|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
En’am Suresi 159.ayetler |
Dinlerini Parça Parça
Edip Guruplara Ayrılanlar:
159. Dinlerini parça
parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların
işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.
Tefsiri:
Mücahid, Katade, Dahhak
ve Süddi: Bu ayet Yahudiler ve Hristiyanlar hakkında nazil oldu, demişlerdir.
Avfi'nin İbn Abbas (r.a.)'tan rivayetine göre o "Dinlerini parça parça
edip gruplara ayrılanlar var ya" ayeti hakkında şöyle demiştir: Yahudiler
ve Hristiyanlar Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Peygamber gönderilmeden
önce ihtilafa düşmüş ve paça parça olmuşlardı. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) gönderilince, "Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var
ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur ... "
ayeti nazil oldu.
[3042] İmam Taberi, Ebu
Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla
hiçbir ilişkin yoktur." ayeti hakkında şöyle buyurdu: "Yani, onlar
senden değildirler. Onlar bu ümmetten bid'atçi, şüpheli şeylere dalan ve sapık
kimselerdir. " Fakat bu senet sahih değildir. Zira senette geçen Abbad b.
Kesir metruktur. O bu hadisi uydurmamış, fakat yanlışlıkla Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sözü olarak rivayet etmiştir. Çünkü bunu
Süfyan-ı Sevri, Leys'ten -ki o İbn Ebi Süleym'dir- o da Tavus'tan, Ebu Hureyre
(r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: " 'Dinlerini parça parça edip
gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. ' ayeti bu
ümmet hakkında indi."
[3043] Ebu Galib, Ebu
Ümame'den, onun "Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var
ya" hakkında: Onlar Haricilerdir, dediğini rivayet etmiştir. Bu merfU
olarak da rivayet edilmiştir, fakat o sahih değildir.
[3044] Şu'be,
Mücalid'den, o Şa'bi'den, o Şuray'tan, o da Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder:
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Aişe (r.anha)'ya: "'Dinlerini
parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin
yoktur.' ayetinde bahsedilenler bid'at ehli kimselerdir. " buyurdu. Bunu
İbn Merduyeh rivayet etmiştir. Çok garip olup, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'in sözü olarak nakli sahih değildir.
Görünüşte ayet Allah'ın
dinini bırakan, ona karşı hareket eden herkes hakkındadır. Zira Allah (c.c)
Peygamberini, tüm dinler üzerinde hakim ve galip yapması için hidayet ve hak
dinle göndermiştir. Allah'ın şeriatı ise tektir, onda hiçbir ihtilaf ve
farklılık yoktur. Kim onda ihtilafa düşerse "gruplardan" olur. Yani,
bid'atçı ve sapık "Milel ve Nihai ehli" kimselerden olur. Çünkü Allah
(c.c) Peygamberini onların içinde bulundukları halden beri olarak nitelemiştir.
Bu ayet aynen şu ayet gibidir: "Allah Nuh'a buyurduğu şeyleri size de din
olarak buyurmuştur. Sana vahyettik; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da buyurduk
ki: "Dine bağlı kalın, onda ayrılığa düşmeyin. " Ortak koşanları
çağırdığın şeyonların gözünde büyümektedir. Allah dilediğini kendine seçer,
kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. " (Şüra 13)
[3045] Bir hadiste
"Biz Peygamberler topluluğu babaları bir anaları ayrı kardeşleriz; dinimiz
birdir. " buyurulmuştur. İşte Sırat-ı müstakim budur. O, Peygamberlerin
getirdiği "sadece hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a ibadet etme, en son
Peygamberin şeriatına tutunma" dır. Bunun dışındakiler ise sapıklıklar,
cehaletler, şahsi fikirler ve keyfi görüşler olup Peygamber onlardan münezzeh
ve uzaktır. Allah'ın (c.c) bu ayette "senin onlarla hiçbir ilişkin
yoktur." buyruğu gibi. Allah'ın (c.c) buradaki, "Onların işi ancak
Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir." buyruğunda
ifade edilen de, "Mü'min olanlar, Yahudi olanlar, Sabiiler, Hristiyanlar,
Mecusiler ve Müşrik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar arasında
kıyamet gününde (ayrı ayrı) hükmünü verir. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla
bilendir. " (Hac, 17) buyruğundaki gibidir. Yüce Allah daha sonra kıyamet
gününde hüküm ve adaletindeki lütfunu açıklayarak şöyle buyuruyor:
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |