İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

151 ve 152.ayetler

 

Allah'ın Asıl Haram Kıldığı Şeyler:

 

151. De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım:

O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlikten dolayı çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size belki düşünüp anlarsınız diye emrettikleridir.

 

Tefsiri:

 

Alkame'nin İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayetine göre o şöyle demiştir: "Kim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in üzerinde mührü bulunan kağıdını okumak isterse Allah'ın (c. c) "De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın ... İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti." (En'am, 151-153) ayetlerini okusun. Hakim, Müstedrek'inde Abdullah b. Halife'den şöyle nakleder: İbn Abbas (r.a.)'ı işittim; "En'am suresinde bazı muhkem ayetler var ki onlar kitabın anasıdır." dedi. sonra "De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın ... " ayetlerini okudu. Hakim: Buhari ve Müslim tahriç etmemiş olsalar da senedi sahihtir, demiştir. Ben derim ki:

 

Bunu Züheyr ile Kays b. Rebi', Ebu İshak'tan, o Abdullah b. Kays'tan, o da İbn Abbas (r.a.)'tan böyle rivayet etmişlerdir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[2999] Hakim Müstedrek'inde Ubade b. Samit (r.a.)'tan da şöyle rivayet etmiştir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sizden kim bana üç şeyde biat eder?" buyurdu. Sonra "De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın ... " ayetlerini (üç ayeti) sonuna kadar okudu. Sonra şöyle buyurdu: "Kim bunları yerine getirirse mükafatı Allah üzerine bir borçtur. Kim bunlardan bazı şeyleri eksiltir de Allah bundan dolayı ona bazı belalar verirse bunlar onun cezası olur. Kim de ahirete kadar ertelerse durumu Allah'a kalmıştır; dilerse ona azap eder, dilerse affeder. "   Hakim daha sonra "Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da senedi sahihtir." demiştir. Buhari ve Müslim'in ikisinin birden rivayet ettiği hadis Ebu İdris'in Ubade'den rivayet ettiği "Bana Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza ... dair biat edin." hadisidir. Süfyan b. Hüseyin her iki hadisi de rivayet etmiştir. İki hadisi birden rivayet ettiğine göre onun bunda bir hatasının olduğunu söylemek doğru değildir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. 

 

Ayetin tefsirine gelince; Yüce Allah nebisi ve Peygamberi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e şöyle sesleniyor: "Ey Muhammed! Allah'tan başkalarına ibadet eden, Allah'ın kendilerine verdiği rızıkları haram kılan ve çocuklarını öldüren o Müşrikler tüm bunları kendi görüşleriyle ve şeytanların süslü gösterip aldatmasıyla yapmışlardır. Onlara "De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım" Gelin de size zan ve tahmine göre değil, bilakis katından bir vahye ve emre dayanarak Rabb'inizin size gerçekten haram kıldığı şeyleri söyleyeyim ve haber vereyim: "O'na hiçbir şeyi ortak koşmamanızı .. " Sanki cümlede gizli bir "......" (size emretti ki) cümlesi olup bu cümlenin akışından anlaşılmaktadır. O yüzden ayetin sonunda "İşte bunlar Allah'ın size belki düşünüp anlarsınız diye emrettikleridir." buyurulmuştur. Nitekim şair de şöyle der:

 

Hacca gitti ve (giderken) en abid Süleyma'ya Kimseyi görmemesini emretti ve "Konuşmasın" "İçeceği hep soğuk olsun" (diye emir verdi) Araplar da "......" (Sana kalkmamanı emrettim) derler.

 

 

[3000] Buhari ve Müslim Sahih'lerinde Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Cebrail (a.s) bana gelerek "Ümmetinden her kim Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse Cennet'e girecek" diye müjdeledi" dedi. Ben "Zina etse ve hırsızlık yapsa da mı?" dedim. Cebrail (a.s): "Zina etse ve hırsızlık yapsa da!" dedi. Ben yine, "Zina etse ve hırsızlık yapsa da mı?" dedim. O (a.s) "Zina etse ve hırsızlık yapsa da!" dedi. Ben tekrar, "Zina etse ve hırsızlık yapsa da mı?" dedim. Cebrail (a.s), "Zina etse, hırsızlık yapsa ve içki içse de!" dedi." Ben derim ki: Hadisin bazı rivayetlerine göre bunları Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e Ebu Zerr (r.a.) söylemiş, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üçüncüde "Ebu Zerr'in burnu yerde sürrunse de (onun inadına)" buyurmuştur. Nitekim Ebu Zerr (r.a.) hadisi aktardıktan sonra "Ebu Zerr'in burnu yerde sürrunse de" derdi.

 

 

[3001] Bazı Müsned ve Sünen kitaplarında Ebu Zerr (r.a.)'tan rivayet edildiğine göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah (c.c) şöyle buyurur: "Eyademoğlu! Sen benden istedikçe ve bana ümit besledikçe, işlediklerine (kusur ve günahlarına) aldırış etmeksizin ve onlara rağmen seni bağışlarım. Bana hiçbir şeyi ortak koşmadıkça, bana dünya dolusu hatayla gelsen ben de sana dünya dolusu mağfiretle gelirim. Günahlar işlesen ve onlar göğün dört bir tarafını kaplasa, sonra da benden bağışlanma dilesen, yine seni bağışlarım. "   Bu hadisin Kur’an'dan şahidi vardır; zira Allah (i.c) "Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar." (Nisa, 48) buyurur.

 

 

[3002] Müslim'in Sahih'inde İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayetine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse Cennet'e girer." buyurduğunu rivayet etmiştir. Bu konuda ayetler ve hadisler bir hayli çoktur.

 

 

[3003] İbn Merduyeh, Ubade b. Samit (r.a.) ile Ebu Derda (r.a.)'tan, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Parça parça doğransanız da, çarmıha gerilseniz de, yakılsanız da Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın. "

 

 

[3004] İbn Ebi Hatim, Ubade b. Samit (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize yedi şeyi emretti (ve onlardan birinde şöyle buyurdu:) "Yakılsanız da, parça parça doğransanız da, çarmıha gerilseniz de Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın. "

 

"Ana-babaya iyilik edin. " Yani, Allah size ana babaya ihsanı, yani onlara iyilikte bulunmayı emretti. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette, "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti." (İsra, 23) buyurmuştur ve bazı kurralar ayetteki "....." (hükmetti, emretti)'yi, "......'' (tavsiye ve emretti) şeklinde okumuşlardır. Yüce Allah, şu ayette de olduğu gibi kendisine itaat ile ana babaya iyiliği birlikte zikreder: " ... Önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır. Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber veririm." (Lokman, 14-15) Yüce Allah, Müşrik olsalar bile onlara, Allah'tan sevap bekleyerek iyilik yapmayı emretmiştir: "Vaktiyle biz, israiloğullarından:

 

Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almıştık ve ... " (Bakara, 83) Bu konudaki ayetler pek çoktur.

 

 

[3005] Buhari ve Müslim, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Allah'ın en sevdiği amel hangisidir?" diye sordum, "Vaktinde kılınan namazdır." buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim, ''Ana babaya iyilikte bulunmaktır. " buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim, ''Allah yolunda cihaddır." buyurdu. İbn Mes'ud (r.a.) der ki: Bana bunları Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) söyledi. Daha fazla sorsaydım cevap vermeye devam ederdi.  

 

 

[3006] Hafız Ebu Bekir b. Merdeveyh, Ebu Derda (r.a.) ile Ubade b. Samit (r.a.)'tan, her birinin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Halilim bana şöyle emretti: "Ana babana itaat et. Sana kendileri için dünyadan çıkmanı emretseler dahi onu yap." Fakat bunun senedinde zayıflık vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

"Fakirlikten dolayı çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veririz." Yüce Allah ana babaya ve dedelere iyiliği emrettikten sonra, ardından evlatlara ve torunlara iyiliği emrederek "Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürrfteyin. " buyuruyor. Çünkü onlar şeytanların kendilerini aldatmalarına kanıp kendilerine empoze ettiği düşünceyle evlatlarını öldürüyorlardı; Ar korkusuyla kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyor, bazen fakir düşme korkusuyla erkek çocuklarını da öldürüyorlardı.

 

 

[3007] O yüzden Buhari ve Müslim'in İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayetlerine göre o şöyle demiştir: "Ya Resulallah! En büyük günah hangisidir?" diye sordum, "Seni yarattığı halde Allah'a ortak edinmendir." buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim, "Seninle birlikte yiyecek (yemeğine ortak olacak) korkusuyla çocuğunu öldürmendir." buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim, "Komşunun karısıyla zina etmendir. " buyurdu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha sonra şu ayeti okudu: "Yine onlar ki Allah ile beraber (tuttukları) başka bir ilaha yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahı (nın cezasını) bulur." (Furkan, 68)

 

"Fakirlik" (.....) kelimesini İbn Abbas (r.a.), Katade ve Süddi "fakirlik" ile tefsir etmişlerdir. Yani, içinde bulunduğunuz fakirlikten dolayı onları öldürmeyin. Yüce Allah İsra suresinde ise "Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin" buyurmuştur. Yani, gelecekte fakir olacağınızdan dolayı. O yüzden orada daha sonra "Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz." (İsra, 31) buyurmuş, verdiği önemden dolayı evvela onları zikretmiştir. Yani, onlar sebebiyle fakir olacağınız endişesine kapılmayın; zira onların rızkı Allah'ın üzerine bir borçtur. Bu ayette ise hal-i hazırda fakirlik bulunduğundan dolayı "sizin de onların da rızkını biz veririz." buyurmuştur; çünkü burada en önemliler ana babadır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Allah (c.c) daha sonra şöyle buyuruyor: "kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. " Bunun benzeri şu ayettir: "De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." (A'raf, 33) Bunun açıklaması daha önce, "Günahın açığını da gizlisini de bırakın!" (En'am, 120) ayetinin tefsirinde geçti.

 

 

[3008] Buhari ve Müslim, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'tan daha kıskanç hiç kimse yoktur. Nitekim bu yüzden gizli açık tüm kötülükleri! fenalıkları / fuhşiyatı haram kılmıştır. "

 

 

[3009] Abdulmelik b. Umeyr, Verrad'dan, o da efendisi Muğıre'den şöyle nakleder: Sa'd b. ubade "Karımı bir adamla birlikte görsem, kılıcımın yanıyla değil keskin tarafıyla vururum." dedi. Bu sözü Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca "Sa'd'ın kıskançlığına hayret mi ediyorsunuz? Vallahi ben Sa'd'dan daha kıskancım. Allah da benden daha kıskançtır. O yüzden açık-gizli tüm fuhşiyatı haram kılmıştır." buyurdu.

 

 

[3011] Kamil b. Ebu Ala, Ebu Salih'ten, o da Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Ya Rasulallah! Biz kıskanıyoruz (bunda bir sakınca var mı?)." denildi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Vallahi ben de kıskanıyorum. Allah ise benden daha kıskançtır. Fuhşiyatı da kıskançlığından dolayı yasaklamıştır." buyurdu. Bunu İbn Merduyeh rivayet etmiştir. Kütüb-i Sitte'nin hiçbirinde bulunmamaktadır. Hadis Tirmizi' nin koşullarındadır.

 

 

[3011] Şu hadis de aynı senetle rivayet edilmiştir: "Ümmetimin (ümmetimden insanların) ömrü altmış ile yetmiş arasıdır. "

 

"Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın!" Açık ve gizli fuhşiyattan (fenalıktan) olduğu halde Allah (c.c) önemini vurgulamak için bunu tekrar zikretmiştir.

 

 

[3012] Buhari ve Müslim İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah'tan başka hiçbir ilahın bulunmayıp benim Allah'ın elçisi olduğuma şahitlik eden hiçbir Müslümanın kanı helal değildir. Ancak şu üç kişinin kanı helaldir: zina eden evli, kıydığı bir cana karşılık kısasla öldürülmesi gereken kişi ve dinini terk edip cemaatten (İslam Ümmetinden) ayrılan." Müslim'in rivayeti şöyledir: "Kendinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'a andolsun ki Müslüman bir adamın kanı ancak ... ile helal olur .... "  A'meş der ki: Bunu bana İbrahim, Esved'den, o da Aişe (r.anha)' dan nakletti.

 

 

[3013] Ebu Davud ve Nesai Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet etmişlerdir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bir Müslümanın kanı ancak şu üç durumda (üç kişiden biri olduğunda) helal olur: evli iken zina edip recmedilen adam, kasten birini öldürüp kısasla öldürülen kişi, bir de İslam'dan Allah'a ve Rasulü'ne savaş açarak ayrılan ve bu yüzden öldürülen veya asılan ya da sürgün edilen kişi. " Bu, Nesai'nin rivayetindeki ifadedir.

 

 

[3014] Mü'minlerin emiri Hz. Osman b. Affan (r.a.)'tan yapılan rivayete göre, O (r.a.) (sonunda şehit edildiği evindeki) kuşatma esnasında şöyle dedi: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Şu üç adam dışında hiçbir Müslümanın kanı helal olmaz:  Müslümanlığından sonra küfrü kabul eden adam, evliliğinden sonra zina eden adam, haksız yere birini öldüren adam. Vallahi ne cahiliyye döneminde ne de Müslümanken hiç zina etmedim. Allah bana hidayet ettikten sonra dinim yerine başka bir dinde olmayı hiç temenni etmedim. Hiçbir cana da kıymadım. Öyle iken beni neden öldürüyorsunuz?" Bunu İmam Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, Nesai ve İbn Mace rivayet etmişlerdir. Tirmizi: Bu hasen bir hadistir, demiştir.

 

Daru'l-Harp ehlinden eman verilmiş insanları öldürmekten nehyeden, onu yasaklayan ve yapanları tehdit eden bir takım hadisler vardır;

 

 

[3015] Buhari'nin Abdullah b. Amr (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre, o Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir:

"Her kim andlaşmalı (eman verilmiş) bir kafiri öldürürse Cennet'in kokusunu bile alamaz. Oysa Cennet'in kokusu kırk yıllık mesafeden alınır. "

 

 

[3016] Ebu Hureyre (r.a.)'tAn rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Her kim Allah'ın güvencesi ve Peygamberinin güvencesinde bulunan eman ehli birini öldürürse o Allah'ın güvencesinden çıkmıştır. Dolayısıyla tennet'in kokusunu bile alamaz. Oysa Cennet'in kokusu yetmiş yıllık mesafeden alınır." buyurdu.  Bunu İbn Mace ve Tirmizi rivayet etmiş, Tirmizi: Hasen ve sahih hadistir, demiştir.

 

"İşte bunlar Allah'ın size belki düşünüp anlarsınız diye emrettikleridir."

 

Yani, bunlar emir ve nehiyleri üzerinde düşünüp anlayasınız diye size verdiği emir ve direktiflerdir.

 

 

 

152. Erginlik çağına erişinceye kadar yetimin malına, sadece en iyi şekilde yaklaşın. Ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun. Allah'a verdiğiniz sözü de tutun. İşte Allah iyice düşünesiniz diye size bunları emretti.

 

Tefsiri:

 

[3017] Ata b. Saib, Said b. Cübeyr'den, o da İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah (c.c) "Erginlik çağına erişinceye kadar yetimin malına, sadece en iyi şekilde yaklaşın." ve "Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir." (Nisa, 10) ayetlerini nazil edince yanında yetim bulunanlar gidip yiyeceklerini onların yiyeceklerinden ve içeceklerini onların içeceklerinden ayırdılar. Bir şeyarttığında yetimin yemesi için dokunulmaz, ancak bu arada bozulduğu olurdu. Bunun sıkıntısı büyüyünce durumu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e söylediler. Bunun üzerine "Sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: Onları iyi yetiştirmek (yüzüstü bırakmaktan) daha hayırlzdır. Eğer onlarla birlikte yaşarsanız, (unutmayın ki) onlar sizin kardeşlerinizdir." (Bakara, 220) ayeti nazil oldu. Bunun üzerine tekrar yiyeceklerini yetimlerin yiyeceklerine ve içeceklerini onların içeceklerine kattı lar. Bunu Ebu Davud rivayet etmiştir.

 

"Erginlik çağına erişinceye kadar" Şa'bi, İmam Malik ve seleften bir çok kişi buradaki "....." ifadesini "erginlik çağına erişinceye kadar" diye tefsir etmişlerdir. Süddi: Otuz yaşına gelinceye kadar, demiştir. "Kırk yaşına gelinceye kadar" ve "Altmış yaşına kadar" diye tefsir edenler de olmuştur. Bunların hepsinin uzak ihtimalolduğu söylenmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

"Ölçü ve tartıyı adaletle yapın. " Yüce Allah alırken ve verirken adaletli olmayı emrediyor. Öte yandan şu ayette de adaleti terke karşı tehditte bulunmaktadır: "Eksik ölçüp noksan yapan hilekarlara yazıklar olsun! Onlar insanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksik ölçer ve tartarlar. Onlar düşünmezler mi ki tekrar diriltilecekler! Büyük bir günde. Öyle bir gün ki insanlar o günde alemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır." (MutaHifin, 1-6) Nitekim Yüce Allah ölçü ve tartıyı eksik yapan bir ümmeti helak etmiştir.

 

 

[3018] İmam Tirmizi, Sahih'inde İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ölçü ve tartı yapan kimselere şöyle buyurdu: "Siz öyle bir işin başındasınız ki sizden önceki (bazı) ümmetler ondan dolayı helak oldular. " Tirmizi daha sonra: Bunu merfU olarak sadece Hüseyin'in rivayetiyle biliyoruz. O ise hadiste zayıftır. Bu sahih senetle İbn Abbas (r.a.)'tan kendi sözü olarak da rivayet edilmiştir.

 

 

[3019] Ben derim ki: Bunu İbn Merduyeh de tefsirinde Salim b. Ebu Ca'd'ın İbn Abbas (r.a.)'tan nakliyle şöyle rivayet etmiştir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Siz ey efendiler topluluğu! Allah sizi öyle iki şeyle müjdelemiştir ki (müptela kılmıştır ki) onlar sebebiyle geçmiş ümmetler helak olmuştur; onlar ölçü ve tartıdır. "

 

"Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz." Yani, kim hakkı yerine ulaştırma ve alma yolunda tüm gücünü sarf eder, tüm gayret ve çabasını ortaya koyduktan ve çabasını ortaya koyduğu halde hata ederse ona hiçbir günah yoktur.

 

 

[3020] Nitekim İbn Merduyeh, Said b. Müseyyeb'den şöyle nakleder:

Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz." ayetiyle ilgili şöyle buyurdu: "Kim ölçü ve tartıda hakkı yerine getirirse -ki Allah onun o şeylerde hakkı yerine getirme niyetini bilir- hesaba çekmez. İşte "ancak gücünün yettiği kadarını" buyruğunun tefsiri budur. "  Bu mürsel ve gariptir.

 

"Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun." Bunun benzeri "Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun." (Maide, 8) ayetidir. Nisa suresindeki benzer ayet de böyledir. Yüce Allah bunlarda söz ve hareketlerde yakın ve uzak herkese adil davranmayı emretmektedir. Yüce Allah herkese her vakit ve durumda adil olmayı emreder.

"Allah'a verdiğiniz sözü de tutun. " İmam Taberi der ki: Manası şöyledir:

Allah'ın size verdiği tavsiye ve emri yerine getirin. Onu yerine getirmek ise size emir ve nehiylerinde ona itaat etmeniz, kitabına ve Resulü'nün sünnetine uymanızdır. Allah'ın ahdine vefa işte budur.

 

"İşte Allah iyice düşünesiniz diye. " ibret alıp daha önce içinde bulunduğunuz hallerden uzak durasınız diye. Bazıları ''.....'' daki zal harfini bazıları şeddeli (tezzekkerun), bazıları ise şeddesiz (tezekkerun) okumuştur. "Allah size bunları emretti." Bunlar Allah'ın (c.c) size şiddetle tavsiye ve emrettiği, sizden ısrarla istediği şeylerdir.

 

Şuabu'l-İman'da (5287) İbn Abbas (r.a.)'ın sözü olarak rivayet etmiştir. Tirmizi'nin de söylediği gibi tercihe şayan olan bunun İbn Abbas (r.a.)'ın kendi sözü olduğudur.

 

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

153. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur; ona uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.