|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
En’am Suresi 141 ve 142.ayetler |
Allah'ın (c.c) Çeşitli
Nimetlerinden:
141. Çardaklı ve
çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine
benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O' dur. Her biri meyve
verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekat ve
sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.
142. Hayvanlardan yük
taşıyanları, etinden ve yününden istifade edilenleri de yaratan O'dur. Allah'ın
size verdiği rızıktan yiyin, şey tanın ardına düşmeyin; şüphesiz o sizin için
apaçık bir düşmandır.
Tefsiri:
Yüce Allah Müşriklerin
kendi bozuk görüşlerine göre hareket ederek (Allah'ın nimetlerinde) bir takım
gruplandırma ve paylaştırmalarda bulundukları, onlardan haram ve helaller
belirledikleri o ekinleri, meyveleri ve hayvanları kendisinin yarattığını ifade
ederek şöyle buyuruyor: "Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri
çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve
narları yaratan O'dur." Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle
nakleder: "Ma'ruşat" kelimesi "çardaklılar" manasına gelir.
Başka bir rivayette, "Ma'ruş bahçeler"den kasıt insanların bakımını
yaptığı çardaklı bahçelerdir. Ma'ruş olmayan ise sahipsiz ve bakımsız
topraklarda ve dağlarda kendiliğinden yetişen meyve ağaçlarıdır. Ata'
el-Horasani, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Ma'ruş çardaklı üzüm bağı,
gayr-i ma'ruş ise çardaksız üzüm bağıdır. Süddi de böyle demiştir.
"Birbirine benzer
ve benzemez biçimde ... " İbn Cüreyc, "Yani, bunlar görünürde
birbirine benzer tatta ise benzemezler" demiştir.
"Her biri meyve
verdiği zaman meyvesinden yiyin." Muhammed b. Ka'bir der ki: Yani
hurmasından ve üzümünden yiyin.
Allah (c.c) şöyle
buyuruyor: "Devşirilip toplandığı gün de hakkını verin."
İmam Taberi der ki:
Bazıları haktan kastın zekat farizası olduğunu söylemişlerdir, demiştir.
Taberi, Enes b. Malik (r.a.)'tan, "Devşirilip toplandığı gün de hakkını
verin" buyruğunda anlatılan zekat farizasıdır, dediğini rivayet
etmiştir. Ali b. Ebi
Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan, "Devşirilip toplandığı gün de hakkını
verin" buyruğunda bahsedilen zekat farizasıdır. Tartıldığı ve miktarı
bilindiği günde hakkının verilmesi (hak sahiplerine ulaştırılması) em-
redilmiştir. Said b.
Müseyyeb de böyle demiştir. Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder:
"Devşirilip toplandığı gün de hakkını verin." Adam ekin ekip hasat
günü geldiğinde hasat ettiği şeyden hiçbir şey vermezdi. Bu yüzden Allah (c.c),
"Devşirilip toplandığı gün de hakkını verin" buyurdu. Bu mahsulün
miktarının ve verilmesi gereken hakkının bilinmesi için de ... O ise insanların
başaktan topladıkları her ondan bir idi.
[2986] İmam Ahmed b.
Hanbel ve Ebu Davud, Sünen'inde, Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle rivayet
etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) koparılan her on ve sk
hurmadan bir salkımın mescitte fakirler için asılmasını emretti. Senedi ceyyit ve kuvvetlidir. Tavus, Ebu
Şa'sa, Katade, Hasan-ı Basri, Dahhak ve İbn Cüreyc bunun zekat olduğunu
söylemişlerdir. Hasan-ı Basri, "Bu tahıl ve meyveden verilen
sadakadır" demiştir. Abdurrahman b. Zeyd de böyle demiştir. Başkaları,
"Bu zekat dışındaki bir haktır" demişlerdir. Eş'as, Muhammed b.
Sirin'den, Nafi' de İbn Ömer (r.a.)'tan "Devşirilip toplandığı gün de
hakkını verin" buyruğu hakkında, "Onlar zekat dışında bir şeyler
verirlerdi" demiştir. Bunu İbn Merduyeh nakletmiştir. Ata Ebi Rebah'tan,
"Devşirilip toplandığı gün de hakkını verin" buyruğu hakkında şöyle
nakledilir: O gün orada bulunanlara elinden geldiği kadar bir şeyler verir. Bu
zekat değildir. Mücahid der ki: Yanına yoksullar geldiğinde önlerine bundan
koyarsın. Abdurrezzak, Mücahid'den, "Devşirilip toplandığı gün de hakkını
verin" buyruğu hakkında şöyle nakleder: Ekin topladığında bir avuç verir.
Meyve devşirdiğinde bir avuç verir. Onların kesimden arta kalanı toplamalarına
izin verir. Sevri, İbrahim en-Nehai'den, "Bir tutam kadar verir"
dediğini rivayet etmiştir. İbn Mübarek, "Devşirilip toplandığı gün de
hakkını verin" buyruğu hakkında Said b. Cübeyr'den şöyle nakleder: Bu
zekattan önceydi. Yoksula bir avuç (meyve, ekin vs.) ile onun hayvanına bir
tutam yem verir.
[2987] İbn Lehia
(kanalıyla Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Bu 'hak' başaktan dökülen
ekindir. " Bunu İbn Merduyeh
rivayet etmiştir.
Bazıları ise bunun o
zaman vacip olduğunu, sonra Allah'ın (c.c) öşür veya yarım öşür ile
neshettiğini söylemişlerdir. Bunu Taberi, İbn Abbas (r.a.), Muhammed b.
Hanefiyye, İbrahim en-Nehai, Hasan-ı Basri, Süddi, Atiyye el-Avfi'den
nakletmiş, kendisi de tercih etmiştir. Ben derim ki: Bunun nesih olarak
isimlendirilmesi tartışılabilir bir husustur. Çünkü bu, esas itibariyle
vacipti, sonra açıklama geldi ve verilecek miktar belirlendi. Söylediklerine
göre bu hicretin ikinci yılında olmuştur. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Yüce Allah meyveyi
devşirip de ondan tasadduk etmeyen kimseleri yermiştir. Nitekim, Kalem
suresinde bahçe sahiplerinden şöyle bahsedilmiştir:
"Biz, vaktiyle
'bahçe sahipleri' ne bela verdiğimiz gibi, onlara da bela verdik. Hani onlar
(bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine
yemin etmişlerdi. Onlar istisna da etmiyorlardı (İnşallah demiyorlardı). Onlar
daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir afet (ateş) bahçeyi
sanverdi de, bahçe kapkara kesildi. Sabah olurken birbirlerine seslendiler.
'Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsulünüzün başına gidin!' diye. Derken
yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı. 'Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip
yanınıza sokulmasın' diye. (Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde,
onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler. Fakat
bahçeyi gördüklerinde, 'Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!' dediler. (Sonra
şöyle dediler:) 'Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!' İçlerinden en
aklıselim olanı şöyle dedi: Ben size 'Rabbinizi tesbih etsenize' dememiş
miydim? Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz!'
dediler. Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar. (Nihayet) şöyle
dediler: 'Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz. Belki Rabbimiz
bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi (O'nun
hoşnutluğunu) arzuluyoruz.' İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha
büyüktür. Keşke bilselerdi.!" (Kalem, 17-33)
"Fakat israf
etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. " Bunun "Bahşetmede
aşırıya kaçarak normalin üstünde vermeyin" manasına geldiği söy-
lenmiştir. Nitekim Ebu
Aliye şöyle der: Devşirme günü bir miktar veriyorlar, sonra onda yarışıyor ve
aşırıya kaçıyorlardı. Bunun üzerine Allah (c.c), "Fakat israf
etmeyin" buyruğunu nazil etti. İbn Cüreyc der ki: Bu Sabit b. Kays b.
Şemmas hakkında nazil olmuştur. Sabit kendisine ait hurmaları devşiriyordu ve
"Bugün bana her kim gelirse ona bundan yedireceğim" dedi. Akşama
kadar yedirdi ve kendisine tek bir hurma kalmadı. Bunu Allah (c.c), "Fakat
israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez" ayetini nazil etti. Bunu
İmam Taberi rivayet etmiştir. İbn Cüreyc'in Ata'dan naklettiğine göre ayet her
türlü israftan men etmektedir. İyas b. Muaviye, "Allah'ın emrini aştığın
her şey israftır" demiştir. Süddi, "Fakat israf etmeyin",
"yani, tüm malınızı verip de fakir düşmeyin" demiştir. Said b.
Müseyyeb ve Muhammed b. Ka'b, "Fakat israf etmeyin" buyruğu hakkında,
"Yani, sadaka vermeyerek Rabbinize karşı gelmeyin" demişlerdir.
Taberi sonunda Ata'nın, "Bu her türlü israftan men'dir" görüşünü
tercih etmiştir. Şüphesiz söylediği doğrudur, fakat -Allahu A'lem- ayetin
akışından normalde bunun yemek hakkında olduğu anlaşılmaktadır. Zira ayette,
" ... Meyvesinden yiyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekat ve
sadakasını) verin, fakat israf etmeyin" buyurulmuştur. Yani, "Akla ve
bedene zararlarından dolayı çok yemeyin" denilmiştir; "Yiyin, için,
fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez" (A'raf, 31) buyruğunda
ifade edildiği gibi.
[2988] Sahih-i Buhari'de
de muallak şekilde, "İsrafa kaçmadan ve kibirlenmeden yiyin, için, giyin
ve sadaka verin" buyurulmuştur. Bu da ondandır. Doğrusunu en iyi Allah
bilir.
"Hayvanlardan yük
taşıyanları (hamale), etinden ve yününden istifade edilenleri de (ferş) yaratan
O'dur." Yani, size yük taşıyan hayvanlar, etinden ve yününden istifade
edilen hayvanlar yaratan O'dur. Ayetteki "Hamule"den kastın üzerinde
yük taşınan develer, "Ferş" den kastın ise küçük develer olduğu söylenmiştir.
Nitekim Süfyan-ı Sevri....İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hamule
üzerinde yük taşınılan deve, Ferş ise küçük devedir. Bunu Hakim rivayet etmiş
ve "Senedi sahihtir, Buhari ve Müslim tahriç etmemişlerdir" demiştir.
İbn Abbas (r.a.), "Hamule büyük develer, Ferş ise küçük develerdir"
demiştir. Mücahid de böyle demiştir. Ali b. Ebi Talha, İbn Mes'ud (r.a.)'tan
şöyle nakleder: "Hamule" deve, at, katır, merkep ve üzerinde yük
taşınılan her hayvan, "Ferş" ise koyundur." İmam Taberi de bunu
tercih etmiştir. Sanıyorum ona "Ferş" (sergi) denmesi yere yakın
olmasından dolayıdır. Rebi' b. Enes, Hasan-ı Basri, Dahhak, Katade ve
başkaları, "Hamule deve ve inek, Ferş ise koyundur" demişlerdir.
Süddi, "Hamule devedir. Ferş ise sütten kesilmiş develer, danalar ve
koyunlardır" demiştir. Zeyd b. Eslem de, "Hamule bindiğiniz
hayvanlar, Ferş ise (etini) yediğiniz, sütünü içtiğiniz -ki koyunla yük
taşınmaz- yününden döşek ve örtüler yaptığınız hayvanlardır" demiştir.
Zeyd b. Eslem'in bu sözü güzeldir ve şu ayetler onun doğruluğuna şahitlik
etmektedır: "Görmüyorlar mı ki biz kudretimizin eseri olmak üzere onlar
için birçok hayvan yarattık. Bu sayede onlar bunlara sahip olmuşlardır. Bu
hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar,
bazısını besin olarak yerler." (Yasin, 71-72) "Kuşkusuz sizin için
hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki fışkı
ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir süt
içiriyoruz." (Nahl, 66) "Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve
sükun yeri yaptı ve sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde, gerekse
konaklama gününüzde, kolayca taşıyacağınız evler; yünlerinden, yapağılarından
ve kıllarından bir süreye kadar (faydalanacağınız) bir ev eşyası ve bir ticaret
malı meydana getirdi. " (Nahl, 80) "Allah, kimine binesiniz, kimini
yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. Onlarda sizin için daha nice
faydalar vardır. Gönüllerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ulaşırsınız.
Onların ve gemilerin üstünde taşınırsınız. Allah size ayetlerini gösteriyor.
Şimdi, Allah'ın ayetlerinden hangisini inkar edersiniz?" (Mü'min, 79-81)
"Allah'ın size
verdiği rızktan" yani meyvelerden, ekinlerden ve hayvanlardan
"yiyin"; zira bunların hepsini Allah (c.c.) yaratmış ve sizin için
rızk yapmıştır. "Şeytanın ardına düşmeyin", yani, Müşriklerin Allah'a
iftira atarak O'nun kendilerine verdiği rızkları yasaklayan Müşriklerin
şeytanın izini takip ettikleri gibi siz de şeytanın yollarını izlemeyin ve
emirlerine uymayın. "Şüphesiz" ey insanlar "o" şeytan
"sizin için apaçık bir düşmandır. " Yani onun düşmanlığı apaçık
bellidir ve ortadadır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "Şeytan şüphesiz
sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli
Cehennem yara nı olmaya çağırır." (Fatır, 6) Bir ayette de şöyle buyurur:
"Ey Ademoğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine
göstermek için elbiselerimi soyarak Cennetten çıkardığı gibi sizi de
aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi
görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık."
(A'raf, 27) "Hani biz meleklere: Adem'e secde edin, demiştik; İblis hariç
olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden
dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost
ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir
değişmedir!" (Kehf, 50) Allah (c.c) bir ayette de şöyle buyurur:
"Allah sizi bir tek nefisten (Adem'den) yarattı, sonra ondan da eşini
yarattı. Sizin için hayvanlardan sekiz eş meydana getirdi. Sizi de
annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde çeşitli safhalardan
geçirerek yaratıyor. İşte bu yaratıcı, Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur.
O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyken nasıloluyor da (O'na kulluktan)
çevriliyorsunuz?" (Zümer, 6) Bu konudaki ayetler pek çoktur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |