İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

154 ve 155.ayetler

 

Musa (a.s)'a Verilen Kitap:

 

154. Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya da Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Umulur ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler.

155. İşte bu (Kur'an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin.

 

Tefsiri:

 

İmam Taberi der ki: ayetin açılımı; "Ey Muhammed! Bizim adımıza haber ver ki biz Musa'ya kitap vermiştik." Şeklindedir. Bu, "De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım. .. " (En'am, 151) ayetinden anlaşılmaktadır.

 

Ben derim ki: Taberi'nin bu sözü su götürür bir iddiadır. Çünkü buradaki "....." (sonra) kelimesi olaylardaki sıralamaya delalet etmesi için değil, bir haberden sonra verilen başka bir haberi ona atıf için kullanılmıştır. Şu şiirde olduğu gibi:

 

Asil olana, sonra babası asil olana,

Sonra da daha önce dedesi asil olana söyle ki!

(Buradaki sonraların hepsi zamansal sonra değil, "ve" anlamındadır.) Burada da Yüce Allah Kur'an hakkında "Şüphesiz bu, benim dosdoğru

yolumdur; ona uyun." buyurduktan sonra Tevrat'ı ve onu getiren Peygamberi överek ona atfetmiş ve "Sonra ... Musa'ya da Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik." buyurmuştur. Yüce Allah Kur'an'ı Tevrat'la birlikte çok defa zikretmiştir. Mesela şu ayette de böyledir: "Ondan önce de bir rahmet ve rehber olarak Musa'nın kitabı vardır. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisanıyla indirilmiş, doğrulayıcı bir kitaptır." (Ahkaf, 12) Yüce Allah bu surenin başlarında, "De ki: Öyle ise Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kağıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz ... " (En'am, 91) buyurduktan sonra ardından "Bu (Kur'an), Ümmü'l-kura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır." (En' am, 92) buyurmuştur. Yüce Allah Müşrikler hakkında: "Fakat onlara tarafımızdan o hak (Peygamber) gelince: "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler. " dedikten sonra şöyle buyurmuştur: "Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir!" demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz." (Kasas, 48) Allah (c.c) cinlerin de şöyle dediklerini haber vermiştir: "Ey kavmimiz! dediler, doğrusu biz Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. " (Ahkaf, 30)

 

Allah (c.c) (tefsirini yapmakta olduğumuz ayetin devamında) şöyle buyuruyor: "iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla" Yani, Musa (a.s)'a tam, mükemmel ve şeriatında ihtiyaç duyulacak her şeyi kapsayıcı olarak indirmiş olduğumuz kitabı verdik. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette "Nasihat ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini Musa için levhalarda yazdık." (A'raf, 145) buyurur.

 

"Iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak ... maksadıyla" Yani, iyi hal ve hareketlerinin, emirlerimizi yerine getirip bize itaat etmesinin mükafatı olarak. Yüce Allah başka ayetlerdet bu manada şöyle buyurur: ''İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?" (Rahman, 60) "Bir zamanlar Rabbi Ibrahim'i bir takım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti. "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu." (Bakara, 124) "Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten rehberler tayin etmiştik. " (Secde, 24)

Ebu Cafer er-Razi'nin Rebi' b. Enes'ten naklettiğine göre o, "Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak ... maksadıyla Musa'ya da Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik." ayetini "Allah'ın kendisine verdiği nimetlerle iyilikte bulunanlara" diye tefsir etmiştir. Katade: Kim bu dünyada iyilik yaparsa Allah (c.c) ahirette ona (iyiliğini) tamamlar, demiştir. Taberi, cümlenin, "Sonra Musa'ya iyiliğini tamamlamak maksadıyla" manasında olduğu görüşünü tercih etmiştir. Sanki "....."deki "....." edatını masdariyye olarak düşünmüştür; şu ayette olduğu gibi: ".....: Batıla) dalanlar gibi siz de daldınız" (Tevbe, 69) Zira bu ayetteki mana "....." (onların dalışı gibil'dir. Abdullah b. Revaha da bir şiirinde şöyle der:

 

Allah Peygamberlere verdiği güzelliklerden sana verdiklerini kökleştirdi. Onların muzaffer kılınışı gibi seni de muzaffer kıldı.

 

(Şiirde ..... (onların muzaffer kılınışı gibi) manasındadır, yani ..... masdariyedir.)

 

Başkaları ise ''.....''nin burada ..... manasında olduğunu söylemişlerdir. İmam Taberi der ki: İbn Mes'ud (r.a.)'tan yapılan rivayete göre o bu ayeti "....." diye okurdu. İbn Ebi Necih, Mücahid'den şöyle nakleder: "İyilik edenler" den kasıt "iman edenler ve iyilerden olanlar (Muhsinler)"dir. Ebu Ubeyd de böyle demiştir. Beğavi'ye göre "iyiler"den kasıt Peygamberler ve mü'minlerdir. Yani, "Musa (a.s)'ın onlara olan üstünlüğünü ortaya koyduk." O durumda mana şu ayetteki gibidir: "(Allah) Ey Musa! dedi, ben risaletlerimle (sana verdiğim görevlerle) ve sözlerimle seni insanların başına seçtim." (A'raf, 144) Bu ayet, başka delillerden dolayı, Musa (a.s)'ın Peygamberlerin sonuncusu Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Allah'ın halili İbrahim (a.s)'dan daha üstün kılınmış olmasını gerektirmez.

 

İmam Taberi der ki: Ebu Amr b. Ala'nın Yahya b. Ya'mür'den rivayetine göre o ayette "....."deki ''....." kelimesinin sonunu merfu (dammeli) okurdu ki manası, "En iyi olanı tamamlamak için"dir. Taberi daha sonra: Arapça' da bunun doğru bir açıklaması olsa da ben bu kıraatle okumayı caiz görmüyorum, demiştir. Bir görüşe göre mana: "Allah'ın ona lütfunu tamamlayıcı ve ona ihsanı üzerine ihsan olarak" şeklindedir. Bunu Taberi ve Beğavı rivayet etmişlerdir. Bununla ilk görüş arasında bir fark yoktur ve açıkladığımız gibi İmam Taberi ikisini böyle birleştirmiştir. Hamd Allah'a mahsustur.

 

"her şeyi açıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya da Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik." buyruğunda Allah'ın (c.c) Musa (a.s)'a indirdiği kitap methedilmektedir. "Umulur ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler." Şu ayette de Kur'an'a tabi olmaya davet vardır: "İşte bu (Kur'an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin. " Yüce Allah kullarını kitabına teşvik etmekte, onu düşünmeyi, onunla amel etmeyi ve ona davet etmeyi emretmektedir. Kur'an'ın dünya ve ahiretteki bereketi ona uyan ve onu yaşayanlaradır. Çünkü o Allah'ın sağlam ipidir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

156. "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (Hristiyanlara ve Yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik" demeyesiniz diye;

157. Yahut "Bize de kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). Işte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve onlardan alıkoyandan daha zalimdir! ayetlerimizden alıkoyanları, alıkoymalarından ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.