, sana
gelen heyetlere karşı ve Cuma günü giyersin, dedi.
Allah Rasulü Sallallahu aleyhi ve Sellem: Böyle bir elbiseyi
(ahirette) bir payı olmayan kimseler giyinir, dedi. Bundan sonra Nebi
Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ömer'e ipek yollu bir elbiseyi (hulletu siyera)
hediye olarak gönderdi. Ömer bunun üzerine:
Onu bana giyilsin diye mi verdin? Oysa ben senin o elbise hakkında
neler söylediğini de işitmiş bulunuyorum deyince, Allah Rasulü: Ben onu sana
satasın yahut başkasına giyinmesi için veresin diye gönderdim, buyurdu."
حدثنا أبو
اليمان:
أخبرنا
شُعَيب، عن
الزُهري قال:
أخبرني أنس بن
مالك:
أنه
رأى على أم
كلثوم عليها
السلام، بنت
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم، برد
حرير سيراء.
[-5842-] Enes b. Malik'ten rivayete göre "O, Rasulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'in kızı Ümmü Külsum aleyhesselam üzerinde ipek siyera (çizgili)
bir burd görmüştür."
AÇIKLAMA:
"Kadınların ipek giyinmesi."
Buhari'ye göre nehyin açık bir şekilde erkeklere mahsus olduğuna dair rivayet
edilen meşhur iki hadis sabit olmamıştır. Bu sebeple o, buna delalet eden
rivayetlerle yetinmiş bulunmaktadır.
Ahmed ve Sünen sahipleri ile sahih olduğunu belirterek İbn
Hibban ve Hakim Ali r.a.'dan şu hadisi rivayet etmektedirler: "Nebi
Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir parça ipek ve bir miktar altın alıp: Bu ikisi
ümmetimin erkeklerine haram, dişilerine helaldir, buyurdu."
Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Cemra dedi ki: Eğer bizler bu yasak,
bir hikmet dolayısıyla erkeklere hastır görüşünü kabul edecek olursak, zahir
olduğuna göre Şanı Yüce Allah kadınların süslenmeden edemeyeceklerini
bildiğinden ötürü, onu onlara mubah kılmak suretiyle lütufta bulunmuştur.
Ayrıca onların süslenmeleri çoğunlukla kocaları içindir. Diğer taraftan
"kocaya karşı güzel görünmek imandandır" rivayeti de varid olmuştur.
İbn Ebi Cemra devamla der ki: İşte bundan şu hüküm de çıkartılmaktadır: Er kişinin
lezzet verici şeyleri kullanmakta aşırıya gitmesi uygun değildir. Çünkü bu,
dişilerin niteliklerindendir.
"Siyera hulle." Ebu Ubeyd der ki: Hulle, Yemen
burdleridir. Hulle, izar ve ridadan ibarettir. Siyera ise -Malik'in dediği
üzere- ipekten çizgiler demektir.
''Yüzünden kızdığını anladım." Müslim, Ebu Salih yoluyla
gelen rivayette şu fazlalığı da zikretmektedir: "Buyurdu ki: Ben onu sana
kendin giyesin diye göndermedim. Ben onu (yakınların olan) kadınlar arasında başörtüleri
halinde bölüp ayırasın diye göndermiştim." Bir başka rivayette de:
"Onu Fatıma'lar arasında başörtüleri halinde parçaladı"
denilmektedir.
"Ben de onu yakınım olan kadınlar arasında
paylaştırdım." Onu parçalayıp onlara başörtüleri halinde dağıttım,
demektir. (Hadiste geçen el-humur)'un tekili "himar" olup kadının
kendisiyle başını örttüğü örtüye derler.
"(Ahirette) payı olmayan kimseler" (pay diye tercüme
edilen "halak"ın olmaması) aynı zamanda haramlık ve din hakkında da
kullanılır. Bununla, ahirette payı olmayan kimseleri kastetmiş olma ihtimali
vardır. Yani ipek elbise giyen kimsenin ahirette payı yoktur.
et-Tibi der ki: Bu Başlıktaki hadisler, kadınların ipek
giymelerinin caiz olduğuna; elbisenin tamamıyla ipek olması ile bir kısmının ipek
olması arasında fark olmadığına delil gösterilmiştir.
Hadislerden Çıkan Diğer Sonuçlar
1- Mescidin kapısı önünde alışveriş yapmak caizdir.
2- Salih ve faziletli kimseler de doğrudan alışveriş
yapabilirler.
3- Erkeklerin, satmak ve giyinmek dışında, hibe ve hediye
yoluyla ipekte tasarrufta bulunmaları caizdir.
4- Kafir olan akrabanın akrabalık bağlarını gözetmek ve hediye
ile ona iyilikte bulunmak caizdir