İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

138.ayetler

 

Müşriklerin Yiyeceklere Dair Başka Hurafeleri:

 

138. Onlar saçma düşüncelerine göre dediler ki: Bu (ilahlar için ayrılan) hayvanlarla ekinler haramdır. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da binilmesi yasaklanmış hayvanlardır. Birtakım hayvanlar da vardır ki (Allah böyle emrediyor diye) O'na iftira ederek üzerlerine Allah'ın adını anmazlar. Yapmakta oldukları iftiraları yüzünden Allah onları cezalandıracaktır.

 

Tefsiri:

 

Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Hicr" haram demektir. "Haram" dan kasıt kendilerine yasak ettikleri Vasile ve haram kıldıkları diğer şeylerdir. Mücahid, Dahhak, Süddi, Katade ve Zeyd b. Eslem de böyle demişlerdir. Katade bu ayet hakkında şöyle der: Şeytanların malları hususunda onlara yasaklaması ve baskısı vardı. Bunlar şeytanlar tarafından yapılıyordu, Allah katından gelen bir yasak yoktu. Zeyd b. Eslem der ki:

 

"Hayvanlarla ekinler haramdır." Bunları ilahları için alıkoyup saklıyorlardı. Süddi der ki: "Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. " Bizim dilediğimiz dışında hiç kimse onu yiyemez. Bu ayet-i kerimenin benzeri Allah'ın şu buyruklarıdır: "De ki: Allah'ın size indirdiği rızktan bir kısmını helal, bir kısmını da haram bulmanıza ne dersiniz? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?" (Yunus, 59) "Allah bahira, saibe, vasile ve ham diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fakat kafirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz." (Maide, 103) Süddi der ki: Binilmesi haram olan hayvanlar bahira, saibe ve ham'dır. Üzerine Allah'ın adının anılmadığı hayvanlarsa; doğum yaptırırken de boğazlarken de Allah'ın adını anmadıkları hayvanlardır.

 

Ebu Bekir el-Ayyaş, Asım b. Ebu Necud'dan şöyle nakleder: Ebu Vail bana "Sen, 'Bunlar da binilmesi yasaklanmış hayvanlardır.' 'Birtakım hayvanlar da vardır ki (Allah böyle emrediyor diye) O'na iftira ederek üzerlerine Allah'ın adını anmazlar' buyruğunda anlatılanın ne olduğunu biliyor musun?" dedi. "Hayır" dedim. "O Bahira'dır. Hacca onun üzerinde gelmezlerdi" dedi. Mücahid der ki: Onların develerinden bazılarında ne keserken ne başka bir şeyde Allah'ın adını anmazlardı. Ne binerken, ne sağarken, ne yük taşırken, ne çekip yürüttüklerinde, ne de başka bir iş yaptıklarında ... hiçbir işlerinde Allah'ın adını anmazlardı.

 

"O'na iftira ederek", yani, Allah'a iftira ederek. Bunu Allah'ın dinine ve şeriatına isnad ederek de Allah'a iftira atıyorlardı. Çünkü Allah (c. c) bu konuda onlara ne izin vermiş, ne de onların hareketinden hoşnut olmuştur.

 

"Yapmakta oldukları iftiraları", Allah'a attıkları ve O'na isnad ettikleri iftiraları "yüzünden Allah onları cezalandıracaktır. "

 

 

 

139. Dediler ki: Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haram kılınmıştır. Şayet (yavru) ölü doğarsa, o zaman (kadın erkek) hepsi onda ortaktır. Allah bu değerlendirmelerinin cezasını verecektir. Şüphesiz ki O hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

 

Tefsiri:

 

Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "Dediler ki: Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize aittir" Ebu İshak es-Sebii'nin Abdullah b. Ebu Hüzeyl kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan naklettiğine göre "kannlarında olanlar"dan kasıt süttür. Avfi'nin rivayetine göre İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: O sÜttÜr. Onu kadınlarına yasaklarlar, erkekleri ise içerdi. Koyun erkek bir kuzu doğurduğunda keserler ve onu kadınlar değil, sadece erkekler yerdi. Dişi doğurduysa dokunulmaz ve kesilmezdi. Leş olmuşsa onda kadınlar da ortak olurdu. İşte Allah (c.c) bunlardan men etti. Şa'bi der ki: Bahira'nın sütünden sadece erkekler yerdi. Boğazlanmadan ölmüşse hem erkekler hem kadınlar yerdi. İkrime, Katade ve Abdurrahman b. Zeyd de böyle demişlerdir.

 

Mücahid "Dediler ki: Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haram kılınmıştır" buyruğu hakkında, "O saibe ve bahira' dır" demiştir. Ebu Aliye, Mücahid ve Katade şöyle demişlerdir: "Allah bu değerlendirmelerinin", yani bu konudaki yalan sözlerinin "cezasını verecektir." Bu ifade, Allah'ın şu buyruğuna benzemektedir: "Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, "Bu helaldir, şu da haramdır" demeyin; çünkü, Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler. (Kazandıkları) pek az bir menfaattir." (Nahl, 116-117)

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Şüphesiz ki O" sözlerinde, fiillerinde ve koyduğu şeriat hükümlerinde "hikmet sahibidir, " kullarının söylediği hayır ve şerri "hakkıyla bilendir. " Ve onun karşılığını tam şekilde verecektir.

 

 

140. Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek (kadınlara) haram kılanlar, muhakkak ki ziyana uğramışlardır. Onlar gerçekten sapmışlardır ve doğru yolu bulacak da değillerdir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: Bu fiilleri yapanlar dünya ve ahirette hüsrana uğrarlar. Dünyadaki hüsranları ve zararları çocuklarını öldürmeleri, mallarını onlardan esirgemeleri, kendilerinden uydurdukları şeylerle bir takım şeyleri kendilerine yasaklamalarıdır. Ahirette ise Allah'a (c.c.) karşı yalan ve iftiraları sebebiyle en kötü yere varacaklardır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar), sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkar etmekte oldukları şeylerden ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız. " (Yunus, 70)

 

Hafız İbn Merduyeh bu ayet hakkında Said b. Cübeyr kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Arapların cehaletlerini öğrenmek için En'am suresinden yüz otuzdan fazla ayet oku, (ardından da şu ayeti oku): "Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah’a iftira ederek (kadınlara) haram kılanlar, muhakkak ki ziyana uğramışlardır. Onlar gerçekten sapmışlardır ve doğru yolu bulacak da değillerdir." (En'am: 140).    Bunu İmam Buhari Sahih'inin Kureyşlilerin Menkıbeleri Kitabı'nda Ebu Numan Muhammed b. Fadl'dan ... tek başına rivayet etmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

141. Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O' dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekat ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.

142. Hayvanlardan yük taşıyanları, etinden ve yününden istifade edilenleri de yaratan O'dur. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin, şey tanın ardına düşmeyin; şüphesiz o sizin için apaçık bir düşmandır.