İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

122.ayetler

 

Hakiki Diri ile Ölü:

 

122. Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu! İşte kafirlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir.

 

Tefsiri:

 

Bu, ölü iken, yani yoldan sapıp mahvolmuş ve şaşkın bir hale gelmiş iken Allah'ın dirilttiği, yani imanla kalbine hayat verdiği, hidayet ettiği ve Peygamberlerine uymaya muvaffak kıldığı Mü'min için verilmiş bir misaldir. "Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık", yani nereye gireceğine ve nasıl hareket edeceğini öğretecek bir kılavuz. ışıktan kasıt, Avfi ile İbn Ebi Talha'nın İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet ettikleri gibi, Kur’an' dır. Süddi ise "İslam'dır" demiştir. İkisi de doğrudur. "Verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde", yani cehaletler, nefsani arzular ve çeşitli sapıklıklar içinde "kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse" hiçbir çıkış yolu bulamayacak, içinde bulunduğu durumdan kurtulamayacak durumdaki kişi "gibi olur mu! İşte kafirlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir. "

 

 

[2968] İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde geçen bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah mahlukatznı karanlıkta yarattı. Sonra üzerlerine nurundan attı. Bu nurdan kime isabet ettiyse o hidayete erdi, kime isabet etmediyse o da sapıklardan oldu. "

 

Nitekim Yüce Allah başka bir ayette, ''Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlere gelince, onların dostları da tağuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürürler. İşte bunlar Cehennemliklerdir. Onlar orada devamlı kalırlar" (Bakara, 257) buyurmuştur. Allah (c.c) yine, "Şimdi (düşünün bakalım), yüzüstü kapanarak yürüyen mi (varılacak) yere daha iyi erişir, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen mi?" (Mülk, 22) buyurur. Bir ayette de, "Bu iki zümrenin (Mü'minlerle kafirlerin) durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların hali hiç eşit olur mu? Hala ibret almıyor musunuz?" (Hud, 24) buyurur. Bu konudaki ayetler pek çoktur. Burada aydınlık ve karanlığı misal vermedeki hikmet, bu surenin başındaki, "Karanlıkları ve aydınlığı var eden" ayetindeki hikmetin aynısıdır. Bazıları burada belli iki kişinin bahsedildiğini iddia etmiştir. Onlardan birinin Hz. Ömer (r.a.) olduğu söylenmiştir. Zira, ölü iken Allah onu diriltmiş, ona insanlar arasında ışığında yürüyeceği bir aydınlık vermiştir. Onun Ammar b. Yasir olduğu da söylenmiştir. Karanlıklarda olup hiç çıkmayacak kimselerse

, Ebu Cehil ile Amr b. Hişam'dır (Allah'ın laneti üzerlerine olsun.) Doğrusu, ayet genelolup Mü'min ve kafir herkesi kapsar.

 

"İşte kafirlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir. " Yani, kendinden başka hiçbir ilah ve O'ndan gayri hiçbir Rab bulunmayan Allah'ın takdiri ve büyük hikmetiyle, içinde bulundukları cehalet ve sapkınlık ha!i kendilerine güzel gösterilmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

123. Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkarlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.

124. Onlara bir ayet geldiğinde, "Allah'ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız" dediler. Allah, Peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.