|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
En’am Suresi 161 - 163.ayetler |
Tevhid Yolu:
161. De ki: Şüphesiz
Rabbim beni İbrahim'in dimdik ayakta duran batıldan uzak tevhid dinine iletti.
O, ortak koşanlardan değildi.
162. De ki: Şüphesiz benim
namazım, kurbanzm, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir.
163. O'nun ortağı
yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.
Tefsiri:
Yüce Allah
Peygamberlerin efendisi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e Allah'ın
kendisine lutfettiği hiçbir eğrilik ve sapma bulunmayan "dosdoğru yoluna
hidayet" nimetini haber vermesini emrediyor. "De ki: Şüphesiz Rabbim
beni İbrahim'in dimdik ayakta duran batıldan uzak tevhid dinine iletti. O,
ortak koşanlardan değildi." Ayette, "....."deki
"....."in manası, "var olan ve dimdik ayakta duran" dır.
Yüce Allah bu manada başka bir ayette şöyle buyurur: "İbrahim'in dininden
kendini bilmezlerden başka kim yüz çevirir? Andolsun ki biz onu dünyada (elçi)
seçtik, şüphesiz o ahirette de iyilerdendir." (Bakara, 130) Yüce Allah
başka bir ayette, "Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi
seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in
dininde (de böyleydi)!" (Hac, 78) buyurur. Yüce Allah başka bir yerde de şöyle
buyurur: "İbrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder
idi; Allah'a ortak koşanlardan değildi. Allah'ın nimetlerine şükrediciydi.
Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. Ona dünyada güzellik verdik.
Muhakkak ki o, ahirette de salihlerdendir. Sonra da sana:
"Doğru yola
yönelerek İbrahim'in dinine uy! O Müşriklerden değildi." diye
vahyettik." (Nahl, 120-123) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
İbrahim (a.s)'ın hanif dinine uymakla emrolunması onun dininin daha mükemmel
olmasını gerektirmez. Çünkü Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu en
mükemmel şekilde uygulamış, onu kemale ulaştırmada tam katkıda bulunmuş,
böylece dini daha önce hiç kimsenin varmadığı bir mükemmelliğe ulaşmıştır. O
yüzden O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Peygamberlerin sonuncusu ve tüm
insanların efendisi, Halil İbrahim (a.s) dahil bütün insanların kavuşma arzusu
taşıdığı "mahmud makamı"nın sahibidir.
[3056] Nitekim İbn
Merduyeh, İbn Ebza'dan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) sabah olduğunda şöyle derdi:
"İslam dini,
kelime-i ihla.s (tevhid sözü), Peygamberimiz Muhammed'in dini ve hiçbir zaman
şirk koşmamış muvahhid İbrahim (a.s)'ın milleti (akidesi) üzere sabahladık.
"
[3057] İmam Ahmed b. Hanbel
İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'e "Allah'ın en sevdiği din hangi dindir (hangi özellikteki
dindir)?" diye soruldu. "Hoşgörülü hanif dinidir. " buyurdu.
[3058] İmam Ahmed b.
Hanbel, Aişe (r.anha)'dan şöyle nakleder: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Habeşistanlıların oyununu izlemem için çenemi omzuna koydu. Ben sonunda
bıkıp yanından ayrıldım. Abdurrahman, babasından şöyle nakleder: Urve bana Aişe
(r.anha)'nın şöyle dediğini söyledi: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
O gün "Yahudiler bilsinler ki dinimizde genişlik vardır ve ben hoşgörülü
hani! diniyle gönderildim." buyurdu. Hadisin aslı Buhari ve Müslim'in
Sahih'lerinde rivayet edilmiştir. Fazla olan kısmın da bir çok tarikten
şahitleri vardır. Allah'a hamd olsun Buhari şerhinde onların bütün tariklerini
zikrettim.
"De ki: Şüphesiz
benim namazım, kurbanı m, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah
içindir." Yüce Allah, kendisinden başkasına ibadet eden, O'ndan başkası adına
kurban kesen Müşriklere kendisinin onlardan farklı ve karşı olduğunu
bildirmesini emrediyor. Zira Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
namazı ve kurbanı sadece hiçbir ortağı bulunmayan Allah'ın adına idi. Bu,
Allah'ın (c.c) "Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes!"
(Kevser, 2) ayeti gibidir. Yani, namazını ve kurbanını sadece O'na has kıl,
sadece O'nun için yap. Çünkü Müşrikler putlara tapıyor, onlar için kurban
keSiyorlardı. Allah da Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e onlara muhalefet
etmesini ve içinde bulundukları halden uzaklaşmasını, tüm niyet, azim ve
gayretiyle Allah'a karşı ihlaslı ve samimi olmaya yönelmesini emrediyor.
Mücahid ayetteki
"nüsük" kelimesiyle hac ve umrede kurban kesmenin kastedildiğini
söylemiştir. Süfyan-ı Sevri'nin Süddi kanalıyla Said b. Cübeyr'den naklettiğine
göre o "nüsüki"yi "benim kurbanım" diye tefsir etmiştir.
Süddi ve Dahhak da böyle demişlerdir.
[3059] İbn Ebi Hatim,
Ebu Ayyaş kanalıyla Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kurban bayramında iki koç kurban etti ve
onları keserken şöyle dedi: "Ben yüzümü han if olarak gökleri ve yeri
yaratana çevirdim. Ben Müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım, kurbanım,
hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun ortağı yoktur.
Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim. "
"Ben Müslümanların
ilkiyim." cümlesini Katade: Yani, bu ümmetten Müslümanların ilkiyim, diye
tefsir etmiştir. O söylediği gibidir. Çünkü Ondan önceki bütün Peygamberler
İslam'a çağırmışlardır ki onun esasını "yalnızca hiçbir ortağı bulunmayan
Allah’a ibadet" oluşturur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "Senden
önce hiçbir rasul göndermedik ki ona: "Benden başka İlah yoktur; şu halde bana
kulluk edin" diye vahyetmiş olmayalım." (Enbiya, 25) Yüce Allah Nuh
(a.s)'ın kavmine şöyle dediğini haber vermektedir: "Eğer yüz
çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan
başkasına ait değildir ve ben Müslümanlardan olmakla emrolundum." (Yunus,
72) Allah (c.c) yine şöyle buyurur: "İbrahim'in dininden kendini
bilmezlerden başka kim yüz çevirir? Andolsun ki biz onu dünyada (elçi) seçtik,
şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. Çünkü Rabbi ona: Müslüman ol, demiş, o da:
Alemlerin Rabbine boyun eğdim, demişti." (Bakara, 130-131) Yusuf (a.s)
şöyle demişti: "Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada
görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen
dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni
salihler arasına kat!" (Yusuf, 101) Yüce Allah şöyle buyurur:
"Musa dedi ki: Ey
kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız sadece O'na güvenip
dayanın. Onlar da dediler ki: 'Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler
topluluğu için deneme konusu kılma! Ve bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan
kurtar!"" (Yunus, 84-86) Yüce Allah yine şöyle buyurur: "Biz,
içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik. Kendilerini
(Allah'a) vermiş Peygamberler onunla Yahudilere hükmederlerdi. Allah'ın
Kitab'ını korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş
zahidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi)." (Maide, 44) Yüce Allah
bir ayette de şöyle buyrurur: "Hani havarflere, "Bana ve Peygamberime
iman edin." diye ilham etmiştim. Onlar (da), "İman ettik, bizim
Allah'a teslim olmuş kimseler (Müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol"
demişlerdi." (Maide, 111) Yüce Allah, Peygamberleri Islam diniyle
gönderdiğini, fakat onların birbirlerini nesheden şeriatları bakımından ise
birbirlerinden farklı olduğunu ve bunun sonsuza dek neshedilmeyecek, hep
ayakta, galip ve üstün olacak, bayrağı kıyamet kopana dek dalgalanacak Muhammed
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şeriatıyla neshedilene kadar böyle devam
ettiğini haber vermiştir.
[3060] O yüzden Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Biz Peygamberler topluluğu
babaları bir anaları ayrı kardeşlerizdir; dinimiz birdir. " buyurmuştur.
Hadisteki "Evladu Allat" babaları bir anneleri ayrı kardeşlere denir.
Çünkü anneler mesabesindeki şeriatlar çeşit çeşit olsa da din birdir ki o da
yalnızca hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a ibadettir. "İhvetu Ahyaf"
ise bunun tersidir; onlar babaları farklı anneleri bir kardeşlerdir.
"Eşka" (şakik'in çoğulu) ve "İhvetu A'yan" ise aynı baba ve
anneden olan öz kardeşlere denir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[3061] İmam Ahmed b.
Hanbel, Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder; Allah Ras(ılü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) iftitah tekbiri aldığında şöyle derdi: "Ben han if olarak, yüzümü
gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben Müşriklerden
değilim." (En' am, 79) "De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanı m,
hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun ortağı yoktur.
Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim." (En'am, 162-163)
Allah'ım! Senin Melik, senden başka hiçbir ilah yoktur. Sen benim rabbimsin ve
ben senin kulunum. Nefsine zulmettim ve günahımı itiraf ettim. Bütün
günahlarımı bağışla; günahları ancak sen bağışlarsın. Beni en güzel ahlaka
ilet; en güzel ahlaka ancak sen iletebilirsin. Beni kötü ahlaktandan uzak eyle;
kötü ahlaktan ancak sen uzaklaştırırsın. Sen yüce ve alisin. Senden bağışlanma
diliyor ve sana tevbe ediyorum. "
Rivayetin devamında Hz. Ali (r.a.) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in rüku, secde ve teşehhüdde söylediklerini zikretmiştir. Bunu Müslim,
Sahih'inde rivayet etmiştir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |