|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Hac Menasiki |
Zengin Olduğu Halde
Haccetmeden Ölen Adam Hakkında
14665. Abdurrahman b.
Sabit'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: ''Her kim, kendisini hacdan alıkoyan bir hastalık, belli bir
ihtiyaç ya da zalim bir sultan (gibi engeller olmaksızın) İslam haccını yerine
getiremezse dilediği hal üzere ölsün: Dilerse Hıristiyan olarak, dilerse Yahudi
olarak."
Tahric: Ahmed (4/412),
Darimi (1785), Tirmizi (812) ve Beyhaki (4/334).
14666. İbrahim(-i Nehai)
bildiriyor: Esved (b. Yezid) kendi kavminden zengin bir adama:
"Haccetmeden ölürsen senin namazını kılmam'' dedi.
14667. -Güvenilir bir
ravi olan- Mücahid b. Rumi anlatıyor: Said b. Cübeyr, Abdurrahman b. Ebi Leyla
ve Abdullah b. Ma'kil'e zengin olduğu halde haccetmeden ölenadamın durumunu
sordum. Said "Cehennem, cehennem!", İbn Ma'kil "Allah'a isyan
ederek ölmüştür", İbn Ebi Leyla "Onun adına velisi haccederse
kurtuluşunu ümit ederim" diye cevap verdiler.
14668. Said b. Cübeyr
der ki: "Zengin olduğu halde haccetmeden ölen bir komşum olsa namazını
kılmam."
14669. İbn Ömer der ki:
"Zengin olduğu halde haccetmeden ölen kişi kıyamet gününde gözlerinin
arasında ''Kafir'' yazılı olduğu halde gelir."
14670. Ömer b. el-Hattab
der ki: "Zengin olduğu halde haccetmeden ölen kişi, dilediği hal üzere
ölsün: Dilerse Yahudi olarak, dilerse Hıristiyan."
14671. Abdurrahman b.
Arzem kanalıyla Hz. Ömer'den bunun aynısı rivayet edilmiştir.
Tavafta Hızlı ve Yavaş
Yürümek Hakkında
14672. Amr b. Dinar
diyor ki: "ibnü'z-Zübeyr'in tavafta hızlı yürüdüğünü gördüm."
14673. İsmail b.
Abdilmelik der ki: "Ömer b. Abdilaziz'in tavafta hervele yaptığını (hızlı
ve çalımlı yürüdüğünü) gördüm."
14674. İsmail b. Ebi Halid
der ki: "Amr b. Meymun'un Beytullah'ı hızlı bir şekilde tavaf ettiğini
gördüm. O kadar hızlı tavaf ediyordu ki neredeyse koşuyor, hatta daha süratli
gibiydi."
14675. Şeybanı
anlatıyor: Said b. Cübeyr ile beraber tavaf ettim. Yavaş yavaş ve sükunet üzere
tavaf ediyor, Hacer-i Esved'in yanında kalabalığa karışmıyordu.
14676. Fıtr bildiriyor:
Biz Beytullah'ı tavaf ederken Said b. Cübeyr bize: "Ey gençler topluluğu!
Remel yapın (hızlı ve çalımlı yürüyün) süratli olun" dedi.
14677. Tavus anlatıyor:
İbn Ömer'in nasıl tavaf yaptığını görmek için oturduk.
Şöyle yaptığını gördük:
Süratli bir şekilde ilerliyorken parmaklarını sıkmış (yumruk yapmış) bir
haldeydi.
ihramlı Olmayan Birinin
Vurduğu Av Hayvanın Etinden Yiyen ihramlı Hakkında
14678. Abdullah b. Ebi
Katade anlatıyor: Babam Ebu Katade, ihramlı olan bir grup insanla beraberdi.
Ebu Katade ihramlı değildi. Arkadaşları yabani bir eşek gördüler. Ebu Katade
eşeği görünceye kadar arkadaşları ona eşeğin bulunduğunu bildirmediler. Hile
ile bizden birinden bir kamçı aşırdı ve eşeği vurup yere yıktı. Arkadaşları
eşeğin etinden yediler ve (artanını da) yanlarına aldılar. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile karşılaşınca ona yaptıkları işin hükmünü
sordular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ona sizden biri eşeği
gösterdi mi?" diye sordu. Adamlar: "Hayır" deyince Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Öyleyse yiyin.'' buyurdu.
Tahric: Buhari (1821),
Müslim (2/855:59-63, 64), Nesai (3807-3809) ve İbn Mace (3093).
14679. Abdurrahman (b.
Osman) anlatıyor: Talha b. Ubeydillah ile hacda berdik. Hepimiz ihramlıydık.
Bize bir kuş hediye edildi. O esnada Talha uyuyordu. Kuşun etinden kimimiz
yedi, kimimiz yemedi. Talha uyanınca yaptıklarını ona anlattılar. Yiyenlerin
yaptığını doğru buldu ve: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
beraber biz de yedik" dedi.
Tahric: Ahmed (1/161,
162), Darimi (1829), Müslim (2/855:65), Nesai (3799), Bezzar (931), Ebu Ya'la
(631=635) ve İbn Huzeyme (2638).
14680. Hasan(-ı
Basri)'nin bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattab ihramda iken başkası tarafından
avlanan kuş etinin yenmesinde bir sakınca görmezdi.
14681. Ebu Hureyre
anlatıyor: Bahreyn'den geldiğimde Irak'lı bir cemaatle karşılaştım. Bana
ihramlı olmayan birinin avladığı hayvan etinden ihramlı olan birinin yemesinin
hükmünü sordular. Onlara yemeleri yönünde fetva verdim. Hz. Ömerin yanına gidip
ona sordum. "Şayet onlara bunun dışında bir fetva verseydin bir daha hiç
kimseye asla fetva veremezdin" dedi.
14682. Urve'nin
bildirdiğine göre Zübeyr b. el-Avvam, ihramlı olduğu halde kurutulmuş vahşi
hayvan etlerini azık edinirdi.
14683. Hasan(-ı Basri)
ile Ata (b. Ebi Rabah), ihramlı olmayan birinin avlamış olduğu av hayvanının
etinden ihramlı olan birinin yemesinde, av hayvanını ihramlı olmayan kişi,
ihramlı için ve onun aletiyle avlamadığı sürece bir sakınca görmezlerdi.
14684. Sa'd b. iyad
anlatıyor: Abdullah b. Mes’ud'a, ihramlı olan bir cemaatin, yanlarında av
hayvanı bulunan ihramlı olmayan bir cemaatle karşılaşması durumunda kendilerine
av hayvanının etinden satmaları ya da yedirmeleri soruldu. İbn Mes’ud cevaben:
"Bir sakıncası yok" dedi.
14685. Yezid b. Abdillah
b. eş-Şihhır bir adamdan bildiriyor: ihramlı olduğumuz halde ihramlı olmayan
bir cemaatten vahşi eşek budu satın aldık. Ebu Zer'e uğrayıp bunun hükmünü ona
sorduk. "Günaha girdiğinizi düşünmüyorum. Bir sakıncası yok" dedi.
ihramlı Olmayan Birinin
Vurduğu Av Hayvanın Etinden ihramlının Yemesini Mekruh Görenler
14686. Sa'b b. Cessame
anlatıyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihramlı olduğu halde
Ebva'da -ya da Veddan'da- vahşi eşek (eti) hediye ettim. Geri çevirerek:
"Biz sana bunu geri iade edecek değildik (çünkü hediyeyi kabul ederiz),
ancak biz (şu an) ihramlıyız" buyurdu.
Tahric: Ahmed (4/37-38),
Darimi (1830), Müslim (2/851:50, 52), Buhari (1825), Tirmizi (849), Nesai
(3801), İbn Mace (3090) ve İbn Hibban (136).
14687. İbn Abbas
anlatıyor: Sa'b b. Cessame, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihramlı
iken ona vahşi eşek (eti) hediye etti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
bunu kabul etmeyerek geri çevirdi ve: ''İhramlı olmasaydık bunu senden kabul
ederdik" buyurdu.
Tahric: Ahmed (1/280,
290, 338, 362), Müslim (2/851:53, 54) ve Nesai (3806).
14688. Nafi'nin
bildirdiğine göre Hz. Ömer, ihramlı için av hayvanının tazesini ve
kurutulmuşunu mekruh görmüştür.
14689. İbn Abbas
anlatıyor: Sa'b b. Cessame, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vahşi
eşek (eti) hediye etti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunun üzerine:
"Bunu ona geri verin. Çünkü biz ihramlıyız" buyurdu.
14690. Hasan b.
Müslim'in bildirdiğine göre Tavus, ihramlı olan birinir haşlanmış olsun ya da
olmasın av hayvanının etini yemesini kerih görürdü.
14691. Amr'ın
bildirdiğine göre Ebu'ş-Şa'sa, ihramlı birinin bu eti yemesini kerih görmüş ve
şu mealdeki ayeti okumuştur: "Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size
haram kılındı." (Maide, 96)
14692. Urve'nin
bildirdiğine göre Hz. Aişe ona: "Yeğenim! Bunlar önemli
gecelerdir. Eğer içinde
bir kuşkun varsa onu bırak" dedi.
14693. İbn Abbas der ki:
"Ayet, mübhemdir."
14694. Ma'bed b.
Subeyh'in bildirdiğine göre Hz. Ali bunu kerih görmüştür.
14695. Abdullah b.
el-Haris'in bildirdiğine göre Hz. Osman'a bir haccında ihramlı iken bir keklik
hediye edildi. Pişirilmesini emredince keklik pişirildi. Tirit yapıldı. ihramlı
olduğumuz halde tencerelerde bize ikram edildi. Hz. Ali dışında herkes tiritten
yedi.
14696. İsmail anlatıyor:
Şa’bi'ye bunu sordum. Şu karşılığı verdi: "Bu konuda ihtilaf edildi. Bu
etten yememen benim açımdan daha sevimlidir."
Hanımmı (Sırtında)
Taşıyan ihramlı Hakkında
14697. İbn Abbas der ki:
"ihramlı iken hanımına yaklaşmamaya güç yetirebilirsen (ne ala)."
14698. İbn Tavus'un
bildirdiğine göre babası, ona hanımından oldukça uzak durmasınl emrederdi.
14699. Habıb b. Ebi
Merzuk bildiriyor: Nafi'ye bu meseleyi sordum. "Bir sakınca yok'' cevabını
verdi.
14700. Ebu Bişr'in
bildirdiğine göre Said b. el-Müseyyeb, ihramlı olduğu halde hanımını (sırtında)
taşıyan adam hakkında: "Onu taşı ve Allah'tan kork (şehvetine engel
ol)" dedi.
14702. Amir(-i Şa’bi)
ile Ata (b. Ebi Rabah) şöyle demişlerdir: "Aralarında yakın bir temas
olmadığı sürece onu taşımasında bir sakınca yoktur."
14703. Amir(-i Şa’bi)
ile Ata (b. Ebi Rabah): "Cildi hanımının cildine temas etmediği sürece onu
taşımasında bir sakınca yoktur" dediler.
ihramlı Olduğu Halde Av
Hayvanını Vuran ve (Ceza Olarak) Ona Denk Bir Hayvan Bulamayan Kişi Hakkında
14704. ikrime anlatıyor:
Ezrak vadisinde olduğumuz bir sırada Mervan b. el-Hakem, İbn Abbas'a:
"ihramlı olan bir adam vurduğu av hayvanına denk bir hayvan bulamadığında
ne yapar?" diye sordu. İbn Abbas cevaben: "Parası Mekke'ye hediye
edilir" dedi.
14705. İbrahim-(i Nehai)
der ki: "ihramlı olan bir adam, kendisinde (dengi olan) kurban bulunmayan
bir av hayvanı vurduğunda parasını tasadduk eder."
14706. Amir(-i Şa'bi)
der ki: "Kurbanlık alacak seviyeye ulaşmadığı sürece yemek yedirir."
ihramlının Müstehcen
Sözler Söylemesi Hakkında
14707. Ebu'l-Aliye
anlatıyor: İbn Abbas ihramlı olduğu halde şu beyti okudu:
Onlar (kadınlar) bizimle
beraber (şu an) sessiz adımlarla yürürken
Kuşlar doğru söylüyorsa,
(yakında) yumuşak kadınlara dokunacağız.
Ona: ''İhramlı olduğun
halde bunları mı söylüyorsun?!" denilince: "Çirkin olan söz, erkekler
ihramlı oldukları halde kadınlarla yüz yüze gelindiğinde söylenen sözdür''
dedi.
14708. Hasan b.
Müslim'in bildirdiğine göre Tavus, müstehcen sözler söylemeyi kerih gördü. Ben:
"Müstehcen nedir?" diye sordum. Şöyle dedi: "ihramlı olan
birinin ''ihramlı olmasaydım seninle ilişkiye girmiştim'' demesidir."
14709. İbn Cüreyc'in
bildirdiğine göre Tavus, ihramlı için müstehcenliği kerih görmüştür.
14710. Ma'kil'in
bildirdiğine göre Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr, ihramlı için müstehcenliği mekruh
görmüştür.
14711. Tavus bildiriyor:
ibnü'z-Zübeyr diyor ki: "(ihramlı iken) kadınlardan uzak durun. Çünkü
müstehcenlik (ayette yasaklanan) refes'ten sayılır." Tavus der ki:
"Bu sözü İbn Abbas'a haber verdim. "ibnü'z-Zübeyr doğru
söylemiş" dedi.
''Safa ile Merve'de
Tayin Edilmiş Bir Dua Yoktur" Diyenler
14712. İbrahim-(i Nehai)
der ki: "Safa ile Merve'de tayin edilmiş bir dua yoktur. Dilediğin duayı
yaparsın.''
14713. Ata (b. Ebi
Rabah) der ki: "Safa ile Merve arasında yapılan belirli bir dua
işitmedim."
14714. Kasım der ki:
"Safa ile Merve üzerinde yapılan belirli bir dua yoktur. Dilediğin duayı
yap, dilediğin şeyi iste."
14715. Muaz b. el-Ala
bildiriyor: ikrime b. Halid el-Mahzumi'nin şöyle dediğini işittim: "Safa
ile Merve arasında yapılan belirli bir dua bilmiyorum.''
14716. Şa’bi anlatıyor:
Vehb b. el-Ecda', Hz. Ömer'in şöyle dediğini işitmiştir: "Kişi sa'y
yapmaya Safa'dan başlar, daha sonra yedi kere tekbir getirir, her tekbir
arasında Allah'a hamd eder, Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
salavat getirir. Daha sonra kendisi için bir şeyler ister. Safa'da
yaptıklarının benzerini Merve üzerinde de yapar."
14717. Nafi'nin
bildirdiğine göre İbn Ömer, Safa üzerine çıktığında Beytullah'a döner, üç kere
tekbir getirdikten sonra yüksek sesle şöyle derdi: "Allah'tan başka hiçbir
ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur ve hamd O'na aittir.
O her şeye kadirdir." Daha sonra kısa bir dua yapardı. Safa üzerinde
yaptığını Merve üzerinde de yapardı. Bunu yedi kere tekrarlardı. Toplamda
getirdiği tekbirler yirmi biri bulurdu. Genç olduğumuz halde neredeyse bize
bile ağır gelinceye kadar yaptıklarına devam ederdi.
14718. Kasım b. Ebi
Eyyub'un bildirdiğine göre Said b. Cübeyr şöyle derdi: "Kişi Safa ile
Merve üzerinde Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) suresini okuyacak kadar
bekler."
14719. Muğire anlatıyor:
Hakem, İbrahim'e: "Ebu Bekr b. Abdirrahman b. el-Haris'in Safa ile Merve
arasında bir kimsenin yüz yirmi ayet okuyacağı zaman kadar durduğunu
gördüm" deyince İbrahim: "O elbette bilgin biridir" dedi.
14720. Cabir bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sa'y yapmaya Safa'dan başladı. Safa
üzerine çıktı. Allah'ı birledi (Kelime-i tevhid getirdi) ve tekbir getirerek
şöyle buyurdu: "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı
yoktur, mülk O'nundur ve hamd ona aittir. O her şeye kadirdir. Allah'tan başka
hiçbir ilah yoktur. O, vaadini yerine getirmiş, kuluna yardım etmiş, tek başına
bütün toplulukları hezimete uğratmıştır." Daha sonra dua etti. Üç kere
buna benzer dua okuduktan sonra Merve'ye indi. (iniş olduğundan) ayakları O'nu
yormadan Mesil vadisinin ortasına taşıdı. (Mesil vadisinden) çıkmaya
başladığımızda Merve'ye varıncaya kadar yürüdü. Merve üzerinde de Safa'da
yaptıklarını yaptı.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |