يأجوج
ومأجوج
Ye’cuc ve Me’cuc
Kıyamet Alametlerinden
Olduğu:
Huzeyfe b. Üseyd
(r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz aramızda kıyameti müzakere
ederken Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üst kattan bize baktı ve şöyle
buyurdu: “On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır; 1- Güneşin batıdan
doğması, 2- Ye’cuc ve Me’cuc’un çıkması, 3- Neml sûresinin 82. ayetinde
belirtilen Dabbe’nin çıkması, 4- Biri doğuda biri batıda bir diğeri de Arap
yarımadasında meydana gelecek yere batma hadisesi, çöküntüler, 5- Aden’den
çıkacak bir ateş ki daima insanlarla beraber olacak, onlarla beraber gelip
gidecek ve onlarla beraber istirahat edecektir. Tahric:
Tirmizi 2183; İbn Mâce, fiten
Seddi:
Zeyneb binti Cahş
(r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem), bir gün yüzü kızarmış olarak ve üç kere “la ilahe illallah” diyerek
uykudan uyandı ve şöyle dedi: Yaklaşan bir bela yüzünden Arapların vay haline…
Bu gün Yec’üc ve Mec’üc seddinden şu kadar delik açıldı buyurdu ve başparmağı
ile şehâdet parmağı daire şeklinde bağladı. Zeyneb dedi ki: Ey Allah’ın Rasulü!
Aramızda Salih kişiler olduğu halde helak olur muyuz? Dedim. Rasulullah
(s.a.v.): “Evet çirkin haller çoğalırsa” buyurdular. Tahric:: Buhari (3346, 3598, 7059, 7135); Müslim 2880 (1,
2); Nesai S-kübra (11249); Tirmizi, 2187; İbni Mace (3953); Ahmed, Müsned
(27413); İbn Hibban (327).
Seddi - Kehf Suresi, 94 ve 95
Ebu Hureyre (r.a.)’den
rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Kehf sûresi 94. ayette bahsedilen sed
hakkında şöyle buyurdu: Ye’cüc ve Me’cuc hergün o seddi delmeye çalışırlar
delmeye yaklaştıkları vakit başlarındaki amir onlara şöyle seslenir: “Dönün
yarın delersiniz” Allah ta ertesi güne o seddin oyulan kısmını öncekinden daha
sağlam duruma getirir. Sonunda müddetleri dolup Allah onları insanlar üzerine
salmayı isteyince; Başlarındaki yetkili:
Dönün onu “İnşallah”
yarın delersiniz diyerek inşallah kelimesini söyler onlar ertesi gün
geldiklerinde seddi dünkü bıraktıkları şekilde bulurlar ve seddi delerek
insanlar arasına çıkarlar. Bütün suları içerler, İnsanlar onlardan kaçar,
oklarını göğe fırlatırlar oklar kana bulanmış vaziyette geri döner. Bunun
üzerine şımarık bir durumda şöyle derler: Yeryüzünde olanları kırıp geçirdik
gökte olanları da mağlub ettik. Sonra Allah onların boyun köklerinde bir kurt
meydana getirir de bu yüzden hepsi kırılıp yok olur giderler.
Rasûlullah (s.a.v.)
şöyle devam etti: Muhammed’in canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim
ki, O kırılıp yok olan Ye’cüc ve Me’cüc’un leşlerini yeryüzündeki tüm hayvanlar
yiyecek ve çok güzel beslenerek etlenip yağlanacaklardır. Tahric::
Tirmizi, 3153; İbn Mâce, Fiten
DECCAL, İSA
(aleyhisselam), YE’CUC VE ME’CUC HADİSELERİ (GENİŞ HADİS)
Nevvâs b. Sem’an el
Kilabî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bir sabah Deccâl’den bahsederek sesini bazen alçaltıp bazen de
yükselterek konuştu ki biz Deccâl’ın Medîne hurmalıkları tarafında olduğunu
sandık… Rasûlullah (s.a.v.)’in yanından dağıldık sonra tekrar ona döndük,
durumumuzdan anlamış olacak ki
Nedir derdiniz? Diye
sordu.
Ey Allah’ın Rasûlü!
Dedik: Bu sabah Deccâl’den bahsettin sesini alçaltıp yükselterek anlattın biz
de onu Medîne hurmalıklarına kadar yaklaşmış olabileceğini düşündük… Bunun
üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Sizin için korktuğum
şey Deccâl’den başkadır.” Eğer Deccâl ben sizin aranızda iken çıkarsa onu sizin
yerinize ben delillerle mağlub ederim. Ben aranızda yokken çıkarsa her Müslüman
kendi delilleriyle kendisini savunacaktır. Ben tüm Müslümanları onun şerrinden
Allah’a emanet ediyorum. “Deccâl, kıvırcık saçlı bir delikanlı şeklindedir,
gözü dışarıya çıkmış şekildedir. Abdulazza b. Katan’a benzer. Sizden kim onunla
karşılaşırsa Kehf sûresinin ilk ayetlerini okusun. Rasûlullah (s.a.v.),
konuşmasına şöyle devam etti:
Deccâl, Şam ile Irak
arasından çıkacaktır, sağ sol her tarafı çabucak bozmaya çalışacaktır. Ey
Allah’ın kulları o günleri görürseniz Allah’ın dini üzerinde kalmaya özen gösterip
dininizde sebat ediniz.
Biz de Ey Allah’ın
Rasûlü! Dedik; Deccâl yeryüzünde ne kadar kalacaktır? Buyurdular ki?
“Kırk gün kalacaktır;
bir günü bir sene uzunluğunda, bir günü bir ay uzunluğunda, bir günü de bir
hafta uzunluğunda olacak diğer günleri ise sizin bu günkü günleriniz durumunda
olacaktır.”
Ey Allah’ın Rasûlü
dedik. Bir sene kadar olacak günde bir günlük namaz bize kafi gelecek mi? Ne
dersiniz? Buyurdular ki:
“Hayır sizler namaz
vakitlerini bu günkü kıldığınız şekilde hesap ederek takdir edip ayarlarsınız.”
Ey Allah’ın Rasûlü!
dedik; Deccâl’in yeryüzündeki hızı ne kadar olacaktır?
“Rüzgarın önüne kattığı
bulut gibi olacak bir topluma gelip onları kendisine inanmaya çağıracak onlarda
onu yalanlayacaklar ve sözlerini reddedeceklerdir. Bu kimselerin malları
Deccâl’in arkasından gidecek sabahladıkları vakit ellerinde bir şey kalmamış
olacaktır. Sonra başka bir topluma gelecek onları da davet edecektir. Onlar da
Deccâl’e inanacaklardır. Deccâl göğe yağmur yağdırmasını emredecek te gök yağmurunu
indirecektir. Toprağa bitkileri bitirmesini emredecek toprakta bitki
çıkaracaktır. O toplumun küçükbaş ve büyükbaş hayvanları o gün her zamankinden
daha fazla etlenmiş semiz durumda memeleri sütle dopdolu olarak döneceklerdir.
Rasûlullah (s.a.v.), sözlerine şöyle devam etti:
“Deccâl bir harabeye
uğrayıp hazinelerini çıkar diyecek ve oradan ayrılıp gidecek oradaki hazineler
de arıların arı beyini takip ettikleri gibi Deccâl’ın peşinden gidecektir.
Sonra Deccâl genç sağlam atik birini çağıracak ve kılıç darbesiyle iki parça
edecektir. Sonra onu çağıracak oda yüzü parlayarak ve gülerek gelecektir. Tam
bu esnada Meryem oğlu İsa; Şam’ın doğusunda beyaz minarenin yanında iki güzel
elbise içersinde ellerini iki meleğin kanatlarına koymuş olarak inecektir. Başını
eğdiğinde başından damlayarak başını kaldırdığında ise başından gümüş suyu
kadar berrak inci taneleri gibi su damlacıkları dökülecektir. Rasûlullah
(s.a.v.) sözlerine şöyle devam etti:
“Onun nefesinin rüzgarı
kafirlerden her isabet ettiği kimseyi öldürecektir. Onun nefesinin rüzgarı
gözünün görebildiği yere kadar ulaşacaktır. İsa; Deccâl’ı arayarak ve onu
Kudüs’ün yakınlarındaki Dûd kapısında ona ulaşarak onu öldürecektir. Sonra
Allah’ın dilediği vakte kadar böylece devam edecektir. Sonra Allah; İsa’ya
kullarımı Tur dağına doğru götür diye vahyedecek çünkü ben, bazı kullarımı
indirdim ki onlarla savaşmaya kimsenin gücü yetmez ki bunlar Ye’cuc ve Me’cuc
kavmidir. Bunlar her bir tepeden seller gibi akarcasına inip yeryüzüne
dağılacaklardır. İlk gurup Taberiyye gölüne inecek ve oranın suyunu içip
bitireceklerdir. İkinci gurup o göle uğrayacaklar ve önceden burada su vardı
diyeceklerdir. Sonra Beyti Makdis dağına varıncaya kadar yürüyecekler ve şöyle
diyecekler:
Yeryüzündekilerle
savaştık ve hepsini öldürdük haydin şimdide gökyüzündekileri öldürelim
diyecekler oklarını fırlatacaklar da Allah onların oklarını kana bulanmış
olarak geri çevirecektir. Meryem oğlu İsa ve çevresindekiler kuşatılacaktır. O
gün bir öküz başı sizin için yüz dinardan daha kıymetli olacaktır. Sonra Meryem
oğlu İsa ve arkadaşları Allah’a dua edecekler de Allah o kavmin boyunlarında
kurtçuklar meydana getirecek ve tek bir kişinin ölümü gibi ölüp yok
olacaklardır. İsa ve arkadaşları bulundukları yerden dağılacaklar da yeryüzünde
ölüp yok olan Ye’cuc ve Me’cuc kavminin yağlarının kokmuş etlerinin ve
kanlarının bulunmadığı bir karış yer bile bulamayacaklardır. İsa ve arkadaşları
tekrar Allah’a dua ve niyaz edecekler de Allah o leşlerin üzerine deve
boyunlarına benzeyen kuşlar gönderecek bu kuşlar onların leşlerini derin bir
çukura atarak yeryüzünü temizleyeceklerdir. Müslümanlar bu toplumun geride
kalan oklarını yayları ve ok koydukları torbalarını yedi yıl yakıt olarak
kullanacaklardır.” Rasûlullah (s.a.v.) sözlerine şöyle devam etti:
“Allah onlara bir yağmur
gönderecek ve kıldan yapılmış kerpiçten yapılmış tüm evler bu yağmurdan zarar
görecektir. Bu yağmurla yeryüzünü leşlerin kokusundan ve her şeyden temizlenmiş
olarak tertemiz çıkacaktır. Sonra yeryüzüne meyvelerini ve bereketini çıkar
denilecek ve her taraf bereketlerle ve meyvelerle dolarak o derece ki bir nar
bir topluluk tarafından ancak yenebilecek ve nar kabuklarıyla insanlar şemsiye
gibi gölgeleneceklerdir. Süt bereketlenecek kalabalık guruplar yeni doğmuş bir
deve yavrusunun etiyle yetineceklerdir. Bir kabile yeni doğmuş bir sığırla
yetinecektir. Bir oymak ta yeni doğmuş bir davarla geçinebilecektir. Onlar bu
durumda yaşayıp giderken Allah bir rüzgar gönderecek bu rüzgar tüm müminlerin
ruhunu alıp götürecektir. Geri kalan insanlar eşeklerin çiftleşmesi gibi ulu
orta her yerde çiftleşecekler ve kıyamette onların üzerine kopacaktır.”
Tahric: Tirmizi, 2240;
İbn Mace, Fiten (4075); Müslim, Fiten